27 Ocak 2010 Çarşamba

Sabahtan beri bir Göksel,bir Manga dinliyoruz-aslında bütün apartman dinliyor:( ?
Düşünüyorum da ne kadar erken yaşta başladık biz 'ooğluuum şunun sesini biraz kıs' demelere??Senden başka ile başlayan,dudaklarımda arzu ile devam eden,beni benimle bırak diye inleyen ama illaki mutluyum artık bir beynim yok ile devam eden çılgın dans partimizden sonra hakikaten beyin bir hoş oldu ben de? Çocuklarımı çok seviyorum elbette ama şu zorunlu tatil günlerin de okullarını da çok sevdiğimi anladım netekim:)

Dün Melis,Duru ve çocuklar hep birlikte sinemaya gittik...Filmimiz Prenses ve Kurbağa...Güzel keyifli bir filmdi...Oğlum sıkılsa da izledi ama kızlar çok beğendi,haliyle prenses olunca:) Hele birbirlerini dürte, dürte bir şeyler konuşup gülüşmeleri vardı ki görülmeye değerdi:)Ben bir tek masaldaki prensesin ten rengine takıldım...Çok sevimli ve güzeldi orası ayrı ama bu ayrıntı ile başkan Obamaya mı yarandı koskoca Waltdisney şimdi? O kısmı anlamlandıramadım?
Bu gün için-şimdilik-bir planımız yok?En azından dışarıda yok...
Evdeyse pişirilecek kurabiyeler,boyanacak taşlar,ütülenecek çamaşırlar ve her daim oyun oynanacak çocuklar....
Pc'de...Birikmiş mailler,blogda okunacak dostlar,yazılacak yorumlar ve cevaplandıralacak MİMler var... (Sevgili Yaşamın Kıyısında ve Kitap Kurdumdan.Öncelikle teşekkür ederim.Geç gördüm ve muhtemel geç cevaplanacak onun için de şimdiden özür dilerim arkadaşlar)

Arada okumaya çalıştığım 'Nü Peride' -ki çok keyifli gidiyor-ve çocuklar için ne zamandır aradığım,D&R'da indirime girdiğini görünce de bütün serisini tamamladığım 'Çıtır Çıtır Felsefe' kitapları var ki ayrı bir yazıyı hakediyorlar...
Dün Fatoşcuğumun sayesin de bir de Ken Robinson'un 'Yaratıcılık aklın sınırlarını aşmak'kitabını öğrendim ve alıncaklar listesin de baş köşeye yerleşti...
Anneyseniz ve benim gibi çocuklarınızın hem eğitimi,hem de mutluluğu sizin için önemliyse lütfen aşağıdaki linki tıklayın...
http://www.vitaminogretmen.com/videolar/video-detay/58/

Şimdilik bu kadar olsun...
Çocukların yan odadan gelen yumuşacık 'anneeciğiiiim' seslenişleri,ince tiz ve kızgın bir ''Anneeeeee hadiii'' şeklini aldı çünkü:)
Ama bu sefer 'ebe' ben olmayacağım:P

26 Ocak 2010 Salı

TUTTUĞUN...


Şöyle salaş bir meyhane de...

Bir kaç çeşit meze ama illaki peynir ve kavun eşliğinde...

Fonda taş plakta rahmetli Zeki Müren olsun...

'Koklamaya kıyamam benim güzel manolyam' kısmı sadece senin dudaklarından duyulsun...

Kar soğuk, kış soğuk,ellerim soğuk...
Ey sevgili bak ne demiş büyük düşünür;

Tuttuğun bluetooth yerine ellerim olsun:))) http://www.gramofonkoleksiyoncusu.com/tas_plak_dinletisi.php?id=115

25 Ocak 2010 Pazartesi

Şeyh Sadi,''İnsan nedir?''sorusunu çok kısa yanıtlamış;
'Bir kaç damla kan,bin bir endişe...'

Ne kadar da doğru...Hele babacığımın rahatsızlığı gündeme geldiğinden beri endişelerim ve sevdiklerimi kaybetme korkum depreşmişti yine, cuk oldu...
Neyse ki haberler güzel,babam iyi.Bu hafta içi yaptıracağımız bir kaç tetkik var istenen ama genel durum temiz çok şükür:)Geçmiş olsun yorumlarınıza çok teşekkürler....

Sonrasın da, k.validemlerin hacılık mevlidini yaptık...Ben hayırlı gelin olarak:P erken gittim yardıma...Bir yandan muhabbet bir yandan iş derken 5 büyük tavuğu 1 saatte didik,didik ettim pilav için:)-Yani bana uzunca bir süre tavuk eti demeyin?:(-
Mevlid güzeldi,rabbim niyetlerini kabul etsin.Uzun zamandır görmediğim nice tanıdık vardı,özlemişim...

Kar bir yağdı pir yağdı malum...Kar yüzünden pazar günü bizim gurupla yapacağımız brunch'ı ileri bir tarihe attık:(
Buzlanma yüzünden zuzular da şimdilik perşembeye kadar ev de...
Bu da demek oluyor ki;Uzun sabah uykularımız,'ikiz yatak' keyiflerimiz:),el işi faailyetlerimiz,
gülmelerimiz,bağırışlarımız ve elbetteki kavgalarımız bizi bekliyor...
Kocabey ayrı alem?Devri alem?:)Muhabbette,tatlı ufak atışmalar da, aşk da, meşk de devam.
Ve bu aralar niyeyse daha bir sevesim var kendisini?:P (Anladın sen onu:)

En son -nihayet-''Zaman Yolcusunun Karısı''nı izledik...

Konu ilginç; Zamanda isteği dışında yolculuklar yapan bir adam ve onun bu halini bildiği halde onu seven,evlenen ve her kayboluşunda bazen günler,bazen de haftalar,aylar boyunca onu bekleyen bir kadın...Üstelik adam bir genç haliyle,bir orta yaşlı haliyle dönüyor karısının yanına...Yani kadın aslında aynı adamla farklı yaşlarında birlikte oluyor.Kocasını kocasıyla aldatıyor gibi garip bir durum anlayacağınız?

Amma velakin zaman yolcusu erkek, yolculukların da bile gide gide yine? ya karısının çocukluğuna ya da genç kızlığına gidiyor?
Film de burada 'Hadi canım sizdeeeeee'dedirtiyor...
Bu yönden tam ;romantik, belki biraz saf ve belki de kendini kandırmak -ya da hadi iyi düşünmek isteyen olsun-kadınlar için yapılmış sanki... Erkek yakışıklı,zaman yolcusu ve her yolculuğunda yine karısının farklı yaşlarına gidiyor?
(Erkek dediğimizde 'Eric Bana'hani şu bandıra, bandıra:P...Tamam kabul bayat ve kötü bir espri ama yapmadan duramadım.Varın gerisini siz düşünün işte:P)
Neyse konu olarak ilginç,keyifli vakit geçirten bir film...Soğuk ve karlı bir kış gecesinde el ele izlenmesi,devamlı el ele durmaktan sıkılınca da omuz baş birleşmesi caizdir:)))

22 Ocak 2010 Cuma

Günaydın...Umarım bugün gerçekten gün 'aydın' olur...
Pek öyle durmuyor ama?
Güneşsiz sabahlara uyanmak daha gün başlamadan yoruyor beni...
Sabahın o garip, puslu, hatta bazen alacakaranlık grisi içimi daraltıyor.
Sevmiyorum sabah kalkıp ışık açmayı...Sevmiyorum kışın karasını....
Kışın karası? Belki de 'tencere dibin kara...senin ki zenci' hesabı?
Babamın baş dönmeleri ara,ara devam ediyormuş,sormadan söylemiyor malum:( Emekli ama hala iş-güç bahanesiyle erteliyor(du) dr.ziyaretlerimizi ama bugün gidiyorlar aşkımla birlikte,artık kaçış yok.(böylece konu dr.ve hastane işleri olduğunda yan çizme huyumu kimden aldığım belli oldu?)Ben götürecektim aslında ama bugün de kayınvalidemlerin hacılık mevlitleri var orada bulunmam gerek.Aklım da babam da kalacak ya?Kısmet...
En azından dua ederim,öte dünya da ve bu dünya da olan tüm sevdiklerime...
Rabbim yardım eder,iyi niyetle yapılan her iş,gönülden edilen her dua gibi yerini bulur inşallah...
Hayırlı haberler,hayırlı cumalar olsun hepimize...

Bir de çok güzel bir sunum var,sevgili komşum Elif'ten:)
www.bursa.gov.tr/bursa.htm
Şinasi'nin deyimi ile;''Bizi biz de bizim için saklayan şehir'i....
Bursa'yı merak edenler için...

Ps:Size gelemedim nicedir,yorumlarınıza cevap dahi yazamadım,affola...
'İkiz vicdan' sayeniz de ikiyüz vicdan olacak bu gidişle:))Çünkü eni konu dert ediniyorum uğrayıpta bir ses veremesem sizlere....Telafi,telafi,telafiiiiiii:)))

19 Ocak 2010 Salı

İKİZ VİCDAN VOLUME-1 :))

Bu minik manken benim kızım...
Elif'im o benim güzel meleğim...
Her hareketini, her sözünü, her halini nakış gibi gönlüme, kalbime,zihnime işlediğim...

Varlığı....Varlık sebebim...
.
-Üzüldüğün de kırılan kalbinin doktor tarafından iyileştirileceğine inanan...


-Pamuk prensesin yediği zehirli elma için 'son kullanma tarihine baksaydı böyle olmazdı' diye yorumlar da bulunan...
.
-Anneee sana bir süprizim var diye yanıma koşup...

Nedir süpriz? dediğim de; ''Beeeen'' diye boynuma sarılan:))

.
-Her sabah -o günkü ruh haline uygun olarak- takacağı kolye ve bileziği için beni 'yaa sabır'la buluşturan!:)
-En çok z.yağlı biber dolması ile kurufasulyeye bayılan...
.
-Beni; her yüzüne bakışım da tebessümle buluşturup şükürle konuşturan...

Canımdan bir parça...Canımın diğer canlarından birisi daha.

Ps-1:Fotoğraflar cumartesi gününden,saçımız kesildi,fönlendi ve manken duruşu verildi:)
Ps-2:Yarın da oğluma methiye düzeyim...Hak geçmesin...
Allahım bu ikiz vicdan nasıl bir şey yarabbim?:))

MUAMMA

.....Sevgili Handan babasını görmüş dün gece rüyasın da...
Ve ne gariptir ki ben de annemle birlikteydim dün akşam.
Rüyalara girme zamanları var mı acaba öte alem de?
Ya da günlük hayatta -biz onları göremesekte- onlar görürler mi bizi her zaman?
Muamma?...
Denemeden bilinmeyen...Görmeden söylenmeyen....Yaşamadan öğrenilmeyen...
Ya da kurulmayınca bir anlam ifade etmeyen cümleler gibi aklımda...

İŞTE ATATÜRK...

Yeni hazirlanan bir Atatürk portali hakkinda bilgi vermek istiyorum ve daha genis kitlelere ulasmasi konusunda yardiminizi rica ediyorum. Halen fotoğraf ve bilgi yükleme islemi devam ediyor. Sitenin arama motorlarinda onlere cikmasi icin daha cok tıklanması gerekiyor.
Site tam olarak bittiğinde 2500 kronolojik sıralı foto, 50 Video, 1500 pul, anı ve anektodlarla, akademik yazılardan olusan daha once yapilmamis buyuklukte bir Atatürk portali olacak.
Genis kitlelere duyurma konusunda yardimci olabilirseniz memnun olurum.
http://www.isteataturk.com/
Not: Sitede kesinlikle ticari hicbir reklam yer almamaktadir. Site tamamen gonulluler tarafindan yillar suren arsiv arastirmasi sonucunda hazirlanmistir.
Ps:Paylaşmak istedim...Tüm 'Atatürkçü' blog kitleme hitaben...
Derin bir nefes alır gibi batıyoruz yükümüz ağır...

'Yeni bir söz' söylemek için ölmek mi gerekir?..

15 Ocak 2010 Cuma

KERE...ÖNCE 2, SONRA 3


Farkettim de;uzun zamandır yazmamışım...
Seyir Defteri'ne eklenecek filmler var halbuki...
Önce; Avatar;
Kesinlikle gidilesi,görülesi...3 boyutlar içinde kaybolası hatta:)
Tam bir görsel şölen...Büyülü bir dünya...
Film sonrası ben: Seni görüyorum...
Aşkım:Ben seni iki kere görüyorum:))

2.filmimiz 7 Kocalı Hürmüz...Bir çoğumuzun bildiği hikaye...Amma velakin anlatım başka,çekim başka,ekip başka,kostümler dekor başka....Yani sözün özü bu film çok başka...
Haluk Bilginer,Erkan Can,Gülse Birsel...Hele Cengiz Küçükayvaz'ın canlandırdığı Berber Hasan'ın kelimelerini tamamlamak için uğraşan müşterilerin hali....''1 saat vaktin varsa 5 dakika birşey konuşucam" dediği an:) Film boyunca çok güldük çok:))
Nurgül Yeşilçay tek kelimeyle,döktürmüş...O ne işve? O ne cilve? O ne kadın gibi kadın yarabbim?Bayıldım...
Ve izlerken kendimden utandım.Zira; iş güç,çoluk çocuk,hayat telaşesi derken bazen ipin ucu kaçıyor...Evde -evlenilen kadın formundan çıkılıp-spor hocası kıvamın da eşofman takımlarla gezilebiliyor?:(
du?......
düne kadar?
Anladınız siz onu:P
Şimdi;tekrarlıyoruz 3 kere;Kocacım,kocacım,kocacım:)))))))))
Geçen akşam babam biz de...
Bendeniz de bu aralar farklı tarifler deneme derdin de? (Niyeyse?)
Önce Hünkarı Beğendik,sonra Abant Kebabı yaptım...
Deneysel hareketler bunlar,közlenmiş patlıcanlar üzerinde...
Sonuç? Hamdolsun süper!...Şükürler olsun nimetleri verene...
Güzel keyifli bir akşam ve ben evin açlarını doyurmanın manevi zevkin de...
iken...
-Üzülürsünüz diye daha önce size söylemedim kızım ama geçen akşam 02:00 gibi lavaboya gitmek için kalkmıştım,bir baş dönmesi oldu önce sonra bir uyandım koridorda 2 saat baygın yatmışım öyle...
Aradım 155'i tanıttım kendimi..Geldiler, aldılar, gittik hastahanaye...
Tansiyon düşükmüş ama bilirsin oldum olası düşüktür benim tansiyonum?
Kan filan alındı işte rutin işler?
Zaten haçtan geldiğimden beri oluyordu baş dönmeleri ama geçer demiştim?
(Peki size demiş miydim?)
Aslında şu bayılma kısmı olmasa pek ses etmeyecektim ama...
Sanırım bir ara görünmek gerek şöyle teferruatlı kısmından bir doktora?
E yaş beklemiyor kızım olacak böyle...Bakarız bir çaresine...
Üzülme bak sakın,düşürme yüzünü yere, aramadım o saatte endişelenmeyin diye?
Endişe????Endişe???Endişe????
END????:(((
Tövbe,tövbeeee....

14 Ocak 2010 Perşembe

Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,
yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadan,
kin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dile,
baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek,
direncinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,
sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar,
erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı,
krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser,
ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum,
adam oldun demektir...

Rudyard Kipling ( 1865-1936 )

Düşünüyorum da;
İnsanlar değişmiyor...Sadece gün geçtikçe daha fazla kendilerine benziyorlar :(
Çekileyim bugünlük.... Yarına Allah Kerim...

Gökten üç elma düşmüş;
biri şiiri yazana,
biri şiiri okuyana,
diğeri de şiiri anlayana...

12 Ocak 2010 Salı

MERHABA GÜZEL İNSANLAR:))

'Bir kuş kanatlanır şu gönlümden...Çırpınır,çırpınır da uçamaz'....
derken ben.... Meğer bir uçası ,bir kaçası varmış gönlümün....
Kaç gün konmadı, bir soluklanmadı.....
-ki yazayım??:P

Önce; Yeni yıl'a, yeni güne, aşkıma,çocuklarıma...
Sonra; Eski, yeni tüm sevdiklerime,aileme,eşime dostuma ve tabi ki siz blog dostlarıma kocaman mutlu bir merhaba...
MERHABA GÜZEL İNSANLAR:))

Evet 2010'un ilk yazısı...Buyurun buradan bakın...

Ses veriyorum;HOOO,HOOO, HOOO!?:)))
Yeni yılı,dediğim gibi bizim ev de,dostlarla,bol gülüşlü,yemeli,içmeli,aramalı,aranmalı ve en önemlisi de 'noel baba' lı karşıladık:P
Akşam saatleri yaklaşırken,ben bir koşu önce babacığıma yılbaşı akşamına yaraşır bir kaç çeşit yemek götürdüm,sofrasını hazırladım,notumu yazdım...Evden çıkarken hem hayırlı evlat babında bir şeyler yaptığım için huzurlu,hem de yalnız geçireceği akşam için huzursuzdum?:(
Oysa çağırmış,tüm ısrarıma rağmen -siz gençsiniz,yiyin ,için eğlenin,ben gelemem,iyiyim böyle kızım-ı da duymuştum...Söylediğinde ciddi olduğunu bilsem de,her özel günde,içimde yara işte:(
Ne zaman alışacağım? Ya da alışır mıyım bilmiyorum?
Yok rabbim alıştırmasın,sevgisiz,merhametsiz koymasın kimseyi....
Eve döndüm,yemek,meze vs. son rotüşlar,bir yandan kendimi,çocukları hazırlayıp ,bir yandan da sorularını cevaplayıp,koşturmacalarını frenlemeye çalışırken söyledim gitti birden?
-Lütfen! biraz sakinlik istiyorum...Uyumlu davrananların hediyesini noel baba verecek????
Hadi bakalım verdik mi kendimizi ele?
Bundan sonrası da ne zaman gelecek? ne getirecek? leri cevaplamakla geçti...
Sonra misafirlerimiz geldi,yenildi içildi,çocuklar oyunlar oynadı,koşturdu ama Noel Baba'yı elbetteki unutmadılar?!
Hiç böyle bir sahne düşünmemiştim oysa...Kostüm filan yok,sadece geçen senelerden kalan bir başlık vardı saçlı sakallı noel baba namına....Düşündüm...Aşkımı aldım gittim yatak odasına...Çıkardım derinlerden artık kullanmadığım eski ama 'kırmızı' üstelikte 'geyikli' pijamalarımı:))) Baştan ık mık dedi ama çocukları için giydi benim aşkım da:)
Bir de göbek yaptık yastıktan...İnsan yeter ki istesin:)))

Nihayetinde Noel Baba geldi...Çocuklar önce şaşırdı,sonra tanıdı ama çok sevindiler ve sevdiler...
Ben?.. Ben; Hem noel babayı, hem de içindekini sevdim:)))

Ve tekrar ses veriyorum; 'BIIIIRRRR'...
(Eren'imin demesiyle 'soğuktan Bolayı':))

Yandaki fotodan da anlaşılacağı üzere yeni yılın ilk haftasın da dağa çıktık yani Uludağ'a...
Malum Bursa'dayız biz;Yarım saatte dağdasınız,yarım saatte deniz...

Yağacak yağmayacak,yeterli kar yokmuş vs.derken ve karlar da yuvarlanma,kardam adam yapma ve yine kar üzerinde kolları iki yana açıp,kapayıp melek yapma sözleri vermişken çocuklara ya yağmazsa?diye içten içe dertlenirken ben, sabah bir uyandım lapa, lapa kar yağmakta penceremden:)) Pazartesi sabah kar eşliğin de çıktık yola içimiz kıpır,kıpır...Yollar nasıl güzel...Her yol kıvrımın da,kıvrılıyor yürekler... Sanki bizden önce hiç kimse geçmemiş,yol,iz bilinmezmiş gibiydi ortalık...
.

Hani önce parlak beyaz bir ışık görülür de,bilinmez bir beyaza doğru giderya 'geçiş'ler?
Biz de vardık beyaz cennete,daldık sıcak çikolataya salep'e geçtik kendimizden:)
Kaydık,düştük,kalktık...Kaydık,güldük,donduk?:)
Önce eşim, sonra da çocuklar ders aldılar...Ve bizim için halen çok küçük olan narin çiçek ve böceğimiz büyük bir ustalıkla ve hiç korkmadan yüksek, yüksek tepelerden kaydılar...

........

Ben?..
Ben -şimdilik- çok bulaşmadım o kısımlara bir köşede elimde salebim,sıcak çikolatam sıcacık oturdum:)
Ne kadar giyinsem de, kışın el, ayak buzzz çünkü ben de:(
Kansızlık yok,muhtemel kılcal damar darlığından mütevellit dolaşım bozukluğu(teşhiste tamamen kendime ait?)
Yani önce 'donma' hallerimi düzeltmem gerek....Sonra kayma mevzuu:)
Aslın da ne o, ne bu....Gözünü sevdiğimin yazı,gözünü sevdiğimin güneşi...İşleyecek içine,iliğine kemiğine...Dalacaksın bunaldıkca mavi derinliklere....Temmuz doğumlu bir yaz çocuğuna yapılır mı bu?:)

Ama yine de; çok özlemişim kar'ı....

Kar da yuvarlanmayı ve o muhteşem beyazlıkta kaybolmayı...En çokta o göz kamaştıran ışığını...

Beyaza daldım,beyaza kandım,öyle bir ruh halindeydim ki; 'beyaz dizi' okuyabilir? ve beyaz yalanlara bile inanabilirdim...

Hani -tüm renkler hızla kirleniyordu da birinciliği beyaza veriyorlardı- ya işte tam öyleydim:))

Nihayetinde ayrılık vakti...Cuma günü eve dönüş...

Ama çok şükür ki yüreklerde,zihinlerde tatlı anılar eşliğinde... Hafta sonu da abimler geldi:) E daha ne olsun?:)

Yani sözün özü; 2010 bizim için keyifli başladı,umarım hepimiz için böyle devam eder...
***

Ve bir ödül...

Sevgili Toprağın güzel annesi ve sevgili Annemin eli SUNSHINE ödülü vermiş bana:)


Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar,çok mutlu oldum:)


Bende bu güzel ödülü,sevgili blog arkadaşlarım;

Meltem'e...
Öykü'ye...
Selda'ya...
Sebla'ya...
Ceyda'ya...
Handan'a...
Semra'ya...
Özlem'e...
Nazpek'e...
İçimden Geldiği Gibi'ye...
Ve,
Elçin'e ve Elçin'e
gönderiyorum:) Ne yazık ki ödül dağıtımı 12 kişiyle sınırlandırılmış arkadaşlar...
Daha önce alanlara dikkat ederek yapmaya çalıştım seçimimi...Gönül ister ki herkese gitsin..
Ama yine de sınırları aşmak gerek bazen,siz hepinize yolladım farzedin sevgili GÜN IŞIKLARIM benim:))
Sevgiler sunuyorum hepinize:)))