31 Ocak 2009 Cumartesi

MİM (İLK 4)

Sevgili Nuray'ın Mim'ine geldi sıra...Hayatımdaki ilk 4?
Yaptığım 4 iş...
-Bankacılık
-Annelik
-Takı,fotoğraf vs.
-Yemek,pasta vs.
Bıkmadan izleyeceğim 4 film...
-Melekler şehri( City of Angels;Nicholas Cage,Meg Ryan)
-Kasımda aşk başkadır( Sweet November;Keanu Reeves,Charlize Theron)
-Matrix
-Gülen gözler( Adile naşit,Münir özkul)
Yaşadığım 4 yer...
-Ankara
-Adana
-Balıkesir
-Bursa
İzlediğim 4 Tv programı...
-Avrupa Yakası
-Battlester Galactica
-Gece sesleri
-Okan Bayülgenle Sade vatandaş
Tatil için gittiğim 4 yer....
-Yurtdışında Mısır
-Kaş,kalkan,patara
-Fethiye,ölüdeniz,side
-Çeşme,alaçatı
Sevdiğim 4 yemek...
-Yaprak sarması...
-Karpuz&peynir ekmek:)
-Güveç
-Zeytinyağlı Enginar
Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer...
-Deniz :)
-İtalya...
-Çıralı,kekova
-Annemin koynu...
Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer...
-Her halukarda düşeceğime göre çok farketmez:)Temiz ve suya ihtiyaç duyulan bir yer olsun yeter:))

Ayyy şiştim:)))
Kim hazırlıyor bu soruları ve niyeti ne diye insan düşünmeden edemiyor?:))
Şimdi,cevaplamayan kaldımı bilmem ama bende...Sevgili Elçin'i,Mehtap'ı ve Belkıs'ı Mimliyorum.

30 Ocak 2009 Cuma

:))

Sevgili Nuray'cım beni MİM lemiş...En kısa zamanda cevaplayacağım canım,teşekkür ederim...Şimdi evden çıkmam gerek...
Mim konusu 'hayatımdaki ilk 4 ?'
Hımmm, bu mim'i düşünmem lazım, aceleye gelmesin, güzel cevaplar çıksın:))

AKVARYUM & ÇİÇEK & PİANO

http://www.sharkbreak.com/

http://www.procreo.jp/labo/flower_garden.swf

http://www.piano-bar.com/

Birbirinden ilginç üç site...
1.si; sanal akvaryum,mausenuzla birlikte hareket eden balıklar var çok şeker:) Bendenizin bloğunda sol köşede.
2.si;kendi bahçesini yaratmak isteyenler için
ve 3.cüsü; piano severler için,çok çook güzel...
Bir tık yeter...Sizde deneyin.

1 TİYATRO & 2 FİLM


Geçen hafta cumartesi,önce zuzularımın anaokulundaki toplantıya katıldık... Yine çok keyifli sözler duyduk meleklerimiz için:)) Sonra sinema günümüzde YES MAN'i aşkımla, pazar tiyatro günümüzde de 'AKILLI SOYTARI'yı ailecek çocuklarımızla birlikte ve aynı günün akşamı evde Şamar oğlanı gibi garip bir isimle türkçeye çevrilmiş olan DAN IN REAL LIFE 'ı seyrettik...
YES MAN;Tam bir Jım Carrey filmi,yine gülmekten kırıp geçiriyor...Yalnız sanırım yüzünü şekilden şekile sokmasından olsa gerek,yaşlanmış gibi geldi bize:)
AKILLI SOYTARI;Bursa Devlet Tiyatrosunun bir çocuk oyunu...Amma velakin bizim çocukları pek açmadı...Eee anlamadılar haliyle çok fazla,konu biraz ağır geldi:))Oğlumun ilgisini çeken tek şey dekordaki kaydıraktı:)))Ama yinede sonuçta tiyatro ve saygıyı hak ediyor,yaşça büyük çocuklarınızı götürebilirsiniz... Oyunda silahın, savaşın, kavga, haksızlık, sömürü, bencillik gibi kavramların hiç bilinmediği sınıfsız mutsuzluk gezegeninde kralı, soytarısı, prensesi, halkı kardeş kardeş yaşarken, üç düzenbaz kendi çıkarları için gezegeni ele geçirmeye çalışırlar.Fakat “Akıllı Soytarı” ve çocuklar buna izin vermezler. İnsanın ancak eşit, özgür ve demokratik bir ortamda mutlu olabileceğini gösterirler.
DAN IS REAL LİFE: Romantik komedi tarzında oldukça hoş bir film...Tavsiye edilir efendim.

KÜRKÇÜ DÜKKANI


Sonunda döndüm...Şimdi kaldığımız yerden devam...
Malum hastaydı aşkım, neyseki benden daha çabuk toparlandı, ev isitirahati ve özenli bakım işe yaradı temizledik virüsleri...Ardından bilgisayarımı format için gönderdik ve 2 günlükte olsa bağlantım olmadığı zaman anladım ki, çok alışmışım ben bu küçük gri arkadaşa...Gün içerisinde aklıma geldiğinde bağımlılar gibi canım istedi resmen:)) Maillerime bakayım,blogger dostlarımı gezeyim,okuyayım...Sanki dünya ile irtibatım kesildi?Panikledim??? Eee nede olsa netle doğduk:p Hey allahım,ne garibim-garibiz?( sahi sizde böylemisiniz?)
Ama bu durumun faydası da oldu şimdi bunu da inkar edemem...Ne oldu?
Netle bağlantı kurulamayınca, evle bağlantı kuruldu??????:))))
*Uzun zamandır aklımda olan, dip bucak köşe ocak ev toplama işi...
*Çocuklarımın oyun odasına yeni düzenleme, yeni raflar ve cepli büyük oyuncak vs.eşya için askılar...
*Eskiden bizim,şimdiyse zuzularımın hakimiyetinde olan oturma odamıza yeni bir şekil?
Bu yeni şekile ilk anda adapte olamayan oğlumun,'niye değiştirdin evimizi ?Sen çok yanlış bir iş yapmışsın!' şeklinde yarım saat süren fırçası(sonrasında oynadığımız oyunlar ve romantik ikili dansımız neticesinde affedilen anne:))
*Kütüphanemizin, yine yeni yeniden! belki 100.kez toplanması,itinayla dizdiğim kitapların aynı günün akşamında kızım tarafından okunmak? üzere yerinden çıkarılması, prensesimin elindeki işlemeli ve koyu pembe renkli Yunus Emre şiirleri kitabını,büyük bir hevesle''Sonra prenses gelmiiiiş ve prenste gelmiiişşşş,birlikte gezmeye gitmişler''şeklinde kendince yorumlaması ve haliyle benim bu duruma hiiiiç kızamamam ve kitaplığımızı 101. kez toplamaya hazırlanmam:))))
*Fırsat bu fırsat,eski video kasetlerini düzenleme işi...Zuzulardan önceki ev,tatil vs. hallerimizi kendimce rtükleme:)) (Malum cd'ye aktarılmak üzere sonuçta hiç tanımadığımız kişilere gidecek dikkat etmek lazım!)
*Kaç günlerdir hafiften sallanıyoruz.O yüzden uzun zamandır aklımda olan ama hep ertelediğim deprem çantası için malzemeleri ve kıyafetleri hazırlama...(Allahımkorusun,kullandırtmasın...Amin)
*Bunca işin arasında dostlarla buluşma,hem bedenimi hemde ruhumu ve gönlümü dinlendirme,yenileme:))
*İki günden sonra, akşam elinde bilgisayarla eve gelen kocaya, nedense:P , daha bir farklı gözle,kahraman edasıyla bakış, hatta daha bir fazla seviş ve saygı duyuş:)
Ve bu satırları yazarken olduğu gibi **KÜRKÇÜ DÜKKANINA GERİ DÖNÜŞ:))
**Çok bilmişin notu :P
Her toplum ve kültürde, tilkinin kurnazlığına ilişkin, öyküler, fıkralar anlatılır.Tilkiye kurnazlığı veren, artıran olay, onun çok iyi koku almasından, böylece avının, tehlikenin nerede olduğunu hemen anladığından gelmektedir. Avcılar tilkinin kürküne tamah ederek, onu öldürür. Bu bağlamda halkımız, "tilkinin dönüp dolaşıp geleceği kürkçü dükkânı" diye bir atasözü türetmiş. Tilkiye bir kürk olarak değil, çiftçiye yararlı bir hayvan olarak bakalım, doğanın süsü olan bütün canlıları koruyalım.

26 Ocak 2009 Pazartesi

KISA...ÇOK KISA...

Çok boş bıraktım sayfamı farkındayım ama yapacak bir şey yok...Evdeki hesap çarşıya uymadığı gibi,birde eksik çıkıyor bu ara....
Oysa yazılacak bir sürü şey birikti...Gidilen tiyatrolar,filmler,ailecek yaşadığımız altın anlar...Yeni okuduğum kitaplar,çektiğim fotoğraflar,hüzünlü anlarım,mutlu anlarım,zuzularım...
Amma velakin,Virüslerle çevriliyiz bu ara...Bilgisayarım Virüslü...Aşkım virüslü:((
Ben'iyileştim,aman çok mutluyum çocuklara geçmedi,atlattık şükür'filan diye mutlu mesut gezinirken ortalıkta,10 gün sonrasında aşkım'da Tonsilit oldu:((
Veee tahmin edersiniz ki,erkekler hastaysa ve evde naz yapacakları bir eşde varsa yaşam biter:))Aaaaahhhhh ,ooooffff,çoook hastayımmmm,her yerim ağrıyoooorr :))))))
Sizde neredeyse keşke ben 2.ye hasta olsaydımda,aşkım dediğim erkek hasta olmasaydı!diye hayıflanırsınız:)))
Şimdi,öncelikle evdeki virüsleri etkisiz hale getitip aşkımı iyileştirmem lazım, sonrada bilgisayarımı...
Yani kısaca, kısa bir süre servis dışıyım...
Ama kısa..Çok kısa...

23 Ocak 2009 Cuma

KİM ''MAŞALLAH'' DEDİ BLOĞUMA ? :)))))

Yaa böyle hiç tadı olmuyor ama bu bloğun:((

Fotoğraf ekleyemiyorum...Yazılarımın rengini fontunu vs.ayarlayamıyorum...
Blog şarkımı değiştireyim dedim...Kaydet düğmesi o kısımda da aktif hale gelmediği için onuda değiştiremiyorum:((
İşin kötüsü bu durumu düzeltmek için ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrimde yok:((
Sadece bozulduğu gibi, kendi kendine düzelmesini bekliyorum:((

Üzülüyorum... Ama bir yandan da aklıma gelen garip düşünce ile gülümsüyorum:)))
Kesin birileri bloğuma MAŞALLAH dedi...
Ve bu maşallah diyenlerde Avrupa Yakasındaki Dilber halanın dediği gibi
''MAŞALLAH DEDİĞİ ÜÇ GÜN YAŞAYANLAR''dan biriydi:)))))))
Hey kimdir o çıksın ortaya ? :)))))

Şaka bir yana, yokmudur bunun bir hal çaresi a dostlar?

KAÇ KOPYASINIZ SİZ ?

Hiç düşündünüz mü orjinal kişiliklerinizden kaç kopya çıkarılabileceğini?
Kaç farklı hayatı birarada yaşadığınızın far­kında mısınız?
Aynı beden içinde kaç farklı ruh halini aynı anda yaşayıp,kaç farklı kişiliğe bürünebiliyoruz?
Bu kişiliklerin hangisi biziz, hangisi fotoko­pimiz?
Kinler, sevgiler, öfkeler, kahkahalar ve göz­yaşlarıyla örülmüş, çok kopyalı bir hayatı na­sıl kendinize bile söylemeye cesaret edemedi­ğiniz bir tür iki (üç-dört..?) yüzlülükle yaşayıp gittiğinizi farkediyor musunuz?
Aklınızdan geçeni yapamamanın, ruhunuz kopya kopya çoğalırken asıl hayatı tek kopya olarak tüketiyor olmanın bedelini biliyor mu­sunuz?
Kopyalarınızı, orjinal kimliğinizle konuştu­ruyor musunuz hiç...?
İçinizdeki canavar, ruhunuzdaki melekle hesaplaşıyor mu?
Hangisinin ne zaman, nasıl ortaya çıkacağı­nı denetleyebiliyor musunuz?
Siz kopya sandıklarınızın bir bileşkesi misi­niz, yoksa kopyalarınız da aslınıza mı benzi­yor?
Bilmeden her kopyada aslınızı yeniden mi üretiyorsunuz?
Göçüp giderken ardınızda kaç asıl, kaç su­ret bırakacaksınız?
Kaçının hatırlanmasını isteyecek, kaçından utanacaksınız?
Sahi, kaç kopyasınız siz...?
Hangisi sizsiniz, hangisi fotokopiniz...?
CAN DÜNDAR
*Çok hoşuma gitti,paylaşmak istedim...

21 Ocak 2009 Çarşamba

1 ALBÜM...1 KİTAP

Bir Albüm...
Malum fotoğraf ekleyemiyorum şu aralar postlarıma:(( 'Dinliyorum...Dinleniyorum'da var fotosu...Neyse anlatmaya çalıştığım şey bir müzik albümü...Ama ne albüm,tek kelimeyle süper...'UZAY HEPARİ SONSUZA'
Rahmetli Uzay Hepari'nin bestelerinden,şarkılarından oluşan ,farklı sanatçıların seslendirdiği derleme bir albüm...Biçare / Bu Gece Son / Kadınım /Karanfil /Kınalı Bebek/ Küçüğüm / Masum Değiliz / Onursuz Olmasın Aşk /Serserim Benim ...Albümdeki parçaların bazıları...Ben dinlerken yıllar öncesine gittim,anılara daldım...Hem güldüm,hem hüzünlendim...Kısacası çok beğendim...Kesinlikle tavsiye edebilirim:)))

Ve bir kitap...
'Bir Erkek Ağladığında'Jülide Sevim.
Ağlamaktan korkmak ya da utanmak, bu korku ve utanç nedeniyle ağlama isteğini boğmak, ne büyük kayıp erkekler için. Ve erkekliğin, en kötü koşulları bile, duygusuzca karşılamak olduğunu sanmak ne büyük bir yanılgı
"Kendini" arayan kadın, hangi yollardan geçer? "Ben" derken, kastettiği "ben"in içinde neler vardır? Ve bu "ben", ne kadar "ben" dir?
Kişi her şeyin nedenidir. Kazandığı başarılar, kurduğu ilişkiler, çektiği acılar, aldığı haz, duyduğu mutluluk, sarsan hayal kırıklığı, hayata ait ne varsa, kişi hepsinden sorumludur...
Erkekler niçin ağlar?.. O küçücük gözyaşı damlalarının içinde kocaman bir dünya, yüzyıllardır tartışılageldiği halde hâlâ çözülememiş "insani ilişkiler"in özeti gizlidir.
Psikolog Jülide Sevim, erkeğin gözyaşlarıyla "ironikleştirdiği" yaşamlarımızı sorguluyor: Dünya, Türkiye; aile, anne-baba, çocuk ve sevgililerimiz... Bu kitapta hepimiz varız.
*Demişler efendim kitabın arka yüzünde...Ben okumaya yeni başladım...Oldukça ilginç ve sürükleyici bir kitap...Fotosu'Bu aralar bu kitabı okuyorum'da.

:)))

Anne hasta olur....
1.ZUZU:
-Annecim, sen hastamı oldun?
Evet oğlum...
-Hıııı...O zaman dur ben bir 'Ohşıyayım' seni 'yahatlarsın':))
2.ZUZU:
Annecim,boğazın çok acıyor mu?
Evet kızım...
-Ben sana bakarım anne iyileşirsin o zaman...Bak bunlar bisküvi,buda su...Ye bakiiim...Aç ağzını...Ham yap? :))))
ZUZULARIN BABASI:
-Aşkım nasılsın? Sana portakal suyu sıktım...
-Aşkım nasılsın?Çocukların kıyafetlerini hazırladım...
-Aşkım nasılsın?Bu çorba devamlı karıştırılacak mı?...
Ve anne iyileşir :)))))))))))))))))))))))))))))))

AŞKIM...

Hastaydım... Hastaydı...Gözü bende yastaydı:p
Hastanede,evde, hep yanı başımda...
Elleri ateşime bakmak için alnımdaydı...
'O gece kötüydün,çok korkuttun beni' dedi,
Bu sözler hasta yatağımda duyduğum en romantik cümleydi:)
Biliyordu...Görüyordu?...Farklılığımın farkındaydı...
Zaten çooook önceden kıymetimi anlamış,sağ olsun beni hiç yanıltmamıştı...
Canımdı...Canımın parçalarının babasıydı...
Ve… Sonsuz kere benim... Sadece benim AŞKIMdı...

SONUNDA :))

Cumadan beri rahatsızlığım,ondan sonrada garip bir şekilde bloğuma yazı gönderememem sebebi ile yazamamıştım kaç gündür...'Yeni kayıt' açıyorum,ama açılan pencere bir garip,ne resim video ekleme,nede font vs.var...Yazdıklarımı kaydedemiyorum.Kurcalaya,karıştıra yaptım bir şeyler? Ne yaptığımı bende bilmiyorum?:))
Şimdi kayıt edemeden yazıyorum ve hemen yayınlıyorum(Bu durumda ne yapılması gerektiğini bilen var mı?)
Neyse sanırım bir çare bulana kadar böyle devam edeceğiz...Ne yapalım bunada şükür:))

16 Ocak 2009 Cuma

HASTAYIM :((

Bir gün öncesinden vardı biraz kırıklığım ama hiç üstünde durmamıştım...Dün sabah bir kalktım,yutkunamıyorum bile... Çocukları zar zor giydirip gönderdim...Biraz ağrı kesici,çay,ıhlamur vs.derken yumuşadı boğazım bende toparlıyorum sandım...Birde misafirlerim vardı dün...Mecburen toparlandım...Akşam üstüne doğru iyice ağırlaştım...Aşkım erken geldi sağ olsun...Zuzuların yanında kalsın diye babamı çağırdık...Bizde doğru hastaneye...Çok kötüydüm ama,öyle böyle değil...Cidden araba çarpmış gibi her yanım dökülüyordu...Ateşim vardı...Oysa,senelerdir,hiç hatırlamam ben bademciklerim şiştiğini,boğazımın ağrıdığını...Yıllar önce ilk okuldayken çok olurdum bademcik...O dönem bir penisilin tedavisi olmuştum...Maşallah senelerdir hiç şişmezlerdi...Yaşlanıyormuyum acaba?Gün geçtikçe düşüyor mu vücüdumuzun direnci? :))
Neyse gittik Acıbademe,Tonsilit olmuşum(yani bademcik iltihabı) 2 şişe serum yedim bir güzel, eve geldiğimizde saat 01:00 olmuştu...
Sabahı sabah ettim...Bugün düne göre birazcık daha iyiyim....İnşallah cabuk toparlarım...
Şimdi en büyük korkum zuzularıma geçmesin allahım ne olur...
Ben bu kadar ağır geçirdim...Onlar hasta olursa:(( Ayyy düşünmek bile istemiyorum...
Bu kadar yeter...Ben yine yatmaya gidiyorum.

14 Ocak 2009 Çarşamba

İLLA...AŞKIMSIN :)))))))

Gözlerinin içine girdim başka alemler gözledim...

Ben bunlarla övünmedim, beklemedim illa... Beklemedim illa, beklemedim sevdim

Gölgelemedim bağını bahçesini...Günü güneşi örtmedim

Yapılanlar söylenmez ki her zaman...

Sömürmedim illa sömürmedim illa ... Sömürmedim sevdim

İlla illa illa illa İlla illa illa illa illa sevdim

Yüreğine kulak verdim... Nefes aldı ben dinledim

Duyduklarım anlatılmaz sır vermedim illa

Sır vermedim illa, sır vermedim sevdim

Gölgelemedim bağını bahçesini...Günü güneşi örtmedim

Verilenler istenmez ki her zaman ...dilenmedim illa dilenmedim

illa

Dilenmedim sevdim...

İLLA AŞKIMSIN, CANIMSIN, CAN YOLDAŞIMSIN,

HAYAT ve YOL ARKADAŞIMSIN...

VARLIĞIN,NEFESİN, SESİN YETİYOR :)))

İYİ Kİ BENİM KOCAMSIN :))

SENİ ÇOOOOOK SEVİYORUM....

AŞKIMSIN...

ÖNERİ :))

http://fizy.org/

Hangi dilden olursa olsun, dinlemek istediğiniz herhangi bir parçanın, hatırladığınız bir kısmını arama satırına yazın ve dinleyin/seyredin... Çok başarılı sizde deneyin:))))

HAYVAN & İNSAN


Yukarıdaki fotoğraf; Ağrı'da çekilmiş...Şiddetli soğuklar nedeniyle donarak ölen bir köpeğin, yavrusu...Ölen annesinin başında saatlerce bekleyen bu yavruya ve yüzündeki ifadeye bir bakarmısınız....Şimdi kim diyebilir veya kim iddia edebilir ki bu köpekçik bir HAYVAN?
Filistinde,Gazze sınırına yakın bölgelerde, İNSAN? adı altında yaşayan vicdansızlar, sırf eğlence olsun diye cesetleri fotoğraflarken ve bunu yaparken garip bir şekilde gülerken...
Cinayet,hırsızlık,namuzsuzluk vs.olaylar artık 3.sayfa haberi olmaktan öte değer taşımazken...
Toplum olarak gün be gün yozlaşıp... Saygı,sevgi,yardımlaşma,merhamet,yani insanı insan yapan tüm vasıflarımızı birer birer yitirirken...
Bence bir kere daha düşünün... Kızdığınız birisine küfür babında HAYVAN diye seslenirken?...
Çünkü görünen o dur ki...Bundan sonra İNSAN OĞLU İNSAN! daha ağır bir hakaret sayılacak...
Bir önceki postta;eski plaklarla ilgi yazımda bahsettiğim Arda Kardeş'ten Oy Anam bence bu fotoğraftaki o sevimli köpek yavrusuna çok daha uygun!
Oy anam...Annem nereye gitti? Niye geri gelmedi?Babacığım aldatma beni ne olur söyle...
Resmine bakıyorsun,gizlice ağlıyorsun...Hiç ağlarken görmedim seni...Ağlama ne olur...
Okumayı öğrensem...Anneme mektup yazsam...Evimize dön desem dönmez mi?
Ona sarılıp öpsem?Canım Anacım desem...Gelmez mi?
Oy anam..Oy anam anam oy oy anam oy....

ESKİ PLAKLAR & ANILAR

Issız Adamı izledikten ve o güzel eski plaklardan yayılan berrak sesleri ve şarkıları dinledikten sonra, baba evimdeki, plak koleksiyonumuz geldi aklıma...Öyle ya, eskiden ne bu kadar çok müzik kanalı nede radyo programı vardı...Arada istisnalar olmakla birlikte nede bu kadar çok, sanatçı! Gittim eski plakları karıştırdım...Anılara daldım...Çocukluğuma ilk genç kızlığıma...Zeki Müren'den,Muazzez Abacı'ya,İlhan İrem'den,Barış Manço'ya,Zülfü Livaneli'den,Nilüfer'e,M.F.Ö.den,Mıchael Jackson'a...Aaaah Ah...Eski günler...Ahh çocukluğum...Çalmak ve eskiden yaptığım gibi eşlik etmek istedim bu harika şarkılara...Aslında eskiyi yaşamak istedim belki de :(( Ama ne yazık ki pikap sizlere ömür:(
Oysa, daha dün gibi aklımdaydı tüm şarkılar ve o şarkılarla yaşadığım anlar...Evde kimse yokken, özelliklede babam yokken:)Nilüfer ile birlikte son ses söylerdim bende...

Seni beklerim öptüğün yerdeeeee, belki bir akşam dönersin diyeeeee
Belki döneriz eski günlereeee....
Seni beklerken duydum annemden...Saklarmış veda mektubunu benden
Evlenmişsin şimdi bir esmerleeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee :)))))

Ortaokul yılları; Adana'da kapı komşumuz aynı zamanda sınıf arkadaşım biricik Seyhan'ım...Karşılıklı Break Dans benzeri bir şeyler yapardık Mıchael Jackson eşliğinde...Halimizi hatırlamak bile istemiyorum...Komikten ziyade,kıyafetlerimiz ve danslarımızla acınacak haldeydik:))
Ve yine taaa o yıllardan gelir benim Zülfü Livaneli hayranlığım;Karlı kayın ormanı,Sevda Türküsü,Ey özgürlük...vs.vs.vs.
Sonra o masum yüzü ve sesi ile minik Arda Kardeş'in şarkısı. Oy Anam...
(Ama o şarkıyı az önce gördüğüm bir fotoğraf ile başka bir post ta yazacağım)
Şimdi pikap tamire verildi...Umarım olur..Olurda bizde, yer yer çıtırtı ve cızırtı olsada şarkılarda onunda ayrı bir tadı var diyerek romantik yaparız aşkımla:)))

13 Ocak 2009 Salı

MERHAMET ?

Merhamet sözlüklerde “bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma” olarak tanımlanmakta olup, neo-spiritüalist terminolojide kullanılan terimlerden biridir. Neo-spiritüalist görüşe göre merhamet, insan ruhunun “Dünya Okulu”nda edinmesi gereken temel ruhsal yeteneklerden biridir. Bu görüşe göre, kişinin acınacak bir hale gelmiş, bir felakete uğramış veya benzeri hallere düşmüş, ıstırap çeken bir insana acıyarak, o insanın çektiği ıstırabı kendi yüreğinde hissetmesi, ıstırabını paylaşması kişiye, onun başına gelen olaydan ıstırap çekerek edindiği deneyimi -aynı olayı yaşamasına gerek kalmaksızın- edinme olanağı sağlayabilir.
Merhamet yeteneğini,Dr.Bedri Ruhselman(1898-1960) RUH ve DÜNYA kitabında özetle şöyle açıklamaktadır:
“Asıl ruh kudreti, başkalarının acıları karşısında etkilenip üzülmemek, başkalarının aleyhinde seyreden olaylara karşı koyma zahmetinden kurtulmak için kılını kıpırdatmamak değil, başkalarının kurtuluşu uğruna kendi aleyhinde seyreden olaylar karşısında zerre kadar kıpırdamamak ve onlara zevkle göğüs germek, dayanabilmektir.”
“Başkasına acımayan insan, her şeyden önce, kendisine acınacak biçaredir. Acımayan insan, sevemez. Acımayan insan, fedakar olamaz. Acımayan insan, yararlı olamaz. Acımayan insan, duygulanamaz, içlenemez. Duygulanamayan, içlenemeyen insan, güzelliği bilmez, sanattan anlamaz.”(Alıntı) Fotoğraf:Amı Vitale
İÇ SES: Ben, uzun zamandır, beni üzen her şeye ve her kese karşı artık sadece! MERHAMET duyuyorum...2009 un aynı kısır döngüde geçmesine ve huzursuz anılarımın bu sayfaları kirletmesine izin vermeyeceğim.

...


Bu aralar kafamı dağıtasım var...Bu aralar hep bir şeyler yapasım var...
Takı, pasta,kurabiye,şeker hamuru vs. her şey olur modundayım...Dedim ya inciğim boncuğum geldi diye:) Öğle vakti çıktım evden, buluştum dostumla ver elini önce,Pastaland,bir kaç malzeme aldım ama istediğim renk şeker hamuru bulamadım.,sonra da Bijuland...Evdekilere ilave, yine bir sürü harika renk ve şekillerde taşlar...
Hava güzel, kış mevsimine rağmen güneşli...Fırsat bu fırsat kısa bir heykel turu attık...
A.V.P.den 25 ocak için 'Akıllı Soytarı' isimli çocuk oyununa gitmek için bilet aldık:))
Eve döndüm...Zuzuların gelme saati yakın, yemek vs.ayarladım...Bekledim...
Beklerken bilgisayara bir göz attım...Okudum...
Nelerden medet umuyor;? kendine pay çıkarıyor insanlar? Yazık! dedim...
Ve sadece! derin bir nefes alıp, içimi çektim:(((

İSTEYENİN BİR YÜZÜ :P :))

*Zuzularımın sayfasına( imh), kamera görüntülerini de koymayı ama bunun için öncelikle, eski görüntülerini cd'ye aktarmayı...
*Beni takı yaparken gören kocam 'Boncuğun gelmiş yine?:)) der her zaman...Evet bu aralar şiddetli bir şekilde incik boncuk yapmayı ve bir şeyler yaratmayı...
*Elimde fotoğraf makinası ile tek başıma gezip dolaşmayı, güzel kareler yakalamayı vede bunu 'kıro' tiplerin rahatsız edici bakışlarına maruz kalmadan başarmayı!...
*Zuzular annesine ve iki meleğin hikayesine de günlük olarak yazılar yazmayı...Yada en azından aldığım küçük notlarımı aktarmayı...
*Uzun zamandır ilgimi çeken Parapsikoloji ile ciddi olarak ilgilenmeyi...
*Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini tekrar okuyup, notlar çıkarıp, okuduklarıma kendi yorumumu katabilmeyi...
*İngilizcemi biraz daha geliştirmeyi...Hatta İtalyanca öğrenmeyi?
*İtalyanca öğrenemesemde, İtalyaya gitmeyi:)
*Kapalı bir spor kompleksinde kışında yüzebilmeyi...
*İkizannelerim için yeni bir organizasyon yapabilmeyi...
*En son bayram tatilinde uğramıştık tadilattaydı:( Eğer bittiyse 'Kitap Evi'nde çıtırdayan şöminenin sıcağında aşkım ve dostlarımla sohbet etmeyi...
*Yine uludağa çıkmayı ve bu sefer, en azından düşmeden kayak yapmayı başarmayı:)
*Mutfağımdaki, renk renk gıda boyalarının yanına renkli şeker hamurlarınıda katmayı ve sevdiklerime tatlı minik süprizler yapmayı...
* İnşallah bir gün bahçeli bir evimiz olduğunda, bahçesinde bol bol (rahmetli annemin en sevdiği çiçek olan ve benimde yaprağının kokusuna bayıldığım) Sardunya yetiştirmeyi...
*Bir dahaki ev değişimimizde salonumdaki vitrin takımını olduğu gibi,bir ihtiyaç sahibine vermeyi...Ve yıllardır, benim şöyle gümüşlerim, şöyle güzel ince porselen fincanlarım var! mantığıyla züccaciyeciler gibi sergilenen tüm tabak, tabak, çanakve bardağı gömme beyaz lake kapakların ardına saklamayı...
*Zamanında,çok severek aldığım ama bir türlü vakit bulup yapamadığım puzzlelarımı bitirebilmeyi...
*Buraya yazarken harcadığım zamanda, yukarıdakilerden en azından birine başlayabilmeyi İSTERDİM:))))))))))))))))))))))))))))))))

12 Ocak 2009 Pazartesi

PASTACI GELDİ HANIIIIIIM :))


Malum efendim bendenizin on parmağında on marifet:P :))
Bir dönem…Şan eğitimi…Bir dönem…Yağlı boya resim çalışmaları…
Arada bazı bazı halen süren...Takı ve kolye çalışmaları…Fotoğraf eğitimi çalışmaları…Ve en son olarak çikolata ve şeker hamuru pasta çalışmaları…
E böyle olunca ne oluyor?Her şeye bulaşayım onuda öğreneyim bunuda derken...Bir çoğu yarım kalıyor başladığım işlerin...Ama olsun az olsun öz olsun...En azından yeri geldiğinde, bunu bende biliyorum diyebilirim dimi ama:)) Hem ileride bir gün lazım olur... Belli mi olur???? :))
Yukarıdaki fotoların ilki,Melisle birlikte,mayıs ayında katıldığımız ilk kursumuzda yaptığım bir pasta...Diğerleri ise en son Bursalı Annelerimle birlikte katıldığımız Pasto'daki çalışmalarımız...Zuzularıma özel, bir pembe bir mavi birbirine sarılmış ayıcıklar:))Biraz daha vakit ayırabilseydim daha güzel olurdu diye düşünüyorum ama,böyle figürlü olunca ilk sefer için fena sayılmaz sanırım....Zaten ev ahalisi çok beğendi, hatta babamız inanmadı baştan,çok güzel olmuş, sen mi yaptın gerçekten diye? Ben yaptım tabii ki...Bekleyin devamı da gelecek.
Sürprizleriyle birlikte...Siz yeter ki, beni izlemeye devam edin:))))

HER ŞEY YOLUNDA :))

Bir kaç haftadır yüreğimi burkan, aklımdan çıkmayan ve beni çok üzen bir olayla ilgili güzel gelişmeler var...O yüzden bugün mutluyum...Hemde çooooook:)))
Güne ve bana uygun...Ezginin günlüğünden 'Her şey yolunda' isimli şarkı şimdi bu sayfalarda:)))
***
Musluğu çevirdim, sular akıyor...
Perdeyi araladım, güneş duruyor yerli yerinde
Kapıyı açtım, savaş-mavaş çıkmamış hala(en azından bizde?)
Oh be dedim, her şey yolunda.
Telefon çaldı, sevgilim, beni unutmamış...
Bakkal gazete koymuş kapıya, çalan olmamış,
Hava lodosa dönmemiş, trafik açık hala
Oh be dedim, her şey yolunda
Bugün aşk yüzünden ölmedim...
Serseri bir kurşun da düşmedi payıma
İmamın kayığına binmedim daha,
Oh be dedim, her şey yolunda.

8 Ocak 2009 Perşembe

2009 BEBELERİ ? :))


Yüzümü güldüren çok güzel çalışmalar...En çok da, 1 numara hoşuma gitti...Fotoyu görür görmezde aklıma hemen şu özlü söz!!!! geldi:((
''BEBEKLİK? YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR!!''
Eeee Allahın sopası yok! :))))) Komik olmuş hakkaten :))))))))))))))))

FOTO...

Fotoğraf çekmeyide, çektirmeyide çok severim malum :P
Kısa süreli de olsa bir BUFSAD deneyimin oldu o konuya burda değinmiştim...Fırsat buldukça kendimi geliştirmek adına çalışmalarım devam ediyor...Zira bu işler öyle bir kaç haftalık tek bir kursla olmuyor...Yaza doğru yine gideceğim kısmetse...Biraz daha günler uzasın öyle, gece zor oldu, hem benim, hem çocuklarım için...Neyse konuya giriş yapayım dedim nerelere geldim:)
Aşağıdaki site, kendiniz, çocuklarınız veya sevdiklerinizin fotoğraflarıyla eğlenceli bir şeyler yapmak isteyenler için.... http://www.bighugelabs.com/flickr/

7 Ocak 2009 Çarşamba

BİR SAĞ, BİR SOL

Bugün gelen bir mail...Benim çok işime yaradı...Hatta kırt kırt ses geldi boynumdan:)))))
Sanırım hepimiz aynı dertten muzdaripiz...Deneyin sizde, biraz hareket iyi geliyor :P

6 Ocak 2009 Salı

YAĞMUR


Yıldızsız ıssız gece,yalnızız caddelerde...
Bir yagmur, bir de ben...
Uykularda kumrular, bir ipek mendil gibi ıslandı sessizce...
Yağmurda ellerim,üşüyor yüreğim...
Bu kara bulutlar, kan kardeşi gözlerimin(sebebim sen sensin)
Yıldızsız ıssız gece,yalnızız caddelerde...
Bir yağmur, bir de ben...
Rüzgarlar aldi beni, savurdu yerden yere...Düştüm hüzünlere...
Yağmurda ellerim,üşüyor yüreğim...
Bu kara bulutlar kan kardesi gözlerimin(sebebim sen sensin)
*Kayahanın bestesi,Nilüferin yorumu...
Hava yağmurlu,hava soğuk,hava kasvetli hava boğuk:((
Tıpkı şarkıdaki gibi, ellerimde, yüreğimde üşüyor zaten...
Yok bir şey, özelimde her şey yolunda...İyiyim yani...Sadece...Canım istedi işte....Belki hayat...Tam bu havalara uygun...Nasıl şarkı ama?

5 Ocak 2009 Pazartesi

ÖNCE OKUYALIM,SONRA İZLEYELİM

En son 'Yalanlar Üzerine'yi izledim ve çok beğendim... Kesinlikle izlenilmesi gereken filmlerden birisi...Ama konumuz o değil...
Konumuz, film arasında tanıtımı yapılan ve 2009 Mayıs'ında gösterime girecek olan bir başka film 'Melekler ve Şeytanlar' ....
Allahım nasıl sevindim, sanki eski bir dostu yıllar sonra görmüş gibi:))
E kolay değil hamileleğim boyunca 9 ay, İllumunati tarikatı ile yatıp, kutsal kaseyle kalkmıştım:))Rüyalarımda, Louvre müzesinde tabloları inceleyip, ip uçu arıyordum...
O kadar etkilenmiştim ki bu kitaplardan (kitaplardan diyorum çünkü; Da vinci şifresi, Dijital Kale ve Melekler ve Şeytanlar, hepsini okumuştum o dönem) Hatta,'İsa'nın son akşam yemeği' tablosunu incelemiş ve yanıbaşında oturan ve bu güne kadar erkek olduğu öne sürülen havarinin aslında kadın olduğuna karar vermiştim bende? Hey allahım:)) Bilgi:Leonardo da Vinci’nin romanlara konu olan “Hz. İsa’nın Son Akşam Yemeği” adlı tablosunda, bir şifre daha bulundu. Bilgisayar uzmanı Slavisa Pesci, tablonun üzerine, özel bir teknik kullanarak aynı tablonun aynadaki görüntüsünü koydu.Ortaya çıkan sonuç çok şaşırtıcı, zira tabloda normalde var olmayan iki karakter, bu görüntüde esrarengiz bir biçimde beliriveriyor. Hz. İsa’nın yanında, kucağında bir bebek tutan bir kadın görülüyor. Bu kadının Mecdeli Meryem olduğu ve Da Vinci Şifresi romanında da iddia edildiği şekilde Hz. İsa’nın bebeğini tuttuğu iddia ediliyor. Masanın ucunda ise bir şövalyenin oturduğu görülüyor.
Kaynak: HürriyetYabancı Kaynak: leonardodavinci.tv, codeicedavinci.tv, cenacolo.biz ve leonardo2007.com
İşte bu yüzden hala, en çok görmek istediğim yerler arasında ilk başta İtalya ve sonrada Paris ve o ünlü Louvre müzesi var...Meliscim gitti Paris'e, hatta benden önce gezdi Louvre filan, bizimde küçük bir 'Mona Lisa' mız var artık sayesinde evimizde:))Allahım ne olur bir gün bendeee!
Daha önce Da Vınci şifresi'nin film versiyonunu izlemiştim...Elbetteki, romanı okurken herkes farklı hayal ediyor olayları ve mekanları...Belki de o yüzden bir türlü aynı tadı vermiyor romanların sinemaya uyarlamaları...Yine de güzeldi,çok güzeldi...
Umarım Melekler ve Şeytanlar' ıda aynı keyifle izleyebiliriz...Şimdi Mayısı bekliyorum sabırsızlıkla...
Offf yine depreşti benim gezelim,görelim ruhum...Biraz daha büyüse şu zuzular...Offf ki ne offff:)))))))))))

2 Ocak 2009 Cuma

ZUZULARLA ETKİNLİK-2 (KİTAP)

Yandaki harika kitap ikizlerimin doğum gününde hediye geldi...Çok güzel ve yaratıcı çalışmalar var içinde...Zuzularımın ve hatta annelerinin :p çok hoşuna gitti:))
Çocuklarınızla keyifli vakit geçirmek, el becerilerini geliştirmek ve böylelikle onları TV ve Bilgisayar ekranlarından uzaklaştırmak isteyen tüm anne ve babalara tavsiye edebilirim:))
Biz daha öncesinde 'parmak izinden insanlar' yapmıştık...Çok daha önce de, ben bir 'Kaşık Kafa' denemesi yapmıştım:) Son olarak yeni yıl için Tebrik Kartları hazırladık birlikte...Zuzularımın el izlerinden oluşan noel babalar:) Sırada,'kapıya asılan işaret levhaları' var.

Aşağıda, kitabımızın içinden bir kaç sayfanın fotoğrafı var...Okul öncesi çocuklarınızla bir şeyler yapmak istiyor ama ne yapacağınızı bilemiyorsanız işte size bir kaç örnek...

AÇILIŞI YAPIYORUM :))

Eveeeet, açılışı yapıyorum...İşte yeni yılın ilk yazısı...Umarım bu senede, keyifli ve mutlu anlarımızı daha çok paylaşırız hep birlikte...Mümkünse üzüntüler uzak dursun bu sayfalardan, illaki olacaksa da bari sadece hüzün olsun...Haydi hayırlısı...

*Aşkımla, çocuklarımla ve can dostlarımız, Melis ve Kıvanç'ın harika ev sahipliği ile merhaba dedik bu sene 2009'a...Zuzularım büyümüş artık, bunu her geçen gün daha çok farkediyorum...Bu sene hem Duru, hem onlar bizi çok şaşırttılar.Birlikte çok güzel bir şekilde oyunlar oynadılar.Abilik, ablalık yaptılar kardeşlerine.Hele diğer konukların minik oğluda katılınca bu kadroya,tam şenlik oldu...Benim en çok hoşuma gidende,Duru'nun gece boyunca 'Bayuuuu gel' diye peşimde dolaşmasıydı:)) Canım benim, güzel gelinim :P... Böyle olunca bizde keyifli bir şekilde yemeğimizi yiyip muhabbetimizi ettik...Geçen senede birlikteydik ve çocuklar ile uğraşmaktan doğru düzgün ne yemek yiyebilmiş nede fotoğraf çekinebilmiştik...Tekrar teşekkürler her şey için canım arkadaşım:))))

*Yeni yılın ilk günü evdeydik ve gün uykuyla geçti gitti çoğunlukla...Zuzularla resim yaptık,legolarla oynadık.Hep birlikte,muhtemelen 50.kez! 'Arabalar' cd'sini seyrettik!:))
Aslında çok güzel, ilk bir kaç seyredişte zevkle izlemiştik bizde...Ama sonrası?:)))

*Neyse, gün uzun ama gecede öyle...Koca gün uyuyunca haliyle uykusu gelmiyor insanın,hele birde çocukları uyuttuktan sonra,hiç gelmiyor...Bu saatler baş başa saatleri çünkü:))
Şimdi evin keyfini sürme vakti...Tam 'ev hali' halimiz, biraz PTT hatta...
Yani Pijama,Terlik,Televizyon...Bizimkinin son maddesi DVD birtek:))
Filmimiz yeni yılın ilk gününe özel : P.S.I LOVE YOU(NOT: SENİ SEVİYORUM)Güzel, yer yer komik ve romantik bir film.Bence kaç yıllık evli olursanız olun seyrederken 'el ele' garantili...Yani, öyle bir havaya sokuyor insanı:))
Sevgili yazbakiim e de buradan tekrar teşekkürler tavsiyesi için, film ile ilgili ayrıntılar onda :))