Hayatı ıskalamamak lazım...Ucundan kıyısından tutacaksın illaki(Bu arada farkındayın Cunda ve türevi kelimelerden sıkıldık hep birlikte:p ama ne yapayım aklıma geliyor yazıyorum ne bereketliymiş,ama bu son:)
Bizim için bu yazın son tatilinden,bir kaç anı daha...
Efendim bu tarz şeylerin methi olur mu bilmem(aslında olmaz,çok iyi bir şeymiş gibi?)
ama bendeniz hayatımda ilk kez Rakı içtim.RAKI+BALIK=AYVALIK:))
Eeee ne var bunda diyenleriniz olabileceği gibi,manevi hayatıma şüpheyle yaklaşanlarınız da olabilir belki:P
Ama olsun.Allahın bildiğini kuldan saklamanın manası ne?
Ben ki bu yaşıma kadar,eş'e eşlik etmek için aldığım bir kadeh şarabı bile zar zor yutardım.Şirince'ninkiler hariç:)Amma velakin rakı'nın kokusuna oldum olası bayılırdım...
Bu sefer dedim ya;Tam benlikti ortam...

Yakamoz,dalga sesleri ve yüzümüzü yalayan meltem eşliğinde...
Başları dizlerimizde,ayakları+ 1 sandalye ilave ile kucağımızda uyuyan zuzular...
Eh bir de karşımda aşkım sevdiğim kocam -ki peyniri ızgara sevdiğimi unutmayıp öyle sipariş etmiş-Ben bu adamı,rakıyı,hayatı sevmiyeyim ve içmeyeyim de ne yapayım?:)
Hayaller,hayallerimiz...
Dertler,dertlerimiz...
Sevinçler,sevinçlerimiz...
Sağlığa,şerefe,aşka,zuzulara kalkan kadehlerimiz:)
Vur kadehi ustam bu gecede sarhoşuz
Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze
Bundandır böyle dibe vuruşumuz 2.kadehte yamuldum biraz ben:)Yüzüm de beliren devamlı tebessüm haline ve alakasız şeylere gülmeye başlamama bakınca,artık içme sen istersen dedi koca:Üçünüzü birden taşıyamam:))
Yani demem o ki;Güzeldik...Daha da güzelleştik:))
Gelelim Ada'ya...Genel olarak güzelde;Çok bakımsız geldi bize...Ortalıkta çöpler var,sonra eni konu,iri taş parçalarının bulunduğu,toz toprak içerisinde bir çocuk bahçesi vardı-ki bu bir tek Türkiye'de olur-dediğimiz bir şey gördük;Yüksek gerilim hattı ve trafosu çocuk bahçsinin içinde!?Hani biliyoruz ülkemizde insan hayatı ucuz da,burada direk bedava yapmışlar!

Ve tarihi binalar,içim acıdı resmen,boyaları dökülmüş,tavanları çökmüş:(
Ben anlayamadım niye bu kadar bakımsız oldularını?Oysa bir çok kilise,kız yetiştirme yurdu vs.var restore edilip,turist çekebilecek:(


Bizim otelin önündeki deniz güzeldi...Hem kum,hem sığ bir deniz.Tam çocuklar için yani,biraz ilerlemek ve şöyle en azından boynunuza kadar gelebilecek bir derinliğe gitmek isterseniz eğer,oldukça sık bir yosunlu bölgeden geçmeniz gerek ki;I ıh dedim ben almıyayım:) E böyle olunca da bir tekne kiralayıp,2 gün boyunca çevredeki adalara ve koylara gittik bizde...
Hem ücret bölünür, hem de,tekne de kaptan ve yardımcısı ile yalnız kalmayalım,iki aile olalım en azından diye düşünüp,oteldeki başka müşterilerden cevap bekledik ama hiç kimseden ses çıkmadı.Daha önceleri de çok açıldık tekneyle ama hep başkalarıda vardı,çocuklar yoktu vs.vs..
Neyse yola çıktık;4 kişi biz,(2büyük+2küçük)hiç tanımadığımız bir Kaptan ve yardımcısı bayan...
İlk yarım saat içerisinde;hani yani götürseler bizi ıssız bir koya...Allah yardımcımız olsun durumları geçiyor benim aklımdan?
Mel Gibson'un Komplo Teorisi filmindeki halinden beter oldum?
Güneş gözlüklerimin arkasından en ince ayrıntısına kadar tekneyi kolaçan ettim.
Gerekli bir durumda kaptanın kafasına geçirilecek sağlam ve ağır bir eşyayı da gözüme kestirdim?
Sonra bize ikram ettikleri;nescafeleri de arkaları dönükken çaktırmadan denize döktüm ve aşkıma da döktürdüm:)Tabii sağ olsun,o benim bu hallerime sadece güldü!
Teknede yenilecekleri bizim aldığımızı söylememe gerek yok sanırım!
Biraz abartmış olabilirim ama,bu zamanda kimin ne olduğu belli değil ki?
Neyse ki iyi insanlarmış,alıştım sonradan ben de:)
Derin ama bir o kadar da temiz koylarda bol bol yüzdük...Hele zuzularım'ın Maşallahı var...Kolluklarını takıp cup suya atlıyorlar,su kaplumbağalarım benim:)

Bir koy'da;Kaptan Ahtapot yakalayıp getirdi tekneye...

Çocuklar başında -Merhaba AHPOPOT:)nasılsın?vs. söylemlerle sevgiyle inceliyorlar,soruyorlar;
Sen nasıl çıkardın onu denizden? Neden getirdin?
Kaptan da gurur içerisinde anlatıyor;Yuvasını buldum,bu şişedeki ilacı fışkırttım gözlerini kör ettim!? yakaladım getirdim diye?!
Bir yandan anlatıyor bir yandan da hayvancağızı şekilden şekile sokuyor...Bir ara ters çevirdi başını ve ağız kısmını kopartıverdi!Hayvan daha canlıyken hem de!Onlar için gayet doğal bir durum muhtemelen ama;Hayatında ahtapotu sadece Sünger Bop'un arkadaşlarından birisi olarak bilen çocuklar için hiç hoş olmadı bu durum:(((
Yolculuğun bir kısmı da;Kaptan amcanın aslında balık dr'u olduğu ve ahtopotun ağrıyan dişini çekip onu iyileştirdiğini ve tekrar denize ailesinin yanına göndereceğini anlatmakla geçti!:(
Kalan son bir günde de;Ayvalık,Şeytan Sofrası ve sarımsaklı turu yaptık.
Ooff amma çok yazmışım...
Bu günkü yazısında Yılmaz Özdil'de diyor ya;
'Yaz, yaz nereye kadar?Yaza yaza yaz bitti' diye...
Aynen öyle:)
Ay yeter artık...Yazı bitti!