EVİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EVİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2011 Çarşamba

ROMEO!


Tarih:09.03.2011...Kar var şehrimde!..


Ve tanıştırayım; Bay Romeo!..bizim bahçede!:)))

16 Şubat 2011 Çarşamba

NİYET...



























Niyet:Sakin,kendime ait bir gün...

İyi Niyet:Ama bugün Kandil önce babama yemek götüreyim sonrada onu alıp anneme mezarlığa gideriz,
malum 'beklerler' derler...(Gittik,okuduk,ayrıldık,evlerimize geldik.)

İnsaNiyet:Canım,az önce babam aradı, evde ayağı kaymış düşmüş,kötüymüş,çocuklar evde ben gidemiyorum,sen bir gidebilir misin?...Tabii ki! Hemen gidiyorum!Hay Allah!.. (Gitti,hastane dr.film vs.sonuç:kırık bir omuz,5 hafta alçı :(
Şükür;Daha kötüsü olabilirdi?

MemnuNiyet:Ah kızım,(oğlum) hakkını helal et,iki çocuk,evin yerin,onca işin arasında birde beni düşünüyorsun,ne kadar yorulduğunu biliyorum,hiç dinlenemeden bir de ben?:( Allah razı olsun senden!

Art Niyet: Eee tabii o kadar dertlenir,birde üstüne yoruldum,sıkıldım,ah benim sevdalı başım,ah benim dünya telaşım,ah yalnızlığım vs.vs.yazarsan,söylersen olacağı bu!...Allahın sopası için lütfen TIK! 

HakkaNiyet:Duyan arayan,halimi bilen,hak veren,tanıyan,seven;Çok geçmiş olsun!Yapacağımız bir şey olursa bir telefona bakar biliyorsun!

EmNiyet:Bir süre bende,güvende:)

Şimdi: tek isteğim;Sıradan basit bir gün ve sümbül kokusu.

9 Şubat 2011 Çarşamba

HEPSİ BU!


Hayata şöyle bir göz attım,derin bir sessizlik oldu....Ve o derin sessizliği kalbimin sızısı bozdu...

Kafam karma karışık...

İnsanı en çok üzen yine kendisi biliyorum ama düşünmeden de edemiyorum,düşünmeden durabilsem ruhuma nefes aldırabileceğim ya! Ne mümkün!Ben saymayı bıraktım artık...
Kimbilir kaç kere yaraladım kalbimi...

Elde olmayan sebeplerle,elden bir şey gelmeyen insan ilişkileri hakkın da;

Başka türlü olabilecek nice durum için yüzlerce olasılık hesapları yapmaktan yorgun...

'Ama'lar ile 'keşke'leri çarpıştırmaktan bitap...

Ondan,bundan,şundan duyduğum incitici sözleri, tasnifleyip düzenlemekten bıkmış bir haldeyim.

Sözler söylenir,hükümler verilir,
değerler biçilir... Bazen üst üste gelir,bazen üstü kapalı geçiştirilir.

Çünkü geçte olsa bilirim,canımı acıtmam;bir başkası hakkında ancak bu dünya hayatında hükümde bulunabilir insan ve hükmüde sadece onu bağlar!

Ne yapsanız,ne deseniz o an için boş gelir....Bomboş
O boşluk ki; İnsan olmanın bir başka haline...Acizliğime ilaç gibi gelir.

Peki;İçimdeki boşluğu yazmakla doldurabilir miyim?
Sahip olamayacaklarıMı/olamayacaklarıNı düşünmekten,kendimi geçip,onlar içinde üzülmekten,
yaşanması olası nice mutlu tasviri boşluklara çizmekten ve körolası nice yoksunluğa sızlanmaktan kalbim acıdı...Öylesine ağır,öylesine ezici,öylesine acımazsız,öylesine zor ki...Acıdı,kanadı...Kanadı,acıdı...
Acıyan yerlere işaret koydum,koydum ki;bir daha kimse üstüne basmadı?..

Malum kuluz,kusurluyuz...Ne demeli?Nasıl davranmalı?Kalbi katılaştırmadan nasıl dayanmalı?Empati
yapmaktan,kendimi başkalarının yerine koymaktan, kendi hayatımı yaşayamaz oldum sanki?..
Az şikayetçi çokca memnunum aslında bu durumumdan...İyi tarafını düşün,diğer yönünüde gör her davranışın,her ilişkinin her sözün...Gör ki;Çeşnisi olsun hayatının!Yoksa ne o öyle tatsız tuzsuz!dertsiz kedersiz?!Ha tabi masumiyeti korumak var bir de...En azından kalan kısmını.('Masum değiliz hiç birimiz' ah buraya nasılda yakışırdı....Yaradan'ın yarattıkları içinde en çok merhamet ettiği insan iken, neden kendime bu merhametsizliğim?)

Tüm hoyrat ellere rağmen tutunuyorum hayata,umut ediyorum,seviyorum,şükrediyorum,kederin içindeki mutluluk kırıntılarını arıyorum....Çoğu zaman buluyorum...Bulduklarımı biriktiriyorum-zira onlar çok kıymetli,ince bir işciliğin ve sabrın sonucunda ulaşılan mutluluklar-zor zamanlar için saklıyorum.
(Peki bu beylik cümlelerimin ne kadarını hayatıma uyguluyorum!?)

Çünkü yaralarımla mutlu olmayı seviyorum sanırım...Budur durum.
Bir kitapta okumuştum;'Mutsuzluk kendine alışmaktır,kendini kanıksamaktır'
Henüz kendime alışmadım,alışsam böyle oturup saatlerce tırmalarmıyım hayatı,kendimi!?
O vakit demektir ki mutluyum!
Belkide hepimize hayat boyu inanacağımız bir yalan armağan etmişler...Adını mutluluk koymuşlar...
Sonra da onu şarta bağlamışlar!..Olmazsa,olmazlarını sıralamışlar!
Ah o ilk şart!latanı bir bulsam!?

Hayat işte! Öyle veya böyle gelip geçecek...
Sonra bir gün bir melek gelecek ve süre doldu diyecek...Hepsi bu!


Ps:Dün akşam bir haber aldım.Kötü değil ama eksik;İçinde ben yokum...
Onca çabama,duama vs.ye rağmen,toparlayıp,iyileştiremediğim,birleştiremediğim kalan sağlarımdan biri hk.da....Tabii gece uyku tutmadı,kurdum da kurdum,yazdım da yazdım...Yazmak benim içimdeki basıncı düşürüyor.Patlatmıyor!..Sakin sessiz devam edebiliyorum hayata.
Sonra bu sabah bir telefon konuşması?Bu kadar mı 'düz' olur herşey!..Bu kadar mı yolunda?
Boşuna uykusuz kalmışım yazık bana!?..'Kendim ettim, kendim buldum' olsun bu yazının diğer adı da!

Ps:Müzik,piyano ve Amelie bugün bana ilaç!Ses please!

24 Ocak 2011 Pazartesi

ŞİMDİ BEN DESEM Kİ;




Şimdi ben desem ki;


Biz bu cumartesi

yine;

Ağladık,güldük,gururlandık,

şükrettik,çoştuk....

Dalgalandık daaaaa,duuurulduk hatta:))))








Şimdi ben desem ki;

Biz maaaa aile tombala oynadık...

Ve biz büyükler, her seferinde 2 minik ustaya yenildik???:)










Şimdi ben desem ki;

Eli yüzü düzgün olarak bir ilk?...

İlk defa benim için bunu yaptı:)

Ve ilk sefer için gayet başarılıydı çünkü biliyorum içine sevgisini de kattı:)







Şimdi ben desem ki;
Pazar oldu ne hoş oldu...

Miskinliğimize,bezginliğimize çok yakıştı...

Yağmur şıpırtısı,şömine çıtırtısı ve misss gibi is kokusu... Meleklerin uykusu,gecenin sesizliği,alev ve şarap kızıllığı...Fonda bu çalarken ve ben onu çok severken ve onunla birlikte söylerken ve başını okşarken...




Ve şimdi ben desem ki;............
...............................................................................?
Şaka,şaka:) Hiç bir şey demeyeceğim!:) 

Sadece diyeceğim ki;

Dilerim bu hafta da;
kalbimizi diri tutar,iyilik,güzelliklerle doldurur ve masumiyetimizi koruruz...
HEPİMİZ!
:))))))))))))


Ps:Günün şarkısı:Uğurlar olsun!Unutmadık. 

17 Ocak 2011 Pazartesi

'PAZAR'LIKSIZ....

Çok şükür ki küçük yakışıklım artık iyi:)Ve yine çok şükür ki kardeşine bulaşmadı.(en azından şimdilik bir belirti yok,standarttır çünkü bizde, biri hasta olunca ardından diğeri,ev uzunca bir süre revire döner vs.vs.vs)
Cumartesi ilaçlarını almaya başlayınca 'mucizevi'(maşallah!)bir şekilde iyileşmeye başladı kuzum.
Yine de elbetteki;
Hali yoktu (Hali yoktu betimlemesi;koşturmayan,zıplamayan normal çocuk olarak verilmiştir)
Konuşmuyordu?(Konuşmuyordu betimlemesi dk.da 30 cümle kurmuyordu baz alınarak kullanılmıştır)
Süt'e bile burun kıvırıyordu koca gün ancak 1 bardak içti?(Normal miktarı yazmıyorum,normalde,süt danası diye severiz kendisini?)
Nihayetinde baktık gördük,çok şükür iyi...Ma aile gittik Gökçe'mizin nişanına:))Gençler birbirini sevmiş,sevdalanmış...Bize de bu aşka şahit olup,alkışlamak kalmış,rabbim tamamına erdirsin inşallah...

Pazar gününü ise 'pazarlıksız' geçirdik..Evde hiiiç kasmadan plan program telaşı yapmadan...Sabah Elif'imle 07:30 da kalkan bendeniz uykusuzluğumun rövanşını öğleden sonra 3,5 saatle acımasızca çıkardım:)Acımasızca diyorum ama 3,5 saat çocuklarla başbaşa kalan baba'mızın hali yine de sevgi  ve şefkat duyguları uyandırdı bende?:))

Ev'i ve ev'de vakit geçirmeyi (Bu anlamda kesinlikle ev kadını sayılabilirim!:)ve tüm aile bir arada olmayı seviyorum...Pazar günleri bu sevdamı yaşamam için biçilmiş kaftan!

Her ne kadar çok yorulsam/yorulsak,ve her tükenişimizde;neler yediriyoruz biz bu çocuklara da böylesine enerji dolular?diye deriiiin düşüncelere dalsak da?:)Tüm bunlar uyurlarken onlara duyulan /hayranlığı/sevgiyi/hasreti/şükrü gölgelemiyor:)
Şimdi;
Anılarda kalmasın,burada kalsın!..Buyurunuz fotoğraflarla ortaya karışık; PAZARLIKSIZ:)

   Krep yaptık...ve benim beyaz sardunyam:)
Yağmur sonrası....Misss gibi çim kokusu....
Pamuk prenses.....
Şimşek Mcquen ve Mater:)
Vee Uyuyan Güzel:)

Az önce tıkır,tıkır klavye seslerimi duyup,yanıma gelen bey dedi ki;Bundan sonra senin adın 'Yaz kızım' olsun!Sanırım iltifat etti?:)) Keyifli bir hafta diliyorum herkese...

21 Aralık 2010 Salı

MUTLULUK ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER-1































Biraz kozalak,biraz taş,biraz boya,biraz mum....

Biraz un,biraz yağ,biraz süt,biraz şeker/şekerleme,biraz çikolata...

Veeeeeee...... Çokça hayal gücü!:)

Yeni yıl ruhunu seviyorum...Çok seviyorum!:))))

Peki siz?
Sizi neyin mutlu ettiğini düşünüyorsunuz?:)))))

Bir de dilim de;
Mevsim rüzgarları ne zaman eserse,o zaman hatırlarım çocuksu rüyalarım,şeytan uçurtmalarım......

ps:Sevgili Sinem' in isteği üzerine Kardan Adamlı Cupcake tarifi için lütfen TIK!

16 Aralık 2010 Perşembe

SORULAR/CEVAPLAR...



























Sevgili ÖZLEM soru/cevap şeklinde bir mim yollamış bana...Bilen bilmeyene anlatsın,iyice tanısın,bilsin şeklinde sorular..Cevaplamaya çalıştım ama tüm mimlerde olduğu gibi hafiften gerildiğimi itiraf etmeliyim?
Şimdi ne yapıyoruz? Tıpkı yukarıdakiler gibi gözümüzü dört açıp okuyoruz?:)

En sevdiğiniz kelime:Misss!
Nefret ettiğiniz kelime: Hallederiz!
Ne sizi heyecanlandırır: Hayaller,projeler...
Heyecanınızı ne öldürür: Engellemeler...
En sevdiğiniz ses: Uyku mahmuru çocuklarımın konuşması,öyle yumuşak,öyle huzurlu ki...
Nefret ettiğiniz ses:Vuvuzela!
Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: İdrar/kan/gaita tahlili yapan bir loborant olamazdım asla!:(
Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz:Gitar vs.herhangi bir müzik aletini çalabilmek isterdim.
Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Kendim olmaktan memnunum:)
Nerede yaşamak isterdiniz: Şimdi yaşadığım yerde...Fena değil!:)
En önemli kusurunuz: O hoooooo?:)
Size en fazla keyif veren kötü huyunuz:İyi niyetim.
Kahramanınız kim: Kaldı mı öylesi?
En çok kullandığınız kötü kelime:Ampul!!!(ilgilisine ithafen!)
Şu anki ruh haliniz: Mutedil,dalgalı..
Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Ektiğini biçersin...
Mutluluk rüyanız: Ailem eşim ve çocuklarımla huzurlu, mutlu,sağlıklı olmak.
Sizce mutsuzluğun tanımı: Huzursuzluk.
Nasıl ölmek isterdiniz: Henüz ölmek istemem?
Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz:Nihayet!:)

Özlem'e teşekkür ediyorum...
Ve bende eğer daha önce cevaplamadılar ve arzu ederlerse?;Sevgili Dilek ve Handan'ı mimliyorum...

30 Kasım 2010 Salı

LÜTFEN!...BEN SİZİN BİLDİĞİNİZ?....

Kaç zamandır çok düşünceli görüyorum sizi...Neler geçiyor aklınızdan öyle kuzum?
Hatta bazen kendi kendinize gülümsüyorsunuz,korkutuyorsunuz bizi?
Geçen gece rüyanız da ismimle birlikte;
Kırmızı,tarçın,geyik,zencefil,mum,vs.anlamsız kelimeler sayıklamışsınız...
Beyzade'niz ve ben sizin için çok endişelendik ve sorduk ama?
''Çok reca edeceğim kapatın bu bahsi''
deyip gittiniz.
Bizde siz uyurken; kapının yada yorganın aralık kaldığına hükmettik?
?????
'Aralık' mı dedim ben?
Tabii yaa!!!Nasıl düşünemedik?


Aayy!
Ne yapıyorsunuz öyle kuzum?
Lütfen bırakın peşimi ben sizin bildiğiniz 'Kasım'lardan değilim!
Ayyy!! yapmayın ama ama lütfen!..Aaay!!...Ha ha hay!:))
Aralık gelmeden olmaz amaaa!:P
Lütfeeeeeeen :P

(Eh madem çok ısrar ediyorsunuz, bir sıcak çikolata içelim birlikte:))