30 Kasım 2010 Salı

LÜTFEN!...BEN SİZİN BİLDİĞİNİZ?....

Kaç zamandır çok düşünceli görüyorum sizi...Neler geçiyor aklınızdan öyle kuzum?
Hatta bazen kendi kendinize gülümsüyorsunuz,korkutuyorsunuz bizi?
Geçen gece rüyanız da ismimle birlikte;
Kırmızı,tarçın,geyik,zencefil,mum,vs.anlamsız kelimeler sayıklamışsınız...
Beyzade'niz ve ben sizin için çok endişelendik ve sorduk ama?
''Çok reca edeceğim kapatın bu bahsi''
deyip gittiniz.
Bizde siz uyurken; kapının yada yorganın aralık kaldığına hükmettik?
?????
'Aralık' mı dedim ben?
Tabii yaa!!!Nasıl düşünemedik?


Aayy!
Ne yapıyorsunuz öyle kuzum?
Lütfen bırakın peşimi ben sizin bildiğiniz 'Kasım'lardan değilim!
Ayyy!! yapmayın ama ama lütfen!..Aaay!!...Ha ha hay!:))
Aralık gelmeden olmaz amaaa!:P
Lütfeeeeeeen :P

(Eh madem çok ısrar ediyorsunuz, bir sıcak çikolata içelim birlikte:))

29 Kasım 2010 Pazartesi

HASRET...

O gözler, bana ; Eskisinden yabancı
Gönlümdeki bu sevda; Hiç dinmeyen bir acı

Ruhumun kederinden....Gözlerim yaşla doldu
İnliyorum derdimden...Bana bilmem ne oldu

En candan arkadaşım...Ruhumu saran gece
Ben kime baglanmışım...Ağlıyorum gizlice

Kimsesiz karanlıklar...Derdime şifa verin
Kalbimdeki yaralar...Daha çok, daha derin...

28 Kasım 2010 Pazar

VE TATİL VE ÇOCUK VE SABIR VE....


Gezi/anı yazısı yazmak keyifli...Yazarken tekar yaşamak o anları...
En başta söylediğim gibi;Sadece yazdım...'Sade'ce yazdım...Yorumlarınıza çok teşekkür ederim...
.
Özellikle 2 çocuklu tatil nasıl oluyor merak edilmiş?Buyurunuz,okuyunuz,çocuklu tatil anıları...
Yanında da büyüklere masallar:)

İşin içinde çocuk oldu mu,yaşanılan her an büyük bir şölen/tören?..İster evde olun,ister çarşıda pazarda, isterseniz de tatilde turlarda?..Çocuk var ise işin içinde,akisyonun biri bin para!? Bugüne kadar pek çok tatil yaptık...Her yaşın ayrı güzelliği/zorluğu vardı,çoğunluk tatil dediğimiz günler koşturmaca içerisinde geçiyordu...Ah evlat! Bir ömür koşturabilirsiniz peşinden!Sonuç?;Yorgun ama mutluyduk!
İşin aslı ikizlerimiz olduğu günden beri koşturuyoruz biz,yeter ki o tempoya bir kez alışın..Kesinlikle pratik kazanıyorsunuz,tekrarlayarak öğreniyorsunuz her şeyi...

Neyse konumuza gelelim;6,5, yaşında 2 çocukla tatil ayrıntılarında sıra;

Çocuklarla tatile çıkınca;Şunu yapın yada bunu yapmayın diyemem elbet,ne haddime?Her türlü ilişkide olduğu gibi buda da ne bir tek doğru var,ne de yanlış? En önemlisi çocuğunuzu tanımak,öngörüyü yüksek tutmak ve tepkilerinizi belirlemek....
Zira insan ne yaşayacağını biraz da kendisi belirliyor...Olaylar karşısında ne tepki vereceğiniz,nasıl davranacağınız...Ya da karşılama şekliniz,sonucu belirliyor...Ve mizacınız!...Ben mi??Sabırlıyım!..Belki haddinden fazla!..Genel kanı bu,ben söylemiyorum....
(Tamam arada var benimde cozuttuğum anlar ama 'biz tek çocukla senden daha fazla şikayet ediyoruz sen 2 çocukla erdin mi arkadaşım?'diyorlar ya bana o zaman hımm diyorum demek ki var bir gerçek payı?
Nihayetinde;Yaa sabır! çekerek aldığımız derin nefeslerle yaşıyor,gerektiğinde nirvanaya ulaşıyoruz değil mi?:)
Aslında çok da bir seçeneğimiz yok!Olmasında zaten?Neyi seçeceksin?
İnsan hiç evlatlarından vazgeçer mi?Anneyiz hepimiz, bilmez miyiz ne zor iştir bir çocuğu büyütmek? Nasıl bir sevdadır annelik...Koşulsuz şartsız severiz, kölesi oluruz,sevginin en katışıksız en saf halini tattığımız başka kim vardır ki bu dünyada? E haliyle alışkanlık yapar bağımlısı oluruz:)Çok şükür!

(Konuya da bir giremedim ya tebrik ediyorum kendimi!)

Öncelikle denemeden ne yaşayacağımızı bilmediğimiz ama iyi/kötü çocuklarımızın huylarını bildiğimiz için
Onlara fark ettirmeden çocukları paylaştık;
Kızım,oğluma göre daha zor mizaçlı...Zorları seven kim?(Anne!?:)
Oğlum,kızıma göre daha sakin...Sakin kiminle anlaşır?Sakinle.(Baba!:)

Olabilecek en rahat tatil paketlerinden birisini tercih ettik...
Konaklama: 4 gece 5 gün süren tatilde hergün farklı bir şehir görmek,farklı bir otelde konaklamak yerine sadece Roma'da kaldık...Böylece çocuklar için otel odası geçici de olsa ev görevi gördü;HUZUR!

Günü birlik gezilerle başka şehirlere giderken,yolda;
-bol ama çok bol muhabbet?
-soru/cevap/bilmece oyunları..
-Mutlaka küçükde olsa bir defter ve kağıtki resim çizebilsinler(çok şükür çok seviyor ikisi de hala en büyük kurtarıcımız)
-Oğlum için sadece çok gerekli!durumlarda babasının cep tlf.dan oyun!:(
-Bazen -yolculuk sırasında-uyuyor numarası?Evet itiraf ediyorum özellikle kızımda işe yarıyor:P
-Ve sonsuz sabır,ilgi,anlayı,sonra yine sabır!Yani her ne kadar gözümüz/aklımız michelangeloda,şaraplarda,tarihte vs.de olsa da?:)çocuklarımızdan ilgiyi eksik etmedik en azından o hissi verdik:)
Ama yok,yok o kadar da hakkını yiyemem evlatlarımın...Genel olarak sakin ve uyumlu çocuklarım...
Her çocuğun yapacağı/yaptığı kadardı onların ki de?
Hatta bazı günler öyle çok yürüdük ki,biz bile dayanamazken,onlar o minicik ayakları ile nasıl dayandılar hayret ettik...Tabii ki 'Harikasınız,sizinle gurur duyuyoruz!'vs.şeklinde verdik gazı,verdik gazı, bol,bol:))

Çocukla tatil yaratıcı olmak demek?
Yemek yerken lokantada vs.sakin durmaları gereken yerlerde ise kurduğum şu cümle ki nasıl akıl ettim,nasıl kullandım Atamı böyle bir durum için hala şaşkınım?;'Lütfen! siz Atatürk çocuklarısınız,burada Türkiye'yi ve Atatürkü temsil ediyorsunuz,ona yakışacak şekilde davranın!?Hııı?Nasıl yani???
Cümlenin içinde Atatürk geçince duraksadılar bir müddet ama kısa bir süre etkili oldu,olmadı değil!

Dedim ya çocuklarınızı tanımak en önemlisi;Çok gaza geliyor bizimkiler,görev adamlarım benim...
Öyle önemliki onlar için kendilerini anne babaya ispatlamak,aferin almak ve en önemlisi başardıkları her işi sonunda diğer kardeş üzerine 'Ben başardım' diye baskı kurmak için kullanmak?ah işte ikizlerin dünyası!


Ve gerektiğinde eksileri artıya çevirmek? 
BKNZ:BENCİL DEĞİL SENCİL YAKLAŞIM!

-Tur rehberimizin peşinde sokak, sokak dolaşırken oğluma;
''Eren'cim senin yön bulma duygun çok kuvvetli lütfen benim için gezdiğimiz sokak ve caddelere dikkat edermisin?Dönüşte buralardan tek başımıza geçeceğiz ve ben senin yardımın olmadan bu işi başaramam!?''
İşte sihirli cümle budur ve bir çok kez sonuç başarılı olmuştur.:)

Ya da kızıma;
''Elif'cim biliyormusun gideceğimiz Sistina Şapelinin duvarlarında tıpkı senin yaptıkların gibi resimler varmış...
Biliyorum seninkiler çok daha başarılı ama yine de bir bakalım birlikte, belki yanlış bulduğun  yerleri düzeltmelerini söyleyebilirsin!?:)''






Ve elbette çocukla tatil küçük süprizleri göze almak demek!?

Floransadayız;Akademi müzesinde;Michelangelo'nun ünlü davut heykelini gördü kızım ve;
'Annneee heykelin pipi'sine baaaaak!!??? şeklinde muzip bir çığlık attı!!!
(O an müzede değil 'yerebatan' sarayındaydım:)










Nerede kalmıştık?
Napoli/Pompei: Roma/Napoli arası 2,5 saat,ilk durak Pompei...





                                                                                                                                                                 Pompei ve orada yaşanılan trajedi hep ilgimizi çekmişti...Malum;Pompei şehri, 24 Ağustos 79..... tarihinde Vezüv yanardağının patlaması sonucunda tamamen yok olmuş,200 bini aşkın insan hayatını kaybetmiş,patlamada çıkan kül ve lav karışımı insanların ve eşyalarının üzerini bir örtü gibi kaplamış ve oksijenle ilişkisini kesmiş.Bu nedenle kalıntılar günümüze kadar yok olmamış...Roma kent yaşamından kalıntılar,yollar,evler,insanlar:( Taşlaşmış insan bedenleri var bir çok yerde...Ancak sadece iki tanesi gerçek,diğerleri aynı formda yapılmış heykeller,onların asılları ise kent müzesinde imiş....
Çocuklara -haliyle- heykel olduklarını söyledik...
Çok fazla foto eklemeyeceğim,görüntüler çok kötü olmasa da rahatsızlık verici:(

*Napoli için ne anlatsam?Aklımda kalan sadece çöplerdi desem?Çöp toplama yok Napoli'de,bu yüzden de her köşe başı,her direğin dibi hiç abartısız en az 25-30 adet çöp poşeti:(
Çöp toplama işinin Mafya'nın elinde olduğunu,onların da kendileri haricinde toplayanları vurduklarını öğrendik?-şaka gibi-?

Son gün, pazar günü serbest zamandı,bizde o günü çok methini duyduğumuz Piazza Navona'ya ayırdık..

Piazza Navona aslında büyük bir meydan...
Performans sanatçılarının,ressamların,müzisyenlerin şenlendirdiği...
Roma'nın bir çok yerinde olduğu gibi bura da da görkemli havuzlar bulunmakta...Özellikle ünlü heykeltraş Bernini'nin eserleri görülmeye değer...

Çevrede alışveriş yapabileceğiniz pek çok dükkan ve uzun süre keyifle oturup yemeğinizi yiyip,kahve'nizi içebileceğiniz cafe'ler var....

Ama özellikle performans sanatçılarının gösterileri çocukları da bizi de eğlendirdi...

Ve tatil biter...Köylü köyüne evli evine döner:))

Daha bir çok ayrıntı var anlatılacak,not alınacak ama adı üstünde ayrıntı...Onlarda rüyalara/bana kalsın...


VEEEEEE....
Keyifli bir pazar olsun blogcum...Tatlı mı tatlı birde:)))
Hadi buyrun hep birlikte:))))

24 Kasım 2010 Çarşamba

YAŞA,YAŞA / YAZ,YAZ/ OKU,OKU/ BİTMEZ ! :)

Eski yazılarımı okuyanlar bilirler sevdamı...Bilirler gitmeyi/görmeyi ne çok istediğimi...Bilirler hayallerimi...Siz onları bilirdiniz de; Ben uçaktan adımımı atttığım anda hissettiğim garip aidiyet duygusunun varlığını bilmezdim?Bir huzur,bir sıcaklık?Kesin bir önceki yaşamım da vardı bir bağlantım oralarla kesin!?

Bayram arifesinden anneciğimin mezarını,bayram günüde aile büyüklerimizi ziyaret edip hayır dualarını alarak 1.gün çıktık yola...İstikamet Roma!İtalya!
Açıkcası yola çıkmadan önce çok kaygılıydık,hani bir şey olacağından değil de 6,5 yaşında iki çocukla bilmediğin yaban ellerde,bilmediğin yemeklerle,hadi onuda geç turla gezeceğiz,ekibe uymak lazım,ya yorulurlarsa,inatlaşırlarsa ve hatta en korkuncu benim güzel cadım o ince çığlığını en yüksek desibelinden bir atarsa?
Hani bize bir şey olmazda,ya Papa korkarsa?:P
Duyan;Ah ne güzel Roma gezersiniz romantik,romantik diyordu...
Bense muhtemelen 2 çocukla romantik komedi oluruz diyordum!
Bundan sonra büyük konuşmayacağım,yalancı çıkmamın sevinciyle doluyum!:)
*VATİCANO!
İlk gün ayağımızın tozu ile bavulları tur otobüsüne atar atmaz;
Müslüman ülkenin müslüman vatandaşları olarak, Hristiyanlığın merkezi,kutsal kenti olanVatikan'a koştuk!??
Din değiştirmeye değil tabii ki?:)

Sadece yıllardır merakla izlediğim,okuduğum,tüm filmlerin,kitapların ve çalıştığım sanat tarihi derslerinin hatırına o heykelleri dünya gözüyle görmek,o binaların içinde olmak ve tarihe dokunmak için.
Dini açıdan -haliyle- herhangi bir etkileşim de bulunamadığımızdan 'müze' gezer gibi gezdik tüm yapıları...
Kiliseler,şapeller,katetralller hepsinden tarih fışkırıyor,sanat fışkırıyor....
Tabi mevcut din buna çok müsait...Paganlığında etkisiyle putlaştırma tarzında heykeller,melekler,azizler,rahipler vs.çok fazla....
Yağlı boya tablolar ve duvar rölyefleri ile görsellik çok başarılı ve etkilyici bir şekilde kullanılmış bu da her yapıyı bir sanat eserine dönüştürüyor.


Vatikan'a St.Pietro Meydanından başladık.288 sütünla çevrili bu geniş alanın tam ortasında bir benzerinin İstanbulda bulunduğu bir Dikilitaş var.Meydanın sonunda ise St Pietro Katedrali.
Katedralin içinde-kendi mimari yapısıda dahil-pek çok eser; ünlü ressam,heykeltraş ve mimar Michelangola'ya ait...

Ben en çok ünlü Pieta (Merhamet) heykelini merak ediyordum.İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra annesinin /Hz.Meryem'in kucağına yatırılmış hali... Görünce bir kere daha Michelangelo'ya hayran kaldım...Mermerle yansıtılan o doğallığa,o yumuşak hisse.(yanda)...Katedralin birisi sağda,birisi solda olmak üzere iki adet kapısı bulunuyor...Her 20 yılda bir hacı olmak üzere vatikan'a gelen hristiyanlar Cennet Kapısından geçerek hacı oluyorlarmış...Bir de Cehennem Kapısı vardı ki onun yanında pek kimse yoktu?!

*la Fontana di Trevi /TREVİ (üçyol) ÇEŞMESİ; Aşk çeşmesi diyorlar adına da aslında pek bir ilgisi yokmuş,klasik, turist çekmek amaçlı kullanılan bir isim...Rehberimizin dediği geliyor aklıma hala gülüyorum;...Bizimkiler Romalı Perihan filmlerinden sonra kullanmaya başlamışlar bu adı demişti:))
İsmi boşverin cismi anlatın derseniz eğer tek kelimeyle çok güzeldi!; Denizkabuğu şeklinde bir at arabası, arabayı çeken denizden çıkan kanatlı atlar ve arabada bulunan mitolojik deniz tanrısı...Ve tabii ki biz de kurala uyup, kendimiz ve özel istekte bulunan tüm dostlarımız için dileklerimizi dileyip, İtalyan Ekonomisine katkıda bulunduk:)

Tarih ne yazmakla ne anlatmakla bitecek gibi değil!
Biraz hava/konu değişimi yapalım;

Genel olarak Roma hakkında edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum şimdi de;
*Roma'da su bedava...Evlere su faturası gitmiyormuş,şehirdeki tüm çeşmelerin suyu içilebilecek kıvamda imiş.
*En düşük asgari ücret net 900 euro civarında olunca haliyle biraz pahalı bir şehir...
*Kahvaltıları tatlı kruvasan,pasta ve keklerden oluşuyor...Yok öyle bizdeki gibi güzelim tam yağlı bir beyaz peynir,domates,zeytin,çay! vs.(yazık onlara:)
*Tüm salam,sosis vs.ürünlerin domuz eti içerdiği öğrenince,çocuklara-son kullanma tarihleri geçmiş onları yemiyoruz-şeklinde caydırıcı parlak!cümleler kurduk.
*Lokanta veya Cafelerde ayakta atıştırmak çok yaptıkları birşey...Hep bir yere yetişme telaşında oldukları için dedi rehberimiz ama bence bir fincan cappicıno'ya;ayakta 1 eoru!,masada oturup içince 3 euro vermeleri daha haklı bir gerekçe!
*Ve bir kadeh şarap,bir kutu cola'dan daha ucuz!Ev yapımı kırmızı şaraplarından Chianti!tavsiyemizdir:)
*Domuz eti çekincemizden dolayı Vejeterigian pizza tercih ettiğimiz için pizzaları hakkında pek bir yorumda bulunamayacağım,genelde güzeldi ve bizim alışık olduğumuz pizza hamurlarının aksine hamurları neredeyse lavaş inceliğinde idi.
*Tiramisu'larına bayıldım!
*Makarnaları al dante-yarı pişmiş haşladıkları için, az piştiği ve dolayısıyla çok çiğnenip yavaş yenildiği için porsiyonlarının az olmasına rağmen oldukça doyurucu ve lezzetli!
*Kremalı tatlıları,kekleri çok fazla tüketiyorlar,pakarna ve pizza tarzı hamur işlerinide öyle...Yine de genel olarak gayet fitler...spor!spor!spor!
*Kadınlar mini etekleri ve illaki kırmızı rujları ve illaki sigaraları ile arzı endam ediyorlar sokaklarda...Ve bir allahın kulu da 'bunda iş var!'tarzı bakışlar atmıyor onlara,öyle rahat ve mutlular benim gördüklerim...Birde gece taksiye yalnız başına binen kadınlara taksi şöförü %20 indirim yapmak zorunda imiş,kadını koruma amaçlı...

*Çoğu yolda trafik için sinyalizasyon yok...Yaya olarak adımınızı yola attığınız anda arabalar duruyor!?
Alışık olmayınca insan bir mühim hissediyor kendisini:)
Hatta bir ara kaldırımdan ayağımı yola basıp,çekesim,basıp,
çekesim, arabaları oynatasım geldi:P

*Ve hemen her şehirde olduğu gibi Roma'nında bir Cumhuriyet Meydanı var ve o meydanın yanında da
Gladyatörler?!
Foto madam,foto!?:))

Neyse bu kadar magazinden sonra dönelim tarihin tozlu sayfalarına...
Hala benimleyseniz? merak etmeyin az kaldı:)

FLORANSA,Firenze; Romada kaldığımız 5 gün içinde hava 3 gün yağmurluydu...ilginçtir yağmurlu günlerde sabahtan14:00,15:00'e kadar hava açık güneşliyken sonrası illaki ara ara yağmurluydu...

Roma/floransa arası yaklaşık 3,5 saat...Otobüs yolculuğu keyifli olsada bir müddet sonra sıkılan çocukları eğlendirme işi kesinlikle tecrübe istiyor(bknz: ikiz babası:)

Öncelikle belirtmek isterim ki Floransa kesinlikle Roma'dan daha güzel!Açık hava müzesi kıvamında meydanlar,binalar ve daracık sokakları ile şirinmi şirin bir küçük şehir...Amma velakin yağmurun azizliğine uğrayarak dolaştığımız için her yerini gezemedik,göremedik,fotosunu çekemedik!:(
Kalbimde aklımda Firenze de kaldı...
Bir katedralin önünde Dante'nin( evet,evet o! dante gibi ortasındayız ömrün diyen dante)heykeli vardı.Harika bir yapıydı ama adını bile anlayamadım yağmurdan,işte o yapının arka bahçesinde Galileo Galile'nin mezarı varmış(evet,evet o!dünyanın döndüğünü bulan şahsiyet)onu çok görmek istedim ama hem fırsat,hem vakit olmadı:( Nihayetinde kapalı mekanlarda geçen bir kaç saat sonunda;

Mıchelengo'nun ünlü Davud/david heykelinin orjinalini( ki foto çekmek yasak olduğu halde flaşsız çektim,pişman değilim!

Ve ünlü Floransa/Toscana bölgesinin üzüm bağlarının şaraplarından tatma ve alma şansını yakaladık...


















Veee son!
Diyemiyorum çünkü daha,Napoli,pompei ve piazza novana var:)
Ama tahminim odur ki ne sizde okuyacak sabır ne bende yazacak anlatacak hal kalmamıştır:)
Bu kadar uzun postlar yazmak,okunulması bakımından riskli biliyorum,genelde hepsi okunmaz,haliyle yorum yapılmaz,eğer yapılmaz ise biliniz ki bu bloğun sahibesi bu duruma hiç bozulmaz:))
Empati herşeydir netekim:))

Devamı var bitmedi aşkımız:)))))))))

23 Kasım 2010 Salı

MUTLU BİR AİLE ERKEN CENNETTİR...

Aslında başkaca şeylerden bahsedecektim,başka,bambaşka.
Sonra farkettim ki;anlatacaklarım-anlatmak istediklerim bu ve buna benzer şeyler...
İzlerken ağlattı beni...Ağlatırken de hatırlattı...
Bence sen de izle blogcum.


Hepimizin bildiğini yeniden tekrarlamak zamanı şimdi;
'MUTLU BİR AİLE ERKEN CENNETTİR' (Bernard Shaw)

*Uzun,uzun anlatılmayı,not alınmayı,paylaşılmayı hakeden bir bayram tatili yaptık biz bu sene blogcum.Gerçekleşen hayallerimden,şükürlerimden birisi daha yazacağım sana:)
Yol yorgunluğumuzu atar atmaz,yakında çok yakında?:)))

15 Kasım 2010 Pazartesi

SARI,SARI SONBAHAR...






































Yere düşen yapraklar kadar çoktu hayallerim...Hüznüm,sevincim,kederim...
Kimisini dedim, kimisini sadece diledim...Bekledim...
***


























Umulmadık bir günde…Umulmadık zamanlarda…Umulmadık şekillerde...
Gücüme gitti hayat bazen,buğulandı görüş alanım...
Derin iç çekişlerimin buğusuna yazdım adı bende saklılarımı...
Dünü gün gibi yeniden yaşamak yerine,oluruna bıraktım...
Acı çekmenin kibarını seçip,mum gibi içine erimeyi de bilince bir de...
Kaldırmadım başımı,bakmadım yüzüne, gülümsedim geçtim sadece yanından; çok şükür!diye,diye...
***


























Umduğum yerden geldi ışık sonra...
Gözümü kamaştırdı,sevgim,şükrüm,sevdam...Siper ettim elimi; Gölgesine sığındım sevdiklerimin:)
***





































Ve çok uzun zamandır ertelediğim sevinçlerime yer açtım...
Her insanın zayıf olduğu, sadece duygularıyla hareket ettiği 'anlar'ın hatırına:)
***
Ve biliyorum ki;Şimdi gülümsüyorsam;

Seni seviyorum demenin sıcaklığından...

Anneciğim,babacığım diyen dillerin aşkından...

Ve bu mucizeleri nasip edenin nurundan...

GÜLER YÜZLÜ,GÜLEN GÖZLÜ ve
HAYALLERİNİZİN GERÇEKLEŞTİĞİ
BAYRAMLAR DİLİYORUM :))

11 Kasım 2010 Perşembe

HERŞEY 'HERKES' İÇİNDİ...

Geçtiğimiz ay 6 yaşına bastı zuzular dolu,dolu:)

(Gerçi artık 2 minik dana kıvamındalar:)) Dana! hitabı her ne kadar söylemde sevgiyle söylense de yazım da kaba kaçtığı için ve her ne kadar çocuklarımın kuzuluk bir hali kalmasa da? bir müddet daha zuzuya devam:)

Efendim şimdi bendeniz bu postu yazıp,yazmama,fotoğrafları paylaşıp,paylaşmama konusunda kararsız kaldım? Şöyle ki;

Yanlış anlaşılır mıyım?;Hani görmemişin çocuğu/ikizleri olmuş,tutmuş onları hayatının merkezi yapmış??
Yüzlerinde göreceği minicik bir gülümseme için gece yarılarına kadar kurabiyeler mi yapılırmış?
Hem ayıp kardeşim,insan yediğini içtiğini hiç sergiler miymiş?
Alan var,alamayan var,yapan var yapamayan var,yiyen var,yiyemeyen varmış...
şeklinde giden bir sürü düşünce ile boğuşurken? Birden!?

Nefes alırken Elif olduğumu farkettim,verirken Eren...
Sabahları Elif'dim..Akşamları Eren...
Kalp ritmimi tutturmuştum hatta; Elif,Eren...Elif,Eren...Elif,Eren!

Abartı mı dediniz? Belki? Bilmem?
Tek bildiğim; Anneyseniz siz de bilirsiniz!

Sonuçta;

Herkesle paylaşabildiğim kadardı hayat,paylaştıkça çoğalıyordu...
Ve herkesle birlikte gülüyordum ben hala...Kendi kendine gülen deliydi malum !?
Kimse için değildi zaten yaptıklarım, herkes içindi....
Herkes mutlu olsun diye...Herkes'in gönlü olsun...Herkes kıvansın,sevinsin diye...
Kendim için bir şey istemiyordum...İstiyorsam na merttim?
Herkes'in açılımı farklıydı sadece;'Herkes' aslında bendim....

Ve herşey,herkes içindi...
Kendi dünyamda...
Kimse bilmeden...
'Herkese' hatıra kalsın diyeydi tüm çabam!

Herkes için yaptım,paylaştım,olacak!
Herkes çoğalacak!:)))
(Pastalar hariç herşey;Made in Banu!:)





SİZ ÇOK ÖNCELERİ ANNENİZİN UYKUSUN DA BİR RÜYAYDINIZ,
UYKUMDAN UYANINCA DOĞDUNUZ..
6 YILDIR OĞLUMUZ,KIZIMIZ,ŞÜKRÜMÜZ,DUAMIZSINIZ..
GÜLEN YÜZÜM,
GÜLEN GÖZÜMSÜNÜZ....
İYİ Kİ...İYİ Kİ...
:))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))

Tarifleri unutmuşum özür dilerim:
Kuzu ve kalp kurabiyeler için lütfen buraya TIK
Kurutulmuş domatesli tortellini şiş fikri sevgili HayatımdakiD'ler den teşekkür ediyorum....
Meksika Fasulyesi için  lütfen buraya TIK
Muffinler için lütfen buraya TIK...(Ben tarife ilaveten bir kısmının içine böğürtlen,bir kısmına fındık koydum...Fındık koyduğumun üzerini fındık ezmesi ile,böğürtlenlilerin üzerinide sarelle ile kapladım...Özellikle çocuklar bayıldı:)
Elmalı Kreviz Salatası için lütfen buraya TIK
Patates salatası,ıspanaklı ve peynirli börek,haşlanmış mısırlar hepimizin bildiği tarifler,onları yazmasam?:)
Afiyet olsun cümlemize:)

9 Kasım 2010 Salı

..........

Bir önceki postta sözünü ettiğim SAVARONA dan görüntüler...

UNUTMADIK,UNUTMAYACAĞIZ,UNUTTURAMAYACAKLAR ATAM SENİ!
SEVGİYLE,SAYGIYLA,ÖZLEMLE...
RUHUN ŞAD OLSUN...


6 Kasım 2010 Cumartesi

SÖYLEYEBİLDİKLERİM/ANLATABİLDİKLERİM

İlyas Başsoy'un bir sözü vardır;

''Kendin dahil, tüm insanlara "söyleyebildiklerin" kadar yakın olursun.''...

Onu düşünüyorum kaç dakikadır; Söyleyebildiklerin, anlatabildiklerin kadar yakın olmayı?..
Yakın olmak istiyorum da?...Şu an,şu saniye öyle zor dönüşüyor ki kelimeler cümlelere?Kendime şaşıyorum?

Hele ki; Yakınımda yamacımda, onca resim dururken ve zamanın tavsattığı şeyler gibi görünmeye başlamış iken anılar...Geçen onca günü bir kaç satırda layıki ile anlatmak daha da zor geliyor...

Yine de deneyeceğim....
Anlatıyorum; Önce kendime,sonra sana blogcum...

Uzunca bir tatil yaptık bu sene,dolu,dolu...Bizimkilerle yakın yaş gurubunda çocukları olan arkadaşlarımız ile birlikte olunca oldukça keyifli ve eğlenceli oldu hem bizim hemde çocuklarımız için...

İlk hafta Selimiye'de kaldık...Sessiz sakin,geceleri gökyüzündeki yıldızları sayacak kadar dingin bir tatil yapmak için birebir...Henüz çok bozulmamış,insanı da,doğası da...Özellikle denizi tam çocuklara göre ılık,sığ ve kumlu...

Bir gün tekneyle koyları dolaşırken bir koyda demirli bir yat gösterdiler SAVANORA imiş...
Uzaktan aaah ah! deyip içimi de çektim, fotoğrafını da...Sonrasın da yaşananları düşürsek belki de o gün de orada?:(

Teknedeki fotoğrafçı anlatmıştı, içine girmiş SAVANORA'nın, her köşesini çekmiş,Atamızın hasta olduğu bir dönemde kanı alınırken yatağına damlayan kan lekesi bile duruyor,eşyaları,kitapları derken duygulanmış,
duygulandırmıştı hepimizi...
Kendi çektiği fotoğrafları cd olarak verdi bize sonra...'Atamıza ait ne varsa herkes görsün,herkes paylaşsın istiyorum' diyerek...Yani elimde birçok iç mekan görüntüsü var ama başka bir postta paylaşayım istiyorum.

2.Hafta Akyaka'daydık tek kelimeyle bayıldım,yeşilliğine,denizine ve en çokta mimarisine...İkişer katlı, bahçeli, Muğla bacalarıyla süslenmiş, kırmızı kiremitli, bembeyaz badanlı ahşap evler...
Ve her evde neredeyse çatıları bile kaplayan o
pembe,mor,begonviller!.
Bayıldım,bayıldım...

İklim şartları aynı değil biliyorum...
Bursa'da uzun vadeli yaşarlar mı? Zor?:(
Ama çok seviyorum,dönüşte bahçemize ektik bir kaç kök verandaya sardırmak amaçlı...
Anne yadigarı sardunyalardan sonra ilk defa bir çiçeğe bu kadar aşkla bağlandım,gözüm gibi bakıyorum...Ve onlarda şimdilik cevap veriyorlar sevgime...Onca yağmur yağdı dayandılar,dökmediler ya yapraklarını ümitliyim,belki kışıda çıkartırız birlikte.. .


Akyaka'da Nail Çakırhan mimarisi...Akyaka demek o demek orada yaşayanlar için...

Birbirinden güzel yapılarıyla geçmişin değerlerini günümüze ve geleceğe bağlayan bir ad olarak efsaneleşmiş...

Hızla betonlaşan,yozlaşan birbirinin kopyası tatil beldelerine örnek olsa Akyaka...Ah olsa!

Ve tatil biter...

Eve dönüş;okul hazırlıkları...Zuzular artık ilköğretim'de!:)

Hazırlıktalar şimdi;kıyamadık 1'e başlatmaya,boylarına,poslarına rağmen daha oyun çocukları onlar bizim için...Sınıflarını da ayırdık,zira her konuda sürekli birbirleri ile yarış içindeydiler,kendilerini bulmaları ve farklı arkadaş çevrelerinin olması gerekliydi...

Tabii ki endişelerimiz de vardı ne yaparlar,ne tepki verirler acaba diye? Malum ikizdiler, doğduklarından beri hiç ayrılmamışlardı,en yalnız olduklarında bile iki kişiydiler, kardeştiler, kavga edip 5 dk. sonra gülüşürlerdi vs.vs.vs.

Böyle derin düşünceler içerisinde açıklamamızı yaptık;
'Olması gerekenin bu olduğunu,okul kurallarının bunu gerektirdiğini?'
(ki yok öyle bir şey?:) söylediğimizde sandığımızdan çok daha olağan karşıladılar bu durumu? Meğer bıkmışlar birbirlerinden de haberleri yokmuş?:))

Şaka bir yana çocuklar göründüklerinden daha güçlü,büyükler gibi değiller yok öyle gereksiz kaygıları,şartlanmaları...E böyle olunca da haliyle çabuk adapte oluyorlar her değişikliğe...

Ve geçen zamanda gözlemlediğim kadarı ile bu ayrılık hepimize çok iyi geldi,birbilerini özlüyorlar,paylaşımları daha farklı,daha güzel...Bir tek ben biraz zorlanıyorum;İki ayrı çocuk,iki ayrı sınıf olunca haliyle defter tutuyorum;Şunlar Elif'in öğretmenleri,arkadaşları,anneleri, şunlar Eren'in öğretmenleri,arkadaşları,anneleri...:))

Günlerin getirdiği de,götürdüğü de bu kadarla bitmiyor elbet...Hayatın kendisi bir hikaye iken daha pek çok ayrıntı var atladığım,anlatamadığım....Çocuklarımın doğum günü,benim TEGV maceralarım..Başka postlarla geçte olsa kısa kısa paylaşmayı arzuladığım...

Ve son olarak merak edenlere;İyiyiz...Hepimiz!..Çok şükür her şey yolunda...
Olanlarla,olduğu kadar bir yaşam sürüyoruz!Ne bir eksik,ne bir fazla...

Bir slayt ekledim;Tatilden,artık okullu olan zuzulardan,benden,bizden karelerle...
Şimdilik böyle olsun blogcum...Özlemleri gidermek...Yakın olmak dileğiyle!:))

3 Kasım 2010 Çarşamba

AYLAR GEÇSE DE ÜSTÜNDEN...

Bir müddet kaybolsam dedim,kaybolsam sonra tekrar bulsam kendimi...
Sonuçta ne laf bitiyor,ne söz! Vıdı, vıdı, car,car nereye kadar?:))
Ara verdim,müsade istedim,sükut dedim...
'Söz gümüşse,sükut altındı' ben öyle bildim...
..................................................................
..........................................................
..............................................................................
Uzunca bir aradan sonra yeniden merhaba blogcum...
Anlatacak çok şeyim var...Yorumlara,arayıp soranlara ise sonsuz teşekkürüm...
Çok özledim buraları,çok özledim hepinizi...
Bir de neyi? Nereden başlayıp yazacağımı bilsem?:))