BAYRAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BAYRAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2010 Çarşamba

YAŞA,YAŞA / YAZ,YAZ/ OKU,OKU/ BİTMEZ ! :)

Eski yazılarımı okuyanlar bilirler sevdamı...Bilirler gitmeyi/görmeyi ne çok istediğimi...Bilirler hayallerimi...Siz onları bilirdiniz de; Ben uçaktan adımımı atttığım anda hissettiğim garip aidiyet duygusunun varlığını bilmezdim?Bir huzur,bir sıcaklık?Kesin bir önceki yaşamım da vardı bir bağlantım oralarla kesin!?

Bayram arifesinden anneciğimin mezarını,bayram günüde aile büyüklerimizi ziyaret edip hayır dualarını alarak 1.gün çıktık yola...İstikamet Roma!İtalya!
Açıkcası yola çıkmadan önce çok kaygılıydık,hani bir şey olacağından değil de 6,5 yaşında iki çocukla bilmediğin yaban ellerde,bilmediğin yemeklerle,hadi onuda geç turla gezeceğiz,ekibe uymak lazım,ya yorulurlarsa,inatlaşırlarsa ve hatta en korkuncu benim güzel cadım o ince çığlığını en yüksek desibelinden bir atarsa?
Hani bize bir şey olmazda,ya Papa korkarsa?:P
Duyan;Ah ne güzel Roma gezersiniz romantik,romantik diyordu...
Bense muhtemelen 2 çocukla romantik komedi oluruz diyordum!
Bundan sonra büyük konuşmayacağım,yalancı çıkmamın sevinciyle doluyum!:)
*VATİCANO!
İlk gün ayağımızın tozu ile bavulları tur otobüsüne atar atmaz;
Müslüman ülkenin müslüman vatandaşları olarak, Hristiyanlığın merkezi,kutsal kenti olanVatikan'a koştuk!??
Din değiştirmeye değil tabii ki?:)

Sadece yıllardır merakla izlediğim,okuduğum,tüm filmlerin,kitapların ve çalıştığım sanat tarihi derslerinin hatırına o heykelleri dünya gözüyle görmek,o binaların içinde olmak ve tarihe dokunmak için.
Dini açıdan -haliyle- herhangi bir etkileşim de bulunamadığımızdan 'müze' gezer gibi gezdik tüm yapıları...
Kiliseler,şapeller,katetralller hepsinden tarih fışkırıyor,sanat fışkırıyor....
Tabi mevcut din buna çok müsait...Paganlığında etkisiyle putlaştırma tarzında heykeller,melekler,azizler,rahipler vs.çok fazla....
Yağlı boya tablolar ve duvar rölyefleri ile görsellik çok başarılı ve etkilyici bir şekilde kullanılmış bu da her yapıyı bir sanat eserine dönüştürüyor.


Vatikan'a St.Pietro Meydanından başladık.288 sütünla çevrili bu geniş alanın tam ortasında bir benzerinin İstanbulda bulunduğu bir Dikilitaş var.Meydanın sonunda ise St Pietro Katedrali.
Katedralin içinde-kendi mimari yapısıda dahil-pek çok eser; ünlü ressam,heykeltraş ve mimar Michelangola'ya ait...

Ben en çok ünlü Pieta (Merhamet) heykelini merak ediyordum.İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra annesinin /Hz.Meryem'in kucağına yatırılmış hali... Görünce bir kere daha Michelangelo'ya hayran kaldım...Mermerle yansıtılan o doğallığa,o yumuşak hisse.(yanda)...Katedralin birisi sağda,birisi solda olmak üzere iki adet kapısı bulunuyor...Her 20 yılda bir hacı olmak üzere vatikan'a gelen hristiyanlar Cennet Kapısından geçerek hacı oluyorlarmış...Bir de Cehennem Kapısı vardı ki onun yanında pek kimse yoktu?!

*la Fontana di Trevi /TREVİ (üçyol) ÇEŞMESİ; Aşk çeşmesi diyorlar adına da aslında pek bir ilgisi yokmuş,klasik, turist çekmek amaçlı kullanılan bir isim...Rehberimizin dediği geliyor aklıma hala gülüyorum;...Bizimkiler Romalı Perihan filmlerinden sonra kullanmaya başlamışlar bu adı demişti:))
İsmi boşverin cismi anlatın derseniz eğer tek kelimeyle çok güzeldi!; Denizkabuğu şeklinde bir at arabası, arabayı çeken denizden çıkan kanatlı atlar ve arabada bulunan mitolojik deniz tanrısı...Ve tabii ki biz de kurala uyup, kendimiz ve özel istekte bulunan tüm dostlarımız için dileklerimizi dileyip, İtalyan Ekonomisine katkıda bulunduk:)

Tarih ne yazmakla ne anlatmakla bitecek gibi değil!
Biraz hava/konu değişimi yapalım;

Genel olarak Roma hakkında edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum şimdi de;
*Roma'da su bedava...Evlere su faturası gitmiyormuş,şehirdeki tüm çeşmelerin suyu içilebilecek kıvamda imiş.
*En düşük asgari ücret net 900 euro civarında olunca haliyle biraz pahalı bir şehir...
*Kahvaltıları tatlı kruvasan,pasta ve keklerden oluşuyor...Yok öyle bizdeki gibi güzelim tam yağlı bir beyaz peynir,domates,zeytin,çay! vs.(yazık onlara:)
*Tüm salam,sosis vs.ürünlerin domuz eti içerdiği öğrenince,çocuklara-son kullanma tarihleri geçmiş onları yemiyoruz-şeklinde caydırıcı parlak!cümleler kurduk.
*Lokanta veya Cafelerde ayakta atıştırmak çok yaptıkları birşey...Hep bir yere yetişme telaşında oldukları için dedi rehberimiz ama bence bir fincan cappicıno'ya;ayakta 1 eoru!,masada oturup içince 3 euro vermeleri daha haklı bir gerekçe!
*Ve bir kadeh şarap,bir kutu cola'dan daha ucuz!Ev yapımı kırmızı şaraplarından Chianti!tavsiyemizdir:)
*Domuz eti çekincemizden dolayı Vejeterigian pizza tercih ettiğimiz için pizzaları hakkında pek bir yorumda bulunamayacağım,genelde güzeldi ve bizim alışık olduğumuz pizza hamurlarının aksine hamurları neredeyse lavaş inceliğinde idi.
*Tiramisu'larına bayıldım!
*Makarnaları al dante-yarı pişmiş haşladıkları için, az piştiği ve dolayısıyla çok çiğnenip yavaş yenildiği için porsiyonlarının az olmasına rağmen oldukça doyurucu ve lezzetli!
*Kremalı tatlıları,kekleri çok fazla tüketiyorlar,pakarna ve pizza tarzı hamur işlerinide öyle...Yine de genel olarak gayet fitler...spor!spor!spor!
*Kadınlar mini etekleri ve illaki kırmızı rujları ve illaki sigaraları ile arzı endam ediyorlar sokaklarda...Ve bir allahın kulu da 'bunda iş var!'tarzı bakışlar atmıyor onlara,öyle rahat ve mutlular benim gördüklerim...Birde gece taksiye yalnız başına binen kadınlara taksi şöförü %20 indirim yapmak zorunda imiş,kadını koruma amaçlı...

*Çoğu yolda trafik için sinyalizasyon yok...Yaya olarak adımınızı yola attığınız anda arabalar duruyor!?
Alışık olmayınca insan bir mühim hissediyor kendisini:)
Hatta bir ara kaldırımdan ayağımı yola basıp,çekesim,basıp,
çekesim, arabaları oynatasım geldi:P

*Ve hemen her şehirde olduğu gibi Roma'nında bir Cumhuriyet Meydanı var ve o meydanın yanında da
Gladyatörler?!
Foto madam,foto!?:))

Neyse bu kadar magazinden sonra dönelim tarihin tozlu sayfalarına...
Hala benimleyseniz? merak etmeyin az kaldı:)

FLORANSA,Firenze; Romada kaldığımız 5 gün içinde hava 3 gün yağmurluydu...ilginçtir yağmurlu günlerde sabahtan14:00,15:00'e kadar hava açık güneşliyken sonrası illaki ara ara yağmurluydu...

Roma/floransa arası yaklaşık 3,5 saat...Otobüs yolculuğu keyifli olsada bir müddet sonra sıkılan çocukları eğlendirme işi kesinlikle tecrübe istiyor(bknz: ikiz babası:)

Öncelikle belirtmek isterim ki Floransa kesinlikle Roma'dan daha güzel!Açık hava müzesi kıvamında meydanlar,binalar ve daracık sokakları ile şirinmi şirin bir küçük şehir...Amma velakin yağmurun azizliğine uğrayarak dolaştığımız için her yerini gezemedik,göremedik,fotosunu çekemedik!:(
Kalbimde aklımda Firenze de kaldı...
Bir katedralin önünde Dante'nin( evet,evet o! dante gibi ortasındayız ömrün diyen dante)heykeli vardı.Harika bir yapıydı ama adını bile anlayamadım yağmurdan,işte o yapının arka bahçesinde Galileo Galile'nin mezarı varmış(evet,evet o!dünyanın döndüğünü bulan şahsiyet)onu çok görmek istedim ama hem fırsat,hem vakit olmadı:( Nihayetinde kapalı mekanlarda geçen bir kaç saat sonunda;

Mıchelengo'nun ünlü Davud/david heykelinin orjinalini( ki foto çekmek yasak olduğu halde flaşsız çektim,pişman değilim!

Ve ünlü Floransa/Toscana bölgesinin üzüm bağlarının şaraplarından tatma ve alma şansını yakaladık...


















Veee son!
Diyemiyorum çünkü daha,Napoli,pompei ve piazza novana var:)
Ama tahminim odur ki ne sizde okuyacak sabır ne bende yazacak anlatacak hal kalmamıştır:)
Bu kadar uzun postlar yazmak,okunulması bakımından riskli biliyorum,genelde hepsi okunmaz,haliyle yorum yapılmaz,eğer yapılmaz ise biliniz ki bu bloğun sahibesi bu duruma hiç bozulmaz:))
Empati herşeydir netekim:))

Devamı var bitmedi aşkımız:)))))))))

15 Kasım 2010 Pazartesi

SARI,SARI SONBAHAR...






































Yere düşen yapraklar kadar çoktu hayallerim...Hüznüm,sevincim,kederim...
Kimisini dedim, kimisini sadece diledim...Bekledim...
***


























Umulmadık bir günde…Umulmadık zamanlarda…Umulmadık şekillerde...
Gücüme gitti hayat bazen,buğulandı görüş alanım...
Derin iç çekişlerimin buğusuna yazdım adı bende saklılarımı...
Dünü gün gibi yeniden yaşamak yerine,oluruna bıraktım...
Acı çekmenin kibarını seçip,mum gibi içine erimeyi de bilince bir de...
Kaldırmadım başımı,bakmadım yüzüne, gülümsedim geçtim sadece yanından; çok şükür!diye,diye...
***


























Umduğum yerden geldi ışık sonra...
Gözümü kamaştırdı,sevgim,şükrüm,sevdam...Siper ettim elimi; Gölgesine sığındım sevdiklerimin:)
***





































Ve çok uzun zamandır ertelediğim sevinçlerime yer açtım...
Her insanın zayıf olduğu, sadece duygularıyla hareket ettiği 'anlar'ın hatırına:)
***
Ve biliyorum ki;Şimdi gülümsüyorsam;

Seni seviyorum demenin sıcaklığından...

Anneciğim,babacığım diyen dillerin aşkından...

Ve bu mucizeleri nasip edenin nurundan...

GÜLER YÜZLÜ,GÜLEN GÖZLÜ ve
HAYALLERİNİZİN GERÇEKLEŞTİĞİ
BAYRAMLAR DİLİYORUM :))

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Çok keyifli geçen anneler günü yemeğimizde çooook şarkı söylememden mi?
Hazır bulunca gömüldüğüm buz gibi karpuz dilimlerinden mi?
Her gidişimde orasını burasını temizlemeye çalıştığım yeni evimizden yuttuğum tozdan,dumandan mı?
Ya da hepsi mi sebep bilmem ama hastaydım ve kötüydüm....Şükür geçti....Şimdi daha iyiyim blog..
Geçmiş olsun dilekleriniz için hepinize çok teşekkür ederim dostlar,iyi ki varsınız,sözleriniz ilaç gibiydi...

***
Pazar günü zuzuların okulunda aileler günü var demiştim ya...Bayıldım,bayıldık...
Şarkılar söyledi bizim kuzular,danslar etti...

Hele anneler günü için söyledikleri şarkı?
Aaah ah!Yok böyle bir sevgi!
Çok şükür rabbim çok şükür ki; yaşattın bana bu sevgiyi!....
Hele o puket?Hele o Puket?:))))

Günaydın anneciğim gününüz kutlu olsun...
Ne kadar da sevinçliyim ömrünüz mutlu olsun...
Size bir Puket (buket:)'im var...Kalbimden koptu bunlar...
Hakkınız ödenmez hiç,verilse dünyalar...

Bir ara anneler de katıldı dans gösterisine,herkes çocuğunun yanında,çocuklarda annelerinin etrafında dönüp kendi elleriyle yaptıkları çiçekleri koklatıyorlar vs.ilginç bir kareografi?
Neyse tabi bende iki çocuk,bir sağımdan biri solumdan dönmeye başladılar ortada karşılaştılar ve haliyle iki inatçı keçi yol kavgası yapıp kapıştılar...Üzüldüler...

Beni paylaşamıyorlar bir türlü....Gün geçtikçe daha da artıyor bu belirtiler...
O gün ilk defa '''Keşke benim bir ikizim olmasaydı,sadece ben olsaydım!'''diye ağladı kızım...İçim eridi:(
Oysa o kadar çok dikkat ediyoruz,ediyorum ki her konuda eşit davranmaya...
Sevgide,söylemde,oyunda,harekette ve hatta uyurlarken bile...Birisinin başını 3 kere okşasak öbürü iki de kalmıyor asla...
Ama yeterli olmuyor demek ki? Çocuk onlar ve hep daha fazlasını istiyorlar...
İkiye bölünük halim yetmiyor,gidip parça et yaptırmalıyım kendimi...

***
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı...Kutlu olsun...Özlemi gün geçtikçe daha da artan Atamıza da selam olsun...

***
Malum bayram zuzular bugün evde...Babam akşamdan geldi,bizde kaldı...Birazdan da (inşallah) kapım çalacak ve ne zamandır yolu gözlenenler de bizimle birlikte olacak;abimler geliyor:)
Önce keyifli bir kahvaltı,sonra hep birlikte yeni evimize gideceğiz durum kontrolüne:P,sonra artık gün ne getirirse...

***
Ve şafak 4:))

Güzel bir sabah,güzel bir gün olsun ve güzellikler getirsin hepimize blogcum...

28 Nisan 2010 Çarşamba

UZUN,UZUN YOLLARI AŞTIM GELDİM (dikkat bol foto içerir:)

Uzaktan geldim yorgunum hancı...
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş???
Döndüm...Çok gezdim e haliyle çok yoruldum...Dinlendim ve ancak geldim:)
Şimdi yediğimiz içtiğimiz bizim olsun gördüklerimizi anlatalım...

Döndüm...Ama kalbim orada kaldı...Çok değişmiş çok,çok büyümüş görmeyeli?
Baştan biraz acemilik çeksem de sonrasında alıştım...Eski mahallemizi,evimizi,okulumu gördüm,sokakların da dolandım,çarşıların da,hayal gibi,rüya gibi...Her köşesinde anılarım,anılarımın içinde kayıplarım...Gözlerimin ucunda yaşlarım:(
Yıllar,yıllar önce (şimdikinden daha genç iken:p)bekar,çocuksuz ve sahip olacaklarım,yaşayacaklarım hakkında hiç bir fikrim yok iken dolaştığım nice mekanda,bu sefer evli ve iki çocuklu genç bir kadın olarak gezmek çok ilginç,tarifi zor,içinde hem neşe,hem hüzün, hem gurur, hem de bol şükür barındıran garip bir duyguydu...
Ama hepsine değdi!..
Anıtkabir'e,Kuğulu'ya,Tunalıya,Kale'ye,Beypazarına gittik...Ankara sokakların da gezdik,hatta bir ara kaybolduk:P
Dönüş yolunda bir de Eskişehir yaptık,Çi böreğini tattık,porsuk çayına baktık:)
Şimdi,aslında hepsi uzun,uzun anlatılmayı,yazılmayı hakediyor ama fotoğrafların da desteği ve gidiş sırası ile işte Ankara ve ben ve kuzular ve kuğulu ve kale ve beypazarı ve vs.vs.vs.:))
                                                                                                 Yıllar sonra...Kuğulu park'ta:)
                                                                                                            Çocuklar...
                                                                          ******
                                                                                        Ankara Kalesi surların da Bursaspor bayrağı:))
Kale'de Rahmi Koç müzesinde; sevgili blog dostlarımızdan Leylak Dalı'nın da tavsiye ettiği(tşk.ler) ve bayıldığımız, Henry Kupjack'ın Minyatür Odalar sergisi...Ne emek?Ne sabır? Fotoğraf çektim ama BURAYI tıklarsanız hem daha güzel fotolara hem de açıklamalarına ulaşabilirsiniz...
Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı için hazırlatmış olduğu İlk bayraklardan birisi imiş bu bayrak...Rahmi Koç müzesinde dikkatimizi çekenlerden birisi oldu haliyle...       
                                                                         ******
                                                                                                          Beypazarı
Beypazarı...Biz çok sevdik:) Tarihi konakları,taş baskı kumaşları ve gümüşleri meşhur...Sadece Gümüş dükkanlarının bulunduğu bir pasaj var ve insan hangi birisine bakacağını şaşırıyor(tam bizim için:)
Ucuz diyorlar ama çok ucuz gelmedi bana yine de...Neden gümüşü meşhur?Gümüş mü çıkıyor buralar da dedik?Hayır dediler meğer gümüş işciliği fazlaymış,'el alan' yani?Öyle olunca da en azından işciliğine fazla fiyat biçmiyorlarmış vs.Bir de seksen katlı ev baklavaları var,bir de güveçleri,bir de sarmaları var:)
                      
Meşhur Beypazarı kurusu...Bir nevi galeta gibi ama tereyağlı yapıyorlar...Kıtır,kıtır hatta katur,kutur:) zor yeniyor ama lezzetli bir tat...Beypazarının bir sokağı...Ve Beypazarı içerisinde ki Yaşayan Müze'de çocuklar Ebru sanatının inceliklerini öğrenirler iken...Müze çok başarılı...Zaten bilindik müzeler gibi değil eski bir beypazarı konağı... Bağışlamış sahipleri,geleneksel sanat ve değerleri korumak içinde her hafta değişik  etkinlikler yapılıyormuş...Bizim gittiğimiz gün ebru sanatı günü idi...Bir oda da Hacivat ve Karagöz var,bir oda da masalcı teyze,daha doğrusu Masal Ebesi...Tam 65 masal biliyormuş ninesinden kalma eski masallar...Ne yazık ki dinleyemedik masallarını bir kaç bilmece sorup şeker verdi çocuklara mutlu oldu bizim kuzularda:)

Bir de konağa çıkan merdivenlerin sağ tarafında olduğu yerde dönen bir tarafı açık iki katlı bir dolap dikkatimizi çekti...Bu döner dolabın kapağı, ihtiyaç sahipleri tarafından çalınır ve içerisine konulan boş yemek kabı diğer tarafa dolu olarak dönermiş...Böylece ne yemeği alan ne de veren birbirini görmez hiç kimse de rencide olmazmış...Şimdiyi düşününce bir de???Hey gidi heeyyy,heyyy:(
                                                     Aşağıda Karagöz ve Hacivat oynatan zuzular:)
                  
                                                                              ******
                                                                       Ve Anıtkabir...Ve Atam...Ve Minnet...Ve Şükran...
Düşündüğümüz gibi tam 23 Nisan'da gidemedik Atamıza ne yazık ki:(
3 ve 5 yaşlarındaki dört çocukla sadece Anıtkabire girmek için kuyrukta beklemeniz 2 saat sürer dediler işi bilenler... Öyle olunca biz de pazar sabahı gittik Ata'mıza...Sabah 9:00 da giriş yaptık sakindir rahat gezeriz düşüncesiyle ama oldukça kalabalıktı...Açıkcası buna çok sevindik...
Ne güzel! Hiç eksilmesin 'farkında olanlar' inşallah hiç!

Anıtkabir...Atam...Hep aynı...Heybetli,mağrur,güven veren,ulu,yüce ve hala tek adam!...
Yine tüylerim diken diken oldu,yine yüreğim pır pır,yine gözümde yaş,
yine içimde sonsuz bir özlemle büyüyen bir sızı:(
Yine gezdim sindire,sindire...Kişiliğine,tarzına imrene imrene...

Yeni eklemeler yapmışlar; Atatürk ve Kurtuluş savaşı Müzesi...Çanakkale savaşı'nın panaroması var...Çok etkileyeci...Top,tüfek sesleri ve Allah Allah nidaları arasında geziyor ve gördükleriniz karşısında içiniz yanıyor ve düşünüyorsunuz;Ah bu vatan ne kadar zor şartlar altında ne savaşlarla kazanıldı...Her bir karış toprağı için ne canlar yitti,ne kanlar aktı?Şimdi?Ne kolay satılıyor!?:(
(Sanal panaroma için lütfen BURAYA tık)

En çok kütüphanesini severim ben Atamın...En çok okuduğu kitapların bulunduğu odayı...O kitaplarda altını çizdiği satırları ve yanına aldığı kısa notları incelerim dikkatle...Yine öyle yaptım,yaptık...Ah ne çok isterdim o kitapların diğer sayfalarını da görmeyi,aldığı notları okumayı...Hatırı sayılır bir kitap arşivi var Atamın 3123 adet ve hepsi de okunmuş..Okuduğu kitaplar da Fransızca,İngilizce,Arapça vs.Onlar benim dikkatimi çekenler...Belki başka dillerde de var? Yani pek çok dil biliyormuş haliyle...Yine hayran kaldım...Cızz etti içim yine...Şimdinin One minute's!?diye konuşanlarını düşününce bir de:(
(Atatürk Özel kitaplığının sanal gezintisi için lütfen BURAYA tık)
Heyecan ve merakla gitti lahitin önüne zuzularım...Elif'im uzakta durdu neden bilmem?Eren'im arkasına illaki beni de alarak açtı o minik ellerini Ata'sı için...'Ne diyeceğimi unuttum ben' derken sesinin titrediğini farkettim heyecandan...Sonra ben söyledim o tekrar etti:)

Askerlerin nöbet değişimlerine denk geldik bir ara..Onları izlerken Vatan Millet Sakarya oldum yine...
Gurur duydum ordumuzla askerimizle...Üzülüyordum ne hallere geldi,getirildi,yıpratıldı diye...
O sahneleri görünce vazgeçtim,güven duydum yeniden(güven duygumu kaybettiğimi bilmeden?)
Yok olmaz dedim,yok...Askerime,orduma haliyle vatanıma bir şey olmaz!İzin vermeyiz,vermezler!
Sevgili Aysema hocamın bir önceki yazıma yaptığı yorumda dediği gibi 'Kesinlikle'yi ekledim şıklarıma...
Gururla, güvenle,umutla...İçim,içimiz umut dolu ayrıldım,ayrıldık sonra oradan...
Adı bile yetti yine Atamın:))

22 Nisan 2010 Perşembe

ANKARA YOLCUSU KALMASIIIIIN:))

Çok uzun zamandır gitmek istiyordum...
Ayrı severim onu,yeri farklıdır ben de.
Yaşamışlığım da, yaşanmışlığım da çok çünkü onunla...
Hem nasıl da özledim seneler var görmeyeli?
Çok değişmiş midir acaba?
Hatırlar mı o da beni?
????

Günlerdir düşünüyoruz...23 Nisan? 3,5 gün tatil? Değerlendirmek lazım?
Amasra'ya mı gitsek?Abant'a veya Kaz dağlarına?Bozcaadaya ya da Assos'a?derken...
Karar verdik;Ankara'ya gidiyoruz:))

Yarın 23 Nisan'da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramın da, Anıtkabir de Ata'mızın huzurunda olacağız ailecek:)
Çocuklar nasıl heyecanlı?Teşekkür edeceklermiş atalarına onlara bayram hediye etti diye?
Oğlum kravatta koydurdu bavula,takacak anıtkabir de salon erkeğim benim:)

Bugün öğleden sonra çıkacağız yola inşallah ve tıpkı geçen sene ki gibi,her zaman ki gibi, yol arkadaşım,can arkadaşım Melis'lerle birlikte...Oohh değmeyin keyfime:)))

Yarın ilk önce anıtkabir ziyareti yapacağız Atamıza,sonra biraz tunalı,biraz kale,biraz kuğulu belki?Artık Allah ne verdiyse?:)
Cmt.de Ahlatlıbel ve Beypazarı'na gidelim diyoruz?Kısmet hava şartları da önemli tabii...
Aslında hiç bir yere gidemesek Ankara'da şehirde gezsek bile benim için yeter!
Yazarken bile içim bir hoş?Şaşıyorum kendime?Hiç tahmin etmezdim bir şehri bu kadar özleyeceğimi?
Sanki eski bir sevgiliyi görecekmişim gibi?:) (Dont panic bey,dont panic! Ne senden öncesiiii,ne senden sonraaasıııı?Ben sen de tutukluu kaldııım diyorum başka bir şey demiyorum:P )

Babam da bizimle geliyor o da bu vesile ile eski mesai arkadaşlarını ziyaret edecek,e tabii ki bir de biz gezerken torun sevecek? Çok masumane planlarımız var Melis'cimle cmt gecesi için:P
Erken uyuyan kuzuları(ki maşallah en geç 21:30 da yataktadırlar ve umarım yine öyle olur?)babacığıma emanet edip, Ankara gecelerine akacağız biz de?Gecelere akmak da ne demekse?Saçma ama kullandım gitti...
İşin özü bir yerde de otursak,yiyip içip muhabbet etsek ooooh yeter de artar bile... Yaa işte durum böyle,böyle:))

Şimdiiiii gelelim ciddi mevzulara????
Ankara'yı seçmemizin özlemin dışında da bir nedeni var ne yazık ki?
Üzgünüm,üzgünüz çünkü...
Belki bilinçli,belki bilinçsiz ama gün geçtikçe silikleşiyor milli bayramlarımız?!

Geçen gün Altıparmak'tan geçiyorum (Bursa'nın bir cad.si) her yerde Kutlu doğum haftası için ilanlar, afişler,söyleşiler vs.
Neden yıllardır yoktu böyle bir uygulama da son bir iki yıldır hatırlanır oldu?
Peki neden hiç bir yerde 23 Nisan ile ilgili bir yazı yok? (Şüphe bülbüülüüümm şüpheee!?)
Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen..Kutlansın elbet, kutlanılmasın demiyorum ne haddime?
Bana göre islam kişinin kendi inaçları doğrultusunda yaşanır ve sadece Allah ile kul arasındadır...
Ve her önemli gün ve gece gibi (Kandil,ramazan,bayram vs)sevgili peygamberimizin doğumu da elbette kutlanmalıdır...Buradaki ilginç durum;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Kutlu Doğum'un aynı haftaya denk gelmesidir? Vs.vs.dir.Ayrıyeten;Üç noktadır...Soru işaretidir? Ünlemdir!(Şüphe bülbülüüüüm şüpheeeee!?)

Neyse? Biz yine gelelim bayrama;
23 Nisan mı? Ulusal Egemenlik mi? Özgürlük mü? Hürriyet mi? Cumhuriyet mi?
O da ne?!!
Ne oldu benim çocukluğumun bayramları?O coşkusu?Heyecanı?
Pencerelere bayrak asmaya bile üşenen tepkisiz bir toplum olmuşken artık biz..
Normal geliyor...Daha da acısı normali buymuş gibi geliyor insanlara!
23 Nisan'da '23 adet Nissan veriyoruz' deseler daha mı çok ilgi çeker,geri kazanılır mı o ruh acaba ?
İçim acıyor,içimiz acıyor olanları izledikçe:(

O yüzden ümit etmek istiyoruz! Güven tazelemek belki de?
Çocuklarımız sözle anlattığımızı gözle de görsün istiyoruz...
O yüzden,bu yüzden,şu yüzden...
Şuralarda dile getirmediğim,getiremediğim nice,nice sebepten dolayı!!!???
Biz Ata'mıza gidiyoruz!
Atatürkçülüğün dinsizlik demek olmadığına kanıt olsun diye;
3 Kulhuvallah,bir elham okuyacağız ruhuna ve diyeceğiz ki;
Sen rahat uyu atam....Cumhuriyet'te,Vatan'da Emanetin de güven de?
a: Sanırız
b: Yani
c: Galiba
d:Allahtan ümit kesilmez
e:Amiiiiin

Şaka bir yana,her şeye rağmen ümitliyim...İnanıyorum...
Ve güveniyorum hem kendi neslime,hem de gelecek nesillere ...Çocuklarıma,çocuklarımıza...
Aynı düşünce de olduğunu bildiğim annelerin ve aynı minhalde yürüdüğüm insanların varlığını bilmek avutuyor çünkü beni...O yüzden de çoşkuyla,sevinçle,son ses bağırıp,sesimizi çıkarıp,sahip çıkıp,kutlayacağız biz bayramımızı...
TÜM ÇOCUKLARIN ve ULUSUMUZUN
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN....
İnşallah hayırlısı ile dönüşte Ankara ve Anıtkabir maceralarımızla buluşmak üzere blogcum:)
Son çağrıııı...
Ankara yolcusu kalmasııınnn:)))

26 Kasım 2009 Perşembe

ÖPTÜM BAYRAMINIZI :))

Biz bu bayram yokuz....

(Biz aslın da yoğuuuuuzzzzzzz:)))

Sevgili blog, sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım...

İhtimaldir ki ;

Ya 'yol' da...

Ya yoldan çıkmış 'mola' da..

Ya da; 'Şile/Ağva' dolayların da,yarimin kolların da,zuzular koynumuz da:)

Yani 'blog'....

Şarkıdaki gibi;

Her sonbahar gelişindeeeeee.....
Sarı, sarı yapraklarlaaaaaa....
Kuru dallar arasındaaaaa
Sen gelirsin aklımaaa...

diyemeyeceğim?

Çünkü muhtemel ki; ben o ortam da, seni az düşüneceğim:))

O yüzden blogcum şimdiden hem senin, hem de tüm blog dostlarımın;
Bayramını en içten dileklerimle kutlar, aileniz,dostlarınız ve sevdiklerinizle birlikte mutluluk için de geçecek harika anlar dilerim...

Dönüşte; -inşallah- keyifli anılar da buluşmak üzere.

ÖPTÜM BAYRAMINIZI:))

29 Ekim 2009 Perşembe

CUMHURİYET

SON NEFESİMİZE KADAR İZİNDEYİZ
ATAM...
29 EKİM

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ

KUTLU OLSUN...