Hayata şöyle bir göz attım,derin bir sessizlik oldu....Ve o derin sessizliği kalbimin sızısı bozdu...
Kafam karma karışık...
İnsanı en çok üzen yine kendisi biliyorum ama düşünmeden de edemiyorum,düşünmeden durabilsem ruhuma nefes aldırabileceğim ya! Ne mümkün!Ben saymayı bıraktım artık...
Kimbilir kaç kere yaraladım kalbimi...
Elde olmayan sebeplerle,elden bir şey gelmeyen insan ilişkileri hakkın da;
Başka türlü olabilecek nice durum için yüzlerce olasılık hesapları yapmaktan yorgun...
'Ama'lar ile 'keşke'leri çarpıştırmaktan bitap...
Ondan,bundan,şundan duyduğum incitici sözleri, tasnifleyip düzenlemekten bıkmış bir haldeyim.
Sözler söylenir,hükümler verilir,
değerler biçilir... Bazen üst üste gelir,bazen üstü kapalı geçiştirilir.
Çünkü geçte olsa bilirim,canımı acıtmam;bir başkası hakkında ancak bu dünya hayatında hükümde bulunabilir insan ve hükmüde sadece onu bağlar!
Ne yapsanız,ne deseniz o an için boş gelir....Bomboş
O boşluk ki; İnsan olmanın bir başka haline...Acizliğime ilaç gibi gelir.
Peki;İçimdeki boşluğu yazmakla doldurabilir miyim?
Sahip olamayacaklarıMı/olamayacaklarıNı düşünmekten,kendimi geçip,onlar içinde üzülmekten,
yaşanması olası nice mutlu tasviri boşluklara çizmekten ve körolası nice yoksunluğa sızlanmaktan kalbim acıdı...Öylesine ağır,öylesine ezici,öylesine acımazsız,öylesine zor ki...Acıdı,kanadı...Kanadı,acıdı...
Acıyan yerlere işaret koydum,koydum ki;bir daha kimse üstüne basmadı?..
Malum kuluz,kusurluyuz...Ne demeli?Nasıl davranmalı?Kalbi katılaştırmadan nasıl dayanmalı?Empati
yapmaktan,kendimi başkalarının yerine koymaktan, kendi hayatımı yaşayamaz oldum sanki?..
Az şikayetçi çokca memnunum aslında bu durumumdan...İyi tarafını düşün,diğer yönünüde gör her davranışın,her ilişkinin her sözün...Gör ki;Çeşnisi olsun hayatının!Yoksa ne o öyle tatsız tuzsuz!dertsiz kedersiz?!Ha tabi masumiyeti korumak var bir de...En azından kalan kısmını.('Masum değiliz hiç birimiz' ah buraya nasılda yakışırdı....Yaradan'ın yarattıkları içinde en çok merhamet ettiği insan iken, neden kendime bu merhametsizliğim?)
Tüm hoyrat ellere rağmen tutunuyorum hayata,umut ediyorum,seviyorum,şükrediyorum,kederin içindeki mutluluk kırıntılarını arıyorum....Çoğu zaman buluyorum...Bulduklarımı biriktiriyorum-zira onlar çok kıymetli,ince bir işciliğin ve sabrın sonucunda ulaşılan mutluluklar-zor zamanlar için saklıyorum.
(Peki bu beylik cümlelerimin ne kadarını hayatıma uyguluyorum!?)
Çünkü yaralarımla mutlu olmayı seviyorum sanırım...Budur durum.
Bir kitapta okumuştum;'Mutsuzluk kendine alışmaktır,kendini kanıksamaktır'
Henüz kendime alışmadım,alışsam böyle oturup saatlerce tırmalarmıyım hayatı,kendimi!?
O vakit demektir ki mutluyum!
Belkide hepimize hayat boyu inanacağımız bir yalan armağan etmişler...Adını mutluluk koymuşlar...
Sonra da onu şarta bağlamışlar!..Olmazsa,olmazlarını sıralamışlar!
Ah o ilk şart!latanı bir bulsam!?
Hayat işte! Öyle veya böyle gelip geçecek...
Sonra bir gün bir melek gelecek ve süre doldu diyecek...Hepsi bu!
Ps:Dün akşam bir haber aldım.Kötü değil ama eksik;İçinde ben yokum...
Onca çabama,duama vs.ye rağmen,toparlayıp,iyileştiremediğim,birleştiremediğim kalan sağlarımdan biri hk.da....Tabii gece uyku tutmadı,kurdum da kurdum,yazdım da yazdım...Yazmak benim içimdeki basıncı düşürüyor.Patlatmıyor!..Sakin sessiz devam edebiliyorum hayata.
Sonra bu sabah bir telefon konuşması?Bu kadar mı 'düz' olur herşey!..Bu kadar mı yolunda?
Boşuna uykusuz kalmışım yazık bana!?..'Kendim ettim, kendim buldum' olsun bu yazının diğer adı da!
Ps:Müzik,piyano ve Amelie bugün bana ilaç!Ses please!
Ps:Müzik,piyano ve Amelie bugün bana ilaç!Ses please!












































