26 Kasım 2009 Perşembe

ÖPTÜM BAYRAMINIZI :))

Biz bu bayram yokuz....

(Biz aslın da yoğuuuuuzzzzzzz:)))

Sevgili blog, sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım...

İhtimaldir ki ;

Ya 'yol' da...

Ya yoldan çıkmış 'mola' da..

Ya da; 'Şile/Ağva' dolayların da,yarimin kolların da,zuzular koynumuz da:)

Yani 'blog'....

Şarkıdaki gibi;

Her sonbahar gelişindeeeeee.....
Sarı, sarı yapraklarlaaaaaa....
Kuru dallar arasındaaaaa
Sen gelirsin aklımaaa...

diyemeyeceğim?

Çünkü muhtemel ki; ben o ortam da, seni az düşüneceğim:))

O yüzden blogcum şimdiden hem senin, hem de tüm blog dostlarımın;
Bayramını en içten dileklerimle kutlar, aileniz,dostlarınız ve sevdiklerinizle birlikte mutluluk için de geçecek harika anlar dilerim...

Dönüşte; -inşallah- keyifli anılar da buluşmak üzere.

ÖPTÜM BAYRAMINIZI:))

24 Kasım 2009 Salı

BLOG'CU ÖĞRETMENLERİME,SEVGİYLE:)

Bugün öğretmenler günü...
Öncelikle baş öğretmenimizi,Ulu önder Atatürk'ü rahmetle anıyorum.
Sonrasın da;zorluklar içerisinde ama yine de büyük bir özveri ile görevlerini yerine getirmeye çalışan,eğitim neferlerimize,emektar, saygıdeğer öğretmenlerimize saygılarımı sunuyorum....

Blog dostlarımdan; Sevgili;
Dilek(Aysema hocam),
Dolunay,
Leylak dalı,
Asya Selda,
Muhabbet Çiçeğim,
İdea,
Özii,
Gece,
ve Lale ablamın sevgili kızları....
(Umarım atladığım kimse kalmamıştır.Varsa affola)

Sevgili öğretmenlerim,arkadaşlarım...
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ KUTLUYOR, SEVGİ VE SAYGILARIMI SUNUYORUM.

Gözünün içine bakıyorum...
Hatta uykumun geldiğini anlamasın diye daha da açıyorum gözlerimi,cin,cin,bakışlar fırlatıyorum gülümseyerek...
Yani aslında demek istiyorum ki;Ey evimin beyi;aslında çok güzel bu muhabbet,ne sana ne ona doyulmaz ama bak benim yatacağım yok? artık sen gidip yatsan,tatlı rüyalara dalsan,ben de geçsem şu Pc'nin başına,bir kaç kelam etsem,hem kelam, hem selam edenlere baksam, kafamı dağıtsam,içimi boşaltsam,hayata notumu alsam,notumu versem; kimine 100 üzerinden 100 desem,kimisine sıfırı çeksem...
Ben bakıyorum ama o hiç tınmıyor,anlamazlığa vurduruyor.
Yaramaz bir çocuk gibi,yanım da,yamacım da...
Biliyorum bu ara,evin diğer çocuklarından ona pek sıra gelmiyor?(bir yandan kıyamıyorum da:)
Biraz çocuklardan,biraz hacılardan,biraz acılardan,biraz tatlılardan laflıyoruz;Laf bitiyor...
Biraz meyve,biraz çay... Demleniyoruz;keyif bitiyor...
Biraz bakışma,biraz sarılma,yanağa bir öpücük,en masumundan evlilik halleri; e oda bitiyor...
En sonunda teslim bayrağını çeken 'bir yakışıklı' iyi geceler dileyip salonu terkediyor:)

*
İşte şimdi yalnızım....Pc ve ben, ben ve pc...Saat:00:30...Dongggg!!!!
Haftanın ve hayatın özetini almak üzere hatıra bağlantımızı yapıyoruz;Görüş mesafesi açık:)
Bu aralar daha bir güzel,sakin ve huzurlu şükür! Emeği geçenlere içtenlikle teşekkürler!
*
Sonrasın da;Yazmadım,yazamadım ya hani kaç gündür?
Siz bilmiyorsunuz yeni heyecanlardayım?
'Yeni' ve 'heyecan' olunca ve bu yazıyı okuyanlar çoğunluk kadınlardan oluşunca;
'Yeni bir bebe mi?' demeyin lütfen! Atlayıp gelmiyeyim sizin bloğa! :)
Rabbime binlerce şükür iki meleğimiz var ve onlara sağlıklı uzun ömür nasip etsin ama bizden bu kadar:)
'Yeni'nin açılımına gelince; Sadece tebdili mekan...
Hep istediğimiz hayalini kurduğumuz bir ev,bahçesinde manolyası,çamı,gülü,sardunyası olan...Zaman...Sadece birazcık daha zaman:)
*
Hani eskiden;Domuz gribiydi de; sonradan adını kibarca A(Aaaaa??!!)gribi yaptılar?-Ki bunu da 'Müslüman kişi domuz gribi mi olurmuş?!' mantığıyla yaptıklarını bile düşünüyorum artık o derece yani!......Neyse malum yönetim için görüşüm de bir değişme ve iyileşme olmamakla birlikte,aşı için ;görüşler farklı, farklı...O kadar çok okuduk,konuştuk,dinledik ki;neredeyse her okuduğumuz yazıdan sonra fikir değiştirdik!? Nihayetinde;okuldan gelen kağıda Hayır'ı bastık!(Üstelik Nilaycığımın dediği gibi ıslak imza!:) Doğru mudur? Yanlış mıdır? zaman gösterecek.Zaman iyilikten,güzellikten sağlıktan yana olsun inşallah.Tek dileğim (evet veya hayır) verilen tüm kararların geri dönüşünün hepimiz için hayırlı olması...
*
Cuma;öğlen;Aşkı koruma ve kollama çalışmaları;bölüm:2 kısım:1; Makkarino'da yemek,koza handa kahve,kapalı çarşıda nostalji:)
*
Cumartesi tüm gün Aşşkk....Önce;hevesle beklediğim ama hevesimi kursağımda bırakan bir Yeni Ay'ki...Yine sadece Edward hatırına izlenilir:)

Sonra; akşamına...Aşkı koruma ve kollama çalışmaları; bölüm :2, kısım 2; Altın Ceylan Meyhane de; tam anlamıyla baş başa uzuuuuun bir gece...Fasılına da,rakısına da,aşkına da büyük bir zevkle eşlik ettiğim sevdiğim,aşkım,eşim,her şeyim.Beni sevdiğin için çok teşekkür ederim.........'Bir babanın çocukları için yapacağı en önemli şey, annelerini sevmektir.' Theodore Hesburgh .(Yani kendim için bir şey istiyorsam namerdim:)

*Malum okullar tatil,zuzular evde...Aksiyon hat safhada:) O yüzden bu kadar blog...İşte ses verdim...Yetti gari:)

19 Kasım 2009 Perşembe

ARA...


Merak edenler'e; İYİYİM...
Hatta yazamayacak kadar :)
O yüzden kısa bir ara...
.
ARA SIRA, BAZI, BAZI,
GELSEM BİLE BLOG RAZI:)))

16 Kasım 2009 Pazartesi

GÖRE...




Gözlerimiz birbirine göre / Ellerimiz, dudaklarımız / Ve aşk bize göredir / Gece tam aşka göre / Rüzgar geceye göre / Ve yağmur rüzgara göredir / Öpüşmelerimiz yağmura göre / Odamız öpüşlerimize göre / Ve dünya odamıza göredir / Ve biz dünyaya göreyiz...


Ataol Behramoğlu




Önce hastalıklar...
Arada derin,etkili ve iyiki almışız dediğimiz bir 'Nefes' ...
Pazar'a brunch ve Misi'de muhabbet...
Sonra? Sonrası,iyilik, sağlık..Şükür!
Sadece,garip bir hayata dahil olamama,canlanamama hali var?
Belki pazartesiden...
Belki de bu kasvetli, yağmurlu karanlık sabahların etkisinden....
Daha kışın başı...Onu da biliyorum ama,
Güneşi ve güneşli günlerin neşesini özlemek için çok mu erken?

13 Kasım 2009 Cuma

MİM...

Gecem...AsyaSeldam...
Nerelere gitsem? Nerelere kaçsam? Nasıl özür dilesem bilemiyorum?:(
Geç oldu farkındayım ama lütfen kabul buyurunuz efem:))))

***Önce sevgili Gece'nin Mim'i***
-Dolabında hangi renkler daha fazla?
Aslında yaz ve kış değişir ama genel olarak;Siyah,beyaz,kahve tonları,lacivert,mor,mavi,kırmızı. -Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
Mudo,Mudo consept,Network,D&R,Paşabahçe,Boyner+Boyner home...Yani;Hem kıyafet,hem de ev için aksesuarların olduğu mağazalar.Hele bir de şimdi yılbaşı geliyor,koymuşlar renkli renkli mumları,şamdanları,tabakları:))Ve elbetteki oyuncak mağazaları;Önce biz sonra çocuklar oynasın diye:P
-Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Yerine göre giyinmeye çalışıyorum tabii ki;Çalışırken daha ağır giyiniyordum;etek+ceket vs.Ama şimdi en çok -ve ne yazık ki çoğunluk gibi:(- kot pantalon,t-shırt,üzerine kısa spor bir ceket vs. şeklin de...Ama elbiselerim de vardır hani arada mutlaka bir fırsat yaratıp giydiğim, kendimi daha bir 'kadın' hissettiğim:))
-Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?
Hımm...Bak şimdi,bu çok riskli bir soru aslında:P
Siyah mini bir elbise,makul derinlikte V yaka bir dekolte,siyah ince çorap,ince yüksek topuk ayakkabılar,havaya atılan imzam;parfümüm,anlamlı bir göz makyajı,geceyse kırmızı veya koyu renk bir ruj,gündüz ise parlatıcı, vs.vs.vs...
Ya da;Sevgilinin beğeni dolu bakışlarını aldığım giydiğim herşey diyelim,toparlayalım...Öyle ya;önemli olan giysi ya da onun içinde kendini nasıl hissettiğindeğil!Önemli olan nasıl hissettirildiğindir:))
-Asla giymem dediğin kıyafetler?
Taytlar,yünlü kaşındıran şeyler,dümdüz babetler...Vardır mutlaka ama başka gelmiyor aklıma.
-Fiyatları gereği ulaşılması zor markalardan beğendiğin?
Benim öyle marka takıntım yoktur...Yani marka dediğim;YSL,D&G vs...
Allah onları sahibine bağışlasın,isteyene versin ama bir tek çantaya milyarlarca para vermek bana hiç mantıklı gelmiyor!:( O kadar parayla yapılacak bir sürü yardım,okutulacak bir sürü çocuk,doyurulacak bir sürü evsiz hayvan varken hem de...Bir de ben çabuk sıkılırım,nihayetinde ondan da sıkılacağım.O yüzden istemem.
-En fazla yatırım yaptığın sektör?
Çocuklara kıyafet;çünkü maşallah jet hızıyla büyüyorlar.Sonra kendime,eşime,alışveriş yaparım.Kitaplar da önemli bir gider ayağı aslında...
-Kitap, film, spor arasından daha çok vakit ayırdığın hangisi?
Bu aralar,kitap...
-Dışarıdayken yemek için en çok tercih ettiğin yer?
Avm harici bir yerlerdeysem mutlaka,Siesta...Avm'deysem o anki ruh halime göre...

****Ve sevgili Asyaselda'dan;Kitap mimi***

1.Şu an okumakta olduğunuz kitap ve kısaca konusu;
Hakan Akdoğan' dan ''Struma''(Karanlıkta bir ninni)
'İkinci dünya savaşının en karanlık günlerinde,Köstenceden yola çıkan Struma adlı bir gemi,İstanbul kıyılarına demir atar.Kendilerine yeni bir ülke arayan yüzlerce Yahudi'yi nereye kadar taşıyabilecektir bu yüzer tabut?..Nazi soykırımından kaçan bir Yahudi ile 12 Eylül`ün hayattan kopardığı Aka`yı aynı kurgu içinde buluşturuyor.Farklı olanın yaşadığı yalnızlık. Kendini bir yere ait hissetme ihtiyacı. Ne olursa olsun tutunmak ve hayatı bir yerinden yakalamak. Tüm bunlar insanı yabancılaşmaya mı yoksa kurtuluşa mı götürür?.
2.En son aldığınız kitap
Struma,Kayıp gül ve Ayşe Kulin'in Türkan'ı...
3.Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz
Tarihçi(Elizabeth Kostova),Aşk(Elif Şafak),Madalyonun içi ve Günahın üç rengi(G.Budayıcıoğlu)
Aslında mutlaka daha vardır ama bunlar ilk aklıma gelenler.
4.Bir türlü bitiremediğiniz ,bitirsenizde sizi illallah ettiren kitaplar
Orhan Pamuk kitapları desem:(
5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap
Türkan

Arkadaşlar size bu keyifli Mimler için tekrar teşekkür ediyorum...
Bende;eğer daha önce cevaplamadılarsa ve arzu ederlerse;
Sevgili;Meltem'i, Gülcan'ı...Elçin ve Elçin'i...Semra'yı...,Mavi Anne'yi...
Ceyda'yı...Belgin'i..., Dolunay'ı ve Malla'yı mimliyorum:)
İstediğinizi seçebilirsiniz...Şimdiden kolay gelsin...

GİTTİLER...

Gittiler...Hem güldük,hem ağladık...Yok,yok aslında sanırım daha çok ağladık...Hele bir ara abim,babam,ben üçlü koalisyon yaptık ki ;birbirine sarılıp hüngür, hüngür ağlama şeklin de,görmen gerekirdi blog:(
Sonradan abim;öyle ağladığı için hafif mahçup;'Ya! diyor'du;İnsanı ağlatmak için herşeyi yapıyorlar!:)''
Gecenin bir vakti,yağmur altında,dualar,ilahiler eşliğin de...
Yüzümüz de tebessüm,gözümüz de yaş,dilimiz de sevgi sözcükleri,endişeli tenbihlerimiz. Nihayetinde veda... Öyle garip bir duyguydu ki;Sanki biz anne baba, onlar çocuktu?
(Milton Greenblatt: İlk başta anne-babalarımızın çocukları,sonra çocuklarımızın anne-babası oluruz. Daha sonra anne-babamızın anne-babası, En sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz.) Evet öyle, konuştuk aşkımla,sanırım biz şu an 3.evredeyiz,-anne babamızın,anne babası-en azından bu süreç için:) Dün de haberlerini aldık şükür..İyiler,bak bir gün geçti bile:)

Hacıları yolculayıp eve dönüşümüz gece 2'yi buldu,eve geldik 4'e kadar da oturup muhabbet ettik,arada Elif'im nasıl öksürüyor ama:(
Ateş'te yüksek,yattım yanına sabahladık birlikte:(
Okula göndermedim-bu günde öyle-dr.a gittik,önemli bir şey yok,en azından ciğerlerde bir şey yok...İlaçlar, şuruplar...Hoşgeldin kış!:((

Ben? Ben; Zombi kıvamındayım:(
Uykusuz, yorgun,üstelik öksürük ve eklem ağrısı bende de başladı,hadi bakalım:(

Başka?Başka bir şey yok...Misafir ağırlamaca,hastalıklar,gelen, giden, arada yazdığım,bildiğim,gördüğüm,çizdiğim anlattığım vs.derken bir telaşe....
Şimdi ;Çok şükür ortalık sakin....Umarım hep böyle sürer!

10 Kasım 2009 Salı

MUSTAFAM KEMALİM...



Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.

10 KASIM 1938...BİR ULUS SANA MİNNETTAR...EMANETİN GÜVENDE...NURLAR İÇİNDE YAT ATAM...

09 Kasım 2009 Pazartesi

YAKIŞIR !

Hayat daha bir hızlı akıyor sanki bu aralar.
Günler günleri kovalıyor ve ben bir türlü istediğim zamanı ayıramıyorum sana blog:(

***Geçen hafta bizim gurupla eğitimlerine yardımcı olduğumuz öğrencileri ziyaret ettik,maddi durumları iyi olmayan,çok zor koşullarda okuyan ama hepsi pırıl,pırıl başarılı,yüzleri de yürekleri gibi aydınlık ve güzel çocuklar...Perşembe sabah Özgür'ümü aldım ve düştük yola.İstikamet;Z.G.İlk öğretim okulu.Öğrencilerimizi beklerken,sohbet ettiğimiz öğretmenlerden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına denk getirilen? domuz gribi için yapılan genel? temizliği konuştuk;Sınıflar çamaşır sularıyla temizlenmiş ama sadece yerler, sıraların üstlerini silmemişler bile:(
Şimdi;'Dostlar alışverişte görsün' buraya yakışır mı? Yakışır!:(

***Öğrencilerimizden birinin annesi anlattı;Irmakları yeşil akan bir dershanenin deneme sınavına girmiş oğlu,çok iyide puan almış..Demişler ki;gelsin bize,size %40 indirim...Annenin evde başı açık ama dışarıda örtüyormuş..Gitmiş konuşmaya,bakmışlar başı örtülü 'Aaa demişler sen dindarsın?'o zaman indirim % 60!??
Almış oğlunu çıkıp gitmiş anne.Günlerce aramışlar getirin oğlunuzu diye; anne;100 ytl bile deseniz artık size göndermem demiş.Oysa maddi olarak muhtaç durumdalar, gurur duydum anneyle ve düşünce sistemiyle;
''Başımı örtüyorum diye beni farklı sandılar,ama biliyorum onları,tamda bu yaşlar da yıkatmam oğlumun beynini'' dedi, anlatıp durdu anne...
Hepimiz müslümanız din hepimizin dini...Elbetteki kendi dini inançları, yorumları,tercihleri çerçevesinde başını örtebilir insan...Önemli olan şekil değil o şekilin içindeki zihniyettir zaten...
Şimdi;'Atatürk ölmedi,içimizde yaşıyooooorr' buraya yakışır mı?Yakışır! :)

***Yine başka bir öğrenci; henüz 9 yaşındaki Bilal... Kendisine hediye ettiğimiz bilgisayarı bir başka arkadaşına verecek ve benden daha başarılı, onun daha çok ihtiyacı var diyecek kadar da koca yürekli...Hepimizi duygulandırdı bu davranışıyla,
düşünün o yaştaki bir çocuk ve paylaştığı şey çikolata değil,bir bilgisayar:( Aklımız kaldı Bilal'de...Özgürümle ayrıldık yanlarından ama içimiz buruk..Bagajda bir adet PC var ama onun da verilecek yeri var derken...Yürekten yapılan her paylaşımın,her yardımın geri dönüşünün misliyle olması gibi birden işler yoluna girdi...Biz yarım saat sonra arabanın bagajındaki Pc'yi Bilal'e teslim ediyorduk sevinç ve gurur karışımı duygularla...
Şimdi; 'Az veren candan,çok veren maldan' buraya yakışır mı? Yakışır!:)

***Geçen hafta içi bir gün...Sabah fotoğraf kursumdan sonra,yemeli içmeli,bol muhabbetli bir toplantıya gittim, oldukça keyifli geçti,seviyorum hepsini iyi insanlar...Kalabalık olunca ve kalabalık kadınlardan oluşunca herkes bir şeyler anlatma telaşındaydı...Gündem;domuz gribi,gdo,kitaplar,filmler,yemek tarifleri vs.vs.
Aslında çoğunlukla;Bizim bloglarda yazarak dile getirdiklerimizin sözle ifadeleri...
Bir ara -en güzeli haber filan seyretmemek,seyredip streslenmemek,bilmemek- diye bir cümle geçti...
Sanırım o ruh haliyle;vatan millet sakarya, aldım sazı elime...
Konuşmaktan çok yazmayı seven ben, aşka geldim, bülbül oldum, hatip kesildim...
Ne açılım kaldı,ne akıl değmemiş kafa!
Ne domuz gribi,ne aşısı... Ne de soğanı,sarımsağı...
Ne gdo'lar ,ne tarımda uygulanan kota'lar...
Ne de 29 Ekimde sözde ilaçlama için kapatılan okullar.
Ne 10 Kasıma denk getirilen meclisteki açılım tartışmaları...
Ne bir gün öncesinde tanık olduğum yukarıda yazdığım yeşil ırmaklar!
Kendi çocuklarımız için harcadığımız çikolata parasından bile az bir miktarla okuyan çocukları...İhtiyacı olanlara yaptığımız kullanılabilir durumdaki kıyafet,kitap,kırtasiye yardımlarımızı,diktiğimiz ağaçları,başkaları için bir şeyler yapmış olmanın verdiği manevi hazzı... Ne de yine 10 Kasımda başlayacağımız saat 20:00 de ki 1 dk.lık karanlık. eylemini...Sizde katılın,bir şeyler yapmamız lazım,bu bizim en doğal hakkımız tepkisiz bir toplum olmayalım...Göstere göstere, gözümüzün içine baka baka harcıyorlar ülkeyi...Dedim...
Arada bir kaç haklısın kafa sallayışı ve fikir bildirimi de aldım şükür ama çoğunlukla kendim çaldım kendim söyledim:(
Bir de üstüne -siz 'gün'leri sevmezsiniz,çok faalsiniz- şeklinde şakayla karışık lafımı da yedim:(
Şimdi;'Bana dokunmayan yılan....','Doğru söyleyeni dokuz köyden...'Kadın kadının kurdu...'Buraya yakışır mı?Yakışır! :(

***Hafta sonu babamı,kayınpederimi ve kayınvalidemi,yani bizim hacıları:) yemeğe aldık...Gitmeden önce son kez aile büyüklerimizle birlikte olduk böylece...Ettikleri dualara amin demekten yorulduk desem sanırım heyecanlarını,sevinçlerini ve anne babanın hayır duasını alan bizim hislerimizi anlatmaya gerek kalmaz:)

Fotoğraf çekindik bol bol...Torunlar,anneler,babalar,evlatlar....

Ve ben; dilim söylemese de kalbim hep sızladı...
Fotodaki babam,ben ve babam,o benim babam...
Annemin yadigarı,huysuz ve tatlı ihtiyarım,sert görünümlü yufka yürek, çocuklarımın müdür dedesi,başımı omzuna yasladığım, kollarının altına güvenle sığındığım ilk erkek...Yine dön bana olur mu? İnan göründüğüm kadar güçlü değilim.
Dönüşte bana bir masal daha anlat baba...Rabbim hepinizin yolunu açık etsin.Kazasız belasız gidip gelin inşallah.(Yazar gözyaşlarını silmek üzere sayfayı terk etti)

***Pazar,bütün gün evdeydik zira soğan fossss çıktı???-bu işin espirisi tabi ki soğanla olsaydı bu işler?- Neyse diyeceğim; Zuzularımız hasta:( Şimdilik biraz ateş,öksürük,kırgınlık var...Özellikle ateşleri sürekli takibimizde...Dün akşam nöbetleşe sabahladık aşkımla,bugün daha iyiler maşallah.Olsun, onlar iyi olsunlar da gerisi hikaye...Okula da göndermedim haliyle,bugün evdeyiz öğleden sonrada dr.amcamızı ziyarete gideceğiz...Birazdan kızımın yanına gideceğim ve 10 Kasım için Atatürk albümü hazırlayacağız birlikte...
Şimdi;Sağlığı olanın umudu,umudu olanın herşeyi var demektir...
Ya da ayağını sıcak tut başını serin,düşünme öyle derin derin...buraya yakışır mı?Yakışır!:))

Hadi kaçtım...Seviyorum herkesi:)

ADIMIZ MİSKİNDİR BİZİM...DÜŞMANIMIZ KİNDİR BİZİM..

Uzun zamandır düşünüyorum....
Ve çok, çok uzun zamandır da sessizce izliyorum...
Yazılar,yorumlar,şarkılar eşliğinde nasiplendirildiğim;
Bitip tükenmek bilmeyen bir kinin kelimelerle savaşını...
.
Bitmesini bekliyorum sabırla ve sabrımı sınıyorlar çokça,,susuyorum...
Yaralar alıyorum, yaralarımı sarıyorum,kabuk bağlayanları bazen yine kanatıyorum...
İçime atıyorum....İçim de birikenleri de suya;
'Ey su, duy sesimi,al derdimi, al götür ki; aksın gitsin içimden tıpkı senin gibi.'
.
Oysa bir hayat yaşıyorum bende herkes gibi...
Herkes kadar;Acısı,tatlısı,hüznü,neşesi...
Hatalarım,günahlarım,sevaplarım...Onlar; hem borçlarım,hem kazançlarım...
.
Kusursuz olmak derdin de değilim...
Yanlışlarımla da,hayatıma giren yanlışlarla da! büyüyebilir, kendimi geliştirebilirim.
Hem sürekli gelişiyorsam,bir önce yaptığımın kusursuz olmasını nasıl bekleyebilirim?
.
İçimdeki çocuğu küstürmeden büyütmek....
Her şeye, her şer'e rağmen gülümsemek...
İnatla, ümitle, sevmek niyetim...

Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu alem birdir bize

Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bilmeyen ne bilsin bizi
Bilenlere selam olsun

Görmek istediğini görürmüş insan, duymak istediğine inanırmış...
Kimisine dedikodu baldan tatlı,dinlemesi bal kaymakmış...

Yansıtmak istediğini seçermiş insan,göstermek istediği yüzünü allar pullarmış...
Önce kalpleri kırar,yıkar, döker... Sonra nezaketten kırılırmış...

Şanssız tesadüflere, farklı anlamlar yükler, bir de yalanla süsler!
Muhtemel ki ;iç huzuru bu davranışların da ararmış...

Sevgili insan!
Aş bunları, dön içine, bak derinlere, sev kendini...
Hadi bir kere de farklı bir şey yap,
Bırak peşimi! Şaşırt beni!




06 Kasım 2009 Cuma

GÜNAYDIN :)

Ne zaman ki;
Benim burnum donar,ısınmak için koca kişisinin boynuna dalar,
ya da el ayak buz keserde kısa soketler ortaya çıkarsa,
O zaman kış gelmiş demektir...

Orta da hiç bir sorun yokken diyorsa sevgili...
'Niye çattın kaşlaaarınıııı...Bilmiyom yaaaaar suçlarımııı'' ???
Babacığımdan miras kalın kaşlarımın inceltilme zamanı gelmiş demektir...

Ne zaman ki;Çalar saati kurmadan uyanırım-uyanırsın-, bir veya daha fazla çocuğun var demektir...

Güneşsiz sabahlar da uyanmak,sıcak yataktan çıkmak ve çıkıpta ayılmak zor geliyorsa mevsimsel depresyondayım demektir...


***Yazacak,anlatacak şey çok...Amma velakin vakit yok:(
Şimdilik bu kadar...Günümüz aydın olsun.

Ps:Gecem Mim'i aldım.tşk.ederim...En kısa zamanda canım:)