15 Eylül 2008 Pazartesi

BİZ KADINLARIMIZI HİÇ SEVMEDİK

BİZ kadınlarımızı HİÇ sevmedik...

Ya onlar?...
Hep sustular...
Koskoca bir CUMHURİYETİ erkeği ile omuz omuza mücadele ederek ve ne olursa olsun yılmadan bizlere armağan eden kadınlarımızı HİÇ sevmedik...
Kimi zaman mermi yaptılar...
Kimi zaman yemek yapıp sökük diktiler...
Gün oldu aldı eline silahı ve düşmanı yok etmek için mücadele ettiler..
Hatta silahlı çete bile kurup bazı erkeklerin bile yapamadığını yaptılar: DÜŞMANI VATANINDAN KOVDULAR...
Dünya üzerinde HİÇ bir kadının yapamadığını yaptı ve Osmanlının satmaya kalktığı vatanını çocukları ve milleti için savundu...
Tüm bunları yaparken ASLA bir çıkar gözetmedi...
Bu uğurda 'namusu'nu bile kaybetti ama üzülmedi...
ÇÜNKÜ ONUN NAMUSU VATANI idi...
Bu büyük mücadelenin kahramanları başta olmak üzere kalbinde CUMHURİYET ışığını ve sevgisini yaşayan ve yaşatan kadınlara; CUMHURİYET KADINLARI diyoruz...

Ve acaba şimdi onlar neler yapıyor?
Onlar uzun süredir sustular...
Yıl 2008 ve TÜRK KADINI 128 ülke arasında kadın-erkek eşitliği sıralamasında 121. sırada...(iran= 118, arap emirlikleri= 105,mısır= 120...)
ÖSS'de her yıl kızlarımız daha başarılı olduğu halde ve üniversiteyi bitirdiklerinde yüksek dereceler alıp master ve doktora yaptıkları halde: TÜRKİYENİN YÖNETİCİ KADROSUNUN %93 ü ERKEK....%7 si KADIN...
Biz kadınlarımızı HİÇ sevmedik....
iş güç sahibi olmalarını engelledik bari AİLE hayatı ile MUTLU edelim dedik! ve bakın neler yaptık:
Askerlik bitip de bir iki kuruş para kazanmaya başlayınca 'sevişme zamanımız' gelince dört bir yana haber saldık...
Ya da bir şekilde birilerini bulduk...Bir şeyleri yaşamak uğruna (hayatın anlamı bile diyen oldu) Öyle sözler verdik ki kadınlarımıza, o sözler gerçekliğini çok kısa zamanda kaybettiğinde bizim 'sözde' sevgimizde bitti.. (hem de hemen...)
Daha sevgili iken DÖVMEYE ve HAKARET etmeye başladık...Ama onlar sustular...
'El değmemiş' olanlarından seçmeye özen gösterdik...Ama bizim için bu şart değildi...Belki kadınların da aynı şeyi düşündüğünü akıl bile edemedik... (işimize gelmedi)...
GÖZLERİNDEN başka her yerlerine baktık! (kaçınız sevgili ya da eşinizin göz rengini tereddüt etmeden söyleyebilir? )
Onlar için dağları bile delmeye ve tüm engelleri aşmaya söz verdik hep...
Ama onunla birlikte bir şeyler paylaşmak adına bir salata yapmak ya da aldığımız bir şeyi yerine koymak bile zor geldi...
Buna karşın onlar hep sustu..'sonsuza kadar mutlu olacağız' diye klasik bir sözü hepimiz söyledik ama daha balayında şiddete başladık...

Kendimizi hep üstün gördük...
En çok övündüğümüz şey olan 'cinsellik'te bile ne kadar acı bir durumda olduğumuzun farkında bile olmadık... (bu da işimize gelmedi...)
Bir kadının SONSUZ kere yaşayabilme potansiyeli olan 'cinselliği' 15 dakikada başlayıp biten bir şeymiş gibi yutturmaya çalıştık...
Ama bu sefer suç bizde değil! sigara içen ve spor yapmayan bir toplum olarak daha fazlası elimizden gelmez...
Onlar ise SONSUZLUĞA sahip oldukları halde biz üzülmeyelim diye 'rol' bile yaptılar... Ve hep sustular...

Çocuk sahibi olmak istediğimiz de eşimizin 'hazır olup olmadığını' bile düşünmeden hemen işe koyulduk... Hamile olduğunda ne kadar zor bir dönem geçirdiğininde farkında olmadık... ,
Hatta 'son anlara kadar' 'o işi yapmak' için can attık... (bu dönemlerde eşimiz bebekleri için patik örerken biz onun deforme olmuş bedeninden 'tiksinip' birileri ile onu aldattık...)
O durumda bile yani 10-15 kilo almış kocaman burnu ile bile ne kadar güzel olduğunu 'yalandan' bile olsa söylemedik...
Çocuğumuz doğduğunda 'kız' ise birazcık burulduk ama bir sonraki 'erkek' olur umudu ile yaşadık...

Arada zamansız ve sebepsiz bir hediye bile almadık...
Toplumun dayattığı 'özel günlerde' ise mecburiyetten aldık...
Mayısın ikinci pazarı ANNELER GÜNÜ diye hediye aldık...
Ama asıl anneler gününün ilk çocuğumuzun doğduğu gün yani eşimizin anne olduğu gün olduğu aklımıza bile gelmedi...
14 şubatta 'sevgililer günü' diye hediye aldık...
Ama sevgililer gününün; onu GERÇEKTEN ÇOK SEVDİĞİMİZİ anladığımız gün olduğunu bile unuttuk...O tarihi hatırlayan var mı? Tüm bunlara rağmen onlar hep sustu...

Bizden daha başarılı ya da fazla maaş aldıklarında 'gururumuz' incindi...Hatta bir süre sonra bu olay yüzünden bile kavga çıkartıp onlara şiddet uyguladık...
Köylü ya da kentli, okumuş ya da cahil tüm kadınların birleştiği tek nokta 'şiddete maruz kalmak oldu'...

Evli olduğumuz halde 'çok sevdiğimiz' eşimizi en az bir kere aldattık...Ama öyle bir toplum olmuşuz ki bu saygısızlığın adı: çapkınlık ve erkeğin elinin kiri olmuş...Onlar gene sustu...
Bilerek ekonomik özgürlüğünü kazanmalarına engel olduğumuz kadınlarımız 'gelecek kaygısından' tüm bunları sineye çekti..Çünkü tüm kurallar bizim içindi...
Olur ya cesaretli bir kadın bu haksızlığa dur deyip boşandığında sanki suçluymuş gibi 'DUL' damgasını yerdi ve o artık 'istismar' edilmeye açık bir kadındı..
Mahallenin tüm erkeklerinin hayallerini en az bir kere süslerdi...(bu mahalle baskısı yüzünden yüzbinlerce kadın hala evlidir...) Ve onlar gene sustular....

Zaman zaman bir sürü anket yapıldı ve sonuçlar açıklandı: TÜRK kadının ÇOK BÜYÜK bir bölümü düzenli olarak fiziksel şiddet ve daha ağırı olan sözlü şidette maruz kalıyor...
Sizce bu rakamlar ne kadar doğru? Hangi kadın 'sevdiğim adam beni dövüyor... Hakaret ediyor... Taciz ediyor...' diye açık açık söyler? Hep sustular... En yakınlarına bile söyleyemediler. .. Hep 'bir şeyler iyi gidiyormuş' rolu yaptılar...

Kadın olmanın tüm zorluklarını yaşarlarken farkında bile olmadık..
Anne olmanın getirdiği fiziksel zorluklar yüzünden 'erken yıprandıklarında' onları 'çirkin, yaşlı' diyerek hor gördük...
Hormon dengeleri bizden farklı oldukları için vücutlarında olan değişmelerden onlar suçlu değil ki?
Biz 40lı yaşları geçtiğimizde 'cazip' olurken onları unutup gözümüz dışarda olduğunda bile bizi affettiler.. ..
Bu yıpranmayı gözününde bulunduran yeni dine mensup nesil, bu sebepden 'çocuk denecek yaşta' (12-13) yaştaki kızlar ile evleniyormuş artık...
Amaç: Kadın cinselliğini daha uzun süre sömürmek... (bir erkek olarak kaçımız bundan iğreniyoruz?)
Sözde DİN bilginlerinin sapık düşünceleri YENİ DİNİ benimsemiş milyonları öyle bir etkiliyor ki... neymiş erkeğin aldatması normalmiş.. çünkü erkeğin 1, kadının 9 nefsi varmış... deme yahu... ve kadınlar gene sustu...

Kaçınız eşiniz ya da sevgilinizin 'rahim ağzı kanseri' aşısını yaptırması için ısrar ettiniz... ya da bu konuda bilginiz var mı?
Yıllık yaptırması gereken rutin kontolleri yaptırması için takviminizde hiç not aldınız mı? cevabınız hayır ise bir soru: bu yıl fenerbahçe kaç gol attı...kaç gol yedi?...

Kaç defa eşinize süpriz bir kahvaltı hazırladınız? bu süprizi yapmak zor mu gelir?
o size HER GÜN yapmıyor mu?
Chat ya da telefon mesajlarında şöyle bir saçmalık var artık: askm sn svyrm :) (aşkım seni seviyorum demekmiş)....
Dünyanın en güzel iki cümlesini bir araya getirmeye bile üşenen yeni bir nesil hangi değere sahip çıksın...neye saygı göstersin?
tüm bunlarda CUMHURİYET KADINI SUSTU..

Ama son yıllarda hergün etkisini arttıran CUMHURİYET DÜŞMANLARININ 'ahlaksızca.. . vefadan uzak... ve her hareketi suç kokan' uygulama ve davranışlarına ASLA sessiz kalmadı...
14 nisan 2007 ANKARA başta olmak üzere istanbul ve izmirdeki milyonların buluştuğu mitinglerde gördüklerinizden sonra kaçınız UTANDI?
Cumhuriyet kadını o incecik ve cılız sesi ile resmen KÜKREDİ ve 'TÜRKİYE LAİKTİR...LAİK KALACAK' diye haykırdı...
Bizim o kalın sesimiz nedense HİÇ çıkmadı... maçlarda 'dünya rekoru kıran' kalın sesimiz o günlerde hiç yoktu... hala da yok...
Öyle bir duruma geldik ki maçlardan, kahvehanelerden, loto ve ganyan bayiilerinden çıkamıyoruz...
Şehit cenazelerinde 'uluyan'lar cenaze olmayınca sus pus oldu...
Her zaman kadınlar erkeklerin arkasından yürürdü...
YENİ DİNE mensup kişiler bununda sebebini açıkladı: erkek her zaman önde olmalıymış... çünkü kadın önde yürür ise erkek kadından 'tahrik olup' günaha girermiş...
Vah benim ülkem vah....

SONUÇ: Koskaca bir CUMHURİYETİ erkeği ile omuz omuza kuran CUMHURİYET KADINLARI, yıllardır yıpratılmaları, aşağılanmaları ve incitilmelerine karşı hala CUMHURİYETİNE sahip çıkıyor ve DİRENİYOR... BİZ SİZE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ 'DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI' ve birgün borcumuzu MUTLAKA ödeyeceğiz...sizlerin önünde saygı ile eğilerek arz ederim.......

Bu harika yazıyı, magazin gazetecilerinden Gecce.com'un koordinatörü Mehmet Sarışın yazmış...
Bir kadın olarak; bir erkeğin ağzından, bu kadar dürüst ve gerçek cümleler duymak ve akabinde de böyle güzel bir yazıyı okumak gerçekten çok güzel...
Fazla söze gerek yok aslında...İstisnalar olmakla birlikte, yukarıdaki çoğu cümleye katılmamak elde değil:((
O kadar beğendim ki, önce bir mail ile kendisine teşekkür ettim...Ardından da blog sayfama alıp,sizlerlede paylaşmak istedim.

1 yorum:

nilay dedi ki...

Ben de bu yazının daha ilk satırlarında vurulmuştum. Süper bir yazı bence