Şöyle uzun,uzun anlatsam....
Uzun,uzun dinlese,bıkmasa,anlasa?..
Şöyle kısa,kısa konuşsa...
Kıssadan hisse çıkarsa?..
Uyusam,uyansam herşey yine eskisi gibi olsa!
Silsem...
Ardımda hiç bir karalama bırakmadan yeniden başlasam hayata...
Hayatımı değiştirecek diye okuduğum kaçıncı kitap bu?!
Palavra!
Hepsi korsan bunların,hepsi hikaye,hepsi kurgu!
Söylenmemiş sözlerim var...
Sabırlıyım...Sabırlıyım...Sabırlıyım....
Bir de,sabrımla,selametim ne zaman vuslata erecek onu bilseydim?!
Ya da vuslata erdi de, ben mi fark edemedim?
Tek bildiğim;Yalnızlığa direne,direne sonunda ona da alıştım ve belki de sevdim.
Eee hadi bakalım... Geç kalmıştın hüznüm!..Çekinme lütfen rahat ol, bugün dükkan yine senin!
DERİN MEVZULAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DERİN MEVZULAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Şubat 2011 Perşembe
9 Şubat 2011 Çarşamba
HEPSİ BU!
Hayata şöyle bir göz attım,derin bir sessizlik oldu....Ve o derin sessizliği kalbimin sızısı bozdu...
Kafam karma karışık...
İnsanı en çok üzen yine kendisi biliyorum ama düşünmeden de edemiyorum,düşünmeden durabilsem ruhuma nefes aldırabileceğim ya! Ne mümkün!Ben saymayı bıraktım artık...
Kimbilir kaç kere yaraladım kalbimi...
Elde olmayan sebeplerle,elden bir şey gelmeyen insan ilişkileri hakkın da;
Başka türlü olabilecek nice durum için yüzlerce olasılık hesapları yapmaktan yorgun...
'Ama'lar ile 'keşke'leri çarpıştırmaktan bitap...
Ondan,bundan,şundan duyduğum incitici sözleri, tasnifleyip düzenlemekten bıkmış bir haldeyim.
Sözler söylenir,hükümler verilir,
değerler biçilir... Bazen üst üste gelir,bazen üstü kapalı geçiştirilir.
Çünkü geçte olsa bilirim,canımı acıtmam;bir başkası hakkında ancak bu dünya hayatında hükümde bulunabilir insan ve hükmüde sadece onu bağlar!
Ne yapsanız,ne deseniz o an için boş gelir....Bomboş
O boşluk ki; İnsan olmanın bir başka haline...Acizliğime ilaç gibi gelir.
Peki;İçimdeki boşluğu yazmakla doldurabilir miyim?
Sahip olamayacaklarıMı/olamayacaklarıNı düşünmekten,kendimi geçip,onlar içinde üzülmekten,
yaşanması olası nice mutlu tasviri boşluklara çizmekten ve körolası nice yoksunluğa sızlanmaktan kalbim acıdı...Öylesine ağır,öylesine ezici,öylesine acımazsız,öylesine zor ki...Acıdı,kanadı...Kanadı,acıdı...
Acıyan yerlere işaret koydum,koydum ki;bir daha kimse üstüne basmadı?..
Malum kuluz,kusurluyuz...Ne demeli?Nasıl davranmalı?Kalbi katılaştırmadan nasıl dayanmalı?Empati
yapmaktan,kendimi başkalarının yerine koymaktan, kendi hayatımı yaşayamaz oldum sanki?..
Az şikayetçi çokca memnunum aslında bu durumumdan...İyi tarafını düşün,diğer yönünüde gör her davranışın,her ilişkinin her sözün...Gör ki;Çeşnisi olsun hayatının!Yoksa ne o öyle tatsız tuzsuz!dertsiz kedersiz?!Ha tabi masumiyeti korumak var bir de...En azından kalan kısmını.('Masum değiliz hiç birimiz' ah buraya nasılda yakışırdı....Yaradan'ın yarattıkları içinde en çok merhamet ettiği insan iken, neden kendime bu merhametsizliğim?)
Tüm hoyrat ellere rağmen tutunuyorum hayata,umut ediyorum,seviyorum,şükrediyorum,kederin içindeki mutluluk kırıntılarını arıyorum....Çoğu zaman buluyorum...Bulduklarımı biriktiriyorum-zira onlar çok kıymetli,ince bir işciliğin ve sabrın sonucunda ulaşılan mutluluklar-zor zamanlar için saklıyorum.
(Peki bu beylik cümlelerimin ne kadarını hayatıma uyguluyorum!?)
Çünkü yaralarımla mutlu olmayı seviyorum sanırım...Budur durum.
Bir kitapta okumuştum;'Mutsuzluk kendine alışmaktır,kendini kanıksamaktır'
Henüz kendime alışmadım,alışsam böyle oturup saatlerce tırmalarmıyım hayatı,kendimi!?
O vakit demektir ki mutluyum!
Belkide hepimize hayat boyu inanacağımız bir yalan armağan etmişler...Adını mutluluk koymuşlar...
Sonra da onu şarta bağlamışlar!..Olmazsa,olmazlarını sıralamışlar!
Ah o ilk şart!latanı bir bulsam!?
Hayat işte! Öyle veya böyle gelip geçecek...
Sonra bir gün bir melek gelecek ve süre doldu diyecek...Hepsi bu!
Ps:Dün akşam bir haber aldım.Kötü değil ama eksik;İçinde ben yokum...
Onca çabama,duama vs.ye rağmen,toparlayıp,iyileştiremediğim,birleştiremediğim kalan sağlarımdan biri hk.da....Tabii gece uyku tutmadı,kurdum da kurdum,yazdım da yazdım...Yazmak benim içimdeki basıncı düşürüyor.Patlatmıyor!..Sakin sessiz devam edebiliyorum hayata.
Sonra bu sabah bir telefon konuşması?Bu kadar mı 'düz' olur herşey!..Bu kadar mı yolunda?
Boşuna uykusuz kalmışım yazık bana!?..'Kendim ettim, kendim buldum' olsun bu yazının diğer adı da!
Ps:Müzik,piyano ve Amelie bugün bana ilaç!Ses please!
Ps:Müzik,piyano ve Amelie bugün bana ilaç!Ses please!
Etiketler:
AİLE,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
DERİN MEVZULAR,
EVİM,
FOTOĞRAFLARIM,
İÇ SES
18 Ocak 2011 Salı
SALI SALLANMALARI...
Yeni evimize taşındığımızdan beri gelen gidenimiz hiç eksik olmuyor.Yemeğe,çaya,kahveye...
Akrabalar,arkadaşlar eski ve yeni komşular...Çok seviniyorum bu duruma,büyük masalar,kalabalık sofralar...Keyifle,muhabbetle,yiyip,içip,eskiyi,yeniyi, ölüyü, diriyi yad etmişliğimiz çok...
Hele eski(aslında her daim yeni)komşularım hayırlı olsuna geldiklerinde öylesine mutlu olmuştum ki;Demek ki bir yerlerde bir şeyleri doğru yapmışım demiştim kendi kendime...Doğru yapmışım ki;değer verip geldiler peşimden...
Bir de üst kat komşumun yaşlı ama dünya tatlısı annesi gelmişti,bir de yasin okuyuvermiş,nazar duasını edivermişti peşi sıra...Sığınacak bir yer,başını okşayacak el arayan bir kedi yavrusu gibi hissetmiştim kendimi,içim titremiş,minnet duymuştum ona.
O anda;Nasılsın? diye sorsalardı eğer...İyiyim derken salya sümük hömküreceğimden,ağlak duygularımdan korkmuştum hatta...
Malum 'iyiyim' çoğu kez ardına saklandığımız bir perde! Yürekteki hoşnutsuzlukları,yaşam memnuniyetsizliğimizi yada hayal kırıklıklarımızın örtüsü...Acılardan gerçeklerden kaçış,sadece tek kelime;'iyiyim'...
Bu duygularla ve içimde yaşadıklarımla üzgün,keşke demiştim keşke yitiğimde otursaydı şurada bir köşede..Otursaydı elinde bir finca kahve ile...Kahvesini yudumlarken göğsünü kabartsaydı kızı,hayır duasını alsaydı...Paylaşsaydı o anları,sadece baksaydı ve anlasaydı...
Meğer özlem,hasret vs.bir yana insan bazen candan edilen bir duaya bile muhtaç olabiliyor ve bunun eksikliğinin farkına komşu teyzelerle varıyormuş...
Hayat!Bazen çok acımasız ve zor...Ve zor olanı sevmeyede alışıyor insan mecbur!...Dayanmak istiyorsun,
dayanıyorsun.Yaşanan her şeyin bir anlamı olduğuna inanıyorum ama kalbimde o kadar çok şey birikti ki?Evet,evet kalbimde birikiyor benimkiler...Beynimdekiler başka,akıl mantık süzgeci vs.çok bilinen sözler ama kullanımı lafta! Sadece kalpte yer ediyor sızı,sızı bir sızı daha...Kalbimi çokluk yordu ve bu çokluklardan kurtulmanın bir yolu olmalı?
Ps:
-Salı sallanması koydum başlığı...Sallanan bir ruh halindeyim çünkü,dengesizim ve dengemi buluncaya kadar bugünü de yerim.
-Kaç gündür boynumda morlu kahveli fuları,garip ama iyi geliyor?..Alakasız her kıyafete uydurup sarmalıyorum ele ne?
-Komşuma kahveye gideceğim birazdan iadeyi ziyaret...Tek başına gitmeyi hiç sevmem ama güleryüzlü konuşkan,neşeli komşumu çok severim...Umarım bana da bulaşır enerjisi...
Ya da ona da 'iyimisin?' diye sorsam da?... Karşılıklı oturup ağlaşsak mı?
Etiketler:
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
DERİN MEVZULAR,
GÜNLÜK,
HATIRDA KALSIN,
KOMŞULAR
13 Aralık 2010 Pazartesi
GEREKSİZ SEVİNÇLER MÜDÜRLÜĞÜ!..
Anlatacağım onca şeyin, yazacağım onca cümlenin arasında,bazen başında, bazende sonunda...
Gelip takılıyor peşime o gereksiz/sırası mı şimdi?/cık,cık,cık! duygusu...
Gereksiz/gereksizler/gereksiz işler/gereksiz sevinçler müdürlüğü!
Sevmelerimi,sevinçlerimi erteliyorum bu yüzden...
Kısaca; Vicdani ret!
Oysa neler,neler hayal ediyorum da? Ne mutlu cümleler kuruyorum da hayata dair.
Neler düşünürler? Nerelere çekerler diye üzülüyorum...
Yaşadıklarımı da,içimde yaşattıklarımı da,acılarımı da bir tek ben bilirken.
Hayata tutunmaya çalışıp,bir gün ağlayıp,bir gün gülerken!?
Onlar!Yordam bilmez,halden anlamaz,ince düşünmez ama yaftalarlarmış...Ne gam!?
Ancak acıyı anladıklarında,incinmeyi anladıklarında,yalnızlığı anladıklarında gözlerindeki örtü kalkacak!
Ah ne olurdu sizde sadece kendi yaşam öykünüzü dinleseydiniz?!
Ah ne olurdu sizde sadece kendi yaşam öykünüzü dinleseydiniz?!
Ben acı çektim...Acıyı çekersiniz,acınızı anlarsınız ve acınız biter...
Yerini acıya sebep olanın özlemine/hasretine bırakır.
Bir kaç yıldır böyle...Bundan sonra da böyle olacak...Çabalar boşuna...Giden gitti.
Geri dönüşümsüz anılar, hiç bitmeyecek, silinmeyecek, acı tatlı 'daha dün gibi' sahneler ile geçecek ömür...
Belki seneler geçtikçe netlik azalır...Belki 'Neden?'leri rafa kaldırır,'keşke'lerimin peşine düşerim.
Belki seneler geçtikçe netlik azalır...Belki 'Neden?'leri rafa kaldırır,'keşke'lerimin peşine düşerim.
Bilmiyorum ki?...Tek bildiğim;Yarım kalmışlığımla başbaşa,kalan yarımı yaşatmaya çalışıyorum...
Bir de çok özlüyorum...Ama yapacak hiç bir şey yok...Başımı kaldırıp gökyüzünü,o uçsuz bucaksız masmavi gökyüzünü seyredip,iç çekip,yoluma devam ediyorum...Hayat 'yaşamak için' değil mi?
Gülümsüyorum...
Hatta öyle gülümsüyorum ki gözlerimin içi bile gülüyor...
Mutluluğun kovalanması,emek verilmesi gereken bir duygu olduğunun farkına, tam olarak ne zaman vardığımı bilmiyorum....Tek bildiğim;Deneme/yanılma yöntemini çok kullandığım ve çocuklarımın/eşimin benim gözlerimdeki mutlulukla mutlandığı...Ben bir aynayım onlar için ve yansımam hep mutlu/güler yüzlü olsun diye uğraşıyorum...
Ağlıyorum da tabii ki...Sizde ağlayın ağlayabildiğiniz kadar...Gülmek kadar ağlamaya da ihtiyacımız var...
Ama 'ağlamak' ile 'ağlanmak' arasında çok fark var biliyor musunuz?
Ama 'ağlamak' ile 'ağlanmak' arasında çok fark var biliyor musunuz?
Küçük bir çocukken düşüp,tırnak ucu kadar bile olmayan yaralarıma sahte gözyaşları ile feryad ederken
'Öz ağlamadan,göz ağlamaz' derdi rahmetli anneannem....
O zaman anlamazdım ama şimdi o sözün doğruluğunu ne yazık ki çok iyi anlıyorum...
Ve tekrarlıyorum;'Öz ağlamadan,göz ağlamaz'
Ağlamak insanın içini yıkar,ruhunu temizler ama miktarını bileceksin...
Eğer bilmez isen...Şu dünyada tek acı çeken senmişsin gibi, sevdiklerinden ayrılan,hasret,özlem çeken, haksızlığa uğradığını iddia eden tek senmişsin gibi davranırsan eğer işin büyüsü bozulur...
Allahın gücüne gider...Sen senden sorumlusun unutma!
Hem bir süre sonra ağlamak=ağlanmak olur ki?...O işin reklam boyutudur?
Bunca söz,bunca kelam,bunca durum/duygu/tavır/değerlendirmesi neden? Ve neden şimdi derseniz?
Yaşadıklarımı,çabalarımı kayıt altına almak,zor zamanlarda dönüp dönüp okumak istediğim...
Ve tam da bugün buna çok ihtiyacım olduğu için.
Bugün tam dört yıl bitti ANNEM...Senden kalan boşluğu dolduracak bir şey yok.
Sen gittin...Ben seni çok özledim...
Senin üzerinde çiçekler bitti,benim gözümde yaşlar...
Ve dikiş bilmeyen/sevmeyen kızın,aldı iğneyi ipliği eline....
Çünkü;
Etiketler:
ANNEM,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
DERİN MEVZULAR,
İÇ SES,
ÖZEL GÜN
13 Temmuz 2010 Salı
KİMSEYİ ENTERESE ETMEYECEK MEVZULAR....
1-Hasar tespit çalışması yapmıştım geçenlerde,içimde eeeen derinlerde...
Ömür törpülerimi törpülemişim çokca,törpüleyemediklerimi de kendi haline bırakmışım...
Hiç kimse duymasa da bir duyan var nasılsa?İnanmışım buna çok inanmışım ve şükür yanılmamışım...
Elemişim,elenmişim de belki? Belki yanlış, belki doğru...ArtIk cok da önemli değil ya!...
Yaşadığım buruk tecrübelerle,kırık,çekingen,mesafeli bir yetişkinim şimdi...'Yetişkin'im?Yetti !Bitti!!
Her şey için geç! Çok geç artık! Lütfen geçiniz bunları....
2-Geçen gün dedi ki bana sevgili; Yapma!Bırak bu kadar uğraşmayı,oluruna bırak biraz da,üzme kendini...Bu senin işin değil ki...Bilirler,bulurlar elbet onlar bir yolunu merak etme...Koca,koca adamlar,küçük,küçük şeylere takılmazlar...
Koca, koca adamlar???? Gerçekten de öyleler mi acaba? Oysa o koca adamlar,çocukça laflar edip,üstelik
elçiye de zeval edip,kocaman, kocaman kırıyorlar ama kalbimi...Biliyorum farkında olmadan yapıyorlar bunu;Çünkü egolarının peşindeler,harcıyorlar dünü,bugünü...
Yani;Erkekler arasında bir yalnız dişiyim...Giden gitti ama geride ben kaldım ve 'görevi?' devraldım...
Nasıl oldu ben de anlamadım? Tek bildiğim; Birinin kaybettiği,eşi!!?? birinin annesiyim!!??:((
Oysa ben sadece sevdiğim adamın eşi ve çocuklarımın annesi olmak isteyen bir garip faniyim...
Yoruldum!!!! Arada olmaktan ve herkes için en iyisini,en doğrusunu yapmaya çalışmaktan...
Doğru olan da neyse? Sanki bilirmişim gibi?
Sıkıldım!!! Çok sıkıldım iyi olmaktan!!!
İçimde hiç kötülük yok ve bu kötü bir şey bilmekteyim...
Yani her ne yaşıyorsam, kendi kafamdan çekmekteyim!:((
Ömür törpülerimi törpülemişim çokca,törpüleyemediklerimi de kendi haline bırakmışım...
Hiç kimse duymasa da bir duyan var nasılsa?İnanmışım buna çok inanmışım ve şükür yanılmamışım...
Elemişim,elenmişim de belki? Belki yanlış, belki doğru...ArtIk cok da önemli değil ya!...
Yaşadığım buruk tecrübelerle,kırık,çekingen,mesafeli bir yetişkinim şimdi...'Yetişkin'im?Yetti !Bitti!!
Her şey için geç! Çok geç artık! Lütfen geçiniz bunları....
2-Geçen gün dedi ki bana sevgili; Yapma!Bırak bu kadar uğraşmayı,oluruna bırak biraz da,üzme kendini...Bu senin işin değil ki...Bilirler,bulurlar elbet onlar bir yolunu merak etme...Koca,koca adamlar,küçük,küçük şeylere takılmazlar...
Koca, koca adamlar???? Gerçekten de öyleler mi acaba? Oysa o koca adamlar,çocukça laflar edip,üstelik
elçiye de zeval edip,kocaman, kocaman kırıyorlar ama kalbimi...Biliyorum farkında olmadan yapıyorlar bunu;Çünkü egolarının peşindeler,harcıyorlar dünü,bugünü...
Yani;Erkekler arasında bir yalnız dişiyim...Giden gitti ama geride ben kaldım ve 'görevi?' devraldım...
Nasıl oldu ben de anlamadım? Tek bildiğim; Birinin kaybettiği,eşi!!?? birinin annesiyim!!??:((
Oysa ben sadece sevdiğim adamın eşi ve çocuklarımın annesi olmak isteyen bir garip faniyim...
Yoruldum!!!! Arada olmaktan ve herkes için en iyisini,en doğrusunu yapmaya çalışmaktan...
Doğru olan da neyse? Sanki bilirmişim gibi?
Sıkıldım!!! Çok sıkıldım iyi olmaktan!!!
İçimde hiç kötülük yok ve bu kötü bir şey bilmekteyim...
Yani her ne yaşıyorsam, kendi kafamdan çekmekteyim!:((
Etiketler:
AİLE,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
DERİN MEVZULAR,
İÇ SES
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



