İÇİMDEN GELDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İÇİMDEN GELDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2011 Pazartesi

HEM SEVERİM, HEM .............!?




























Sonu gelmez uzun cümleler kurmayı
Cümle sonuna bir yerine, üç nokta koymayı...
Satır aralarına gizlenmiş manayı
Manayı ararken Mevlayı
Mevlayı ararken belamı bulmayı,
Severim...

Severken sevgisini gizlemeyenleri
Sevişirken nefessiz kalışları
Tersiz ten kokusunu
Ve sevdiğimle kalışları, gidişlerden daha çok,
Severim...

Gecenin öteki yüzünü
Öteki yüzdeki gizi
Ve yüzde gülen gözü
Severim...

Ve altından çok gümüşü
Ve siyahtan çok beyazı
Ve neşeden çok hüznü
Severim...

Rüyalarıma kaldığım yerden devam etmeyi,
Filmlerde,seven erkeğin acı çekişini,
Ve Brad'den çok Keanu'yi
Severim...

Kendimle alay etmeyi,kendisiyle alay edebileni
Muzipliği....mi....
Gülerken ağlamayı,ağlarken gülmeyi
Severim...

Hiç bilmediğim yerlere gitmeyi,hatta ilk ben keşfetmeyi
Sabah serininde yola çıkmayı
Yol almaktan korkmayanları
Yolda bir şeyler atıştırmayı
Severim...

Kışın peteğe yaslanmayı,yazın güneşe serilmeyi
Lokma tatlısının üzerine tarçın serpip yemeyi
Peynir,ceviz ikilisini
simit,peynir,çay üçlüsünü
yani her durumda peyniri,
Severim...

Yüz figürlü tabak,çanağı,
Canlı,cansız meleklerimi?
Baykuş'ları,kuş'ları...
Hiç olmadı 'kuş kondurmayı!'
Severim...

Kuş ve çocuk cıvıltısını
Dosta açılan kapıyı
Posta serilen kediyi
Anne diyen her meleği
Severim...

Her 'şey'den bir şey öğrenmeyi
Her 'şer'den bir hayır çıkarmayı
Yol,yordam,uslup bilenleri,
Tatlı dili, güler yüzü,
Ve gecenin karasını
Yalanın beyazından daha çok,
Severim...

Anı kadrajlamayı
Kötüyü markajlamayı
Dünü,günü yazmayı
Yazdıkça çoğalmayı
Severim...

Koltuğun köşesini
Denizin kıyısını,ekmeğin kenarını
Yağmur sonrası toprak,dem sonrası çay,
Sümbül,nergis,bir de sardunya yaprağının kokusunu,
Severim...

Gün'ü dünden,yazı kıştan
Ahşabı,taştan
Çayı,kahveden,
Rakıyı,şaraptan,
Sonları,baştan,

Ve Onu/Onları kendimden daha çok,
SEVERİM...

Ps:Seni de seviyorum blogcum:) Peki sen neleri seviyorsun?:)

Ps:Sıradan basit bir günün uğruna ettiğim dualar yavaş,yavaş kabul oluyor sanırım...Çok sıradan olmasa da normale döndü yaşam çok şükür...Babam hala bende,zuzular okulda,bey işte...Ben ise her zamanki gibi hem her yerdeyim,hem her işte!..Şarkıdaki gibi; Alıştım koşmayaaa!!!:P Ama artık kısa molalar da mekanımdayım,yani sizde:))
Şimdiii;hafta sonu dökümü yaparsak kısaca:
Cumartesi günü sınıfından bir arkadaşının doğum gününe gittik oğlumla...Klasik mutlu ve gürültülü bir sürü çocuk halinin haricinde özeldi, önemliydi benim için zira,sunumlardaki bir kaç kısa merhabalaşmanın dışında ilk resmi tanışmamız oldu Eren'imin sınıf arkadaşlarının anneleriyle...Dile kolay!Eğer bir aksilik olmaz ise ömrümüzün 9 yılı birlikte,aynı ortamlarda geçecek!O yüzden içten içe Allahım ne olur yolunda gitsin,frekanslar tutsun vs. tarzında mırıl,mırıl gittim mekana...Ve neyseki harika geçti günümüz.Senden iyi olmasın blogcum,çok tatlı,muhabbetli,güler yüzlü insanlar..
Umarım böyle de gider.Şimdiiii;Eren'in sınıfı,tanışma,isimleri,(çaktırmadan:P) not etme faslı bitti çok şükür...
Sırada Elif'imin ki var....(Nerede benim sınıf defterlerim?:)
Cmt.akşamıda, kızımı uyutup,oğlumu mayıştırıp,çocuklar babama emanet...Attık kendimizi dışarıya,dostlarla CAKA sattık:))Döndük gece 3'te yatan bendeniz sabah 7:30 da kalktım,kızımla market yaptım,geldim kahvaltı,ev toplama vs.vs. derken arada bir de mantı yaptım(tavuklu,nohutlu,bandırma mantısı:)Babama geçmiş olsuna geldi k.validemler...
Nihayetinde yedik,içtik,başrolde torunlar olmak üzere konuştuk,andık,güldük...Pazar gününüde kayıtlara böyle geçtik.Neyse işte böyle blogcum...
Sanırım yukarıdaki Severim hallerime;yemek yapmak,yedirmek ve insan sevmek maddelerini de eklemeliydim:)))

Ps: Başlık mı? Hem severim,hem 'yazarım' tabii ki?..Aşk olsun! Siz ne sanmıştınız?:P

Ps:Bir de 'tatlı bir ruh esintisi?':) hazırladım sizler için...



Bağlayamıyorum bugün yazımı hep bir şeyler eksik kalıyor sanki?

Son olarak;Keyifli bir hafta olsun diyelim...

12 Ocak 2011 Çarşamba

DÜŞLERİN İÇ DÖKÜŞÜ...






























Dün düşündüm...Düşümün ne kadarını gerçekleştirebildim diye?
Ne kadarı için kendimden verdim? Ya da ne kadarı hediye?

Bazen öyle anlar oluyor ki;Anı yaşayamadığımız?...Öyle anlar;Anlamlandıramadığımız?

İşte o anlardan birinde durup düşünmek istedim...
Düşünmek ve durup 'ben/biz ne başardık?'diye bakmak!

Baktım da;

Uzun zaman 'biri' olmak istedim....
Biri'nin eşi,biri'nin annesi,biri'nin arkadaşı,biri'nin dostu...
Herkesin içinde var olan,sevme,sevilme,kabul görme,aidiyet duygusu...
Bir şeyler kurmak,bir şeylere sahip olmak için önce kendine,sonra kadere inanmalı insan!
Belki şansım yaver gitti,belki kader yardım etti..
Sonuçta;Birinin eşi oldum,birilerinin annesi ve birilerinin de dostu...

Gençliğimi bilinçsizce,ölümsüzmüşüz gibi geçirdim....(Gerçi hala gencim:)
Gençtim,aşıktım,sevgiliydim,ilgiliydim ve elbetteki her konuda bilgiliydim!!?
Önce annem terk-i diyar etti...Şak!Böylece şu hayatta beni gördüğüne en çok sevinen insana elveda dedim!
Sonra çocuklarımız oldu, birdenbire ölümlü olduğumuzu ve aslında hayat hakkında o kadar da bilgimiz olmadığını farkettim/tik!?..Şak!Şak!
Çünkü;Onların geleceği,güvenliği,sağlığı vs.leri için endişelendik.Nihayetinde ebeveyndik....
Çocuk sahibi olmak,borçları ödemek,yemek pişirmek,işleri yetiştirmek,şükretmek,sevmek,ağlamak,
gülmek,onlar için herşeyin en iyisini dileyip,hayır dualarımızı eksik etmemek...
Sanırım aile kurmanın/olmanın bedeli de buydu...Ama paha biçilemez bedellerden:)

Sonu başı olmayan ama içinde imkansızı barındırmayan hayaller de kurdum...Ama basit,ama yalın,ama naif...
Çünkü;Basit yaşadıkça değer kazanırsınız...Basit oldukça da karmaşık???Bu kadar açık,bu kadar basit!
Basit şeylerle uğraşın sizde!Mesela en büyük derdiniz pilavın ayarını tutturmak,böreğin altını yakmamak olsun!
????Tamam,tamam...O kadarını ben de beceremem!Yine de en azından basit ama en değerlisinden yaşadım/yaşıyorum sevinçlerimi;Ufak ayrıntılardır,hayatın şükrü,neşesi:)

Her akşam yemek masasının üzerinden,resim defterlerini,oyuncak arabalarını,kalem kağıtlarını toplamayı...
Mutfak çekmecelerinden çıkan çorapları/çorap çekmecelerinden çıkan elbezlerini...
Kayıp rujlarımı,ojelerimi?:)
'Annnee sana çok komik bir şey söyleyeceğim' diyen kızımın;''Abuziddin kıllı bacak!?''demesiyle birlikte kendini yerlere atıp bu söze kahakalarla gülmesini ve gülümsetmesini...
Saç traşı olduğu gün kendisini aynaların karşısından alamayıp?'Yüzüm gözüm açıldı, çok yakışıklı oldum' diye dolaşan oğlumun insan!?:)sevgisini...
Sessizliğin içindeki gürültü patırtıyı...Yani;Kaosun içerisindeki düzeni sevdim,çok sevdim:))

Bizi nelerin beklediğini bilmediğim gibi...Bilmediklerimden beklentilerimi de yüksek tuttum bazen...
Gönül koydum bazısına,bazısına küstüm,bazısına öfkelendim,bazısına sustum...
Demlendim...Yaş ilerledikçe,yaşadıkça,gördükçe,tanıdıkca,bildikce...
İstemesekte demlendiriyor bizi hayat! Neyse ki dem aldıkça kararmak yerine;içiniz de açılıyor,renginiz de!:)
Ne yapalım buna da şükür dedim...Eğrideki doğruyu buldum.

Şikayet etmemeyi öğrendim sonra. Eleştirmemeyi.
Hayatın genelinden bahsetmiyorum ama en azından ikili ilişkileri.
Malum hepimiz kusursuz olamıyor..Kusursuzu bulamıyoruz.
Ve ne kadar karıştırsakta çorbanın altını tutturabiliyoruz bazen...

Dokunmanın sihrini keşfettim....
Sabahları yanağa kondurulan ufacık bir buse'nin bütün güne olan bakış açımızı değiştirebildiğini öğrendim.
İyi geceler öpücüğünün,elini omzuna koymanın,usulca başını okşamanın...
Ve şehvetinden sual olunmayan şefkat dolu sarılışların gücünü...

Sanırım bu farkındalıklar gerçekleştirdi düşlerimi...Düşünmek/düşlemek başarının yarısıydı malum:)

Ve belki de bu yüzden uzun zamandır hiç olmadığım kadar iyi hissediyorum kendimi...
 Belki olanlarla olduğu kadar yaşamayı,yalnızlığın anlamını ve uzun zamandır una bulanmış bir halde bekleyen son eleği de duvara asmayı başarabilmiş olduğum içindir.

Şimdi düşündüm de sanırım artık tek düşüm;
Çocuklarımla büyümek...
Eşimle birlikte yaşlanıp göbeklenmek
Ve gülmekten kırışmış gözlerimizle bakmak birbirimize:)
Ben formulü biliyorum size de hatırlatayım;
Tek gereken sadece birazcık daha sevgi...
Hepimiz için!

(Ha tabi birilerinin beni okuması da var:))

17 Aralık 2010 Cuma

HATALARIMLA SEV,GÜNAHLARIMLA SEV,BENİ OLDUĞUM GİBİ SEEEEEV...

Bu sabah;

'Benim gibi ufacık bir çocuğa nasıl bağırıyorsun?Nasıl kıyıyorsun?'

dedi bana?

'Kıymak'???

Nasıl koydu yüreğime nasıl dokundu :(

Çığlık atsa,inat etse,kızsa bu kadar acıtmazdı beni...
O okula gitti,bana kaldı vicdan muhasebesi:(

Bazen onların küçük birer insan/çocuk olduklarını unutuyorum:(
Unutunca ve büyük gibi davranınca da böyle elimde patlıyor işte:(

Al sana kapak!
Bloğumuzun bu haftaki kapağı..!!?

Oysa çocuk bu?
Mantıksız davranmanın en çok yakıştığı,gülünüp geçildiği ve hatta sevimli geldiği bir yaştaki çocuk hem de!

Biliyorum ama,söz/sözler ağızdan çıktı,kalp kırıldı bir kere...Peki bahane?

E tabii ki ;Dünya telaşesi!?

Sabah kalk,acele kahvaltı,acele giydirme,birinin çorabı,birinin tokası derken,servise yetişme.....?

Ama bu onun /onların dünya telaşı değil ki? Tamamen benim kendime görev edindiğim işler!
Hay bin telaş!:((

Ve ben bu söyleminden önce, sabahın köründe onun tişörtünü ütülerken yakmamış olsaydım elimi...
Kesin derdim kesin!Bak gördün mü kızdın bağırdın çocuğa yok yere!????
Eee Allahın sopası yok,yaktın kendini işte!

Şimdi akşam gelecek misafirler için,tek elle kek,börek vs. yapmaya çalışırken ve bir sürü işim varken oturup yazdım...Yazdım çünkü içime dert oldu...Günahımı çıkartayım yoluma devam edeyim...

Bu arada günah çıkartma demişken;

Papazlar günah işlediklerini düşünen insanları dinledikten sonra şöyle derlermiş;
'''Sen anlattın,hatanın farkındasın,günahını bağışlayacak olan ben değilim elbet,o tanrının işi... Ama en azından yaptığın şeyi kabul ettiğin ve hem bana,hem kendine, hem de Tanrıya itiraf ettin...Önemli olan senin bunu kendine itiraf etmendi....Elbet Tanrı tüm kullarını affeder..''''(Bizim tövbelerimiz gibi bir nevi)

Evet! Hatamın farkındayım:(

Nihayetinde öptüm güzel meleğimi, aldım gönlünü giderken ama yine de akşama bir de çikolatalı puding yapayım da hem onu sevindireyim hem yüreği hafifleteyim...

Ve şu anda dilimde Nilüferden;;HATALARIMLA SEV,GÜNAHLARIMLA SEV BENİ OLDUĞUM GİBİ SEEEV.....

15 Kasım 2010 Pazartesi

SARI,SARI SONBAHAR...






































Yere düşen yapraklar kadar çoktu hayallerim...Hüznüm,sevincim,kederim...
Kimisini dedim, kimisini sadece diledim...Bekledim...
***


























Umulmadık bir günde…Umulmadık zamanlarda…Umulmadık şekillerde...
Gücüme gitti hayat bazen,buğulandı görüş alanım...
Derin iç çekişlerimin buğusuna yazdım adı bende saklılarımı...
Dünü gün gibi yeniden yaşamak yerine,oluruna bıraktım...
Acı çekmenin kibarını seçip,mum gibi içine erimeyi de bilince bir de...
Kaldırmadım başımı,bakmadım yüzüne, gülümsedim geçtim sadece yanından; çok şükür!diye,diye...
***


























Umduğum yerden geldi ışık sonra...
Gözümü kamaştırdı,sevgim,şükrüm,sevdam...Siper ettim elimi; Gölgesine sığındım sevdiklerimin:)
***





































Ve çok uzun zamandır ertelediğim sevinçlerime yer açtım...
Her insanın zayıf olduğu, sadece duygularıyla hareket ettiği 'anlar'ın hatırına:)
***
Ve biliyorum ki;Şimdi gülümsüyorsam;

Seni seviyorum demenin sıcaklığından...

Anneciğim,babacığım diyen dillerin aşkından...

Ve bu mucizeleri nasip edenin nurundan...

GÜLER YÜZLÜ,GÜLEN GÖZLÜ ve
HAYALLERİNİZİN GERÇEKLEŞTİĞİ
BAYRAMLAR DİLİYORUM :))

11 Kasım 2010 Perşembe

HERŞEY 'HERKES' İÇİNDİ...

Geçtiğimiz ay 6 yaşına bastı zuzular dolu,dolu:)

(Gerçi artık 2 minik dana kıvamındalar:)) Dana! hitabı her ne kadar söylemde sevgiyle söylense de yazım da kaba kaçtığı için ve her ne kadar çocuklarımın kuzuluk bir hali kalmasa da? bir müddet daha zuzuya devam:)

Efendim şimdi bendeniz bu postu yazıp,yazmama,fotoğrafları paylaşıp,paylaşmama konusunda kararsız kaldım? Şöyle ki;

Yanlış anlaşılır mıyım?;Hani görmemişin çocuğu/ikizleri olmuş,tutmuş onları hayatının merkezi yapmış??
Yüzlerinde göreceği minicik bir gülümseme için gece yarılarına kadar kurabiyeler mi yapılırmış?
Hem ayıp kardeşim,insan yediğini içtiğini hiç sergiler miymiş?
Alan var,alamayan var,yapan var yapamayan var,yiyen var,yiyemeyen varmış...
şeklinde giden bir sürü düşünce ile boğuşurken? Birden!?

Nefes alırken Elif olduğumu farkettim,verirken Eren...
Sabahları Elif'dim..Akşamları Eren...
Kalp ritmimi tutturmuştum hatta; Elif,Eren...Elif,Eren...Elif,Eren!

Abartı mı dediniz? Belki? Bilmem?
Tek bildiğim; Anneyseniz siz de bilirsiniz!

Sonuçta;

Herkesle paylaşabildiğim kadardı hayat,paylaştıkça çoğalıyordu...
Ve herkesle birlikte gülüyordum ben hala...Kendi kendine gülen deliydi malum !?
Kimse için değildi zaten yaptıklarım, herkes içindi....
Herkes mutlu olsun diye...Herkes'in gönlü olsun...Herkes kıvansın,sevinsin diye...
Kendim için bir şey istemiyordum...İstiyorsam na merttim?
Herkes'in açılımı farklıydı sadece;'Herkes' aslında bendim....

Ve herşey,herkes içindi...
Kendi dünyamda...
Kimse bilmeden...
'Herkese' hatıra kalsın diyeydi tüm çabam!

Herkes için yaptım,paylaştım,olacak!
Herkes çoğalacak!:)))
(Pastalar hariç herşey;Made in Banu!:)





SİZ ÇOK ÖNCELERİ ANNENİZİN UYKUSUN DA BİR RÜYAYDINIZ,
UYKUMDAN UYANINCA DOĞDUNUZ..
6 YILDIR OĞLUMUZ,KIZIMIZ,ŞÜKRÜMÜZ,DUAMIZSINIZ..
GÜLEN YÜZÜM,
GÜLEN GÖZÜMSÜNÜZ....
İYİ Kİ...İYİ Kİ...
:))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))

Tarifleri unutmuşum özür dilerim:
Kuzu ve kalp kurabiyeler için lütfen buraya TIK
Kurutulmuş domatesli tortellini şiş fikri sevgili HayatımdakiD'ler den teşekkür ediyorum....
Meksika Fasulyesi için  lütfen buraya TIK
Muffinler için lütfen buraya TIK...(Ben tarife ilaveten bir kısmının içine böğürtlen,bir kısmına fındık koydum...Fındık koyduğumun üzerini fındık ezmesi ile,böğürtlenlilerin üzerinide sarelle ile kapladım...Özellikle çocuklar bayıldı:)
Elmalı Kreviz Salatası için lütfen buraya TIK
Patates salatası,ıspanaklı ve peynirli börek,haşlanmış mısırlar hepimizin bildiği tarifler,onları yazmasam?:)
Afiyet olsun cümlemize:)

23 Temmuz 2010 Cuma

ADAM OLAYDIN DA...

Ada...Adalı...Adalar...Adalılar..
Adaları seviyorum...Adaları seviyorum...Adaları seviyorum...
Ada seviyorum...Adamı seviyorum...Adamım'ı seviyorum:)

Hafiflik hissi...Hiçlik gibi...Kayboluş ya da varoluş...
Yaşadığını hissetmek...Uçmak belki...Deli rüzgarında savrulmak...
Nefes alış verişler,kalp atar,ritm tutar,ritm işler..Tik,tak,tik,tak..
Tak,tak,tak...Kalp çalar kapımızı,aşk olur sevişler...

Sakinlik...Sakin ve Missssssskin:)
Ne demek olduğunu düşünmeyin...
Anlamsız olmak iyidir bazen,anlam aramamak ya da...
Oysa Ada...
Ada; Alıp başını gitmenin en anlamlanmış hali...

Ada;Yaşar Kemal....'Bir ada hikayesi'...
Ada bir roman,roman kahramanı olmak için biçilmiş kaftan hayalllerimizin peşinde...
Hayali dostları özleten,yıllar önceki o harika 3'lemenin tadıyla yeniden buluşmak,sözcükleri içselleştirip yudum,yudum yeniden okumak isteği birde...
Ada bizim için;Poyraz Musa demek,ya da Vasili, Lena Ana, Zehra ya da Nişancı Ali belki...
Denizinin sakinliğiyle...Dinginliğiyle...'Karıncanın su içtiği yer'...bir de...

Közde balık kokusu...Denizde yosun...Kadehte rakı ve şarap demek ada...
Üzüm çünkü her yer..Dağlar tepeler yeşil,bağlar...Meyva hali çocuklara,şarap hali bize....
Meyve hali sarhoş etmez üstelik...Hani bilmeyen vardır belki diye!?

Masada lavanta,kekik,mezeler çeşit, çeşit....
Ama illaki Börülce,kabak çiçeği dolması yazın,adanın,olmazsa olmazı...
Ve damla sakızlı bademli kurabiye ve Ballı lokma tatlısı...Ve incir reçeli ve dondurması...
E haliyle;Tombiğim, tombiksin, tombik!Var mı bizden vefalısı?:)

Yıllar önce çocuksuz gezilen aynı mekanlar...Tatlı hatıralar,aşık anılar...
Yıllar sonra o mekanları bizimle birlikte gezen,gülen,gülümseten,şükrettiren,aşkımızın meyvaları...
Adamım'ın hediyeleri;gözleri üzüm tanesi canlar....

11 Mayıs 2010 Salı

COŞTUM YİNE DALGALANIYORUM...VE...'BİR İŞ VAR İŞİN İÇİNDE' , 'O' DA 'BEN' DE BİLİYORUM?


Bazen yalnız olduğumu düşünüyorum...
Bazen de kalabalık olsa da çevrem çok yalnız hissediyorum...

İşte böyle zamanlarda maneviyata sığınıp tekrarlıyorum; Ümitsiz olma. Şükürsüz olma. Sabırsız olma. Mevlâyı bilen ümidi bilmeli. Onu bilen şükretmeli. Ona inananın sabırlı olmalı her ameli. Kimsem yok desen de,önce rabbin,sonra aşkın,sonra çocukların,sonra ailen, sonra dostların var...Sahip oldukların için şükür dilinden düşmemeli...Ve bunu kendin için yap,maneviyat dolu iç dünyanın ispatı için değil!?

Ama yine de oluyor öyle bazen?
Ve bazen; 'bazen'lerime çare olan sevdiklerim ve dostlarım da yetmiyor...
Belki de yalnızlığı seviyorum bilmiyorum?
Tek bildiğim; Oluyor ve 'o' bunu biliyor...

Çünkü bir tek 'o'...
Bir tek 'o' yaralarıma derman,derdime ferman hep yanım da...
Bir tek 'o' nun yanındayken insanların birbirlerini arayıp bulmasının önemini ve birbirlerinin içini seyretmek için illaki konuşmaya gerek olmadığını anlıyorum...
Bir tek 'o'nun yanında ben oluyorum...Sen bensin,ben senim...Bir tek sende ben 'gerçek ben'im...
Güçlü görünmeye çalışmadan,kırılgan,alıngan,ağlak(ve bu ağlaklığımın sonu muallak?)
Göğsüne dayanıp uyuduğum, tuzsuz aşım,ağrısız başım...
Her aradığımda yanımda olacağını bilmek,sevmek,sevmek,çok sevmek...
Ve o sevmelerin uğruna...........................................

Yani; Açıkca arandığı zaman gizlenen..Gizlice arandığı zaman aşikar olan aşk gibisin...
'Yaşadıkça yaşlanmazsınız,yaşamadıkça yaşlanırsınız' dermiş bir portekiz atasözü...
Seninle yaşadıkça yaşlanmayacağım,yaşlansam da çaktırmayacağım bak orası kesin:)

Mutluluk avuçlarımın içinde...
Kondurulan sevgi dolu buselerin,yakıyor,alevlendiriyor,hiç küllenmeyen ateşi...
Mutluluk avuçlarımın içinde...
Sahici hayatlarımızın en sahici sevgileri,iki küçük sevgilimizin eli ısıtıyor,elimi,yüreğimi...
Yani her şey benim-bizim,elimde,elimizde,ellerimizi tutan o minicik pamuk ellerde...
Seviyorum çok seviyorum seni be adam!
Hadi dön gel yine tut ellerimi....

PS:Bu gidişlerin de şair yapıyor,geride kalmış olmanın,bekleyen olmanın ezikliği ile mecnun yapıyor ya beni?
Bir kere de ben gitsem 1 günlüğüne bile olsa?Özletsem kendimi?
Gitsem ama nereye ve nasıl?
Tek sevgilim sen değilsin ki geride bırakacağım? Hangi birisini götüreceğim yanım da?
Hani yani; Sen+2 küçük sevgilim...Ana gibi yar olmaz misali...

Ama yine de belli olmaz...Gelirlerse bir gün yine soldan soldan?
Gün olur alır başımı ben de giderim,gittiğin o yoldan:)

Offf ....Çoştum, çoştum yine dalgalanıyorum...
Sustum...Sözü üstada bırakıyorum...

BİR İŞ VAR

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.

Orhan VELİ

??????????????????
:)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))

6 Nisan 2010 Salı

KELİMELERİM SIRADAN AMA 'BEN' DOLUYDU...


BÜYÜLÜ SÖZLER BULAMIYORDUM,
BÜYÜLÜ SÖZLER YAZAMIYORDUM...

KELİMELERİM SIRADAN AMA ''BEN'' DOLUYDU...

HEYECANLARIM VE KORKULARIMLA BASİT''BEN''DOLU SATIRLAR VE GÜLÜMSEYİŞİMDİ SANA TÜM VEREBİLECEĞİM...

SUSKUNLUĞUMDU BİR DE, SENDEN KURULU GEÇMİŞİM,SENDEN BESLENEN YAŞAMIM.''

İyi ki doğdun,iyi ki eşim, iyi ki sevdiğim oldun...
Aşkımdın...Bir de üstüne x 2 yaşattın...
Nice,nice yaşların olsun bir tanem,
İyi ki yolculuğuna bizi de kattın...


Tugba Ozerk - Dogum Gunun Kutlu Olsun - Funny video clips are a click away

3 Mart 2010 Çarşamba

GAMLI BAYKUŞ DEĞİLİM AMA....

Hani; Bazen baktığımız pencereden memnun olmayız ya da oldurtmazlar ya...
Sen canını dişine takıp,onca yalnızlığına,yılgınlığına,örselenmişliğine ve kırgınlığına rağmen,hep iyi yanından bakmaya ve mutlu olmaya çalışır...hayata, kadere inat canlı tutarsın ya içindeki yaşama sevincini...
Doğrularının,yanlışlarının muhasebesini yaparsın içinde,artılarını,eksilerini çıkarır toplarsın ya...Kendin kesersin, kendi hesabını...
Doğrunu kolay kaybetmezsin ama yine de...
Çünkü;Üç yanlış -ancak- bir doğruyu götürür hatırlarsın...
Başkalarının hakkında ki düşüncelerinin yarattığı hezeyanlar da kaybolmadan güler, gülümsersin ya tüm gücünle, dayanırsın ya...

Yadırganır,yargılanırsın...

Bu da bir seçimdir oysa ve yaşanan acı aynıdır çoğu zaman...
Sadece yansıtma biçimin ve seçtiğin yol farklıdır;Kendine acımadan,acıtmadan...
Şükrünü de, duanı da içinden edersin mesela,çoğunluk söze dökmeden,yürekten diler,istersin...
Bir rabbin bir de sen bilirsin...
Dile gelmeyince inanmazlar oysa; Merhametsiz bilinirsin...

Batarsın! Diken olursun bu hayatta..Bazen kendine,bazen başkasına...
Oysa; *diken olmaya razısındır,güllerle bir arada olduktan sonra:)
.
*''Tutalım ki dikenim,hem de kötü bir diken....Nihayetin de güllerle bir aradayım''
(Mevlana)

Ps:Şarkı mı?Gamlı Baykuş değilim ama hisli insanım netekim:)

Tugba Özerk - Gidesim Geldi (2010) by Aluxton

26 Şubat 2010 Cuma

Yağmurlu bir gündü...
Dıpdırıp dırıp dıııp
Tıpkı bugün gibi...
Dıpdırıp dırıp dıp.
:)))

16 Şubat 2010 Salı

BİR KADIN...

Bir varmış bir yokmuş...İki azmış, bir çokmuş.
Yağmur yağmış göklerden, gözler yağmura eşlik etmiş,
Göz yaşı dediğin nedir ki? Sözler dökülmüş yürekten,anılar peşi sıra gitmiş.

Bir kadın var...
Bir kadın.
Kendine göre bir kadın bu...
Kendi halinde yaşar gider hırsı yok,telaşı yok...
Zamanla alıştı kendine,kendi ışığının içinde yaşamaya, gözü tok...
Umutlandı, mutlandı çoğu zaman...
Mutluluğundan yaralandı sonra...
Sezmekte ve susmakta ustalaştı yüreği...
Korumak için kendini,
Korkar oldu huzurunu dillendirmeye, sebebi çok...

Yüzün de sakin bir ifade var.
Gözleri mutlu bakıyor,hatta bir çocuk masumluğu ve unutkanlığın da?..
Yine de hüzün çokca geçmiş o gözlerden belli.
O yüzden bazen nemli, bazen terelelli?:)
Bakan göze göre değişiyor duruşu,
Kimisine yakın, kimisine uzak...
Nice ağır yükler vardı ruhunun için de...
Nice acılar,nice hasretler,
Kader denir,keder denir adına....Ah bir garip tuzak?

Bir zamanlar geçmiş kendinden...
Ama bir an vazgeçmemiş sevmekten,direnmekten..
'Sessiz' gururu aykırı gelmiş kimine?
Denemiş,izlemiş,beklemiş...
Ve günün birinde anlamış kadın; Yöntem bu? Hep böyle? Değişmeyecek!
Bu durumda?..
Bırakmış hepsini ardın da,silmiş,gülmüş,susmuş kadın...
Bitmemiş işler gibi kalmış hevesler yarım yamalak kursak ta:)

Hayatı da,insanları da delicesine sevmiş yine de...
Emek vermek,çokca sevmek,sevilmek,paylaşmak olmuş hep işi...
Güzel midir? Bilinmez?
Sevgiyle bakan göz için ' o ' bu dünyadaki en güzel dişi:)

Önce kendini doğuranı sevmiş,sonra doğurtanı,ondan önce gelip ona yol açanı da...
Sonra yol arkadaşını bulmuş onu da çok sevmiş,onu sevdiği için kendini daha da çok!
Aşkı tanımış;
Erkeğin mutluluğu 'istiyorum' olmuş,kadının mutluluğu 'istiyor':)
Kendin den öte sevmiş sonra, anne olmuş...
Acıya, derde, kedere, siper etmiş kendini Eren olmuş,
Taviz vermemiş doğrudan,yalana,hayata karşı dimdik durmuş Elif olmuş...


'Bir varmış,bir yokmuş' diye başlamış tüm masallar...

Mutlu bir masalmış onunkisi...

Ve 'Kadın' yine 'susmuş'...

:)))

26 Ocak 2010 Salı

TUTTUĞUN...


Şöyle salaş bir meyhane de...

Bir kaç çeşit meze ama illaki peynir ve kavun eşliğinde...

Fonda taş plakta rahmetli Zeki Müren olsun...

'Koklamaya kıyamam benim güzel manolyam' kısmı sadece senin dudaklarından duyulsun...

Kar soğuk, kış soğuk,ellerim soğuk...
Ey sevgili bak ne demiş büyük düşünür;

Tuttuğun bluetooth yerine ellerim olsun:))) http://www.gramofonkoleksiyoncusu.com/tas_plak_dinletisi.php?id=115

19 Ocak 2010 Salı

İKİZ VİCDAN VOLUME-1 :))

Bu minik manken benim kızım...
Elif'im o benim güzel meleğim...
Her hareketini, her sözünü, her halini nakış gibi gönlüme, kalbime,zihnime işlediğim...

Varlığı....Varlık sebebim...
.
-Üzüldüğün de kırılan kalbinin doktor tarafından iyileştirileceğine inanan...


-Pamuk prensesin yediği zehirli elma için 'son kullanma tarihine baksaydı böyle olmazdı' diye yorumlar da bulunan...
.
-Anneee sana bir süprizim var diye yanıma koşup...

Nedir süpriz? dediğim de; ''Beeeen'' diye boynuma sarılan:))

.
-Her sabah -o günkü ruh haline uygun olarak- takacağı kolye ve bileziği için beni 'yaa sabır'la buluşturan!:)
-En çok z.yağlı biber dolması ile kurufasulyeye bayılan...
.
-Beni; her yüzüne bakışım da tebessümle buluşturup şükürle konuşturan...

Canımdan bir parça...Canımın diğer canlarından birisi daha.

Ps-1:Fotoğraflar cumartesi gününden,saçımız kesildi,fönlendi ve manken duruşu verildi:)
Ps-2:Yarın da oğluma methiye düzeyim...Hak geçmesin...
Allahım bu ikiz vicdan nasıl bir şey yarabbim?:))

16 Kasım 2009 Pazartesi

GÖRE...




Gözlerimiz birbirine göre / Ellerimiz, dudaklarımız / Ve aşk bize göredir / Gece tam aşka göre / Rüzgar geceye göre / Ve yağmur rüzgara göredir / Öpüşmelerimiz yağmura göre / Odamız öpüşlerimize göre / Ve dünya odamıza göredir / Ve biz dünyaya göreyiz...


Ataol Behramoğlu




4 Kasım 2009 Çarşamba

SENİ SEVERDİM...



müzik - yıldız usmonova & yaşar -seni severdim 2009 izlesene.com

SENİ SEVERDİM...
Yazık ne mazi yazık
Anlatmaya yoruldum
Sen benden vaz geçince
Ben o gün de vuruldum
Yazık günah ben oysa
Kardelen gibi
Acıyla boy veren gibi
Seni severdim
Hüznün koynunda
Seni severdim
Hem uyanık, hem uykumda
Seni severdim
Ve sana rağmen yine severdim

Dar ağacı ip boynumda
Sen aşkı anlamaz bilmez
Gül yansa ağlamaz sakin
Ben akmayan göz yaşında
Seni severdim
Sen hisli korkak savaşçı
Aşkı kime satmış hain
Ben her savaş meydanında
Seni severdim
Yazık ah mazi yazık
Bir yalnızlık, bir vurgun
Sen benden vaz geçince
Ben o gün de vuruldum
Yazık günah ben oysa
Pervane gibi
Ateşle can veren gibi
Seni severdim
Hüznün koynunda
Seni severdim
Hem uyanık, hem uykumda
Seni severdim
Ve sana rağmen yine severdim

Dar ağacı ip boynumda
Sen aşkı anlamaz bilmez
Gül yansa ağlamaz sakin
Ben akmayan göz yaşında
Seni severdim
Sen hisli korkak savaşçı
Aşkı kime satmış hain
Ben her savaş meydanında
Seni severdim....

3 gündür dilimde...Çok beğendim...Tamam arada 'aşkı anlamaz bilmez' filan diyor ama sen o kısımları duyma aşkım:P Müziği,sözleri ve elbetteki yorumcular çok etkileyici...Hele Yaşar,hele Yaşar....Bir giriş yapıyor kadife gibi sesiyle...Off offf çok beğendim ben çok...Bu arada şarkı Yıldız Usmanova'nın 2009 tarihli 'Dünya' albümünde yer almakta...Sizde dinleyin,hele şu yağmurlu havalarda çok güzel oluyor...(Çok mu abarttım acaba?)

PS:Bu arada SENİ SEVERDİM...SEVİYORUM...HEP SEVECEĞİM:))

22 Ekim 2009 Perşembe

GELİN ATA BİNMİŞ.....

Gelin ata binmiş ya nasip demiş???
Atasözlerimizden bir üzerinde düşünülesi,tartışılası cümle daha!
Açalım; şıkları sıralayalım, şık olsun.

a-Gelin evlenmek üzere atın üzerinde nasip'ine(kocasına)doğru yol almaktadır...Amma velakin-halen-'ya nasip' diyerek diğer taliplerine daha imzayı atmadım ışığı yakmaktadır...

b-Gelin için bu hayattaki tek nasip'koca'dır...Çünkü gelin, gelinlikten nasibini almamış,nasiplenmek için kocasını beklemektedir...

c-Gelin'in günahı yoktur,evleneceği erkeğin ismi gerçekten 'nasip'tir...

d-Gelin,heyecandan kelimeleri karıştırmıştır. Aslında kısmeti için 'MÜnasip' demek istemiştir...

e-Hiçbiri yada hepsi.

Sonuçta;''Nasip,allahın kullarına uygun gördüğü,kısmet ise oldurduğudur.''Diyor ve bir yazıya(konuya)giriş nasıl mahfedilir örneğini daha blog alemine kazandırmış bulunuyorum...Ama hep aklıma takılırdı? Böylece o da sırasını savdı:)Elbetteki bu söz,bu şıklar düşünülerek söylenmemiş,yazılmamıştı. Zaten ben de yazarken de muzip muzip güldüm,evet bugün muzipliğim üzerimde:)Çok şükür ki günlerdir üzerime yapışan o hüznü ve sıkıntıyı bu seferde? kazasız,belasız,hasarsız atlattım ve çok derinlere gömdüm(umarım?)
Tamam şimdi esas konulara gelelim...Neden bu atasözü aklıma takıldı onu söyleyeyim.

Gelin ata binmiş ya nasip demiş 1:Cuma günü sinema keyfi yapamadık,zira seans saatleri internette başka,sinema da başkaydı:(Baktık zaman bize uygun değil,ufak bir program değişikliği ile;
Ver elini Nalbantoğlu/Cafe Sıesta...
Ver tabağını,dumanı üstünde sıcacık bir mantar çorba...
Uzat elini pencereden şıpır şıpır yağmur yağmakta,
Sıcacık ortam,keyifli bir müzik ve mis kokular arasında...
Duyur sesini en keyifli muhabbetler,gülüşler dostlarla:)

Akşam saatleri yaklaşırken eve doğru yol aldık, eve geldim,zuzularım okuldan geldi,öpüşüp koklaşma faslı vs...Sonra gelen bir telefon,öte dünyaya göçen canlar:(
(Yağmur'un nedeni anlaşıldı?Gökten rahmet yağmış,rahmet kimi evlere farklı uğramıştı.)

Anında 4 yıl öncesine dönüş,kendi yaşadıklarım,empatinin alası:(
Zaptetmeye çalışsam da, titreyen bir el ayak,hızla çarpan,kalkan bir yürek:(
Elden bir şey gelmeyeceğini-gelemiyeceğini-söylenen teselli sözlerinin duyulsa da havada asılı kalacağını bilmek.Bir tek cümleyle, kalbine girmek,değmek ve o acıyı oradan söküp almayı istemek....

Eşim gelirken babamı aldı...Babam çocukların başında kaldı...Yolda giderken,ortak düşüncemiz onunda uzun yıllar bizim başımızda kalmasıydı...
Gittik,dinledik,söyledik,ağladık,paylaştık.
Ve acıyı 'acıyı yaşayanlara' bırakarak evimize döndük.

Dedim ya; babalar gitti bu sefer önden diye....O günden beri kendi babam takılıyor aklıma...Rabbim uzun ömürler versin,sağlıklı sıhhatli başımda,başımızda olsun diliyorum hep.
Ben ki;çok anneci bilirdim kendimi...(Annem bir yana dünya bir yana)
Annem gitti,yıllar geçti,elbette ki severdim babamı,severim.Babam o benim ötesi var mı?...
Ama işte? Kız evlat? Anne? Bilen bilir ben ne söyliyeyim? Daha bir farklı oluyor,-oluyordu,olmuştu-anne kız ilişkisi,ilişkimiz...
Şimdi ;babacı oldum...
Kaybettiğimin yerini onunla doldurdum...Rabbim,aratmasın:(
Neyse,bu kadar yeter,muzipliğe sarılma vakti gelsin,hüzün gömüldüğü yerden çıkmasın..

Gelin ata binmiş ya nasip demiş 2 : Baba demişken hayırlı bir haberim var blog.Geçen sene gitmelerine 3-4 gün kala hevesimiz kursağımızda kalmıştı,olmamıştı ama bu sefer gidiyorlar çok şükür:) Babam,kayınpederim ve kayınvalidem Haç yolcusu...Bu sefer kesin,kayıt işlemleri yapıldı,oteller ayarlandı...Kaç gündür diyanetten telefonlar,broşürler,onların sevinci,heyecanı...Koca bey'le içimizden geçen bize de kısmet olması...Benim ayrıca içimden geçen;orada edilen tüm duaların yerini bulması,annemin ruhunun duyması,hacılıklarının kabul olması vs.vs.vs....

Akşam konuşuyorduk eşimle;hacı uğurlamaya giderken mutlaka çocukları da götürelim,görsünler,bilsinler diye...Sonra da Eren'imin geçen bayram da annemim mezarı başında sorduğu şu soru geldi aklıma;

-Annecim biz şimdi -çiçeklerin altında uyuyan(öyle diyor hep kuzum)anneanneye su döküp,dua ediyoruz ya?
-Evet annecim...
-Peki dünyada herkes öldüğünde bize kim su döküp,dua okuyacak????????........:((((

İlk şaşkınlıktan ve yürek burkulmasından sonra şöyle bir cevap verdiğimi hatırlıyorum;
Dünyada herkes aynı anda ölmez annecim...Evet kimisi genç gider uzun ve tatlı uykuya ama yorulunca ve yaşlanınca daha çok giderler çiçeklerin altında uyumaya ama aslında herkesin- kendi bilmese de- bir sırası vardır...Vs.tarzında benzer kelimeler...

-Hııı peki o zaman...İyiymiş...

Demişti sadece...Kaç gün çıkmamıştı aklımdan sorusu,verdiğim cevabı düşünmüştüm doğru mu söyledim diye?Çünkü farkında olmadan bir çok done veriyorduk çocuklara ve onlarda bu bilmedikleri hayat puzzle'nı kendilerince tamamlıyorlardı....
Sonrasında oğlumu gözlemlemiştim bir süre;aradan kaç gün geçmişti ve muhtemelen ne sorduğu soruyu,ne de verdiğim cevabı hatırlamaktaydı...
Yada zamanı gelince çıkarıp kullanmak üzere o taptaze biliçaltının kıvrımların da derinlere saklamıştı...
Bu da benim için tam bir muammaydı...

Yaa işte böyle blog...
Gelin ata binmiş ya nasip demişten buralara kadar gelen bu uzun,karışık ve bir türlü sonunu istediğim gibi bağlayamadığım yazıyı okuyan olduysa eğer sabrına teşekkürler...
Yok okumadıysanız yine teşekkürler...
Ne yapalım kısmet bu işler?
Eeee ne demişler?
Gelin ata binmiş..............:)))))))))))))))))))))))))

21 Ekim 2009 Çarşamba

SIR...

Babalar gitti bu sefer önden...
Geride anneler ve kızlar kaldı...
Her giden yeni bir hayata yelken açtı...
Kalanlar elde kalanlara sarıldı...

Hayat dışarıda olanca hızıyla aktı.
Akıttıklarını peşine taktı...
Arada dönüp,dönüp peşine takılanlara baktı;
Bir sürü insan vardı;Kadın,erkek,genç,yaşlı...

Zaman gerek dedi hayat;Sadece biraz daha zaman...
Zamanı gelince bırakırlar peşimi,

Oysa hayatın peşindekiler,peşin hükümlüydüler...
Hayat tatlıydı,bırakılmazdı!Hem kim isteyerek sevdiklerinden ayrılır dı?

Zordu çok zor....Düşünmediler,bilmediler,belki de bilmek istemediler?

O yüzden de,hiç bir zaman çözemediler...
Esas aleme giden iyilerin yüzündeki o 'gülümseme'nin sırrını...


***
Geçen 5 gün...
5 güne sığan 2 ölüm...
Biri eltimin babası,biri arkadaşımın...
Yazasım yoktu,hayat boştu,hüzün çoktu vs.vs.vs.
(Mekanları cennet olsun)

14 Ekim 2009 Çarşamba

Günaydın blog...
*İlk domuz gribi Ankara'da bir ilk öğretim okulun da görülmüş,hadi bakalım:(
Nimet hn.eğer okullara yayılırsa,eğitim öğretimin Tv'den devam ettirileceğini söylemiş??Sonra bir de aşı vs. diyorlar ama,pek güvenemiyorum ben -Allah muhtaç etmesin bize gelene kadar,bir sürü kodaman var!?-
Bol bol el yıkayalım,çocuklarımıza yıkatalım...
Sıcakkanlı milletiz malum ama ölünce insan çok kötü soğuyor unutmayalım!!!
O yüzden de,sevecen olacağız diye,özellikle tanımadığımız kişilerle öpüşmeyelim,
içten bir el sıkışma yeterli olur kanımca!
*Yine Ankara'dan Ulustan...82 yıllık Bronz Atatürk heykelini altın sarısına boyamışlar:(Atam rahat uyuyor musun?)!!!!!Çok yorum yapmıyacağım bu konuda sinirliyim!!!

Kişisel ara not:Zaten çok sinirli,ya da çok kırgın olduğum da hiç konuşamam ben nutkum tutulur,sessizlik olur..Bunu ev ahalisi ve koca kişisi de bilir,sessizce mekan terk edilir...
Zamana bırakılır,zaman gelir bekler,bekler,bekler....
Zamanı gelince de sinirimi alır gider:))


*Bu gün maç var Bursa'da...Türkiye-Ermenistan....Yoğun güvenlik önlemleri vs.vs.vs...
Bir kaç bilirkişi(Tnzl sen değilsin:)aman dışarı çıkmayalım bugün,ne olur ne olmaz vs.şeklinde görüş bildirdi...Saygı duyuyorum ama uygulamıyorum zira millet olarak bu tırsaklığımızdan sıkıldım artık!!!İstanbul da bir 'şerefsiz'(kusura bakma blog ama daha farklı bir tanımlama getiremiyorum ben o bebek katillerine!) bomba patlatır,
onun etkisiyle Bursa'da ve benzer büyük şehirlerde 'AVM'lere kalabalık yerlere gitmeyin,gitmeyelim vs. tadında bir panik yaratılır...Halbuki o ş.siz lerin istediği de budur,böylece göbeğini kaşıyan adam biraz daha sırıtır!!!! vs.vs.
Ha bir de Özdil sahibi yazmış yine günün anlam ve önemine,Bursa'da olunca işin içinde ,bir içim su olmuş...Okumadan geçmeyin TIK

Neyse sözün özü:Bugün arkadaşlarla tam da öyle bir AVM'de buluşup kaynatacağız?Üstelik eminim ki arabayla girişte güvenlik önlemleri daha bir artmış olacak ve sadece gözle? yaptıkları bagaj kontrolleri sayesinde her seferinde beni acı acı gülümseten ve artık onlara X MAN dediğim güvenlik görevlileri bagaja yine kızıl ötesi bakış fırlatıp 'temiz geçebilirsiniz' havası atacak:))
Neyse kaynatacağız demiştim,tahmini kaynatma konuları:
-Ne olacak bu memleketin hali?
-Ne olacak çocuklarımızın geleceği?
-Ne olacak bu kocaların hali?
-Ne olacak halimiz?
-Ve son olarak tüm bu ne olacaklarla nasıl baş edebiliriz?:))))))))))))))

Bak şimdi ne olacak bu memleketin hali demişken aklıma geldi...Hani hep söyleniyoruz kızıyoruz vs.ya ilgili kişilere,bir şey yapmalı ama ne? deyip duruyoruz...
Tepkiyse tepki işte alın hepimize örnek...

Marmariste bir gezi teknesi,saygı duydum...
ALKIIIIIŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ.

Hadi gittim...Güzel bir gün olsun hepimize:)

...

Lodos'um deli rüzgarım...Huzur bozanım...
Oldu mu istediğin?
Bak gör...
Huzursuzum...

Sıcak esersin bilirim...Estin mi de dağıtırsın...
Yeterli oldu mu? Sindi mi içine?
Bak gör...
Dağıldım...

Sana değmez bilirim...Bilirim ki sadece baş ağrıtırsın...
O da oldu zaten, bak,bak yine gör...
Ağrıttın...

Ama ne bulutum ben, yolsuz yönsüz dönüp durayım rüzgarınla...
Ne de salkım söğüt ağacım,eğilip büküleyim hışmınla...

Yeni,dingin,huzurlu bir sabaha uyandım ben...
Sense...
Damlalara yenik düştün...
Bir yağmura, bir de göz yaşlarıma...

12 Ekim 2009 Pazartesi

YENGEÇ KABUĞU & GÜNDEM & TATLI SÖZ HALLERİ :))

Bu aralar pek ses etmiyorum farkındayım blog...Ama Yengeç'im ben alış buna...Dönem dönem girerim kabuğuma...
Dinlerim hem kafamı hem kendimi...Soyutlanırım...Öyle bir ruh halindeydim kaç zamandır...
Pc'de takılıp duruyordu zaten;Virüsün biri bin para!
O zaman sinirden ben de takılıyordum sabit gözlerle ekrana bir müddet???
Baktım gidişat iyi değil...Bknz:Çektim fişi:))

Gündem yine takibim de...Okuyorum,izliyorum,dinliyorum...Memleketin hali üzerinden genellemeyle çoğunlukla ilgili şahsa ve icraatlara söyleniyorum...Haberleri izlerken midem ağrıyor ama olayları da bilmek gerek;icraatlerine mecburen tahammül ettiklerimizi izliyorum içim acıya acıya:(Sonra insan hallerine geliyor sıra.Kayıp çocuklara,cinayetlere,salak Tvprogramlarına,onların konuklarına..
En son Seda Sayan bir röportajın da Türkiye'nin yeni Anchor Woman'ı olacağım diyordu da...Bir müddet güleyim mi?Kızayım mı? Karar veremedim:( Elimden söylenmekten başka bir şey gelmiyor.İçim acıdığı midem ağrıdığı ile kalıyor:(

O yüzden 'insan ne yaparsa kendine yapar' diyor kendi gerçek gündemime yoğunlaşıyorum ben de...
Şimdiler de incik boncuğa sardım yine,bir de fotoğraf çekiyorum bol bol.(Sadece dün pazar kaçamağımızda 210 kare çekmişim,abartmışım birazcık,koyarım bir ara,yoksa bende ayrı bir blogmu açsam sadece fotoğraflar için?)
Sonra kitaplarım var okuduklarım,okuyacaklarım(Üstün Dökmen'in 'Miyasenin Kuzuları'nı aldım cumartesi,hem Üstün Dökmen hem de kuzu???Kaçınılmazdı sanırım)
En son BUNU izledik.Sadece çok güldüğümüzü hatırlıyorum...
Spor'a az kaldı...Koca bey zaten başladı(sorma blog bu aralar hem rejim yapıyor,hem spor? Maşallah,Maşallah:)

Ona koş,buna koş,arkadaşları,akrabaları,eşi dostu ve lafın gelişi olmayan gerçek eşi de ihmal etme...Çocuklarla kaliteli zaman geçir(+ kalitesiz de bir sürü zaman,çok şükür:)Babanı ihmal etme,yalnızlık,yaşlılık zor malum elim hep üstünde...
Yani kısaca yaşa!
Yada en azından günü kurtar,tadını çıkar...Çıkmazsa suyunu çıkar vs.vs.vs...

Peki...

Peki Koca? Eş? Aşık olunan adam? İki çocuğumun babası? O ne olacak?
10 yıllık evlisin...Dile kolay 10 yıl...

Her bakışını,davranışını ezberlemişsin,nerede ne diyecek,arkasından ne gelecek,şu durumda hangi tepkiyi verecek anlamışsın...
Söylenmemiş sevgi sözcüğü kalmamış,kalanları da evir çevir, alla pulla, tekrar yolla alışmış,alıştırmışsın:)

Arada bir iki buse,iki çift tatlı söz gelirse; Aşkım,hayatım,güzel karım,sarışın hatun:P vs.vs.şeklinde 'eh en azından bunları unutmuyor:) dersin ama aslında değişik tatlı söz olarak 'kesme şeker'olmaya bile razısın:)

Ahh ne diyeyim blog...Allah bunları aratmasın:)
(Okuyorsan -ki okuyorsun- alınma sakın...Sana söylediklerimden farklı bir şey yok bu satırlar da...Bak şimdi...Yerim ben senin Ego'nu...Kıyamam...Tamam,tamam)
Hadi bu da senin değil, erkek doğasının ve şu malum meşhur günah keçisi genlerinizin suçu olsun:)

Ama ben yine de merak ediyorum; çocuk büyütmek çok zordur 'Ah o vazgeçilmez sevgileri ve annelik duygusu olmasa' vs. derler ya hani bu işleri bilenler...

Koca sevgisi nasıl oluyor o zaman acep? Hangi kategoriye giriyor o kısım?
Zaman için de çocuklarına gösterdiği o sabrı, kocasına karşı nasıl geliştirebiliyor kadın kişisi?:))

Yok bilmediğimden ve sabır duygumu geliştirmediğimden değil de, herkes bilsindir maksat,herkes faydalansın:)
Vallahi bak:P

Dün bir gelin arabasının üzerindeki yazı geldi şimdi aklıma;
'Annemin ilk ve son gelini' ?????
Ya bir insan en özel günün de arabanın üstüne -ki zaten adı'Gelin Arabası'dır onun- bunu yazar mı? Sanki annesi evleniyor damat bey'in!!!
Ay ne bileyim kızdım işte, bana neyse?
Alem şu erkekler!

Eh en azından bize bu versiyon denk gelmedi:)
Hadi hep birlikte o zaman...
Çok şükür çoooookkkk:))))

Bak şimdi....
Ben ne dedim ki?:)))