28 Şubat 2011 Pazartesi

HEM SEVERİM, HEM .............!?




























Sonu gelmez uzun cümleler kurmayı
Cümle sonuna bir yerine, üç nokta koymayı...
Satır aralarına gizlenmiş manayı
Manayı ararken Mevlayı
Mevlayı ararken belamı bulmayı,
Severim...

Severken sevgisini gizlemeyenleri
Sevişirken nefessiz kalışları
Tersiz ten kokusunu
Ve sevdiğimle kalışları, gidişlerden daha çok,
Severim...

Gecenin öteki yüzünü
Öteki yüzdeki gizi
Ve yüzde gülen gözü
Severim...

Ve altından çok gümüşü
Ve siyahtan çok beyazı
Ve neşeden çok hüznü
Severim...

Rüyalarıma kaldığım yerden devam etmeyi,
Filmlerde,seven erkeğin acı çekişini,
Ve Brad'den çok Keanu'yi
Severim...

Kendimle alay etmeyi,kendisiyle alay edebileni
Muzipliği....mi....
Gülerken ağlamayı,ağlarken gülmeyi
Severim...

Hiç bilmediğim yerlere gitmeyi,hatta ilk ben keşfetmeyi
Sabah serininde yola çıkmayı
Yol almaktan korkmayanları
Yolda bir şeyler atıştırmayı
Severim...

Kışın peteğe yaslanmayı,yazın güneşe serilmeyi
Lokma tatlısının üzerine tarçın serpip yemeyi
Peynir,ceviz ikilisini
simit,peynir,çay üçlüsünü
yani her durumda peyniri,
Severim...

Yüz figürlü tabak,çanağı,
Canlı,cansız meleklerimi?
Baykuş'ları,kuş'ları...
Hiç olmadı 'kuş kondurmayı!'
Severim...

Kuş ve çocuk cıvıltısını
Dosta açılan kapıyı
Posta serilen kediyi
Anne diyen her meleği
Severim...

Her 'şey'den bir şey öğrenmeyi
Her 'şer'den bir hayır çıkarmayı
Yol,yordam,uslup bilenleri,
Tatlı dili, güler yüzü,
Ve gecenin karasını
Yalanın beyazından daha çok,
Severim...

Anı kadrajlamayı
Kötüyü markajlamayı
Dünü,günü yazmayı
Yazdıkça çoğalmayı
Severim...

Koltuğun köşesini
Denizin kıyısını,ekmeğin kenarını
Yağmur sonrası toprak,dem sonrası çay,
Sümbül,nergis,bir de sardunya yaprağının kokusunu,
Severim...

Gün'ü dünden,yazı kıştan
Ahşabı,taştan
Çayı,kahveden,
Rakıyı,şaraptan,
Sonları,baştan,

Ve Onu/Onları kendimden daha çok,
SEVERİM...

Ps:Seni de seviyorum blogcum:) Peki sen neleri seviyorsun?:)

Ps:Sıradan basit bir günün uğruna ettiğim dualar yavaş,yavaş kabul oluyor sanırım...Çok sıradan olmasa da normale döndü yaşam çok şükür...Babam hala bende,zuzular okulda,bey işte...Ben ise her zamanki gibi hem her yerdeyim,hem her işte!..Şarkıdaki gibi; Alıştım koşmayaaa!!!:P Ama artık kısa molalar da mekanımdayım,yani sizde:))
Şimdiii;hafta sonu dökümü yaparsak kısaca:
Cumartesi günü sınıfından bir arkadaşının doğum gününe gittik oğlumla...Klasik mutlu ve gürültülü bir sürü çocuk halinin haricinde özeldi, önemliydi benim için zira,sunumlardaki bir kaç kısa merhabalaşmanın dışında ilk resmi tanışmamız oldu Eren'imin sınıf arkadaşlarının anneleriyle...Dile kolay!Eğer bir aksilik olmaz ise ömrümüzün 9 yılı birlikte,aynı ortamlarda geçecek!O yüzden içten içe Allahım ne olur yolunda gitsin,frekanslar tutsun vs. tarzında mırıl,mırıl gittim mekana...Ve neyseki harika geçti günümüz.Senden iyi olmasın blogcum,çok tatlı,muhabbetli,güler yüzlü insanlar..
Umarım böyle de gider.Şimdiiii;Eren'in sınıfı,tanışma,isimleri,(çaktırmadan:P) not etme faslı bitti çok şükür...
Sırada Elif'imin ki var....(Nerede benim sınıf defterlerim?:)
Cmt.akşamıda, kızımı uyutup,oğlumu mayıştırıp,çocuklar babama emanet...Attık kendimizi dışarıya,dostlarla CAKA sattık:))Döndük gece 3'te yatan bendeniz sabah 7:30 da kalktım,kızımla market yaptım,geldim kahvaltı,ev toplama vs.vs. derken arada bir de mantı yaptım(tavuklu,nohutlu,bandırma mantısı:)Babama geçmiş olsuna geldi k.validemler...
Nihayetinde yedik,içtik,başrolde torunlar olmak üzere konuştuk,andık,güldük...Pazar gününüde kayıtlara böyle geçtik.Neyse işte böyle blogcum...
Sanırım yukarıdaki Severim hallerime;yemek yapmak,yedirmek ve insan sevmek maddelerini de eklemeliydim:)))

Ps: Başlık mı? Hem severim,hem 'yazarım' tabii ki?..Aşk olsun! Siz ne sanmıştınız?:P

Ps:Bir de 'tatlı bir ruh esintisi?':) hazırladım sizler için...



Bağlayamıyorum bugün yazımı hep bir şeyler eksik kalıyor sanki?

Son olarak;Keyifli bir hafta olsun diyelim...

25 Şubat 2011 Cuma

KİM DEMİŞ KELİMELERİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ YOKTUR DİYE?:))

Özet: Bir gecede değişir işler ve bir hecede yenilenir gülüşler, adı: AŞK!:)))))

Blog yazmak güzeldir;kelimelerin tesellisine sığınırsın...
Blog yazmak güzeldir,duygularını dökersin,sevincini,derdini,sıkıntısını paylaşırsın....
Blog yazmak güzeldir;Tanıdığın/tanımadığın ama bir gün yüz yüze gelmek ve gerçekten tanışmak için can attığın bir sürü güzel yürekten dualar alır,güzel sözler duyarsın...Gülersin,gülümsersin...Bazen en yakınından daha yakın gelir kelimeleri, için titrer mutluluktan ağlarsın...
Blog yazmak güzeldir...Yazdıkça kendini tanırsın.

Ve blog yazmak güzeldir...Belki zamansızlıktan,belki günün karmaşasından dile getiremediklerini yazarsın...
Sonra koca olarak seçtiğin ama seni hiiiiç kocatmayanın, tutar elinden alır götürür şarkını söylemen için( bknz:bir önceki post)hamama! oradan da masaja ooooffff offf:))

Yani diyeceğim o ki;Blog yazmak güzeldir,çoook güzeldir hemde:)))))

Ps:Gece kuşu oldum,herkes yattıktan sonra ancak uğruyorum mekana...Aslında gün içinde pc.açık, bakıyorum arada ama?.....Birazda Twıtter çıktı,blogger bozuldu hali üzerimde sanki?:(
Kısa cümlelerle günü geçiştiriyorum...Oraya laf yetiştirip,buraya yetişemiyorum...Burada hüzünlü kalmışsam en son postumda,ertesi günü orada neşeliysem eğer bu seferde sanki sizi aldatıyor muşum gibi geliyor?...
Yani anlayacağınız benim meşhur ikiz vicdanım her yerde işliyor:)))
Halbuki meşhur tarla sahibi bir amcanın  topraklarını gösterirken dediği gibi;
ORALAAAAA,BURALAAAAA HEP BİZİM OLUYOOOO:))))

Burası ilk göz ağrım,vazgeçemediğim ama benimle Twıtter'da da cıvıldamak isterseniz oraya da beklerim...
TIK TIK.... Kimooooo?:))

22 Şubat 2011 Salı

DAMAR YOLU...


Olmasını istediğimiz şeyleri olduramadığımızda,
içimizdeki boşluğu dolduramadığımızda ve bunu kendimize konduramadığımızda...
Dön içeri,dinle kendini...Deriiin bir nefes al ve bekle...

Gelmedi mi işaret?
E ama nefes aldın?Yetmedi mi?
Mucizeyi farketmedin mi?
Çok şükür yetti...Yetti elbette...de?

Öyle yorgunum ki...Bedenim de,ruhum da yoruldu...
Biliyorum sızlanmaktan vazgeçmeliyim!..Ama sızılarımı da bir şekilde geçirmeliyim?



Ağrıyan bir yerim olduğunda; Damar damar üstüne bindi derdim eskiden(gerçi hala söylerim ya?)
eşimde gülerdi bu sözüme(gerçi hala gülüyor ya?)
Yine de söyleyeceğim...Bu aralar hem bedenen,hemde ruhen 'damar,damar üstündeyim!'
Hayır!Sebebini bilsem gam yemeyeceğim?

Hani oynadığınız lastik top denize düşer.1 kulaç mesafenizdedir ama siz yakalamaya çalıştıkça ve hızla ona doğru kulaç attıkça,attığınız kulaçlar yüzünden uzaklaşır ya sizden...Yavaş olsanız dalgalar uzaklaştırır,hızlı olsanız siz!Sonuçta kaçar gider,hep gider...
Ne bileyim işte?..Öyle garip bir duygu?..

Sadece;Bu aralar yaşamayı erteliyormuşum gibi geliyor?...
Sadece;Bu aralar zaman sanki daha bir ağır geçiyor?...
Sadece;Bu aralar..........
Gerginim işte vesselam!

Ve bu gerginliğimi azaltacak yollar arıyorum?..

Ommmmm....Hımmmm....Ohmmmmmm...
Evrene mesaj gönderiyorum:) ve istiyorum;

İstiyorum ki;Alıp başımı/zı gidelim buralardan....
İstiyorum ki;Artık yaz gelsin!
İstiyorum ki;Hayallerim/miz gerçekleşsin...
Ama daha öncesinde;
İstiyorum ki;Sıcacık banyodan pembe beyaz,relax,relax çıktığımda şarkımı söyleyeyim;
Bu yeni bende kim?Aynada bakıştığım?Bu yeni bende kim kendimle barıştığım?
Ah o şelale saçlaraaa,sütten ak o gerdanaaaaa......
 ?????İsteyenin bir yüzü :)

Ps:
Cuma akşamı,eşim babamla evde kaldı sağolsun,ben arkadaşlarla çocukları Pinokyo'ya götürdüm.
Kısaca;çocuklar çok sevdi,ilgiyle izledi ama ben neredeyse uyuyacaktım,zaten yorgunum,bir de üzerine o kadar şarkı ninni gibi,bir de organizasyon aksaklıkları vs.Yine de keyifliydi diyelim.
Cumartesi ve Pazar mutlu keyifli bol sohbetli ve çok neşeli doğumgünleri ile geçti(ki birisi gelinimin:)

Babam; daha iyi çok şükür!:)Ağrıları az da olsa devam ama ilk günlerin telaşesi geçti...İnsan ne garip?Her duruma alışıyor,her yaşadığından hem pay hem ders çıkarıyor...Şimdi diyoruz;Şükür;bacak,kalça vs.yerde değil kırık(değil ki yürüyebiliyor)Şükür ki; sağ kol değil(değil ki sağ koluyla yemeğini yiyebiliyor)Çok şükür bunu farkettirene!..

Zuzular; iyi,okula devam...Okul başlayınca hiç anlamayacaksınız zamanın nasıl geçtiğini derlerdi,
doğruymuş hakikaten,günler hergün yeni bir macera aile devam ediyor:)
Geçen akşam 'su'yun oluşumunu öğrenmişler anlatıyorlar tatlı,tatlı ve o dillere nasıl da yakışıyor;Okşijen ile hişjdrojen:)Büyüyorlar gün be gün...Çok şükür!:)
Bir de yakışıklı sıpa'm artık haftada iki akşam yüzme için antramanlara kalıyor okulda,kendisi yüzme alt takımında:)Vay vay vay diyorum!Daha dün otururdu battaniye üzerinde etrafında düşmesin diye yastıklarla:)

Sana da zaman ayıramıyorum farkettin değil mi blogcum?...Ne diyeyim?
Ben; şimdi de tam zamanlı evlat modundayım:) Öncelikler bir süreliğine değişti...
Bu da geçecek inşallah...
O yüzden de bu ara uğrayamıyorum dükkana,size...Ama telafi edeceğim ara,ara kısmetse...
Hele bir sabah olsun da bakalım?...

17 Şubat 2011 Perşembe

BURUN DİKİ!

Şöyle uzun,uzun anlatsam....
Uzun,uzun dinlese,bıkmasa,anlasa?..
Şöyle kısa,kısa konuşsa...
Kıssadan hisse çıkarsa?..

Uyusam,uyansam herşey yine eskisi gibi olsa!
Silsem...
Ardımda hiç bir karalama bırakmadan yeniden başlasam hayata...

Hayatımı değiştirecek diye okuduğum kaçıncı kitap bu?!
Palavra!
Hepsi korsan bunların,hepsi hikaye,hepsi kurgu!

Söylenmemiş sözlerim var...
Sabırlıyım...Sabırlıyım...Sabırlıyım....

Bir de,sabrımla,selametim ne zaman vuslata erecek onu bilseydim?!
Ya da vuslata erdi de, ben mi fark edemedim?
Tek bildiğim;Yalnızlığa direne,direne sonunda ona da alıştım ve belki de sevdim.

Eee hadi bakalım... Geç kalmıştın hüznüm!..Çekinme lütfen rahat ol, bugün dükkan yine senin!

16 Şubat 2011 Çarşamba

NİYET...



























Niyet:Sakin,kendime ait bir gün...

İyi Niyet:Ama bugün Kandil önce babama yemek götüreyim sonrada onu alıp anneme mezarlığa gideriz,
malum 'beklerler' derler...(Gittik,okuduk,ayrıldık,evlerimize geldik.)

İnsaNiyet:Canım,az önce babam aradı, evde ayağı kaymış düşmüş,kötüymüş,çocuklar evde ben gidemiyorum,sen bir gidebilir misin?...Tabii ki! Hemen gidiyorum!Hay Allah!.. (Gitti,hastane dr.film vs.sonuç:kırık bir omuz,5 hafta alçı :(
Şükür;Daha kötüsü olabilirdi?

MemnuNiyet:Ah kızım,(oğlum) hakkını helal et,iki çocuk,evin yerin,onca işin arasında birde beni düşünüyorsun,ne kadar yorulduğunu biliyorum,hiç dinlenemeden bir de ben?:( Allah razı olsun senden!

Art Niyet: Eee tabii o kadar dertlenir,birde üstüne yoruldum,sıkıldım,ah benim sevdalı başım,ah benim dünya telaşım,ah yalnızlığım vs.vs.yazarsan,söylersen olacağı bu!...Allahın sopası için lütfen TIK! 

HakkaNiyet:Duyan arayan,halimi bilen,hak veren,tanıyan,seven;Çok geçmiş olsun!Yapacağımız bir şey olursa bir telefona bakar biliyorsun!

EmNiyet:Bir süre bende,güvende:)

Şimdi: tek isteğim;Sıradan basit bir gün ve sümbül kokusu.

14 Şubat 2011 Pazartesi

SEVGİLİYE ve EN SEVGİLİYE...SEVGİYLE...

SEVGİLİYE;
Sevgili,
yetmiyor 'sevgili' sözü tek başına.
karşılamıyor
içimi dolduran duyguyu.
oysa ben 'sevgili'
derken neler
düşünüyorum bilsen.
sonsuz,bir günes,
bir yudum rakı,
çiçeğe durmuş ince bir
bahar dalı,
oğlumun/kızımın sıcak yanağı,
anamın acılı gözleri,
babamın tütün kokan eli,
evimizdeki kuş,
yarının güzel günleri,
anlatılması güç binlerce
duygu ve sen...
iste sen
beni hayata bağlayan
en güzel köprüsün;
köprülerin en güzelisin.
sevgilim...güzelim...
insanı yaşatan
içimizdeki hayat böceğidir.
o ölürse
hayatımızın da tadı biter.
o sakın ölmesin,
yaşat onu... (Yılmaz Güney)

Ve 'kaderimsin'....Bu da senin ve benim için;


EN SEVGİLİYE;
Bugün mübarek Mevlid Kandili...En sevgili'nin doğduğu gün...Tüm Müslüman alemine kutlu olsun....
Rabbim dualarımızı,ibadetlerimizi,niyetlerimizi kabul etsin...Amin.
Bu da sizin için;

11 Şubat 2011 Cuma

YAŞAMAK GÜZEL ŞEY,ÇOK GÜZEL ŞEY DOĞRUSU!

Geçip gideeeen....Zamanlarııı....Bir yerlerde bulsaaam?
Nihayetinde sayılı gün geldi geçti.
Tabii bu arada;evde atraksiyon bol olunca ve de çocuk olunca ev de aldı başını gitti...Ne yapılan kalıyor,ne temizlik bitiyor...
Misafir,gelen,giden...Yardımcım rahatsız gelemedi,
iş başa düştü,oradan kola,koldan bacağa,bacaktan  da ayağa düştü...Ayaklarım çok ağrıdı.
Ne iş bitti,ne ev toplandı?...Ne eğlence bitti?:)
Onun yerine;
Benim omuz ağrılarım arttı,sağ bileğim incindi...
Evde mutlu çocuklu ve miss gibi kek kokulu olacağız diye yaptığımız ve büyük kısmını benim yediğim abur cubur sayesinde şu dünyada biraz daha ağırlığım oldu!?

Ev hala dağınık ama bana bir rahatlık,bir umursamazlık,bir kabullenmişlik geldi?
Ha tabi birde yüzümde sabit anlamsız bir gülümseme hali?:))
Beni tanıyanlar buna birisi/birileri sebep diyooooor?:P
Çocuklar?
Çocuklar iyi çok şükür!
Bazen Yüz boyadık...Yüz göz olduk...Yüz bulduk...Yüzsüz olduk:))
Bazen büyüdük bıyıklı sakallı adam olduk!Bazen uzattık saçları rapunzel misali güzel olduk!
Bazen çıktık bahçeye,kurduk çadırımızı,evcilik oynadık,top oynadık,güneşle güldük,güzelleştik...

Onları mı eyledim mutlu ettim? Yoksa kendimi mi bilemedim zira sanırım ben onlardan daha çok eğlendim:))
Genel olarak iyiydik ama yine de?; 2 insan evladı 5 dk. boşta kalınca;
'çok sıkıldım ben? Ne yapacağım şimdi?Ne kadar sıkıcı,kötü bir tatil geçiriyorum!Bugün hayatımın en kötü günüüüüü!''
diye çemkirir mi?!!!El insaf!:)) Memnuniyetsiz müşteri bunlar!Canlarım,kuzucuklarım benim:))
PS:Bu arada,kalan son 2 gün takvim de özenle işaretlendi ve hatta kalplerle süslendi:)))


ÇOK GÜZEL ŞEY

Yaşamak güzel şey doğrusu...

Üstelik hava da güzelse hele,

gücün
kuvvetin yerindeyse
elin ekmek tutmuşsa birde

hele tertemizse gönlün
hele kar gibiyse alnın
yani kendinden korkmuyorsan
kimseden korkmuyorsan dünyada

iyi günler bekliyorsan hele....iyi günlere inanıyorsan....üstelik hava da güzelse...Yaşamak güzel şey,Çok güzel şey doğrusu!   /  Melih Cevdet Anday

MUTLU BİR HAFTA SONU OLSUN BLOGCUM:)

9 Şubat 2011 Çarşamba

HEPSİ BU!


Hayata şöyle bir göz attım,derin bir sessizlik oldu....Ve o derin sessizliği kalbimin sızısı bozdu...

Kafam karma karışık...

İnsanı en çok üzen yine kendisi biliyorum ama düşünmeden de edemiyorum,düşünmeden durabilsem ruhuma nefes aldırabileceğim ya! Ne mümkün!Ben saymayı bıraktım artık...
Kimbilir kaç kere yaraladım kalbimi...

Elde olmayan sebeplerle,elden bir şey gelmeyen insan ilişkileri hakkın da;

Başka türlü olabilecek nice durum için yüzlerce olasılık hesapları yapmaktan yorgun...

'Ama'lar ile 'keşke'leri çarpıştırmaktan bitap...

Ondan,bundan,şundan duyduğum incitici sözleri, tasnifleyip düzenlemekten bıkmış bir haldeyim.

Sözler söylenir,hükümler verilir,
değerler biçilir... Bazen üst üste gelir,bazen üstü kapalı geçiştirilir.

Çünkü geçte olsa bilirim,canımı acıtmam;bir başkası hakkında ancak bu dünya hayatında hükümde bulunabilir insan ve hükmüde sadece onu bağlar!

Ne yapsanız,ne deseniz o an için boş gelir....Bomboş
O boşluk ki; İnsan olmanın bir başka haline...Acizliğime ilaç gibi gelir.

Peki;İçimdeki boşluğu yazmakla doldurabilir miyim?
Sahip olamayacaklarıMı/olamayacaklarıNı düşünmekten,kendimi geçip,onlar içinde üzülmekten,
yaşanması olası nice mutlu tasviri boşluklara çizmekten ve körolası nice yoksunluğa sızlanmaktan kalbim acıdı...Öylesine ağır,öylesine ezici,öylesine acımazsız,öylesine zor ki...Acıdı,kanadı...Kanadı,acıdı...
Acıyan yerlere işaret koydum,koydum ki;bir daha kimse üstüne basmadı?..

Malum kuluz,kusurluyuz...Ne demeli?Nasıl davranmalı?Kalbi katılaştırmadan nasıl dayanmalı?Empati
yapmaktan,kendimi başkalarının yerine koymaktan, kendi hayatımı yaşayamaz oldum sanki?..
Az şikayetçi çokca memnunum aslında bu durumumdan...İyi tarafını düşün,diğer yönünüde gör her davranışın,her ilişkinin her sözün...Gör ki;Çeşnisi olsun hayatının!Yoksa ne o öyle tatsız tuzsuz!dertsiz kedersiz?!Ha tabi masumiyeti korumak var bir de...En azından kalan kısmını.('Masum değiliz hiç birimiz' ah buraya nasılda yakışırdı....Yaradan'ın yarattıkları içinde en çok merhamet ettiği insan iken, neden kendime bu merhametsizliğim?)

Tüm hoyrat ellere rağmen tutunuyorum hayata,umut ediyorum,seviyorum,şükrediyorum,kederin içindeki mutluluk kırıntılarını arıyorum....Çoğu zaman buluyorum...Bulduklarımı biriktiriyorum-zira onlar çok kıymetli,ince bir işciliğin ve sabrın sonucunda ulaşılan mutluluklar-zor zamanlar için saklıyorum.
(Peki bu beylik cümlelerimin ne kadarını hayatıma uyguluyorum!?)

Çünkü yaralarımla mutlu olmayı seviyorum sanırım...Budur durum.
Bir kitapta okumuştum;'Mutsuzluk kendine alışmaktır,kendini kanıksamaktır'
Henüz kendime alışmadım,alışsam böyle oturup saatlerce tırmalarmıyım hayatı,kendimi!?
O vakit demektir ki mutluyum!
Belkide hepimize hayat boyu inanacağımız bir yalan armağan etmişler...Adını mutluluk koymuşlar...
Sonra da onu şarta bağlamışlar!..Olmazsa,olmazlarını sıralamışlar!
Ah o ilk şart!latanı bir bulsam!?

Hayat işte! Öyle veya böyle gelip geçecek...
Sonra bir gün bir melek gelecek ve süre doldu diyecek...Hepsi bu!


Ps:Dün akşam bir haber aldım.Kötü değil ama eksik;İçinde ben yokum...
Onca çabama,duama vs.ye rağmen,toparlayıp,iyileştiremediğim,birleştiremediğim kalan sağlarımdan biri hk.da....Tabii gece uyku tutmadı,kurdum da kurdum,yazdım da yazdım...Yazmak benim içimdeki basıncı düşürüyor.Patlatmıyor!..Sakin sessiz devam edebiliyorum hayata.
Sonra bu sabah bir telefon konuşması?Bu kadar mı 'düz' olur herşey!..Bu kadar mı yolunda?
Boşuna uykusuz kalmışım yazık bana!?..'Kendim ettim, kendim buldum' olsun bu yazının diğer adı da!

Ps:Müzik,piyano ve Amelie bugün bana ilaç!Ses please!

2 Şubat 2011 Çarşamba

BİR KADIN NELER YAPABİLİR?

Bir kadın neler yapabilir?
Yazar,siler,yazar,siler...Cümleleri toparlayamaz...Toparlanamayan cümlelerin suçunu zamana atar...
'Zamanım olsaydı hergün yazabilirdim ve böyle saçmalamazdım' diye düşünür çünkü.

Bir kadın neler yapabilir?
15 günlük yarı yıl tatilinin geçen 4 gününü özenle takvime işaretler...
İşaretler çünkü bir yanı;'mutlu anların tadını çıkar,sonra özlüyorsun onları' derken, diğer yanı; 'az kaldı dayan' diye fısıldar.

Bir kadın neler yapabilir?
Gece ne kadar geç yatarsa yatsın,sabahın en köründe kalkabilir...Kalkabilir çünkü annedir...Annedir çünkü gönüllü köledir ve köleler uyumaz!...Özgürlüğünü satın almak istemeyen ama içten içe de özleyen ikilemler içinde kalıp, sonra da bundan korkup dualar edendir bir de!

Bir kadın neler yapabilir?
Besleyebilir?...Hem bünyeyi,hem mideyi...Çocukları için sevgi ile yemekler yapar(sevginin 'yardımcısı' olması hayaliyle!) Yapar çünkü;beslemek onun işidir.Nokta.

Bir kadın neler yapabilir?
Sağlam kafalarının,sağlam vücutlarında olması için çocuklarını spora yönlendirir,destekler,yüreklendirir,örnek olur...Bu sebeple kar kış soğuk demez hergün yollara düşer,sulara düşer....

Bir kadın neler yapabilir?
Animatörlük yapabilir...Çünkü gerekli donanıma ya doğuştan yada doğumdan sahiptir...Doğumdan sahiptir zira annedir...Ve 'annelik' bir sürü ulvi duygunun yanısıra,laf ebeliğini,oyunu,drama yeteneğini,kavga anında hakemlik yetisini,içinden çıkılması zor açıklamalarda hayal gücünü ve atmasyon yeteneğini geliştirmiş dişilere has bir özelliktir.

Bir kadın neler yapabilir?
Romanlaşabilir?...Dil yeteneğini geliştirebilir?...O kadar çok konuşur,açıklama yapar,laf anlatır,o kadar çok isim tekrarı yapar ve Ereenn,Eliif...Ereeen,Eliiif der ki; sonun da markette/kasada/sırada ağzından çıkan ERİİİF? ile edebiyat değil ama sulukule klasikleri arasında yerini alabilir!?:p

Bir kadın neler yapabilir?
Dua edebilir...Sevdikleri için...Çünkü görmeden sevdiği,sadece adını bildiği ama yazılarını kalbine ebru gibi işleyen blog sahibeleri vardır..Zor zamanlardan geçen,hastalık çeken...Sanal elden bir şey gelmesede,gerçek dilden dua eder onlar için; ''Allahım lütfen .........bloğunun sahibesi .........'ya acil şifalar ver vs.''diye.(Duaları da ilginçleşmiştir şu blog işine girince:)

Bir kadın neler yapabilir?
Evinin kadını, çocuklarının anası olduğu erkeğin eşi olur...Eş zamanlı düşünceler ile sevmelerde buluşur...
Buluşur çünkü;bir insanı sevmekle başlayan her şey övmekle de devam eder...Sevgiyi över,övmeyi sever...
Naziktir zira kadın, her türlü ilişkide övmeyi sövmeye her zaman tercih eder:)

Bir kadın neler yapabilir?
Dost olur...Eş olur...Anne olur...Kadın olur...Ve eskilerin-anadolu- deyişiyle 'Kadın Ana' olur.


Ps:Malum çoluk çocuk tatildeyiz ve ben tam zamanlı anne günlerimdeyim:)Bu sebeple çok sık uğrayamıyorum mekana ve sizlere...Telafi edilecektir,affola.

Ps: Bir de bizim gurubun yeni yardım kampanyasını duyurmak istiyorum,ilgilenirseniz lütfen; KÜÇÜK DELİLER İLKÖĞRETİM OKULU YARDIM KAMPANYASI  bana mail atabilirsiniz...

Ps:Malum kış,malum keçi!..Şifayı kapma sakın blogcum...
Belki uykusuz bir gece de uğrarım yine...Kalın sağlıcakla!.