PAYLAŞMAZSAM OLMAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PAYLAŞMAZSAM OLMAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2011 Cuma

MUTLULUK NEYDİ? :))



MUTLULUK NEYDİ??

MUTLULUK ELBETTEKİ EMEKTİ....

AMA BAZEN SADECE
'YAVRUUUUM'
DİYEREK SARILDIKLARINA BAKMAK VE ŞÜKÜRLERİNE ŞÜKÜR EKLEMEKTİ:))))


Tarih: 28.01.2011....Zuzularım ilk karnelerini aldı.
Saat: 17:40...Zuzuların Annesi mutluluktan ağladı:))

Bugün başka post yazmayacaktım oysa,mutlu hafta sonları dileyip 2 günlüğüne kapamıştım tükkanı...

Amma velakin ben bunu not etmeyeceğimde neyi edeceğim?
Paylaşmazsam olmazdı:)
Yanda:Bizim için bir ilk:))))



Karneler nasıl olursa olsun dilerim tüm çocuklar hep mutlu olsun...
Dilerim bu karne döneminde zayıflları yüzünden evinden kaçan hiç bir çocuk olmasın...
Elbetteki eğitim şart ve hayatın kendisi zor bir sınav ama yine de unutmayalım bizim geçer notumuz insan olmak olsun!...
Tüm blog çocuklarına mutlu tatiller diliyorum:)))

25 Ocak 2011 Salı

ABLANIZ KURBAN OLSUN SİZE!

Uzun zamandır seninle paylaşmak, kayıt altına almak istediğim bir güzellik var blogcum...
Çünkü onlar bir ilk ve her ilk gibi çok özeller...

Yaklaşık 3 aydır TEGV 'da gönüllüyüm...Gönüllü olmadan önce,yapılması gereken işleri,alınması gereken eğitimleri vs.leri tamamladım ve böylece 14 güzel minik yürek daha girdi hayatıma...
Yeni heyecanlar ve yeni deneyimler ile birlikte......

'Bir çocuk değişir,Türkiye değişir'...
Öncelikle bir itiraf;o harika ve bir o kadar da anlamlı sloganı hayata geçirmek hiç kolay olmadı.Şimdiki çocuklar cin, şimdiki çocuklar akıllı ve çok meraklı...Ama ne yazık ki;gerek eğitim sistemimizdeki aksaklıklar,gerekse ailelerin çocuk eğitimi hakkındaki eksiklikleri nedeni ile biraz bocalıyorlar? Bu bocalama halleride bazısında umursamaz/yaramaz vs.hallerde geri dönüyor...Ve ne yazık ki bir çoğunun eğitim anlayışı;iyi not alıp sınıf geçme ile sınırlı..Bunun haricinde kendileri ile gelecek ile ilgili pek fazla bir düşünceleri ve hayalleri yok!..Tu?...Bizimle tanışana kadar!?...(Ha ha ha:) yok öyle bir şey demeyeceğim tabi ki:)

'Kendime Yolculuk' etkinliği yaptık biz çocuklarla...Yeri geldi oyunlar oynadık,yeri geldi kestik biçtik,yeri geldi yazılar/hikayeler yazdık,dramalar canlandırdık...Arada ne yazık ki devam edemeyenler oldu,eksildik ama vazgeçmedik...Sadece diyebilirim ki; Geçen 3 ay zarfında,düşünce sistemleri ve ilgi alanları değişti,kendi benliklerinin farkına yine kendilerini tanıyarak vardılar ve özgüvenleri gelişip kendilerini rahat ifade etmeye başladıkça da gözlerindeki ışık arttı -ki beni en çok mutlu eden-.Ve sanırım bu bile, bir insanın başka bir insan hayatındaki farkındalığını anlatmak ve iyi ki bırakmamışım/vazgeçmemişim iyi ki buraya gelmişim demek için yeterli...

Yanda ve altta TEGV çocuk ahalisinin bir kısmı:)))
Bana mutlu,mutlu poz veren bu minik yürekler, vakti zamanında çok ağrıttı başımı:)
Oysa şimdi Banu Abla/Gönül abla diye peşimizden ayrılmıyor ve ağzımızdan çıkacak her sözü hevesle bekliyorlar...
İşte böyle anlarda yine;İyi ki diyorum...İyi ki....
Ablanız kurban olsun size!:))

Emek verilen her şey güzel ve çok özel...Yeter ki içinde sevgi olsun...
Zira öyle hikayeleri var ki bir çoğunun o minik omuzlarının kaldıramayacağı ağırlıkta...Öyle gereksiz sorumlulukları baş edemeyecekleri boyutta?:(
O yüzden 'tatsız bir anı' olmaktansa 'mutlu bir an' olarak kalmak için çok uğraştım onlarla...
Umarım öyle olmuşumdur,umarım...

Şimdi sadece TEGV deki ilk günümü hiç unutmamak ve ilerde gülümseyerek keyifle hatırlamak için not düşeceğim buraya;

İlk gün heyecanlıyım,el ayak buz.İlk karşılaşma,ilk intibağ çok önemli...Etkinlik başladı ve fakat o da ne!????
Kendi sesimizi duymadık desem?:)
Tabii bizim öğrenciliğimizin üzerinden yıllar geçmiş(kuzuyduk biz kuzu)...
Onların rahatlığı,konuşması ve hatta sonunda sinirden de olsa benide güldürmeyi başarttıkları yaygaraları çarptı bizi?:)Nihayetinde etkinliğimiz bitttiğinde enerji topu 14 afacan ile geçirilen 2 saat sonunda,resmen kulaklarım uğulduyor ve gayri ihtiyarı hiç düşünmeden dudaklarımdan şu şarkı dökülüyordu;
ÖĞRETMEN KUTSALDIR ANA GİBİİİİİ....ÖĞRETMEN KUTSALDIR BABA GİBİİİİİ???
Şaka gibi değil mi?:)))

Bu arada yeri gelmişken bir sınıf dolusu afacan ile uğraşmanın onlara birşeyler öğretmeye/vermeye çalışmanın ne meşakkatli bir iş olduğunu birebir yaşamış ve görmüş bir fani olarak tüm eli öpülesi öğretmenlerimizi saygıyla anar,sevgiyle kucaklarım.

(Bir minik hatırlatma;TEGV'de herşey gönüllülük esasına bağlı.Yani öyle sınıfa girince öğretmenlik yapmadığımız gibi öğretmende olmuyoruz.Biz onları gönüllü abla ya da abileriyiz.Onlarda öğrenci değil nitekim.Yanlış anlaşılma olmasın)

TEGV'in vizyonu ve misyonu için BURAYI tıklayabilirsiniz.
Gönüllük hakkında ayrıntılı bilgi için BURAYI tıklayabilirsiniz.



Ps:Yarın, yani Çarşamba günü onlarla son etkinliğimiz,daha doğrusu dönem sonu şenliğimiz var.
Kendilerini anlatan gazeteler yaptı hepsi...Altlarına da isimlerini yazıp imzalarını attılar;Genel yayın yönetmeni:)

Yazarken bir yandan da onlara ne kadar alıştığımı farkettim...
Yarın hem keyifli hemde zor bir gün olacak benim için...

Zaten eşim;'Sen dayanamazsın şimdi kesin ağlarsın ayrılırken'diyor?...

Eh bakın o konuda söz veremem?:(


24 Ocak 2011 Pazartesi

ŞİMDİ BEN DESEM Kİ;




Şimdi ben desem ki;


Biz bu cumartesi

yine;

Ağladık,güldük,gururlandık,

şükrettik,çoştuk....

Dalgalandık daaaaa,duuurulduk hatta:))))








Şimdi ben desem ki;

Biz maaaa aile tombala oynadık...

Ve biz büyükler, her seferinde 2 minik ustaya yenildik???:)










Şimdi ben desem ki;

Eli yüzü düzgün olarak bir ilk?...

İlk defa benim için bunu yaptı:)

Ve ilk sefer için gayet başarılıydı çünkü biliyorum içine sevgisini de kattı:)







Şimdi ben desem ki;
Pazar oldu ne hoş oldu...

Miskinliğimize,bezginliğimize çok yakıştı...

Yağmur şıpırtısı,şömine çıtırtısı ve misss gibi is kokusu... Meleklerin uykusu,gecenin sesizliği,alev ve şarap kızıllığı...Fonda bu çalarken ve ben onu çok severken ve onunla birlikte söylerken ve başını okşarken...




Ve şimdi ben desem ki;............
...............................................................................?
Şaka,şaka:) Hiç bir şey demeyeceğim!:) 

Sadece diyeceğim ki;

Dilerim bu hafta da;
kalbimizi diri tutar,iyilik,güzelliklerle doldurur ve masumiyetimizi koruruz...
HEPİMİZ!
:))))))))))))


Ps:Günün şarkısı:Uğurlar olsun!Unutmadık. 

15 Ocak 2011 Cumartesi

FALLAR DA BULURUM SENİİİ?

Oğlum hasta:( Sezonu açtık böylece,umarım verimsiz olur.
Okuldan geldiğinde iyidi ama bir kaç saat sonrasında isrifra etmeye başladı...Ateşi az,sadece ne yese,içse,anında?:(

Dudaklar konuşurken tıpkı şu fotoda olduğu gibi, büzülmüş,
masum,kırgın,üzgün....Bir de kibar, bir de kırılgan...
Üstelik o hasta haliyle...Su bile içse teşekkür ederim
anneciğim demeyi de ihmal etmiyor yine de  kuzum...

Aşk bu mu?Sevda bu mu?

Gece nöbetleştik....Elim başında,başı koynumda uyuduk...
Şimdi baba/oğul dr.dalar bizde anne/kız evde...
Ben tıkır,mıkır yazarken kızım da bana yardım ediyor kahvaltı masasını topluyor,aşağıdan mutfaktan tabak,çanak sesleri geliyor...Çocuk işçi çalıştırıyormuşum gibi içime de sinmiyor ama vallahi kendisi istedi,hem bende gidiyorum şimdi yanına...

Neyse;İyi olur,iyi oluruz inşalah!

Bu ara nişanlar,düğünler....
Bu akşam Emre Aydın konseri var ve ben nişandayım!:(
29'unda Sıla geliyor ve ben İst.da düğündeyim!:(
Hani ayarlasak bu kadar olur:(
Mutluluklar diliyorum sözüm kardeşçe!(böyle bir şarkı vardı sanki?:) 

Dün gidip altın vs.birşeyler aldık...Meğer altın ne kadar pahalılanmış da haberimiz yokmuş!
Hayatımız imitasyon olmuş nitekim!
Şimdi görünen o ki; Evimin erkekleri evde kalacak, ben, kızım ve babam yollara düşeceğiz...
Ah insan başına ne geleceğini,ne yaşayacağını bilebilse?
Aslında hayat plan yapmadan daha güzel! Sonuçta Eren'im hasta yani her halukarda konsere gidemeyecekmişiz?(Bir teselli veeer!Bir teseeeelli veer!Evet,evet biliyorum böyle de bir şarkı vardı:)

Geleceği bilmek demişken dün sevgili Ece paylaşmıştı Twıtter da çok güldüm:)
Belki meraklısı vardır diye buyurunuz;
Kahvenizi pişirin afiyetle için,kapatın sonra da fincanın fotoğrafını çekip Binnaz ablaya yollayın?

http://www.binnazabla.com/

Bak şimdi onunda şarkısı vardı: Çalıgıcı karısı binnaz,esnaf karısı binnaz...Binnnaaaaz,Binnaaazzz?
Nerden gelir aklıma ben unutmaya çalıştıkça? bööğgh:((

HADİ BEN KAÇIYORUM....MUTLU SAĞLIKLI HAFTA SONLARI...VEEE...
NEYSE HALİNİZ O ÇIKSIN FALİNİZ:))))

Ps:Alttaki post için gönderdiğiniz yorumlara çok teşekkür ederim,ayrıntılı olarak döneceğim,gecikme için özür dilerim....Sadece birazcık daha boş zaman gerek bana, sadece birazcık daha...

28 Kasım 2010 Pazar

VE TATİL VE ÇOCUK VE SABIR VE....


Gezi/anı yazısı yazmak keyifli...Yazarken tekar yaşamak o anları...
En başta söylediğim gibi;Sadece yazdım...'Sade'ce yazdım...Yorumlarınıza çok teşekkür ederim...
.
Özellikle 2 çocuklu tatil nasıl oluyor merak edilmiş?Buyurunuz,okuyunuz,çocuklu tatil anıları...
Yanında da büyüklere masallar:)

İşin içinde çocuk oldu mu,yaşanılan her an büyük bir şölen/tören?..İster evde olun,ister çarşıda pazarda, isterseniz de tatilde turlarda?..Çocuk var ise işin içinde,akisyonun biri bin para!? Bugüne kadar pek çok tatil yaptık...Her yaşın ayrı güzelliği/zorluğu vardı,çoğunluk tatil dediğimiz günler koşturmaca içerisinde geçiyordu...Ah evlat! Bir ömür koşturabilirsiniz peşinden!Sonuç?;Yorgun ama mutluyduk!
İşin aslı ikizlerimiz olduğu günden beri koşturuyoruz biz,yeter ki o tempoya bir kez alışın..Kesinlikle pratik kazanıyorsunuz,tekrarlayarak öğreniyorsunuz her şeyi...

Neyse konumuza gelelim;6,5, yaşında 2 çocukla tatil ayrıntılarında sıra;

Çocuklarla tatile çıkınca;Şunu yapın yada bunu yapmayın diyemem elbet,ne haddime?Her türlü ilişkide olduğu gibi buda da ne bir tek doğru var,ne de yanlış? En önemlisi çocuğunuzu tanımak,öngörüyü yüksek tutmak ve tepkilerinizi belirlemek....
Zira insan ne yaşayacağını biraz da kendisi belirliyor...Olaylar karşısında ne tepki vereceğiniz,nasıl davranacağınız...Ya da karşılama şekliniz,sonucu belirliyor...Ve mizacınız!...Ben mi??Sabırlıyım!..Belki haddinden fazla!..Genel kanı bu,ben söylemiyorum....
(Tamam arada var benimde cozuttuğum anlar ama 'biz tek çocukla senden daha fazla şikayet ediyoruz sen 2 çocukla erdin mi arkadaşım?'diyorlar ya bana o zaman hımm diyorum demek ki var bir gerçek payı?
Nihayetinde;Yaa sabır! çekerek aldığımız derin nefeslerle yaşıyor,gerektiğinde nirvanaya ulaşıyoruz değil mi?:)
Aslında çok da bir seçeneğimiz yok!Olmasında zaten?Neyi seçeceksin?
İnsan hiç evlatlarından vazgeçer mi?Anneyiz hepimiz, bilmez miyiz ne zor iştir bir çocuğu büyütmek? Nasıl bir sevdadır annelik...Koşulsuz şartsız severiz, kölesi oluruz,sevginin en katışıksız en saf halini tattığımız başka kim vardır ki bu dünyada? E haliyle alışkanlık yapar bağımlısı oluruz:)Çok şükür!

(Konuya da bir giremedim ya tebrik ediyorum kendimi!)

Öncelikle denemeden ne yaşayacağımızı bilmediğimiz ama iyi/kötü çocuklarımızın huylarını bildiğimiz için
Onlara fark ettirmeden çocukları paylaştık;
Kızım,oğluma göre daha zor mizaçlı...Zorları seven kim?(Anne!?:)
Oğlum,kızıma göre daha sakin...Sakin kiminle anlaşır?Sakinle.(Baba!:)

Olabilecek en rahat tatil paketlerinden birisini tercih ettik...
Konaklama: 4 gece 5 gün süren tatilde hergün farklı bir şehir görmek,farklı bir otelde konaklamak yerine sadece Roma'da kaldık...Böylece çocuklar için otel odası geçici de olsa ev görevi gördü;HUZUR!

Günü birlik gezilerle başka şehirlere giderken,yolda;
-bol ama çok bol muhabbet?
-soru/cevap/bilmece oyunları..
-Mutlaka küçükde olsa bir defter ve kağıtki resim çizebilsinler(çok şükür çok seviyor ikisi de hala en büyük kurtarıcımız)
-Oğlum için sadece çok gerekli!durumlarda babasının cep tlf.dan oyun!:(
-Bazen -yolculuk sırasında-uyuyor numarası?Evet itiraf ediyorum özellikle kızımda işe yarıyor:P
-Ve sonsuz sabır,ilgi,anlayı,sonra yine sabır!Yani her ne kadar gözümüz/aklımız michelangeloda,şaraplarda,tarihte vs.de olsa da?:)çocuklarımızdan ilgiyi eksik etmedik en azından o hissi verdik:)
Ama yok,yok o kadar da hakkını yiyemem evlatlarımın...Genel olarak sakin ve uyumlu çocuklarım...
Her çocuğun yapacağı/yaptığı kadardı onların ki de?
Hatta bazı günler öyle çok yürüdük ki,biz bile dayanamazken,onlar o minicik ayakları ile nasıl dayandılar hayret ettik...Tabii ki 'Harikasınız,sizinle gurur duyuyoruz!'vs.şeklinde verdik gazı,verdik gazı, bol,bol:))

Çocukla tatil yaratıcı olmak demek?
Yemek yerken lokantada vs.sakin durmaları gereken yerlerde ise kurduğum şu cümle ki nasıl akıl ettim,nasıl kullandım Atamı böyle bir durum için hala şaşkınım?;'Lütfen! siz Atatürk çocuklarısınız,burada Türkiye'yi ve Atatürkü temsil ediyorsunuz,ona yakışacak şekilde davranın!?Hııı?Nasıl yani???
Cümlenin içinde Atatürk geçince duraksadılar bir müddet ama kısa bir süre etkili oldu,olmadı değil!

Dedim ya çocuklarınızı tanımak en önemlisi;Çok gaza geliyor bizimkiler,görev adamlarım benim...
Öyle önemliki onlar için kendilerini anne babaya ispatlamak,aferin almak ve en önemlisi başardıkları her işi sonunda diğer kardeş üzerine 'Ben başardım' diye baskı kurmak için kullanmak?ah işte ikizlerin dünyası!


Ve gerektiğinde eksileri artıya çevirmek? 
BKNZ:BENCİL DEĞİL SENCİL YAKLAŞIM!

-Tur rehberimizin peşinde sokak, sokak dolaşırken oğluma;
''Eren'cim senin yön bulma duygun çok kuvvetli lütfen benim için gezdiğimiz sokak ve caddelere dikkat edermisin?Dönüşte buralardan tek başımıza geçeceğiz ve ben senin yardımın olmadan bu işi başaramam!?''
İşte sihirli cümle budur ve bir çok kez sonuç başarılı olmuştur.:)

Ya da kızıma;
''Elif'cim biliyormusun gideceğimiz Sistina Şapelinin duvarlarında tıpkı senin yaptıkların gibi resimler varmış...
Biliyorum seninkiler çok daha başarılı ama yine de bir bakalım birlikte, belki yanlış bulduğun  yerleri düzeltmelerini söyleyebilirsin!?:)''






Ve elbette çocukla tatil küçük süprizleri göze almak demek!?

Floransadayız;Akademi müzesinde;Michelangelo'nun ünlü davut heykelini gördü kızım ve;
'Annneee heykelin pipi'sine baaaaak!!??? şeklinde muzip bir çığlık attı!!!
(O an müzede değil 'yerebatan' sarayındaydım:)










Nerede kalmıştık?
Napoli/Pompei: Roma/Napoli arası 2,5 saat,ilk durak Pompei...





                                                                                                                                                                 Pompei ve orada yaşanılan trajedi hep ilgimizi çekmişti...Malum;Pompei şehri, 24 Ağustos 79..... tarihinde Vezüv yanardağının patlaması sonucunda tamamen yok olmuş,200 bini aşkın insan hayatını kaybetmiş,patlamada çıkan kül ve lav karışımı insanların ve eşyalarının üzerini bir örtü gibi kaplamış ve oksijenle ilişkisini kesmiş.Bu nedenle kalıntılar günümüze kadar yok olmamış...Roma kent yaşamından kalıntılar,yollar,evler,insanlar:( Taşlaşmış insan bedenleri var bir çok yerde...Ancak sadece iki tanesi gerçek,diğerleri aynı formda yapılmış heykeller,onların asılları ise kent müzesinde imiş....
Çocuklara -haliyle- heykel olduklarını söyledik...
Çok fazla foto eklemeyeceğim,görüntüler çok kötü olmasa da rahatsızlık verici:(

*Napoli için ne anlatsam?Aklımda kalan sadece çöplerdi desem?Çöp toplama yok Napoli'de,bu yüzden de her köşe başı,her direğin dibi hiç abartısız en az 25-30 adet çöp poşeti:(
Çöp toplama işinin Mafya'nın elinde olduğunu,onların da kendileri haricinde toplayanları vurduklarını öğrendik?-şaka gibi-?

Son gün, pazar günü serbest zamandı,bizde o günü çok methini duyduğumuz Piazza Navona'ya ayırdık..

Piazza Navona aslında büyük bir meydan...
Performans sanatçılarının,ressamların,müzisyenlerin şenlendirdiği...
Roma'nın bir çok yerinde olduğu gibi bura da da görkemli havuzlar bulunmakta...Özellikle ünlü heykeltraş Bernini'nin eserleri görülmeye değer...

Çevrede alışveriş yapabileceğiniz pek çok dükkan ve uzun süre keyifle oturup yemeğinizi yiyip,kahve'nizi içebileceğiniz cafe'ler var....

Ama özellikle performans sanatçılarının gösterileri çocukları da bizi de eğlendirdi...

Ve tatil biter...Köylü köyüne evli evine döner:))

Daha bir çok ayrıntı var anlatılacak,not alınacak ama adı üstünde ayrıntı...Onlarda rüyalara/bana kalsın...


VEEEEEE....
Keyifli bir pazar olsun blogcum...Tatlı mı tatlı birde:)))
Hadi buyrun hep birlikte:))))

24 Kasım 2010 Çarşamba

YAŞA,YAŞA / YAZ,YAZ/ OKU,OKU/ BİTMEZ ! :)

Eski yazılarımı okuyanlar bilirler sevdamı...Bilirler gitmeyi/görmeyi ne çok istediğimi...Bilirler hayallerimi...Siz onları bilirdiniz de; Ben uçaktan adımımı atttığım anda hissettiğim garip aidiyet duygusunun varlığını bilmezdim?Bir huzur,bir sıcaklık?Kesin bir önceki yaşamım da vardı bir bağlantım oralarla kesin!?

Bayram arifesinden anneciğimin mezarını,bayram günüde aile büyüklerimizi ziyaret edip hayır dualarını alarak 1.gün çıktık yola...İstikamet Roma!İtalya!
Açıkcası yola çıkmadan önce çok kaygılıydık,hani bir şey olacağından değil de 6,5 yaşında iki çocukla bilmediğin yaban ellerde,bilmediğin yemeklerle,hadi onuda geç turla gezeceğiz,ekibe uymak lazım,ya yorulurlarsa,inatlaşırlarsa ve hatta en korkuncu benim güzel cadım o ince çığlığını en yüksek desibelinden bir atarsa?
Hani bize bir şey olmazda,ya Papa korkarsa?:P
Duyan;Ah ne güzel Roma gezersiniz romantik,romantik diyordu...
Bense muhtemelen 2 çocukla romantik komedi oluruz diyordum!
Bundan sonra büyük konuşmayacağım,yalancı çıkmamın sevinciyle doluyum!:)
*VATİCANO!
İlk gün ayağımızın tozu ile bavulları tur otobüsüne atar atmaz;
Müslüman ülkenin müslüman vatandaşları olarak, Hristiyanlığın merkezi,kutsal kenti olanVatikan'a koştuk!??
Din değiştirmeye değil tabii ki?:)

Sadece yıllardır merakla izlediğim,okuduğum,tüm filmlerin,kitapların ve çalıştığım sanat tarihi derslerinin hatırına o heykelleri dünya gözüyle görmek,o binaların içinde olmak ve tarihe dokunmak için.
Dini açıdan -haliyle- herhangi bir etkileşim de bulunamadığımızdan 'müze' gezer gibi gezdik tüm yapıları...
Kiliseler,şapeller,katetralller hepsinden tarih fışkırıyor,sanat fışkırıyor....
Tabi mevcut din buna çok müsait...Paganlığında etkisiyle putlaştırma tarzında heykeller,melekler,azizler,rahipler vs.çok fazla....
Yağlı boya tablolar ve duvar rölyefleri ile görsellik çok başarılı ve etkilyici bir şekilde kullanılmış bu da her yapıyı bir sanat eserine dönüştürüyor.


Vatikan'a St.Pietro Meydanından başladık.288 sütünla çevrili bu geniş alanın tam ortasında bir benzerinin İstanbulda bulunduğu bir Dikilitaş var.Meydanın sonunda ise St Pietro Katedrali.
Katedralin içinde-kendi mimari yapısıda dahil-pek çok eser; ünlü ressam,heykeltraş ve mimar Michelangola'ya ait...

Ben en çok ünlü Pieta (Merhamet) heykelini merak ediyordum.İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra annesinin /Hz.Meryem'in kucağına yatırılmış hali... Görünce bir kere daha Michelangelo'ya hayran kaldım...Mermerle yansıtılan o doğallığa,o yumuşak hisse.(yanda)...Katedralin birisi sağda,birisi solda olmak üzere iki adet kapısı bulunuyor...Her 20 yılda bir hacı olmak üzere vatikan'a gelen hristiyanlar Cennet Kapısından geçerek hacı oluyorlarmış...Bir de Cehennem Kapısı vardı ki onun yanında pek kimse yoktu?!

*la Fontana di Trevi /TREVİ (üçyol) ÇEŞMESİ; Aşk çeşmesi diyorlar adına da aslında pek bir ilgisi yokmuş,klasik, turist çekmek amaçlı kullanılan bir isim...Rehberimizin dediği geliyor aklıma hala gülüyorum;...Bizimkiler Romalı Perihan filmlerinden sonra kullanmaya başlamışlar bu adı demişti:))
İsmi boşverin cismi anlatın derseniz eğer tek kelimeyle çok güzeldi!; Denizkabuğu şeklinde bir at arabası, arabayı çeken denizden çıkan kanatlı atlar ve arabada bulunan mitolojik deniz tanrısı...Ve tabii ki biz de kurala uyup, kendimiz ve özel istekte bulunan tüm dostlarımız için dileklerimizi dileyip, İtalyan Ekonomisine katkıda bulunduk:)

Tarih ne yazmakla ne anlatmakla bitecek gibi değil!
Biraz hava/konu değişimi yapalım;

Genel olarak Roma hakkında edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum şimdi de;
*Roma'da su bedava...Evlere su faturası gitmiyormuş,şehirdeki tüm çeşmelerin suyu içilebilecek kıvamda imiş.
*En düşük asgari ücret net 900 euro civarında olunca haliyle biraz pahalı bir şehir...
*Kahvaltıları tatlı kruvasan,pasta ve keklerden oluşuyor...Yok öyle bizdeki gibi güzelim tam yağlı bir beyaz peynir,domates,zeytin,çay! vs.(yazık onlara:)
*Tüm salam,sosis vs.ürünlerin domuz eti içerdiği öğrenince,çocuklara-son kullanma tarihleri geçmiş onları yemiyoruz-şeklinde caydırıcı parlak!cümleler kurduk.
*Lokanta veya Cafelerde ayakta atıştırmak çok yaptıkları birşey...Hep bir yere yetişme telaşında oldukları için dedi rehberimiz ama bence bir fincan cappicıno'ya;ayakta 1 eoru!,masada oturup içince 3 euro vermeleri daha haklı bir gerekçe!
*Ve bir kadeh şarap,bir kutu cola'dan daha ucuz!Ev yapımı kırmızı şaraplarından Chianti!tavsiyemizdir:)
*Domuz eti çekincemizden dolayı Vejeterigian pizza tercih ettiğimiz için pizzaları hakkında pek bir yorumda bulunamayacağım,genelde güzeldi ve bizim alışık olduğumuz pizza hamurlarının aksine hamurları neredeyse lavaş inceliğinde idi.
*Tiramisu'larına bayıldım!
*Makarnaları al dante-yarı pişmiş haşladıkları için, az piştiği ve dolayısıyla çok çiğnenip yavaş yenildiği için porsiyonlarının az olmasına rağmen oldukça doyurucu ve lezzetli!
*Kremalı tatlıları,kekleri çok fazla tüketiyorlar,pakarna ve pizza tarzı hamur işlerinide öyle...Yine de genel olarak gayet fitler...spor!spor!spor!
*Kadınlar mini etekleri ve illaki kırmızı rujları ve illaki sigaraları ile arzı endam ediyorlar sokaklarda...Ve bir allahın kulu da 'bunda iş var!'tarzı bakışlar atmıyor onlara,öyle rahat ve mutlular benim gördüklerim...Birde gece taksiye yalnız başına binen kadınlara taksi şöförü %20 indirim yapmak zorunda imiş,kadını koruma amaçlı...

*Çoğu yolda trafik için sinyalizasyon yok...Yaya olarak adımınızı yola attığınız anda arabalar duruyor!?
Alışık olmayınca insan bir mühim hissediyor kendisini:)
Hatta bir ara kaldırımdan ayağımı yola basıp,çekesim,basıp,
çekesim, arabaları oynatasım geldi:P

*Ve hemen her şehirde olduğu gibi Roma'nında bir Cumhuriyet Meydanı var ve o meydanın yanında da
Gladyatörler?!
Foto madam,foto!?:))

Neyse bu kadar magazinden sonra dönelim tarihin tozlu sayfalarına...
Hala benimleyseniz? merak etmeyin az kaldı:)

FLORANSA,Firenze; Romada kaldığımız 5 gün içinde hava 3 gün yağmurluydu...ilginçtir yağmurlu günlerde sabahtan14:00,15:00'e kadar hava açık güneşliyken sonrası illaki ara ara yağmurluydu...

Roma/floransa arası yaklaşık 3,5 saat...Otobüs yolculuğu keyifli olsada bir müddet sonra sıkılan çocukları eğlendirme işi kesinlikle tecrübe istiyor(bknz: ikiz babası:)

Öncelikle belirtmek isterim ki Floransa kesinlikle Roma'dan daha güzel!Açık hava müzesi kıvamında meydanlar,binalar ve daracık sokakları ile şirinmi şirin bir küçük şehir...Amma velakin yağmurun azizliğine uğrayarak dolaştığımız için her yerini gezemedik,göremedik,fotosunu çekemedik!:(
Kalbimde aklımda Firenze de kaldı...
Bir katedralin önünde Dante'nin( evet,evet o! dante gibi ortasındayız ömrün diyen dante)heykeli vardı.Harika bir yapıydı ama adını bile anlayamadım yağmurdan,işte o yapının arka bahçesinde Galileo Galile'nin mezarı varmış(evet,evet o!dünyanın döndüğünü bulan şahsiyet)onu çok görmek istedim ama hem fırsat,hem vakit olmadı:( Nihayetinde kapalı mekanlarda geçen bir kaç saat sonunda;

Mıchelengo'nun ünlü Davud/david heykelinin orjinalini( ki foto çekmek yasak olduğu halde flaşsız çektim,pişman değilim!

Ve ünlü Floransa/Toscana bölgesinin üzüm bağlarının şaraplarından tatma ve alma şansını yakaladık...


















Veee son!
Diyemiyorum çünkü daha,Napoli,pompei ve piazza novana var:)
Ama tahminim odur ki ne sizde okuyacak sabır ne bende yazacak anlatacak hal kalmamıştır:)
Bu kadar uzun postlar yazmak,okunulması bakımından riskli biliyorum,genelde hepsi okunmaz,haliyle yorum yapılmaz,eğer yapılmaz ise biliniz ki bu bloğun sahibesi bu duruma hiç bozulmaz:))
Empati herşeydir netekim:))

Devamı var bitmedi aşkımız:)))))))))

23 Kasım 2010 Salı

MUTLU BİR AİLE ERKEN CENNETTİR...

Aslında başkaca şeylerden bahsedecektim,başka,bambaşka.
Sonra farkettim ki;anlatacaklarım-anlatmak istediklerim bu ve buna benzer şeyler...
İzlerken ağlattı beni...Ağlatırken de hatırlattı...
Bence sen de izle blogcum.


Hepimizin bildiğini yeniden tekrarlamak zamanı şimdi;
'MUTLU BİR AİLE ERKEN CENNETTİR' (Bernard Shaw)

*Uzun,uzun anlatılmayı,not alınmayı,paylaşılmayı hakeden bir bayram tatili yaptık biz bu sene blogcum.Gerçekleşen hayallerimden,şükürlerimden birisi daha yazacağım sana:)
Yol yorgunluğumuzu atar atmaz,yakında çok yakında?:)))

11 Kasım 2010 Perşembe

HERŞEY 'HERKES' İÇİNDİ...

Geçtiğimiz ay 6 yaşına bastı zuzular dolu,dolu:)

(Gerçi artık 2 minik dana kıvamındalar:)) Dana! hitabı her ne kadar söylemde sevgiyle söylense de yazım da kaba kaçtığı için ve her ne kadar çocuklarımın kuzuluk bir hali kalmasa da? bir müddet daha zuzuya devam:)

Efendim şimdi bendeniz bu postu yazıp,yazmama,fotoğrafları paylaşıp,paylaşmama konusunda kararsız kaldım? Şöyle ki;

Yanlış anlaşılır mıyım?;Hani görmemişin çocuğu/ikizleri olmuş,tutmuş onları hayatının merkezi yapmış??
Yüzlerinde göreceği minicik bir gülümseme için gece yarılarına kadar kurabiyeler mi yapılırmış?
Hem ayıp kardeşim,insan yediğini içtiğini hiç sergiler miymiş?
Alan var,alamayan var,yapan var yapamayan var,yiyen var,yiyemeyen varmış...
şeklinde giden bir sürü düşünce ile boğuşurken? Birden!?

Nefes alırken Elif olduğumu farkettim,verirken Eren...
Sabahları Elif'dim..Akşamları Eren...
Kalp ritmimi tutturmuştum hatta; Elif,Eren...Elif,Eren...Elif,Eren!

Abartı mı dediniz? Belki? Bilmem?
Tek bildiğim; Anneyseniz siz de bilirsiniz!

Sonuçta;

Herkesle paylaşabildiğim kadardı hayat,paylaştıkça çoğalıyordu...
Ve herkesle birlikte gülüyordum ben hala...Kendi kendine gülen deliydi malum !?
Kimse için değildi zaten yaptıklarım, herkes içindi....
Herkes mutlu olsun diye...Herkes'in gönlü olsun...Herkes kıvansın,sevinsin diye...
Kendim için bir şey istemiyordum...İstiyorsam na merttim?
Herkes'in açılımı farklıydı sadece;'Herkes' aslında bendim....

Ve herşey,herkes içindi...
Kendi dünyamda...
Kimse bilmeden...
'Herkese' hatıra kalsın diyeydi tüm çabam!

Herkes için yaptım,paylaştım,olacak!
Herkes çoğalacak!:)))
(Pastalar hariç herşey;Made in Banu!:)





SİZ ÇOK ÖNCELERİ ANNENİZİN UYKUSUN DA BİR RÜYAYDINIZ,
UYKUMDAN UYANINCA DOĞDUNUZ..
6 YILDIR OĞLUMUZ,KIZIMIZ,ŞÜKRÜMÜZ,DUAMIZSINIZ..
GÜLEN YÜZÜM,
GÜLEN GÖZÜMSÜNÜZ....
İYİ Kİ...İYİ Kİ...
:))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))

Tarifleri unutmuşum özür dilerim:
Kuzu ve kalp kurabiyeler için lütfen buraya TIK
Kurutulmuş domatesli tortellini şiş fikri sevgili HayatımdakiD'ler den teşekkür ediyorum....
Meksika Fasulyesi için  lütfen buraya TIK
Muffinler için lütfen buraya TIK...(Ben tarife ilaveten bir kısmının içine böğürtlen,bir kısmına fındık koydum...Fındık koyduğumun üzerini fındık ezmesi ile,böğürtlenlilerin üzerinide sarelle ile kapladım...Özellikle çocuklar bayıldı:)
Elmalı Kreviz Salatası için lütfen buraya TIK
Patates salatası,ıspanaklı ve peynirli börek,haşlanmış mısırlar hepimizin bildiği tarifler,onları yazmasam?:)
Afiyet olsun cümlemize:)

12 Mayıs 2010 Çarşamba

GÜNÜN GÜLÜMSETENLERİ-2 ve LİNKLERİN İÇİNDEN...

                                              Günaydın blog...Yine yoğun bir gün bizi bekliyor....
Peki o hiç bitmeyen işlere güclere kısacık birer mola verip gülümsemeye ne dersiniz?
Paylaşmasam olmazlarım var nicedir biriken...
Karikatürlerim...Linklerim...Fotoğraflarım...Videolarım...

Önce beni en çok güldüreninden başlayayım...
Malum Deniz Baykal istifa etti...
Konuyla ilgili yorum yapmayacağım ama mizahın gücüne bir kere daha hayran kaldım:))

Ve,
LİNKLER
Unutulmaz şarkılar...Türk sanat müziği,Türk halk müziğinden, yerli ve yabancı harika klasikler...

Çocuklar için oyunlar....
Ben henüz izin vermiyorum Pc başında vakit geçirmelerine ama ilgilenenler olabilir diye düşündüm...

Smpsonlar'ı sevmeyen yoktur herhalde?
Sımpsons sahnelerinin etkilendiği 40 adet film sahnesi ilgilenirseniz aşağıdaki linkte...

Kahramanımız??????
Arkanıza yaslanın. linki tıklayıp, sabırla bekleyin.
Sesi de açmayı unutmayın.

SU içmeyi unutanlardan mısınız siz de?
O zaman bu program tam size göre...İndirin,kullanın...Test ettim onayladım,işe yarıyor:)
Saat başı bir küçük pet şişe camınızı tıklatıp su içmeniz gerektiğini,su içmenin faydaları eşliğinde hatırlatıyor...

Ve,
Tek bir FOTOĞRAF...
Böyle yaratıcı!? bir ana babayla o sevimli bebek ne hale gelir acaba?
Ve,
 VİDEO'muz:)))
'Behlül ile Bihterin ilişkisini duyan kedi'
ile günü kapatıyoruz...
Ben bayıldım...Mutlaka izleyin...

 Hadi kaçtım mutlu kalın:))

28 Nisan 2010 Çarşamba

UZUN,UZUN YOLLARI AŞTIM GELDİM (dikkat bol foto içerir:)

Uzaktan geldim yorgunum hancı...
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş???
Döndüm...Çok gezdim e haliyle çok yoruldum...Dinlendim ve ancak geldim:)
Şimdi yediğimiz içtiğimiz bizim olsun gördüklerimizi anlatalım...

Döndüm...Ama kalbim orada kaldı...Çok değişmiş çok,çok büyümüş görmeyeli?
Baştan biraz acemilik çeksem de sonrasında alıştım...Eski mahallemizi,evimizi,okulumu gördüm,sokakların da dolandım,çarşıların da,hayal gibi,rüya gibi...Her köşesinde anılarım,anılarımın içinde kayıplarım...Gözlerimin ucunda yaşlarım:(
Yıllar,yıllar önce (şimdikinden daha genç iken:p)bekar,çocuksuz ve sahip olacaklarım,yaşayacaklarım hakkında hiç bir fikrim yok iken dolaştığım nice mekanda,bu sefer evli ve iki çocuklu genç bir kadın olarak gezmek çok ilginç,tarifi zor,içinde hem neşe,hem hüzün, hem gurur, hem de bol şükür barındıran garip bir duyguydu...
Ama hepsine değdi!..
Anıtkabir'e,Kuğulu'ya,Tunalıya,Kale'ye,Beypazarına gittik...Ankara sokakların da gezdik,hatta bir ara kaybolduk:P
Dönüş yolunda bir de Eskişehir yaptık,Çi böreğini tattık,porsuk çayına baktık:)
Şimdi,aslında hepsi uzun,uzun anlatılmayı,yazılmayı hakediyor ama fotoğrafların da desteği ve gidiş sırası ile işte Ankara ve ben ve kuzular ve kuğulu ve kale ve beypazarı ve vs.vs.vs.:))
                                                                                                 Yıllar sonra...Kuğulu park'ta:)
                                                                                                            Çocuklar...
                                                                          ******
                                                                                        Ankara Kalesi surların da Bursaspor bayrağı:))
Kale'de Rahmi Koç müzesinde; sevgili blog dostlarımızdan Leylak Dalı'nın da tavsiye ettiği(tşk.ler) ve bayıldığımız, Henry Kupjack'ın Minyatür Odalar sergisi...Ne emek?Ne sabır? Fotoğraf çektim ama BURAYI tıklarsanız hem daha güzel fotolara hem de açıklamalarına ulaşabilirsiniz...
Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet Bayramı için hazırlatmış olduğu İlk bayraklardan birisi imiş bu bayrak...Rahmi Koç müzesinde dikkatimizi çekenlerden birisi oldu haliyle...       
                                                                         ******
                                                                                                          Beypazarı
Beypazarı...Biz çok sevdik:) Tarihi konakları,taş baskı kumaşları ve gümüşleri meşhur...Sadece Gümüş dükkanlarının bulunduğu bir pasaj var ve insan hangi birisine bakacağını şaşırıyor(tam bizim için:)
Ucuz diyorlar ama çok ucuz gelmedi bana yine de...Neden gümüşü meşhur?Gümüş mü çıkıyor buralar da dedik?Hayır dediler meğer gümüş işciliği fazlaymış,'el alan' yani?Öyle olunca da en azından işciliğine fazla fiyat biçmiyorlarmış vs.Bir de seksen katlı ev baklavaları var,bir de güveçleri,bir de sarmaları var:)
                      
Meşhur Beypazarı kurusu...Bir nevi galeta gibi ama tereyağlı yapıyorlar...Kıtır,kıtır hatta katur,kutur:) zor yeniyor ama lezzetli bir tat...Beypazarının bir sokağı...Ve Beypazarı içerisinde ki Yaşayan Müze'de çocuklar Ebru sanatının inceliklerini öğrenirler iken...Müze çok başarılı...Zaten bilindik müzeler gibi değil eski bir beypazarı konağı... Bağışlamış sahipleri,geleneksel sanat ve değerleri korumak içinde her hafta değişik  etkinlikler yapılıyormuş...Bizim gittiğimiz gün ebru sanatı günü idi...Bir oda da Hacivat ve Karagöz var,bir oda da masalcı teyze,daha doğrusu Masal Ebesi...Tam 65 masal biliyormuş ninesinden kalma eski masallar...Ne yazık ki dinleyemedik masallarını bir kaç bilmece sorup şeker verdi çocuklara mutlu oldu bizim kuzularda:)

Bir de konağa çıkan merdivenlerin sağ tarafında olduğu yerde dönen bir tarafı açık iki katlı bir dolap dikkatimizi çekti...Bu döner dolabın kapağı, ihtiyaç sahipleri tarafından çalınır ve içerisine konulan boş yemek kabı diğer tarafa dolu olarak dönermiş...Böylece ne yemeği alan ne de veren birbirini görmez hiç kimse de rencide olmazmış...Şimdiyi düşününce bir de???Hey gidi heeyyy,heyyy:(
                                                     Aşağıda Karagöz ve Hacivat oynatan zuzular:)
                  
                                                                              ******
                                                                       Ve Anıtkabir...Ve Atam...Ve Minnet...Ve Şükran...
Düşündüğümüz gibi tam 23 Nisan'da gidemedik Atamıza ne yazık ki:(
3 ve 5 yaşlarındaki dört çocukla sadece Anıtkabire girmek için kuyrukta beklemeniz 2 saat sürer dediler işi bilenler... Öyle olunca biz de pazar sabahı gittik Ata'mıza...Sabah 9:00 da giriş yaptık sakindir rahat gezeriz düşüncesiyle ama oldukça kalabalıktı...Açıkcası buna çok sevindik...
Ne güzel! Hiç eksilmesin 'farkında olanlar' inşallah hiç!

Anıtkabir...Atam...Hep aynı...Heybetli,mağrur,güven veren,ulu,yüce ve hala tek adam!...
Yine tüylerim diken diken oldu,yine yüreğim pır pır,yine gözümde yaş,
yine içimde sonsuz bir özlemle büyüyen bir sızı:(
Yine gezdim sindire,sindire...Kişiliğine,tarzına imrene imrene...

Yeni eklemeler yapmışlar; Atatürk ve Kurtuluş savaşı Müzesi...Çanakkale savaşı'nın panaroması var...Çok etkileyeci...Top,tüfek sesleri ve Allah Allah nidaları arasında geziyor ve gördükleriniz karşısında içiniz yanıyor ve düşünüyorsunuz;Ah bu vatan ne kadar zor şartlar altında ne savaşlarla kazanıldı...Her bir karış toprağı için ne canlar yitti,ne kanlar aktı?Şimdi?Ne kolay satılıyor!?:(
(Sanal panaroma için lütfen BURAYA tık)

En çok kütüphanesini severim ben Atamın...En çok okuduğu kitapların bulunduğu odayı...O kitaplarda altını çizdiği satırları ve yanına aldığı kısa notları incelerim dikkatle...Yine öyle yaptım,yaptık...Ah ne çok isterdim o kitapların diğer sayfalarını da görmeyi,aldığı notları okumayı...Hatırı sayılır bir kitap arşivi var Atamın 3123 adet ve hepsi de okunmuş..Okuduğu kitaplar da Fransızca,İngilizce,Arapça vs.Onlar benim dikkatimi çekenler...Belki başka dillerde de var? Yani pek çok dil biliyormuş haliyle...Yine hayran kaldım...Cızz etti içim yine...Şimdinin One minute's!?diye konuşanlarını düşününce bir de:(
(Atatürk Özel kitaplığının sanal gezintisi için lütfen BURAYA tık)
Heyecan ve merakla gitti lahitin önüne zuzularım...Elif'im uzakta durdu neden bilmem?Eren'im arkasına illaki beni de alarak açtı o minik ellerini Ata'sı için...'Ne diyeceğimi unuttum ben' derken sesinin titrediğini farkettim heyecandan...Sonra ben söyledim o tekrar etti:)

Askerlerin nöbet değişimlerine denk geldik bir ara..Onları izlerken Vatan Millet Sakarya oldum yine...
Gurur duydum ordumuzla askerimizle...Üzülüyordum ne hallere geldi,getirildi,yıpratıldı diye...
O sahneleri görünce vazgeçtim,güven duydum yeniden(güven duygumu kaybettiğimi bilmeden?)
Yok olmaz dedim,yok...Askerime,orduma haliyle vatanıma bir şey olmaz!İzin vermeyiz,vermezler!
Sevgili Aysema hocamın bir önceki yazıma yaptığı yorumda dediği gibi 'Kesinlikle'yi ekledim şıklarıma...
Gururla, güvenle,umutla...İçim,içimiz umut dolu ayrıldım,ayrıldık sonra oradan...
Adı bile yetti yine Atamın:))