MİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2011 Perşembe

Sevgili crazywomenrosemary Mimlemişti beni...
Kendisine teşekkür ediyorum...MİM'imiz yeni yıl ile ilgili...

-Yeni yıla nasıl ve kimlerle girmek istiyorsun?
Ailem ve sevdiklerim ile birlikte keyifle girdik...Ama keşke ailemin diğer fertleride yanımızda olabilseydi.

-Yeni yıldan beklentilerin nelerdir?
Çok fazla yok aslında sadece sağlık,huzur ve ailem ve sevdiklerimle birlikte mutlu bir hayat.

-Yeni yıl sence ne demektir?
Sil baştan:)

-Yeni yılda ne olursa mutlu olursun?
Yeni yılda olur olmadık herşeyden mutlu oluyorum zaten,yok kurabiyesi,yok çamı,süsü?:)Ama bir de kar yağsaydı hafiften süper olurdu.

-Yeni yıla dair mesajın nedir?
Herkese sağlıklı,mutlu,huzurlu,başarılı sevdikleriyle birlikte dolu,dolu keyifle geçecek bir yıl diliyorum....

Ve Mim gereği; Elçin, Özlem  Belgin sıra sizde:))

16 Aralık 2010 Perşembe

SORULAR/CEVAPLAR...



























Sevgili ÖZLEM soru/cevap şeklinde bir mim yollamış bana...Bilen bilmeyene anlatsın,iyice tanısın,bilsin şeklinde sorular..Cevaplamaya çalıştım ama tüm mimlerde olduğu gibi hafiften gerildiğimi itiraf etmeliyim?
Şimdi ne yapıyoruz? Tıpkı yukarıdakiler gibi gözümüzü dört açıp okuyoruz?:)

En sevdiğiniz kelime:Misss!
Nefret ettiğiniz kelime: Hallederiz!
Ne sizi heyecanlandırır: Hayaller,projeler...
Heyecanınızı ne öldürür: Engellemeler...
En sevdiğiniz ses: Uyku mahmuru çocuklarımın konuşması,öyle yumuşak,öyle huzurlu ki...
Nefret ettiğiniz ses:Vuvuzela!
Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: İdrar/kan/gaita tahlili yapan bir loborant olamazdım asla!:(
Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz:Gitar vs.herhangi bir müzik aletini çalabilmek isterdim.
Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Kendim olmaktan memnunum:)
Nerede yaşamak isterdiniz: Şimdi yaşadığım yerde...Fena değil!:)
En önemli kusurunuz: O hoooooo?:)
Size en fazla keyif veren kötü huyunuz:İyi niyetim.
Kahramanınız kim: Kaldı mı öylesi?
En çok kullandığınız kötü kelime:Ampul!!!(ilgilisine ithafen!)
Şu anki ruh haliniz: Mutedil,dalgalı..
Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Ektiğini biçersin...
Mutluluk rüyanız: Ailem eşim ve çocuklarımla huzurlu, mutlu,sağlıklı olmak.
Sizce mutsuzluğun tanımı: Huzursuzluk.
Nasıl ölmek isterdiniz: Henüz ölmek istemem?
Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz:Nihayet!:)

Özlem'e teşekkür ediyorum...
Ve bende eğer daha önce cevaplamadılar ve arzu ederlerse?;Sevgili Dilek ve Handan'ı mimliyorum...

1 Şubat 2010 Pazartesi

MİM&MİM

Sevgili Yaşamın Kıyısında Nur hn.beni çok anlamlı bir mim için seçmiş teşekkür ederim...Mim kuralları şöyleymiş;
Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz.("Ortaya bıraktım, isteyen alsın." demiyorsunuz.)Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyoruz.
*Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.
Yapacağımız, aşağıdaki sorulara düşüncelerimizi yazmak.
1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5)Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?

1-Dokunulmazlıkların kaldırılması hakkında:Günümüzde milletvekillerinin çoğu işledikleri çeşitli suçlardan yargılanamadıkları için büyük çoğunluk milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istiyor.Ben ise milletvekillerinini meclis kürsüsünde açıkladıkları siyasi görüşleri dışında suç niteliğindeki eylemleri için yargılanmalarının Anayasa Mahkemesi ya da Yargıtay tarafından verilecek bir izin ile olması gerektiğini düşünüyorum.Zira bu şekilde bir izin aşaması olmadığı takdirde hükümetin muhalefeti sindirmek için çeşitli isnatlarda bulunabileceği ihtimali çok yüksektir.
2-Demokrasi geçmişi çok da eski olmayan ve bulunduğu coğrafya itibariyle siyasi hayatı çalkantılarla dolu olan ülkemizde seçim barajının kaldırılması istikrarsız bir yönetim doğuracağı için karşıyım.
3- Adayların belirlenmesinde mutlaka ön seçim usulü olmalı,parti liderlerinin milletvekili aday listelerini belirlemede tek karar verici güç olmaları engellenmelidir.Bu yapıldığı taktirde partilerde gerçek fikir özgürlüğüne dayalı demokratik ortam oluşabilir.
4-Yargı bağımsızlığı demokratik bir toplum için vazgeçilmez bir unsurdur.Adalet devletin temelidir.Yargı bağımsızlığı içi yargıç teminatı olmalıdır.Yargıçların maaşları ülkedeki en yüksek maaş seviyesinde olmalı , yargıçlar vicdanları ile cüzdanları arasında kalmamalıdır.Yargıçların atama ve terfi işlemlerine bakan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki Adalet Bakanının ve Müsteşarının üyeliği sonlandırılmalıdır.
5-Medya bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor ve sizce var mı? diye sormak istiyorum ben de...
Ve bu anlamlı mimi sevgili, İçimden Geldiği Gibi'ye, Aydan Atlayan Kedi'ye ve Toprak Büyürken'e paslıyorum... Kolay gelsin.

PS:''Dokunulmazlık Mim'i''ni başlatan sevgili Aysema hocam'a teşekkür ediyor,ayrıntılı bilgi almak ve bu konu ile ilgili ona ulaşmak isteyenler için aşağıdaki linki veriyorum...
http://ruyalargercekoldu.blogspot.com/2010/01/aysemadan-blog-dostlarina-sobee.html

************
Sevgili Kitap Kurdu mun mimin de sıra...Konu;Hakkımdaki 7 ilginç şey?
Ben ilginç miyim? diye düşünürken buna benzer bir mimi uzun zaman önce cevapladığımı hatırladım.İşte o yazdıklarımdan da alıntılıyarak ilginç hallerim?
1-Ana kara ile bağlantısı olmayan yerlerde yani adalar da huzursuz olurum.İncecik bir yol ya da köprü ile bağlansa bile yeter bana.(bknz:Cunda)
2-Araba da kitap vs.okuyamam.Midem bulanır.
3-Küçük yaşta izlediğim gremlinler sayesinde bu yaşta bile hala yataktan elimi kolumu sarkıtıp yatamam.
4-Çoğu zaman rüyalarıma kaldığı yerden devam edebilirim?
5-Yanımda yürüyen kişi ile mutlaka ayak uyumu ararım.Sağ sol aynı anda adım atılacak,yani ikimizde uygun adım yürüyeceğiz mümkünse.Hızlı veya yavaş olması farketmez yeter ki uyumlu olsun.Olmazsa garip bir şekilde çok rahatsız olurum.Eşimle gezerken eğer uygun adımı bozarsak,hemen çaktırmadan küçük bir hareketle ayak değişimini yaparım.Tabii bu değişimi yaparken hızlı hareket ettiğim için hafifçe zıplarım.Bu yüzden karşıdan bakan biri için 30-40 adımda bir zıplayıp yürümeye devam eden bir insan tipi oluştururum:)
6-Satın aldığım kitaplara,o günün tarihini atarım, kitap evinin ve şehrin adını da mutlaka yazarım( 12.01.1998-D&R Ankara) gibi...Eğer yazmayı unutmuşsam eski fişleri vs.kayıtları inceler mümkünse doğrusunu, kesin tarihi bilemiyorsam da tahmini bir satın alma tarihini not düşerim.
7-Önemli şeyleri unutmamak ve yaptığımı hatırlamak için yüksek sesle emir tekrarı yaparım...öR:Ütünün fişini çektim?
Bu mimi paslamıyorum bu defa, arzu eden buyursun:)

13 Kasım 2009 Cuma

MİM...

Gecem...AsyaSeldam...
Nerelere gitsem? Nerelere kaçsam? Nasıl özür dilesem bilemiyorum?:(
Geç oldu farkındayım ama lütfen kabul buyurunuz efem:))))

***Önce sevgili Gece'nin Mim'i***
-Dolabında hangi renkler daha fazla?
Aslında yaz ve kış değişir ama genel olarak;Siyah,beyaz,kahve tonları,lacivert,mor,mavi,kırmızı. -Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
Mudo,Mudo consept,Network,D&R,Paşabahçe,Boyner+Boyner home...Yani;Hem kıyafet,hem de ev için aksesuarların olduğu mağazalar.Hele bir de şimdi yılbaşı geliyor,koymuşlar renkli renkli mumları,şamdanları,tabakları:))Ve elbetteki oyuncak mağazaları;Önce biz sonra çocuklar oynasın diye:P
-Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Yerine göre giyinmeye çalışıyorum tabii ki;Çalışırken daha ağır giyiniyordum;etek+ceket vs.Ama şimdi en çok -ve ne yazık ki çoğunluk gibi:(- kot pantalon,t-shırt,üzerine kısa spor bir ceket vs. şeklin de...Ama elbiselerim de vardır hani arada mutlaka bir fırsat yaratıp giydiğim, kendimi daha bir 'kadın' hissettiğim:))
-Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?
Hımm...Bak şimdi,bu çok riskli bir soru aslında:P
Siyah mini bir elbise,makul derinlikte V yaka bir dekolte,siyah ince çorap,ince yüksek topuk ayakkabılar,havaya atılan imzam;parfümüm,anlamlı bir göz makyajı,geceyse kırmızı veya koyu renk bir ruj,gündüz ise parlatıcı, vs.vs.vs...
Ya da;Sevgilinin beğeni dolu bakışlarını aldığım giydiğim herşey diyelim,toparlayalım...Öyle ya;önemli olan giysi ya da onun içinde kendini nasıl hissettiğindeğil!Önemli olan nasıl hissettirildiğindir:))
-Asla giymem dediğin kıyafetler?
Taytlar,yünlü kaşındıran şeyler,dümdüz babetler...Vardır mutlaka ama başka gelmiyor aklıma.
-Fiyatları gereği ulaşılması zor markalardan beğendiğin?
Benim öyle marka takıntım yoktur...Yani marka dediğim;YSL,D&G vs...
Allah onları sahibine bağışlasın,isteyene versin ama bir tek çantaya milyarlarca para vermek bana hiç mantıklı gelmiyor!:( O kadar parayla yapılacak bir sürü yardım,okutulacak bir sürü çocuk,doyurulacak bir sürü evsiz hayvan varken hem de...Bir de ben çabuk sıkılırım,nihayetinde ondan da sıkılacağım.O yüzden istemem.
-En fazla yatırım yaptığın sektör?
Çocuklara kıyafet;çünkü maşallah jet hızıyla büyüyorlar.Sonra kendime,eşime,alışveriş yaparım.Kitaplar da önemli bir gider ayağı aslında...
-Kitap, film, spor arasından daha çok vakit ayırdığın hangisi?
Bu aralar,kitap...
-Dışarıdayken yemek için en çok tercih ettiğin yer?
Avm harici bir yerlerdeysem mutlaka,Siesta...Avm'deysem o anki ruh halime göre...

****Ve sevgili Asyaselda'dan;Kitap mimi***

1.Şu an okumakta olduğunuz kitap ve kısaca konusu;
Hakan Akdoğan' dan ''Struma''(Karanlıkta bir ninni)
'İkinci dünya savaşının en karanlık günlerinde,Köstenceden yola çıkan Struma adlı bir gemi,İstanbul kıyılarına demir atar.Kendilerine yeni bir ülke arayan yüzlerce Yahudi'yi nereye kadar taşıyabilecektir bu yüzer tabut?..Nazi soykırımından kaçan bir Yahudi ile 12 Eylül`ün hayattan kopardığı Aka`yı aynı kurgu içinde buluşturuyor.Farklı olanın yaşadığı yalnızlık. Kendini bir yere ait hissetme ihtiyacı. Ne olursa olsun tutunmak ve hayatı bir yerinden yakalamak. Tüm bunlar insanı yabancılaşmaya mı yoksa kurtuluşa mı götürür?.
2.En son aldığınız kitap
Struma,Kayıp gül ve Ayşe Kulin'in Türkan'ı...
3.Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz
Tarihçi(Elizabeth Kostova),Aşk(Elif Şafak),Madalyonun içi ve Günahın üç rengi(G.Budayıcıoğlu)
Aslında mutlaka daha vardır ama bunlar ilk aklıma gelenler.
4.Bir türlü bitiremediğiniz ,bitirsenizde sizi illallah ettiren kitaplar
Orhan Pamuk kitapları desem:(
5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap
Türkan

Arkadaşlar size bu keyifli Mimler için tekrar teşekkür ediyorum...
Bende;eğer daha önce cevaplamadılarsa ve arzu ederlerse;
Sevgili;Meltem'i, Gülcan'ı...Elçin ve Elçin'i...Semra'yı...,Mavi Anne'yi...
Ceyda'yı...Belgin'i..., Dolunay'ı ve Malla'yı mimliyorum:)
İstediğinizi seçebilirsiniz...Şimdiden kolay gelsin...

30 Ağustos 2009 Pazar

30 AĞUSTOS....ZAFER...GAYE...ÖZLEM...

Hiç bir Zafer gaye değildir.
Zafer,ancak kendisinden daha büyük olan gayeyi elde etmek için gerekir,en belli başlı vasıtadır.
Gaye,fikirdir.Zafer bir fikrin istihsaline(elde edilmesine)hizmeti nispetinde kıymet ifade eder.Bir fikrin istihsaline dayanmayan bir zafer etkili olamaz(yaşayamaz).
O, boş bir gayrettir.Her büyük meydan muharebesinden,her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır,doğar.
Yoksa başlı başına bir zafer boşa gitmiş bir gayret olur.

Mustafa Kemal Atatürk
(Ankara,16 Eylül 1921)

Tarih:30 Ağustos 1922,yukarıdaki konuşmadan yaklaşık bir yıl sonra...
Kazanılan bir büyük taarruz!Ve zafer!
Bu zafer;
Bir milletin yeniden doğuşunu,
O milletin her ferdinin-kadını,erkeği,çocuğu ve ordusu ile- emperyalist güçlere karşı verdiği mücadeleyi,
Kazanılan bu zaferle,yapılan işin,yalnızca askeri anlamda ülkeyi düşmanlardan kurtarmakla kalmayıp,devrim niteliği taşıdığını,
O en büyük devrim neticesinde de,çağdaş bir devlet kurarak,halkın
çağdışılıktan,yoksulluktan ve gerilikten kurtarılmasını,
simgeler.
Kazanılan bir tek savaş değil,bir milletin geleceğidir...
Tıpkı o konuşmasındaki gibi,hedeflenen gerçek zafer elde edilmiştir.

Hiç bir Zafer gaye değildir.
Zafer,ancak kendisinden daha büyük olan gayeyi elde etmek için gerekir,en belli başlı vasıtadır.
Gaye,fikirdir.Zafer bir fikrin istihsaline(elde edilmesine)hizmeti nispetinde kıymet ifade eder.


Son söz:Aradan 87 yıl geçti Atam...
Ne yazık ki;Emperyalist güçlere karşı verdiğimiz mücadele --farklı yollarla da olsa--halen devam etmekte!
Milletinin çağdaşlaşma süreci ise farklılık gösteriyor!

Ama yine de;Erdal Atabek'in deyimiyle;
'Cumhuriyet çocukları','Cumhuriyet Kadınları','Cumhuriyet erleri',bir orkestra olarak çağdaş Türkiye'nin zafer senfonisini yazacaklardır.
Ne Arap yalelelisi,ne tekke iniltisi,ne arabesk sızıltısı.
Dağ Başını Duman Almış'larla...
Onuncu yıl Marşı'yla...
İstiklal Marşımızla...
Atatürk'le...
Hepimiz Ayaktayız...

NUR İÇİNDE YAT ATAM...
ÖZLEMİN GÜN GEÇTİKÇE DAHA DA ARTIYOR!

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

P.S:Sevgili ÖYKÜ'nün beni de dahil etiiği MİM'ine ufak bir katkı yazısıdır.Teşekkürler canım.

31 Temmuz 2009 Cuma

GEREKSİZ ADAM,ELÇİN,AYSEMA HN.VE TÜM BLOG DOSTLARIMA...

*Blog dostlarımdan; Gereksiz Adam Mimlemiş beni.
Anladığım kadarı ile hayat,cesaret vs.durumları konumuz.
Öncelikle çok teşekkür...Sonrasın da yazı biraz gecikecek,şimdiden özür.
Dönüşte yazmak ve mim severleri çoğaltmak amacıyla...

*ELÇİN'e...
Kuzummm...Az önce okudum postunu(yorum bırakamıyorum malum)Üzülme bu da geçecek,sakın kaybetme ümidini.Sadece birazcık zaman ve cesaret gerekecek ama ben eminim ki,rabbimin de yardımıyla bunun da üstesinden geleceksin sen.Çok geçmiş olsun şimdiden.Öpüyorum seni.

*Aysema hocam meraktayım yazmıyorsunuz kaç gündür?

*Sonra;
Sevgili Özii,Semra,Ebru,Funda,Nur hn.,Aysema hocam,Dilek,Belkıs,Flame,Elif,Esin,Banu,
MaviAnne,Sebla,Mehtap,Handan,Dolunay,Nilay,Gece,Öykü,Moonsun,Lale ablam,Malla,Manii,Sibel,Yasemin,Nehircce,ilknur,Nazpek,
Muhabbet çiçeğim,Gizli bahçem,Gereksiz Adam vs.vs.vs.(unuttuğum var ise özür dilerim) Hepinizi okuyorum,bir gidip geleyim,dönüşte yorum bırakamama problemini de halledeceğim duyuracağım sesimi sizlere...
İçime dert oldu yazayım dedim.Şimdilik böyle olsun.

26 Mart 2009 Perşembe

BEN ÇOCUKKEN...


Sevgili Aysema çok keyifli bir MİM için beni de uygun görmüş...Teşekkür ederim...


Soruları cevaplarken kendimi Sigmund Freud'un koltuğunda, hipnotizma ve telkinlerle,


bilinç altıma,çocukluğuma doğru kısa bir ziyaret yapar gibi hissettim...


Ve fark ettim ki, genelde mutlu geçirdiğim çocukluğumun, hüzünlü veya eksik yanları daha çok hatırım da kalmış?İlginç?

Benim cevaplarım aşağıda,buyurun efendim...





"Yeteneğe çok saygı duymuyorum. Yetenek genetiktir. Önemli olan onunla ne yaptığınızdır." Martin Ritt


Alıştırma: Genellikle çok derinlerde sakladığımız kazarak ortaya çıkarabileceğimiz yönlerimiz vardır. Kim ne derse desin hiçbir zaman çok geç değildir.Eksiklerimiz kadar olumlu yönlerimizi de kabul etmek oldukça önemlidir.



Cümleleri tamamlayın lütfen:



1. Çocukken ............keşke daha çok oyun oynasaydım.Keşke çocuktur yapar dönemlerimde daha çılgın olsaydım.Keşke daha çok çikolata yeseydim.Keşke büyümek için bu kadar çabalamasaydım.Keşke sarılacağım kucaklar fazlayken,bol bol önce anneme, sonra da, annaneme,dedeme,amcama,yengeme,dayıma doya doya sarılsaydım.Anneme ne kadar sarılsam da doyamazdım biliyorum ama bilmek kar etmiyor.Onu kaybettiğimde çocuk sayılmazdım elbet ama kaç yaşında olursam olayım o benim annemdi ve bende onun çocuğuydum.İşte ben bu fırsatı ve fırsatları ............kaçırdım.



2. Çocukken,....çok şehir gezdik, bu yüzden uzun süren kalıcı arkadaşlıklar kurma lüksünden.... yoksundum.



3. Çocukken......salıncaktan düşüp başımı yararken.Rocky ve Rambo serisinden etkilenip,dudağımı yukarı doğru seyirtip,başıma kravat bağlayıp,abimle boks yaparken:) bedenen.....Babamla ders çalışırken bilemediğim bir konuda bana kızıp,yüksek sesle bağırışlarından korkarken. Ve de ilkokulda bir arkadaşımın şehir içinde seyir eden?Traktörün altında kalışını izlerken ruhen:( ..........yaralanmış olabilirim.



4. Çocukken....Senkronize yüzme, diğer adıyla su balesi yapabilmeyi veya balerin.... olmayı hayal ederdim.



5. Çocukken...daha özgür büyümek ve arkadaşlarım gibi okul gezilerine vs.ye katılmak.... isterdim.



6. Evimizde asla yeterli...... karpuzumuz:)) ......... olmadı.



7. Çocukken daha fazla...... yalnız kalmaya...... ihtiyaç duyardım.



8. Bir daha asla.... annemi..... göremeyeceğim için üzgünüm.



9. Yıllar boyunca....büyüdüğümde nasıl bir hayatım olacağını? Büyüyünce ve görünce! bu hayata nasıl katlanacağımı? Aşık olup,evlenip, anne olunca hayatın ne kadar güzel olduğunu ve bunca zaman bu duygulardan yoksunken nasıl yaşadığımı? Yaşamın anlamını ve varlığımın amacını? Dünyada ki görevimi, daha neler göreceğimi? Uzayı, kainatı, diğer gezegenleri ve başka canlıların varlığını? Öte dünyayı, oradaki yaşamı ve yüce Yaradanı? hep hep hep ...........merak ettim.



10.Sevdiklerimle,doyasıya yaşanmamış anlar, dinleyecek kulak, söyleyecek dil, gülümseyecek gözler varken, boşa harcadığım zaman...........kaybımdan dolayı hep kendimi suçladım.
***


Benden bu kadar...Keyifle cevapladığım bir mim olduğu için bu sefer paslamayı uzun tutacağım...Eğer arzu ederlese bende sevgili, Smilena 'yı...,Kirpiteki Gözyaşı 'nı, Uğur Böceklerim 'i, Gizli Bahçe 'yi ,Gece 'yi ,Özii ' yi ve Küçük Notlar' ı MİM liyorum....

5 Mart 2009 Perşembe

BİRİKEREK AZALACAK...

Sevgili ELÇİN mimlemişti beni...''Hayatıma yön veren beni etkileyen şiirler ve şairler'' hakkında...Hayatıma yön verme kısmını pek bilmiyorum ama mutlu veya hüzünlü anlarıma denk gelen mısralar oldu elbet...
Yıllarca çalışma masamın karşısındaki küçük panoda asılı durmuştu Özdemir Asaf'ın,BİR BİR'i ve SICAK ŞARKI' sının dizeleri,her sabah okurdum ve her seferinde daha değişik duygularla sevdiğime yeniden aşık olur, aşkı yeniden tadardım...O harika kelimelerdeki ''birikerek azalacak'' zıtlığını çok severdim mesela...
Sonra, HER ŞEY SENDE GİZLİ'' yi de çok sevdim ben...Zor zamanları olur ya hani insanın, kendinden bile şüpheye düşer...Veya bazen öyle bir kazık atar ki hayat...İyiyi kötüyü anlarsın...
İşte tam bu sırada gelir aklıma o mısralar...''Sevdiklerin kadar iyisin...Nefret ettiklerin kadar kötü''...''İşte budur Hayat!''
ilk üç...Özdemir Asaf....Atilla İlhan...Can Yücel...
Ve elbetteki daha bir çok değerli şair var,bir çok değerli yürek...
Bu kadar şair ve şiir mevzusundan sonra,sanırım aşağıdaki link şiir severlere ilaç gibi gelecek:)

BİR BİR
Seni bende, beni sende arıyorlar,
Beni senden, seni benden tanıyorlar,
Bir bir birim gibiyiz tümünün gözünde,
Yarımlarımızı bütün sayıyorlar...
Özdemir Asaf

SICAK ŞARKI
Ne zamandır bir şeyler var ,birikiyor azalarak ,
Yüzünüze , sesinize , sevginize sakladığım...
Azaldıkça parıldıyor gözlerimde,bakma,bırak...
Yüzünüze , sesinize , sevginize sakladığım...
Bakmasanız azalacak ,birikerek azalacak...
Bakarsanız daha da az , ama daha,daha parlak...
Bir şey ’ler var,dinlerseniz,duyarsanız,sizin sıcak...
Yüzünüze,sesinize,sevginize sakladığım .
Özdemir Asaf

HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel
Şimdi bende bu keyifli Mim'i eğer daha önce cevaplamadılar ise...
Sevgili Muhabbet Çiçeğim 'e, Sevgili Kirpikteki Gözyaşı na ,Sevgili Mavi Anne 'ye ve bu konuda yazmak isteyen herkese gönderiyorum...

3 Mart 2009 Salı

MİM ÖNCESİ

Sevgili ELÇİN beni mimlemiş...''Hayatımı etkileyen, yön veren şairler ve şiirler'' hakkında... Teşekkür ederim canım...Oldukça hoş bir konu...
Aklımda ve en kısa zamanda bu sayfalarda:)

13 Şubat 2009 Cuma

DOST DOST DİYE?...(MİM)

Sevgili Mehtap'ın Mim' inde sıra' 30'lu yaşlardan sonra dostluk halleri?''
Vallahi konu derin, göreceli...Herkes için klasik sayılabilecek laflar etmiyeyim ben burada şimdi...
'İyi gün,kötü gün' veya 'Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim' de demiyeyim...
Ya da Aşık Veysel misali ''Dost dost diye diye nicesine sarıldım,benim sadık yarim kara topraktır''ı da söylemiyeyim,başlık yeter:)
Mim sahibi, 30 lu yaşlar demiş ama...Dostluk için arkadaşlık için yaş çok da önemli değil aslında...Nasıl ki insanın yaş hanesi 3o lu rakamlara geçince birden bire bir olgunluğa erişmiyorsa, fikirleri, dünyaya bakışı vs.si değişmiyorsa dostluk kavramına verdiği değer de aynı şekilde sürer diye düşünüyorum...Hani şu 7 sinde neyse 70 şinde de o dur meselesi...
Çevremize bakarsak eğer, herkesin bir çok dostu var?
Ve bu kadar çok olan dostlara karşın?Her birimiz yalnızlıktan ölüyoruz!?
Tabii ki dostlukların derecesi de önemli...Mesela benim gerçek dostlarım bir elin 5 parmağını geçmez...Ha bu durum iyi mi? Kötü mü? Bence çok iyi...
Çünkü ben biliyorum ki;
Gerçek dost; bizi tanıdığı halde sevendir... Ve de dostluk,verdiğini unutmak, aldığını ise daima hatırlamakla güçlenir....
Kısa bir not daha...Sevdiğim ve fikirlerini beğendiğim,Prf.Dr.M.Kerem Doksat'tan Dostluk Tarifi diye geçiyor internette alttaki yazı...Sanırım hep hatırda kalmalı...
Dostlar üçe ayrılır:
1) Hava gibi, ekmek gibi, su gibi olanlar: Nasıl ki hava, su ve ekmeği çok miktarda almak gerekmiyor, sâdece yeterli miktarda ama her gün almak gerekiyorsa, bu tür dostları da her gün görürsek onlardan beslenebiliriz.
2) Arada bir yanına gittiğimiz dostlar: İlâç gibidir. Canımız sıkıldığı zaman veya bir sorunu çözemediğimiz zaman onların yanına gideriz. Rahatlamış ve keyifli olarak döneriz.
3) Arada bir bize gelen dostlar: Hastalık gibidir. Onlar bizden derman bulmaya gelir. Biz onlar için ilâç oluruz. Onları iyileştirmeye çalışırken biz yoruluruz.
İnsanların çok veya az sayıda dostu olabilir. Ama kaç dostu olursa olsun, dostları bu üç türden birindendir. Hava, su, ekmek gibi dostlar, ilâç gibi dostlar ve hastalık gibi dostlar.."
***
Benden bu kadar...Umarım hepimiz ilk iki sırada kalmayı başarırız:)))
Şimdi bende sevgili,Tabiat Ana' ya ,Nuray'a, Elif...den' e ve Elçin 'e paslıyorum bu Mimi....
Haydi kolay gelsin:))

31 Ocak 2009 Cumartesi

MİM (İLK 4)

Sevgili Nuray'ın Mim'ine geldi sıra...Hayatımdaki ilk 4?
Yaptığım 4 iş...
-Bankacılık
-Annelik
-Takı,fotoğraf vs.
-Yemek,pasta vs.
Bıkmadan izleyeceğim 4 film...
-Melekler şehri( City of Angels;Nicholas Cage,Meg Ryan)
-Kasımda aşk başkadır( Sweet November;Keanu Reeves,Charlize Theron)
-Matrix
-Gülen gözler( Adile naşit,Münir özkul)
Yaşadığım 4 yer...
-Ankara
-Adana
-Balıkesir
-Bursa
İzlediğim 4 Tv programı...
-Avrupa Yakası
-Battlester Galactica
-Gece sesleri
-Okan Bayülgenle Sade vatandaş
Tatil için gittiğim 4 yer....
-Yurtdışında Mısır
-Kaş,kalkan,patara
-Fethiye,ölüdeniz,side
-Çeşme,alaçatı
Sevdiğim 4 yemek...
-Yaprak sarması...
-Karpuz&peynir ekmek:)
-Güveç
-Zeytinyağlı Enginar
Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer...
-Deniz :)
-İtalya...
-Çıralı,kekova
-Annemin koynu...
Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer...
-Her halukarda düşeceğime göre çok farketmez:)Temiz ve suya ihtiyaç duyulan bir yer olsun yeter:))

Ayyy şiştim:)))
Kim hazırlıyor bu soruları ve niyeti ne diye insan düşünmeden edemiyor?:))
Şimdi,cevaplamayan kaldımı bilmem ama bende...Sevgili Elçin'i,Mehtap'ı ve Belkıs'ı Mimliyorum.

30 Ocak 2009 Cuma

:))

Sevgili Nuray'cım beni MİM lemiş...En kısa zamanda cevaplayacağım canım,teşekkür ederim...Şimdi evden çıkmam gerek...
Mim konusu 'hayatımdaki ilk 4 ?'
Hımmm, bu mim'i düşünmem lazım, aceleye gelmesin, güzel cevaplar çıksın:))

24 Aralık 2008 Çarşamba

GARİBİM, NAMIMA BANU DİYORLAR :))

Sevgili Elçin'cim beni MİMLEMİŞ....Garip hallerim nelermiş benim diye?Buyur canım:))

1-Yanımda yürüyen kişi ile mutlaka ayak uyumu ararım...Sağ sol aynı anda adım atılacak,yani ikimizde uygun adım yürüyeceğiz mümkünse...Hızlı veya yavaş olması farketmez yeterki uyumlu olsun...Olmazsa garip bir şekilde çok rahatsız olurum...Eşimle gezerken eğer uygun adımı bozarsak,hemen çaktırmadan küçük bir hareketle ayak değişimini yaparım...Tabii bu değişimi yaparken hızlı hareket ettiğim için hafifçe zıplarım...Bu yüzden karşıdan bakan biri için 30-40 adımda bir zıplayıp yürümeye devam eden bir insan tipi oluştururum:)))))
2-Satın aldığım kitaplara,o günün tarihini atarım, kitap evinin ve şehrin adını da mutlaka yazarım( 12.01.1998-D&R Ankara) gibi...Eğer yazmayı unutmuşsam eski fişleri vs.kayıtları inceler mümkünse doğrusunu, kesin tarihi bilemiyorsam da tahmini bir satın alma tarihini not düşerim...
3-Şıp şıp damlayan çeşmeler kabusum olur...Ödüm patlar o sesten...Türlü seneryolar oluşturum...O damlayan sulardan oluşan ve parmakları üzerinde yürüyerek lavobadan çıkan bir kesik el????? ((Tabii bu hayal, küçük yaşta izlediğim şeytanlı bir film olan 'kesik el' in bende bıraktığı etkidir efendim:)))
4-Bir şey alacaksam mutlaka tüm mağazalara bakarım...ilk veya 2.baktığım bir yerden çok beğensemde alışveriş yapmam.Mümkünse bulunduğum ortamdaki tüm dükkanları gezerim...Ya aldıktan sonra daha çok beğeneceğim bir şey bulursam dimi ama:)
5-Tek ve küçük dükkanlardan alışveriş yapmam, daha doğrusu yapamam...Çünkü içeriye adım atar atmaz ne bakmıştınız diyen( ben ne baktığımı biliyormuyum!?) ve sizi takip etmeye başlayan, kazara elinizi bir şeye atsanız, şu modelide ,şu rengi de var diye yakanıza yapışan çalışanlardan çok rahatsız olurum...Böyle yapılan yerlerde bir şey beğensemde katiyen almam...
6-Ankarada Ulus'u sevmezdim, Bursa'da Cumhuriyet cd. ve Kapalı çarşıda çok zorda kalmadıkça dolaşmam...Çok kalabalık gelir oralar ve insanlarda üstüme üstüme???
7-Evime yemeğe gelen misafir iki kişi bile olsa ben en az 6 kişilik yemek yaparım...Yetmiyeceğine, artsın diye düşünürüm...
Neyse, bu kadar yeter:))
Bende sevgili Gamzeli Anne yi MİMliyorum...Kolay gelsin canım:))

23 Aralık 2008 Salı

MİM - İLK 10 ŞARKI

Sevgili blog komşum, mehtap beni MİM lemiş...
Müzik parçalarında en sevdiğim ilk 10 parça nedir? diye...Ohooo o kadar çok ki, seçim yapmam çok zor ama, mecburen eliyorum bir çoğunu...
Buyur canım işte benim TOP ON ' um...Eskiler,yeniler,1.nin haricinde, sıralama olmadan...
1-KIRAÇ-ENDAMIN YETER (Bizim şarkımız,9 yıl öncesi, aşkımdan bana...Aaah ah:))
Endamın yeter,gözlerin yeter...Uğramasın sana ne hüzün ne de keder...
Kalbim senden senden vazgeçmeyecek...Korkma içimde aşkın hiç sönmeyecek
Eğer istersen sonsuza dek sürecek...İnan bu adam hep seni sevecek...
Endamın yeter, gözlerin yeter...Uğramasın sana ne hüzün ne de keder...
Bir gün gelir geçer...Yüzündeki çizgiler...Ne aşkım son bulur...Ne içimde o düşler
2-SEZEN AKSU -ESKİDENDİ-KESKİN BIÇAK (Tüm şarkıları desem :))
3-ŞEBNEM FERAH-SİL BAŞTAN
4-FUNDA ARAR- SENİ DÜŞÜNÜRÜM
5-SERTAP ERENER-İNCELİKLER YÜZÜNDEN
6-KAYAHAN-BİZİMKİSİ BİR AŞK HİKAYESİ
7-MOR VE ÖTESİ-BİR DERDİM VAR
8-YENİ TÜRKÜ-AŞK YENİDEN
9-LEMAN SAM-GÜL GÜZELİ,RÜZGAR...
10-YALIN -HERŞEY SENSİN
Daha çok vardı aslında... Neyse,şimdi bende sevgili, Mutlum'u ,Elçin'i ve Nuray'ı MİMLİYORUM :))Kolay gelsin arkadaşlar...

13 Kasım 2008 Perşembe

YAZMAK ÜZERİNE...


Sevgili arkadaşım,Mutlu ve Umutlu sormuş efendim...
Ey Zuzuların Annesi ; NEDEN BLOG YAZIYORSUN? diye:))))
E cevapsız soru kalmasın dimi ama? Hatta 3 yanlış bir doğruyuda götürmesin...Hepimiz geçelim sınıfımızı???Tamam, belli ki dağıtmaya meyilliyim, toparlayayım...Başlayayım...
Bunu siz istediniz.....Nı hı haaa haaa haaa ( Kötü gülüş:)

Soğuk geçen bir sonbahar mevsiminde, 2007 yılının Ekimindeyiz...
Banu kişisinin*, annesini kaybetmesinin üzerinden 11 ay...
Zuzularının Ana okuluna başlamasının üzerinden 4 ay geçmiştir...
Uzun süren bir hastalık ve koşturmaca neticesinde 'Esas Alem'i seçen annemin yokluğuna alışmaya ve doğdukları günden bu yana, nefesim ve yaşam sebeplerimin en büyüğü olan zuzularımın okula gitmesiyle hayatımda oluşan büyüüüük boşlukları doldurmaya çalışmaktaydım...
O dönemlerde ve yine o güne kadar internette, yemek tarifleri, haberler, mailler vede sayılı bir kaç bloğu sessiz sedasız izlemekle yetinen bendeniz, okul yıllarımdan kalan günlük tutma olayını sanal ortamada taşımaya karar verdim ve blog dünyasına katıldım...
Çoğu bloggerın başlangıç hikayesinde olduğu gibi...
Sanki, blog yazmak için anne olmak beklenirmiş gibi...
Sanki, anne olunca, insan duygularını daha bir anlarmış, daha bir laf yaparmış ağzı dili...
Bende ilk ikizlerim için yazmaya başladım...
Ahh o çocuklarını anlata anlata bitirememek,her hareketleri, her halleri ile bu dünyada tek olduklarını zannetmek...
Sevmek çok sevmek...
Aslında içten içe istenen, hayatlarında unutulmaz bir yer edinmeyi istemek ...
Sonra, hem çocuklarım, hem sevdiğim, hem sevdiklerim için anılar biriktirmek...
Yüce Atam bile 'BENİ UNUTMAYINIZ' derken ve gayet insani bir zaafla bunun endişesini taşırken...Kendi adıma,kendim için istediğim, bir gün bu hayattan göçüp gittiğimde çocuklarım ve sevdiklerim için unutulmamak ve onlara fazladan bir şeyler belki bir söz, belki bir 'demek şu anda şunu hissetmişti' vs.yi bırakmak...
Çünkü biliyorum ki, insan sevdiği birisini kaybettiği zaman öyle az şey kalıyor ki elinde...
O zaman yetmiyor hiç...Aynı albümlere dönüp dönüp bakmak:(
Aynı kısacık kamera görüntülerini başa sarıp sarıp, defalarca oynatmak:(
O ff yaa:(( dedim ben sana Mutlu'cum siz istediniz bunu....
Nasıl başladım, nerelere geldim...Ama sanırım bir şeyleri anlatabildim...
İşte çoğunlukla bundan,yazıyorum,yazıyorum,yazıyorum...
Yani kısaca;Söz uçar yazı kalır...Bu yüzden blog yazılır:)))))
Şimdi ben de ; Sevgili Elçin(Küçük Notlar) ve sevgili http://fikriminincegulleri.blogspot.com/ Bir kadın Güncesi( Fikrimin ince gülleri) ne soruyorum efendim...Bir dökülün bakalım siz niye blog yazıyorsunuz? :))
*Kişi kelimesine, sevgili incegülümden alışılmıştır...Her hakkı kendisine aittir:))))

20 Ekim 2008 Pazartesi

ÖDÜLÜMÜ...


Sevgili arkadaşım Nilay ( Duru Tarifler ) beni seçmiş bu blog arkadaşlığı ödülü için...
Bu ödül aslında İspanyolca yazılmış ama İngilizcesi "Proximidade Award" ve "Friendship Around The World Award" ( Uluslararası Arkadaşlık Ödülü ) anlamında. Dünya çapında arkadaşlarınız olan bloggerları tanıtmak amaçlı.
Benim henüz dünya çapında yabancı blogger arkadaşım yok...
Ama dünyalara bedel Türk blogger dostlarım var :))))))))
Çok teşekkür ederim Nilaycım:))))

Ödülümü... Bu günlere gelmemi sağlayan siz sevgili okuyucularıma, dostlarıma,
aşkıma, zuzularıma, anne ve babama... Ayrıyeten...Elektriği bulan Edison'a...İnterneti bulan Vinton Cerf'e... Vede bana sabreden sizlere ithaf ediyorum :P :))))))))))))
(Sayın okura not: Bir gece önce Altın Portakal Film Ödülleri Töreni izlenmiş ve fazlasıyla etkisinde kalınmıştır :))))))

Ödülü en son alan kişi, kendine gönderenden 1 fazla kişiye yollamalıymış efendim....
O yüzden bende bu ödülü; sevgili arkadaşlarım; Gökkuşağının Rengi'ne, Böğürtlen Göz 'e ve Mutlu&Umutluya göndermek istiyorum:)))

7 Ekim 2008 Salı

EVDE NEFRET DURUMLAR :))

Sevgili 'Kitap Kurdu' beni MİM' lemiş :)) Teşekkürler:))
''Evde nefret edilesi durumlar''
Benim gibi evini seven birine zor gibi geldi? Neler çıkar bilmem ?
O yüzden genel olarak neleri sevmediğimi yazayım bari...
Hadi yine buyrun bakalım :)
-Ütü yapmak( ben almıyayım:))
-Şıp şıp şıplayan çeşme(çok sinir bozucu benim için)
-Misafir için özene bezene yapılan yemek,pasta,börek vs'nin yanması,kabarmaması vs.'si....
-Koyduğum eşyayı aynı yerde bulamamak.
-Evde beslenen kedi ve tüyleri( kedi,köpek vs.hayvanı çok severim ama o tüy olayına dayanamıyorum)
-Gece geç saatte, matkapla duvar delen komşular...( ev ile ilgili sayılır dimi:)
-Dağınıklığa alıştım sayılır...İki çocuk olunca eskisi kadar zorlamıyorum kendimi...Koyverdim gitti:)) Tüm gün toplanan ev yarım saat içinde,oyuncak cennetine dönüyor:))

Benden bu kadar...
Bende sevgili, http://bogurtlengoz.blogspot.com/ u, MİM' liyorum :)) Kolay gelsin.

SOBE :))

Sevgili arkadaşım, http://gokkusagininrengi.blogspot.com/ beni SOBE' lemiş :))
Buyrun bakalım...

İsminiz? Banu Durgunlu

Nerelisiniz ? Bursa

Yaşadığınız yer? Son 15 yıldır ve halen Bursa... Öncesinde, Adana ve Ankara...

Mesleğiniz ? Emekli Bankacı (Ama genç emekli olanlarından:)) Şimdilerde, ev hanımı,ufak çapta köşe yazarı:))

Hobileriniz? Ne kadar hobi sayılır bilmem ama? :)) Yazmak...Ve yazmak için tabi ki bolca okumak...Film izlemek,fotoğraf çekmek,müzik dinlemek, pasta, kurabiye vs. tarzı değişik tarifler bulmak ve denemek, çocuk bakmak:))

Evlimisiniz? Evet:))

Kaç çocucuğunuz var ? 2 adet zuzum var :))

En sevdiğiniz yemek? Hiç seçici değilimdir...Afiyetle her bir şeyi yerim:)) Zeytinyağlı yemekler favorimdir... Ama bir eleme yaparsam...Dolmanın her türlüsü( yaprak sarma,biber,lahana) diyebilirim...

Sevdiğiniz müzik? Ruh halime göre değişiyor aslında...Ama bu arabesk dinliyorum demek değil tabii ki :))) Ben sanatçı ismi söyleyeyim,müzik türüne siz karar verin:)) Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, Şebnem Ferah,Evenesance,Kıraç,Sertap Erener,Gülay,vs.vs.vs...

Nerelere gitmekten hoşlanırsınız ? Bendeniz tam bir gezi tutkunuyum...Güzel ülkemin bir çok şehrini ve güzelliklerini gördüm...Daha çok yer var...Mesela bir Karadeniz Turu önümüzdeki sezon için planımız dahilinde...Yurt dışında ise ,öncelikli tercihim ve en çok görmek istediğim yer İtalya...Ve mümkünse tüm dünya:))
****************************
Eveeet şimdi genel kuralı bozmuyor,bende sevgili arkadaşlarım...
Mutlu ve Umutlu'yu, Gamzeli Anne'yi ve Kitap Kurdu'nu SOBE'liyorum :)))
Hadi size kolay gelsin :))

5 Mayıs 2008 Pazartesi

3 KADIN

Neredeyse unutuyordum :)) Sevgili 'durutarifler' beni mim'lemiş....
'Yakınlarımız ve akrabalarımız dışında bizi etkileyen 3 kadın' ....

1-SEZEN AKSU : Sezen'im ne denir ki ....Ömrümün her döneminde...Bazen mutluluğum,bazen hüznüm oldu şarkılarıyla.... Genç kızlığımda; ilk heyecanlarımın gizli ortağı ( Bir çocuk sevdim uzaklarda, Küçüğüm,Sarışınım,Bir kış masalı...)Aşık olup,eş olduğumda; aşkımın tek şahidi,her şarkısı ve sözü ile ispatı ( Onu alma beni al,Erkek güzeli,Belalım,İstanbul istanbul olalı...)Anne olup,çifte mutluluk yaşadığımda;çocuklarıma ninniler ile birlikte söylediğim sezen şarkıları;(Kınalı kuzum,İkinci Bahar,Ninni )Sevdiklerimi kaybettiğimde terapi etkisi yapan şarkıları;( Gidemem,Eskidendi çok eskiden)....Kesinlikle etkilendiğim en önemli kadın.
-----------------------------------------------------------------------------------------------

2-İCLAL AYDIN : Hayata karşı duruşu,her daim gülümseyen yüzü ve pozitif düşünce yapısı ile seyretmekten, yazılarını okumaktan çok zevk aldığım ve kendisini örnek aldığım bir kadın...
-------------------------------------------------------------------------------------------------

3-BUKET UZUNER : Kitaplarının hepsini büyük bir zevkle okuduğum (ROMAN: İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri (1991) Balık İzlerinin Sesi (1992) Kumral Ada, Mavi Tuna (1997) Gelibolu,Uzun beyaz bulut,İstanbulllar( 2007) ÖYKÜ: Benim Adım Mayıs (1986) Ayın En Çıplak Günü (1988) Güneş Yiyen Çingene (1989) Karayel Hüznü (1993) Şairler Şehri (1994) GEZİ: Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları (1989) Şehir Romantiğinin Günlüğü (1998) New York Seyir Defteri (2000).... Yazım sitilini çok beğenip,hayal gücüne hayran kaldığım sayılı kadın yazarlardan...
----------------------------------------------------------------------------------------------
Ben de eğer arzu ederlerse ,
.

2 Nisan 2008 Çarşamba

MİM

Arap alfabesinin yazılışı en güzel, en hoşa giden harfidir. Gözü büyük, kuyruğu uzun bir virgül gibidir şekli.

Sabıkalı bir harftir mim. Yalnız bir metinde önemli bulunan yerleri not almak için değil, tehlikeli adamları işaret etmek için isimlerinin yanına mim harfi eklenirmiş osmanlı arşivlerinde.

Ayrıca mimlemek işaretlemek, gözüne kestirmek, kara listeye almak anlamında kullanılırmış...

Yani ben de listedeyim ??? http://www.mutlukumtaneleri.blogspot.com beni gözüne kestirip Mim'lemiş :))))

Ben pek bilmem bu işleri ama yazdım bir şeyler....
Buyrun bakalım; Alfebemizdeki harfler ve ilk çağrışımları;


A-Aşkım - A sesi en çok aşkım kelimesine yakışıyor.

B-Bursalı Anneler -Biz.

C-Cumhuriyet-Kaybetmekten korktuğum şeyler arasında...

Ç-Çocuklarım -Başka kim olabilir?

D-Deprem-En sonunda hazırlıklara başladım bir deprem çantası için...

E-Elif ve Eren - Tabii ki zuzularım :)

F-Filistin-??? Niyeyse ilk onlar geldi aklıma-Allah yardımcıları olsun.

G-Güneş - Olmazsa neşem hiç olmaz

H-Havuz - Bütün aile havalar ısınsın diye bekliyoruz :)

I-Issız - Issız ada Lost'un etkisi ile sanırım

İ-İtalya -Elbet bir gün buluşacağız :)

J-Jade - Fas'ta geçen bir aşk hikayesindeki baş kadın kahramanının adı...
Kızım için bir dönem düşündüğüm bir isim.

K-Karpuz-Bayılırım

L-Lost-Ona da bayılırım

M-Melis-Her daim dostum.

N-Neriman-Artık melek olan canım annem

O-Ohooooooooo :)

Ö-Ölüm :(


P-Peynir -Çok severim.

R-Rejim- Yaz geliyor ben hala başlıyacağım.

S-Sevdiklerim -Eşim,çocuklarım,ailem ve gerçek dostlarım.

Ş-Şibumi-Trevanian'ın süper kitabı

T-Tatil -İnşallah bu sene çıkacağız??

U-Uyku-Hasret kaldığım biricik zevkim

Ü-Ütü-Mümkünse hiç kullanmayayım

V-Veranda-Bahçeli bir evimiz olursa keyfini süreceğim :)

Y-Yosun-Kendini değil ama kokusunu çok severim.

Z-Zil sesi-Sabah çalan alarm :(

Şimdi genel uygulama nedeni ile bende yine bir ikiz annesi olan http://www.sudembusem.blogspot.com/ u mim'liyorum efendim .