İnsan fazla yakına gelince bütünü,bütünün güzelliğini göremiyor sanırım...O yüzden de arada bir soluklanmak ve kendine/hayatına uzaktan bakmak,şükürleri çoğaltmak lazım.(dedim önce)
İçinde dönüp durduğumuz,kurtulamayacağımızı sandığımız nice çemberin/yuvarlağın köşelerinin/çıkışlarının olduğunun farkına varıyoruz böylece...(diye düşündüm sonra)
Gözlerinin etrafındaki minik çizgiler,görerek bakmayı öğrenmiş sana anlam katar.Kıymetini bilmelisin.
Yediğin her kazık, döktüğün her gözyaşıyla daha da anlamlı bakmayı öğrenmiş,zenginleşmiş,lezzetlenmiş bir haldesin...Hikayesi çok olanlardan olmak da güzeldir.(dedim birde aynadaki yansımama)
Kendini çok belli etmese de,çok derinlerde ve değiştirilmesi zor gibi görünse de...Çekmeceleri boşalt!
Hani bir çoğumuzun vardır...İçlerinde bir sürü gereksiz eşya/ayrıntı barındıran...
Ne acı hatırlarını,ne kırgınlıklarını,ne de pişmanlıklarını al yanına..Bırak onlar geride kalan yılın artıkları olsun.
(dedim beynime)
Düşündüğün,söylediğin,yaptığın her şey sana geri dönecek...Bumerang diye bir şey var unutma...
İnsansın/kadınsın/aşıksın/annesin/eşsin/evlatsın/dostsun...Ve bazen sen kendinden memnun olmasan da bir çok kişinin hayatının idolusun...Bunca insan yanında,seninleyse ve gözünün içine bakan bir sevdiğin,kollarını boynuna dolayıp öpmelere doyamayan iki meleğin varsa,bilki sen sevgi dolusun.Kendine haksızlık etme!Sevgini paylaş,çoğal,büyü,büyüt,koru,ona sahip çık...Unutma,gelişin nasıl olursa olsun,önemli olan gelince nasıl davrandığın ve sonuçta giderken 'iyi' olarak gitmek.İyi olmak zor,kötü olmak kolaydır,kolay yolu seçme sakın...(diye fısıldadım kalbime)
Eskiyecek herşeye yeni denir...Ve hayat her daim yeni başlangıçlardan ibarettir...O yüzden ne gelecek olan yeni yıla yükle tüm ümitlerini,ne de eskisinden çıkar acıların diyetini.(dedim kırık yada sağlam tüm hayallerime)
Ve eğer bir an gelirde,bir zaman sonra sen, yine sana dair, öğütler yazarken bulursan kendini...
Ve eğer, o yazdıklarının en azından yarısını başarabilmiş/uygulayabilmiş isen...
Değiştirebildiklerin için teşekkür et Yaradan'a...Değiştiremediklerin için ise tevekkül....
Olur da hiç bir şey yapamazsan eğer, fazla da anlam yükleme hayata...Akışına bırak...
Sonuçta tıpkı şu andaki gibi;İçini dökmenin verdiği rahatlık,elindeki demli çayın verdiği sıcaklık da yeter bazen...Unutma.(diye de verdim telkini,verdim telkini:)
Son olarakta Ö.Asaf'ın söylemi gibi ;
'Yaşamak sanatın,insanlık mesleğin olsun.'
Dedim....
Ve muhtemel ki...
Yine kendim söyledim...Kendim dinledim.
27 Aralık 2010 Pazartesi
21 Aralık 2010 Salı
MUTLULUK ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER-1
Biraz kozalak,biraz taş,biraz boya,biraz mum....
Biraz un,biraz yağ,biraz süt,biraz şeker/şekerleme,biraz çikolata...
Veeeeeee...... Çokça hayal gücü!:)
Yeni yıl ruhunu seviyorum...Çok seviyorum!:))))
Peki siz?
Sizi neyin mutlu ettiğini düşünüyorsunuz?:)))))
Bir de dilim de;
Mevsim rüzgarları ne zaman eserse,o zaman hatırlarım çocuksu rüyalarım,şeytan uçurtmalarım......
ps:Sevgili Sinem' in isteği üzerine Kardan Adamlı Cupcake tarifi için lütfen TIK!
Etiketler:
EVİM,
FOTOĞRAFLARIM,
HAYALLER/FİKİRLER,
TARİF,
YAPTIM/OLDU,
YENİ YIL
17 Aralık 2010 Cuma
HATALARIMLA SEV,GÜNAHLARIMLA SEV,BENİ OLDUĞUM GİBİ SEEEEEV...
Bu sabah;
'Benim gibi ufacık bir çocuğa nasıl bağırıyorsun?Nasıl kıyıyorsun?'
dedi bana?
'Kıymak'???
Nasıl koydu yüreğime nasıl dokundu :(
Çığlık atsa,inat etse,kızsa bu kadar acıtmazdı beni...
O okula gitti,bana kaldı vicdan muhasebesi:(
Bazen onların küçük birer insan/çocuk olduklarını unutuyorum:(
Unutunca ve büyük gibi davranınca da böyle elimde patlıyor işte:(
Al sana kapak!
Bloğumuzun bu haftaki kapağı..!!?
Oysa çocuk bu?
Mantıksız davranmanın en çok yakıştığı,gülünüp geçildiği ve hatta sevimli geldiği bir yaştaki çocuk hem de!
Biliyorum ama,söz/sözler ağızdan çıktı,kalp kırıldı bir kere...Peki bahane?
E tabii ki ;Dünya telaşesi!?
Sabah kalk,acele kahvaltı,acele giydirme,birinin çorabı,birinin tokası derken,servise yetişme.....?
Ama bu onun /onların dünya telaşı değil ki? Tamamen benim kendime görev edindiğim işler!
Hay bin telaş!:((
Ve ben bu söyleminden önce, sabahın köründe onun tişörtünü ütülerken yakmamış olsaydım elimi...
Kesin derdim kesin!Bak gördün mü kızdın bağırdın çocuğa yok yere!????
Eee Allahın sopası yok,yaktın kendini işte!
Şimdi akşam gelecek misafirler için,tek elle kek,börek vs. yapmaya çalışırken ve bir sürü işim varken oturup yazdım...Yazdım çünkü içime dert oldu...Günahımı çıkartayım yoluma devam edeyim...
Bu arada günah çıkartma demişken;
Papazlar günah işlediklerini düşünen insanları dinledikten sonra şöyle derlermiş;
'''Sen anlattın,hatanın farkındasın,günahını bağışlayacak olan ben değilim elbet,o tanrının işi... Ama en azından yaptığın şeyi kabul ettiğin ve hem bana,hem kendine, hem de Tanrıya itiraf ettin...Önemli olan senin bunu kendine itiraf etmendi....Elbet Tanrı tüm kullarını affeder..''''(Bizim tövbelerimiz gibi bir nevi)
Evet! Hatamın farkındayım:(
Nihayetinde öptüm güzel meleğimi, aldım gönlünü giderken ama yine de akşama bir de çikolatalı puding yapayım da hem onu sevindireyim hem yüreği hafifleteyim...
Ve şu anda dilimde Nilüferden;;HATALARIMLA SEV,GÜNAHLARIMLA SEV BENİ OLDUĞUM GİBİ SEEEV.....
'Benim gibi ufacık bir çocuğa nasıl bağırıyorsun?Nasıl kıyıyorsun?'
dedi bana?
'Kıymak'???
Nasıl koydu yüreğime nasıl dokundu :(
Çığlık atsa,inat etse,kızsa bu kadar acıtmazdı beni...
O okula gitti,bana kaldı vicdan muhasebesi:(
Bazen onların küçük birer insan/çocuk olduklarını unutuyorum:(
Unutunca ve büyük gibi davranınca da böyle elimde patlıyor işte:(
Al sana kapak!
Bloğumuzun bu haftaki kapağı..!!?
Oysa çocuk bu?
Mantıksız davranmanın en çok yakıştığı,gülünüp geçildiği ve hatta sevimli geldiği bir yaştaki çocuk hem de!
Biliyorum ama,söz/sözler ağızdan çıktı,kalp kırıldı bir kere...Peki bahane?
E tabii ki ;Dünya telaşesi!?
Sabah kalk,acele kahvaltı,acele giydirme,birinin çorabı,birinin tokası derken,servise yetişme.....?
Ama bu onun /onların dünya telaşı değil ki? Tamamen benim kendime görev edindiğim işler!
Hay bin telaş!:((
Ve ben bu söyleminden önce, sabahın köründe onun tişörtünü ütülerken yakmamış olsaydım elimi...
Kesin derdim kesin!Bak gördün mü kızdın bağırdın çocuğa yok yere!????
Eee Allahın sopası yok,yaktın kendini işte!
Şimdi akşam gelecek misafirler için,tek elle kek,börek vs. yapmaya çalışırken ve bir sürü işim varken oturup yazdım...Yazdım çünkü içime dert oldu...Günahımı çıkartayım yoluma devam edeyim...
Bu arada günah çıkartma demişken;
Papazlar günah işlediklerini düşünen insanları dinledikten sonra şöyle derlermiş;
'''Sen anlattın,hatanın farkındasın,günahını bağışlayacak olan ben değilim elbet,o tanrının işi... Ama en azından yaptığın şeyi kabul ettiğin ve hem bana,hem kendine, hem de Tanrıya itiraf ettin...Önemli olan senin bunu kendine itiraf etmendi....Elbet Tanrı tüm kullarını affeder..''''(Bizim tövbelerimiz gibi bir nevi)
Evet! Hatamın farkındayım:(
Nihayetinde öptüm güzel meleğimi, aldım gönlünü giderken ama yine de akşama bir de çikolatalı puding yapayım da hem onu sevindireyim hem yüreği hafifleteyim...
Ve şu anda dilimde Nilüferden;;HATALARIMLA SEV,GÜNAHLARIMLA SEV BENİ OLDUĞUM GİBİ SEEEV.....
Etiketler:
FOTOĞRAFLARIM,
GÜNLÜK,
İÇİMDEN GELDİ,
ZUZULARIM
16 Aralık 2010 Perşembe
SORULAR/CEVAPLAR...
Sevgili ÖZLEM soru/cevap şeklinde bir mim yollamış bana...Bilen bilmeyene anlatsın,iyice tanısın,bilsin şeklinde sorular..Cevaplamaya çalıştım ama tüm mimlerde olduğu gibi hafiften gerildiğimi itiraf etmeliyim?
Şimdi ne yapıyoruz? Tıpkı yukarıdakiler gibi gözümüzü dört açıp okuyoruz?:)
En sevdiğiniz kelime:Misss!
Nefret ettiğiniz kelime: Hallederiz!
Ne sizi heyecanlandırır: Hayaller,projeler...
Heyecanınızı ne öldürür: Engellemeler...
En sevdiğiniz ses: Uyku mahmuru çocuklarımın konuşması,öyle yumuşak,öyle huzurlu ki...
Nefret ettiğiniz ses:Vuvuzela!
Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: İdrar/kan/gaita tahlili yapan bir loborant olamazdım asla!:(
Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz:Gitar vs.herhangi bir müzik aletini çalabilmek isterdim.
Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Kendim olmaktan memnunum:)
Nerede yaşamak isterdiniz: Şimdi yaşadığım yerde...Fena değil!:)
En önemli kusurunuz: O hoooooo?:)
Size en fazla keyif veren kötü huyunuz:İyi niyetim.
Kahramanınız kim: Kaldı mı öylesi?
En çok kullandığınız kötü kelime:Ampul!!!(ilgilisine ithafen!)
Şu anki ruh haliniz: Mutedil,dalgalı..
Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Ektiğini biçersin...
Mutluluk rüyanız: Ailem eşim ve çocuklarımla huzurlu, mutlu,sağlıklı olmak.
Sizce mutsuzluğun tanımı: Huzursuzluk.
Nasıl ölmek isterdiniz: Henüz ölmek istemem?
Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz:Nihayet!:)
Özlem'e teşekkür ediyorum...
Ve bende eğer daha önce cevaplamadılar ve arzu ederlerse?;Sevgili Dilek ve Handan'ı mimliyorum...
Etiketler:
BLOG,
BLOG DOSTLUĞU,
EVİM,
FOTOĞRAFLARIM,
MİM
13 Aralık 2010 Pazartesi
GEREKSİZ SEVİNÇLER MÜDÜRLÜĞÜ!..
Anlatacağım onca şeyin, yazacağım onca cümlenin arasında,bazen başında, bazende sonunda...
Gelip takılıyor peşime o gereksiz/sırası mı şimdi?/cık,cık,cık! duygusu...
Gereksiz/gereksizler/gereksiz işler/gereksiz sevinçler müdürlüğü!
Sevmelerimi,sevinçlerimi erteliyorum bu yüzden...
Kısaca; Vicdani ret!
Oysa neler,neler hayal ediyorum da? Ne mutlu cümleler kuruyorum da hayata dair.
Neler düşünürler? Nerelere çekerler diye üzülüyorum...
Yaşadıklarımı da,içimde yaşattıklarımı da,acılarımı da bir tek ben bilirken.
Hayata tutunmaya çalışıp,bir gün ağlayıp,bir gün gülerken!?
Onlar!Yordam bilmez,halden anlamaz,ince düşünmez ama yaftalarlarmış...Ne gam!?
Ancak acıyı anladıklarında,incinmeyi anladıklarında,yalnızlığı anladıklarında gözlerindeki örtü kalkacak!
Ah ne olurdu sizde sadece kendi yaşam öykünüzü dinleseydiniz?!
Ah ne olurdu sizde sadece kendi yaşam öykünüzü dinleseydiniz?!
Ben acı çektim...Acıyı çekersiniz,acınızı anlarsınız ve acınız biter...
Yerini acıya sebep olanın özlemine/hasretine bırakır.
Bir kaç yıldır böyle...Bundan sonra da böyle olacak...Çabalar boşuna...Giden gitti.
Geri dönüşümsüz anılar, hiç bitmeyecek, silinmeyecek, acı tatlı 'daha dün gibi' sahneler ile geçecek ömür...
Belki seneler geçtikçe netlik azalır...Belki 'Neden?'leri rafa kaldırır,'keşke'lerimin peşine düşerim.
Belki seneler geçtikçe netlik azalır...Belki 'Neden?'leri rafa kaldırır,'keşke'lerimin peşine düşerim.
Bilmiyorum ki?...Tek bildiğim;Yarım kalmışlığımla başbaşa,kalan yarımı yaşatmaya çalışıyorum...
Bir de çok özlüyorum...Ama yapacak hiç bir şey yok...Başımı kaldırıp gökyüzünü,o uçsuz bucaksız masmavi gökyüzünü seyredip,iç çekip,yoluma devam ediyorum...Hayat 'yaşamak için' değil mi?
Gülümsüyorum...
Hatta öyle gülümsüyorum ki gözlerimin içi bile gülüyor...
Mutluluğun kovalanması,emek verilmesi gereken bir duygu olduğunun farkına, tam olarak ne zaman vardığımı bilmiyorum....Tek bildiğim;Deneme/yanılma yöntemini çok kullandığım ve çocuklarımın/eşimin benim gözlerimdeki mutlulukla mutlandığı...Ben bir aynayım onlar için ve yansımam hep mutlu/güler yüzlü olsun diye uğraşıyorum...
Ağlıyorum da tabii ki...Sizde ağlayın ağlayabildiğiniz kadar...Gülmek kadar ağlamaya da ihtiyacımız var...
Ama 'ağlamak' ile 'ağlanmak' arasında çok fark var biliyor musunuz?
Ama 'ağlamak' ile 'ağlanmak' arasında çok fark var biliyor musunuz?
Küçük bir çocukken düşüp,tırnak ucu kadar bile olmayan yaralarıma sahte gözyaşları ile feryad ederken
'Öz ağlamadan,göz ağlamaz' derdi rahmetli anneannem....
O zaman anlamazdım ama şimdi o sözün doğruluğunu ne yazık ki çok iyi anlıyorum...
Ve tekrarlıyorum;'Öz ağlamadan,göz ağlamaz'
Ağlamak insanın içini yıkar,ruhunu temizler ama miktarını bileceksin...
Eğer bilmez isen...Şu dünyada tek acı çeken senmişsin gibi, sevdiklerinden ayrılan,hasret,özlem çeken, haksızlığa uğradığını iddia eden tek senmişsin gibi davranırsan eğer işin büyüsü bozulur...
Allahın gücüne gider...Sen senden sorumlusun unutma!
Hem bir süre sonra ağlamak=ağlanmak olur ki?...O işin reklam boyutudur?
Bunca söz,bunca kelam,bunca durum/duygu/tavır/değerlendirmesi neden? Ve neden şimdi derseniz?
Yaşadıklarımı,çabalarımı kayıt altına almak,zor zamanlarda dönüp dönüp okumak istediğim...
Ve tam da bugün buna çok ihtiyacım olduğu için.
Bugün tam dört yıl bitti ANNEM...Senden kalan boşluğu dolduracak bir şey yok.
Sen gittin...Ben seni çok özledim...
Senin üzerinde çiçekler bitti,benim gözümde yaşlar...
Ve dikiş bilmeyen/sevmeyen kızın,aldı iğneyi ipliği eline....
Çünkü;
Etiketler:
ANNEM,
BEN BİLE ZOR ANLADIM KENDİMİ,
DERİN MEVZULAR,
İÇ SES,
ÖZEL GÜN
9 Aralık 2010 Perşembe
SUNUM...
Karışığım yine karmakarışığım blog...
Bin bir şükürle yaşarken,bin bir dua ile emanet ederken sevdiklerinizi yaradana...
Bu seferde yeterince şükrediyor muyum hayatımdaki güzelliklere,onları verene diye şüpheye düşer misiniz siz de?Mutlu olmaya,mutluluğunuzu anlatmaya korkar mısınız?
Neden sevmeyle,bağlanmayla aynı oranda artar kaybetme korkusu?
'Bugün güldük yarın ağlayacağız' ile büyümenin gereksiz kaygıları mı bunlar?
Nazar muhabbetine ise hiç girmeyeceğim!(Nerdeydi benim mavi boncuğum?:)
Bu hafta iki gün üst üste sunumları vardı zuzuların...
İlk defa sahnede 'tek' bir çocuğa odaklandık.
İlk defa birbirlerini seyirci koltuklarından izleyerek alkışladılar.
İlk defa tek başlarına sahneye çıktılar.
İlk defa ingilizce sunum yaptılar.
İlk defa dejavu yaşadık?
Ve ben ilk defa..... Değil!...Yine ağladım?
Ama vallahi bu sefer,gururdan,sevinçten!
Evlatları için duyduğu gururu,sevgiyi,gözyaşlarıyla anlatan bir tek ben değilim öyle değil mi?:)
***
Bu aralar zamansızım ve hatta Türküm!Doğruyum!Çalışkanım!!!???
Ayrıntılar önümüzdeki günlerde ya da belki gecelerde?Kısmet artık?
Yemekler yaptım babacığıma en sevdiklerinden,çorbası,tatlısı...Götüreyim,iki kelam edeyip,alayım hayır duasını...Yalnızlık zor blogcum,çok zor...
Tatlı deyince aklıma geldi;malzeme alıp aşure yapmak gerek...Hımmm misss...
Ps:Özlem'cim MİM'i unutmadım canım...Lütfen kusura bakma,inşallah en kısa zamanda...
Hava çok soğuk,üşütme kendini,iyi giyin blogcum...
*Aşağıdaki video ve şiirde tüm çocuklara...Ve onları çok seven,onların mutluluğu için birşeyler yapma çabasında,düşüncesinde olan tüm ebeveynlere gelsin...
Bin bir şükürle yaşarken,bin bir dua ile emanet ederken sevdiklerinizi yaradana...
Bu seferde yeterince şükrediyor muyum hayatımdaki güzelliklere,onları verene diye şüpheye düşer misiniz siz de?Mutlu olmaya,mutluluğunuzu anlatmaya korkar mısınız?
Neden sevmeyle,bağlanmayla aynı oranda artar kaybetme korkusu?
'Bugün güldük yarın ağlayacağız' ile büyümenin gereksiz kaygıları mı bunlar?
Nazar muhabbetine ise hiç girmeyeceğim!(Nerdeydi benim mavi boncuğum?:)
Bu hafta iki gün üst üste sunumları vardı zuzuların...
İlk defa sahnede 'tek' bir çocuğa odaklandık.
İlk defa birbirlerini seyirci koltuklarından izleyerek alkışladılar.
İlk defa tek başlarına sahneye çıktılar.
İlk defa ingilizce sunum yaptılar.
İlk defa dejavu yaşadık?
Ve ben ilk defa..... Değil!...Yine ağladım?
Ama vallahi bu sefer,gururdan,sevinçten!
Evlatları için duyduğu gururu,sevgiyi,gözyaşlarıyla anlatan bir tek ben değilim öyle değil mi?:)
***
Bu aralar zamansızım ve hatta Türküm!Doğruyum!Çalışkanım!!!???
Ayrıntılar önümüzdeki günlerde ya da belki gecelerde?Kısmet artık?
Yemekler yaptım babacığıma en sevdiklerinden,çorbası,tatlısı...Götüreyim,iki kelam edeyip,alayım hayır duasını...Yalnızlık zor blogcum,çok zor...
Tatlı deyince aklıma geldi;malzeme alıp aşure yapmak gerek...Hımmm misss...
Ps:Özlem'cim MİM'i unutmadım canım...Lütfen kusura bakma,inşallah en kısa zamanda...
Hava çok soğuk,üşütme kendini,iyi giyin blogcum...
*Aşağıdaki video ve şiirde tüm çocuklara...Ve onları çok seven,onların mutluluğu için birşeyler yapma çabasında,düşüncesinde olan tüm ebeveynlere gelsin...
Etiketler:
GÜNLÜK,
İÇ SES,
ŞİİR,
ŞİMDİ OKULLU OLDUK,
VİDEOLARIM,
ZUZULARIM
5 Aralık 2010 Pazar
''SMİLE''
Okulda yapacakları 'sunum' için tekrar yapıp,ingilizce cümlelerini birbirlerinde teyit eden iki kuzu...
Evde,çocuklu / çocuksuz sinema keyfi...Yanında;Elmalı,tarçınlı kek!
Bazen;Firarperest/Sıla/Tarkan....
Bazen hiç biri değil...Sadece damardan!
Her yıl ki gibi bu yılda,
Yılın son ayının hem hüznüne hem büyüsüne kapılmış...
Hayallerine,dualarına,umutlarına yer açmış...
Makul yorgunlukta...
Yer,yer parçalı bulutlu ama çokca huzurlu...
Ve...
Alçak hava basınçlarına aldanmayacak kadar yükseklerde şükürlerle dolu,dopdoluyum...
Alçak hava basınçlarına aldanmayacak kadar yükseklerde şükürlerle dolu,dopdoluyum...
Artık sonuna 'smile' bile koymuyorum;
MUTLUYUM!
Sen de öyle ol blogcum....
Etiketler:
DOSTLAR,
FOTOĞRAFLARIM,
GÜNLÜK,
HAYALLER/FİKİRLER,
İÇ SES,
YENİ YIL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













