29 Ekim 2009 Perşembe

CUMHURİYET

SON NEFESİMİZE KADAR İZİNDEYİZ
ATAM...
29 EKİM

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ

KUTLU OLSUN...

27 Ekim 2009 Salı

NOKTALI VİRGÜL ;


;

'Nokta' dedim bir önceki postta...
Dedim,dedim ama hiç içime sinmiyor tüm bu
olanlar;gördüklerim,duyduklarım,okuduklarım.
Çünkü;Hakikaten gelinen nokta çok vahim:(

Demokratik açılım eşliğinde indiler ya hani dağdan...
Hani hepsi masum,ürkek,PİŞMAN???!!!birer yavru ceylan!!!
Etliye sütlüye karışmamış!dağda kaldığı 15 yıl boyunca hiç 'tü kaka' işler yapmamış,yapanlara da ''hepimiiiiiz kardeşiiiiizzz bu öfke ne diyeeee?''tarzında türküler çığırmışlar ya hani....

Öyle dedi;devletimin savcısı,hakimi!!!???

Dilim sussa da,kalbim haykırıyor,içim acıyor...
Ve o 'acıma' en doğal insani karşılığını buluyor; Canımızı acıtanların canını acıtmak düşüncesi beliriyor zihinlerde.
Bu vatan için ölen binlerce şehit'in Ah!ı düşüyor yüreklere...
Böylece;Açılım ile aralar açılıyor, niyet yerini buluyor!
Evet;sırf etnik kimliği yüzünden kimse yaftalanmaz...
Ve o kimselerin içinde de hep kötüler bulunmaz.
Ama konu VATAN olunca akan sular durur,durması gerekir..
Durması gereken yeri bilemeyen insan da...
Duracak bir ülkesi olmayan da tehlikelidir!

Hemen herkesin olacakları apacık gördüğü,bildiği ama bir şekilde?lafını sözünü etmekten bile çekindiği,üşendiği bir toplum oluşuyor!
Atatürk'ü seven,bayrağını seven,vatanını sevenler!
Size, bize, hepimize neler oluyor?

120 filminin fragmanı vardı sabah Tv'de...TIK
'Şimdi...Bu çok zor ve çok ağır vatan vazifesine kendi rızasıyla gönüllü olanlarınız varsa bir adım öne çıksın'''
120 çocuk bir adım önde...Anonsu yapan yetkili göz yaşları içinde....

Bu günümüzü düşününce...
Ben de öyle:(

“SESSİZ,
DURGUN
BAŞI EĞİK KALMAYINIZ.
UYANINIZ
MİLLİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI ÇİĞNİYORLAR
HAKLARINIZI SAVUNMAK İÇİN BİRLEŞİNİZ
DÜŞMANIN KARŞISINA DİKİLİNİZ.
SESİNİZİ DUYURUNUZ,
BÜTÜN DÜNYAYA;
“BEN TÜRKÜM, BAĞIMSIZLIK BANA ATALARIMINDAN MİRAS KALDI,
ONU SANA VERMEM” DİYE HAYKIRINIZ

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Mayıs–1919 Havza
'Melekler ve Kumarbazlar'ı izledim en son...Güzeldi;tam 'insanca'ydı!
Erdal Atbek'in ;Tehlikeli Cehalet'ini,
Tarık Solmuş'un; Mozağin kadınları'nı ve Şemz-i Tebrizi'nin;Makalat'ını dönüşümlü olarak okuyorum.

Fenerbahçe-Galatasaray maçını dışarıda,keyifli bir yemek sofrasında izledim arkadaşlarla...
Ve bir zamanlar abi durumundan cim bomlu olan ben,şimdilerde eş durumundan Fb'li olunca haliyle hiç takılmadım yenilme mevzularına...

Zaten son günlerde bir tek;şuna takılıyorum:(

Bir kere taktım mı!geçmez....
Geçmeyecek biliyorum!

23 Ekim 2009 Cuma

NOKTA !

Yazmayacağım ! Bu sefer yazmayacağım işte!
.
Ne her izlediğimde içimi acıtan,gördüklerime,duyduklarıma inanamayıp
'bunlarıda mı görecektik!' dediğim dağdan inen 'Ayı' ları...
.
Ne de onları kırmızı güllerle karşılayan,karşılatan vatan haini 'Maşa'ları!
.
.
Domuz gribini de yazmayacağım mesela...
Ne aşı düşünmekten şaşı olmuş akıllarla uğraşmak!
.
Ne de ''Akıl değmemiş kafa ile domuz değmemiş tava'' nın açılımını! yapmak istemiyorum artık!!!
.
Sadece şu yandaki foto ve uyarı yazısı kalsın hafta sonu için sayfam da;
.
EĞER UYANDIĞINIZDA BUNUN GİBİ GÖRÜNÜYORSANIZ...
LÜTFEN İŞE GİTMEYİN....
Herşeye rağmen güzel bir hafta sonu olsun...
Nokta!

22 Ekim 2009 Perşembe

GELİN ATA BİNMİŞ.....

Gelin ata binmiş ya nasip demiş???
Atasözlerimizden bir üzerinde düşünülesi,tartışılası cümle daha!
Açalım; şıkları sıralayalım, şık olsun.

a-Gelin evlenmek üzere atın üzerinde nasip'ine(kocasına)doğru yol almaktadır...Amma velakin-halen-'ya nasip' diyerek diğer taliplerine daha imzayı atmadım ışığı yakmaktadır...

b-Gelin için bu hayattaki tek nasip'koca'dır...Çünkü gelin, gelinlikten nasibini almamış,nasiplenmek için kocasını beklemektedir...

c-Gelin'in günahı yoktur,evleneceği erkeğin ismi gerçekten 'nasip'tir...

d-Gelin,heyecandan kelimeleri karıştırmıştır. Aslında kısmeti için 'MÜnasip' demek istemiştir...

e-Hiçbiri yada hepsi.

Sonuçta;''Nasip,allahın kullarına uygun gördüğü,kısmet ise oldurduğudur.''Diyor ve bir yazıya(konuya)giriş nasıl mahfedilir örneğini daha blog alemine kazandırmış bulunuyorum...Ama hep aklıma takılırdı? Böylece o da sırasını savdı:)Elbetteki bu söz,bu şıklar düşünülerek söylenmemiş,yazılmamıştı. Zaten ben de yazarken de muzip muzip güldüm,evet bugün muzipliğim üzerimde:)Çok şükür ki günlerdir üzerime yapışan o hüznü ve sıkıntıyı bu seferde? kazasız,belasız,hasarsız atlattım ve çok derinlere gömdüm(umarım?)
Tamam şimdi esas konulara gelelim...Neden bu atasözü aklıma takıldı onu söyleyeyim.

Gelin ata binmiş ya nasip demiş 1:Cuma günü sinema keyfi yapamadık,zira seans saatleri internette başka,sinema da başkaydı:(Baktık zaman bize uygun değil,ufak bir program değişikliği ile;
Ver elini Nalbantoğlu/Cafe Sıesta...
Ver tabağını,dumanı üstünde sıcacık bir mantar çorba...
Uzat elini pencereden şıpır şıpır yağmur yağmakta,
Sıcacık ortam,keyifli bir müzik ve mis kokular arasında...
Duyur sesini en keyifli muhabbetler,gülüşler dostlarla:)

Akşam saatleri yaklaşırken eve doğru yol aldık, eve geldim,zuzularım okuldan geldi,öpüşüp koklaşma faslı vs...Sonra gelen bir telefon,öte dünyaya göçen canlar:(
(Yağmur'un nedeni anlaşıldı?Gökten rahmet yağmış,rahmet kimi evlere farklı uğramıştı.)

Anında 4 yıl öncesine dönüş,kendi yaşadıklarım,empatinin alası:(
Zaptetmeye çalışsam da, titreyen bir el ayak,hızla çarpan,kalkan bir yürek:(
Elden bir şey gelmeyeceğini-gelemiyeceğini-söylenen teselli sözlerinin duyulsa da havada asılı kalacağını bilmek.Bir tek cümleyle, kalbine girmek,değmek ve o acıyı oradan söküp almayı istemek....

Eşim gelirken babamı aldı...Babam çocukların başında kaldı...Yolda giderken,ortak düşüncemiz onunda uzun yıllar bizim başımızda kalmasıydı...
Gittik,dinledik,söyledik,ağladık,paylaştık.
Ve acıyı 'acıyı yaşayanlara' bırakarak evimize döndük.

Dedim ya; babalar gitti bu sefer önden diye....O günden beri kendi babam takılıyor aklıma...Rabbim uzun ömürler versin,sağlıklı sıhhatli başımda,başımızda olsun diliyorum hep.
Ben ki;çok anneci bilirdim kendimi...(Annem bir yana dünya bir yana)
Annem gitti,yıllar geçti,elbette ki severdim babamı,severim.Babam o benim ötesi var mı?...
Ama işte? Kız evlat? Anne? Bilen bilir ben ne söyliyeyim? Daha bir farklı oluyor,-oluyordu,olmuştu-anne kız ilişkisi,ilişkimiz...
Şimdi ;babacı oldum...
Kaybettiğimin yerini onunla doldurdum...Rabbim,aratmasın:(
Neyse,bu kadar yeter,muzipliğe sarılma vakti gelsin,hüzün gömüldüğü yerden çıkmasın..

Gelin ata binmiş ya nasip demiş 2 : Baba demişken hayırlı bir haberim var blog.Geçen sene gitmelerine 3-4 gün kala hevesimiz kursağımızda kalmıştı,olmamıştı ama bu sefer gidiyorlar çok şükür:) Babam,kayınpederim ve kayınvalidem Haç yolcusu...Bu sefer kesin,kayıt işlemleri yapıldı,oteller ayarlandı...Kaç gündür diyanetten telefonlar,broşürler,onların sevinci,heyecanı...Koca bey'le içimizden geçen bize de kısmet olması...Benim ayrıca içimden geçen;orada edilen tüm duaların yerini bulması,annemin ruhunun duyması,hacılıklarının kabul olması vs.vs.vs....

Akşam konuşuyorduk eşimle;hacı uğurlamaya giderken mutlaka çocukları da götürelim,görsünler,bilsinler diye...Sonra da Eren'imin geçen bayram da annemim mezarı başında sorduğu şu soru geldi aklıma;

-Annecim biz şimdi -çiçeklerin altında uyuyan(öyle diyor hep kuzum)anneanneye su döküp,dua ediyoruz ya?
-Evet annecim...
-Peki dünyada herkes öldüğünde bize kim su döküp,dua okuyacak????????........:((((

İlk şaşkınlıktan ve yürek burkulmasından sonra şöyle bir cevap verdiğimi hatırlıyorum;
Dünyada herkes aynı anda ölmez annecim...Evet kimisi genç gider uzun ve tatlı uykuya ama yorulunca ve yaşlanınca daha çok giderler çiçeklerin altında uyumaya ama aslında herkesin- kendi bilmese de- bir sırası vardır...Vs.tarzında benzer kelimeler...

-Hııı peki o zaman...İyiymiş...

Demişti sadece...Kaç gün çıkmamıştı aklımdan sorusu,verdiğim cevabı düşünmüştüm doğru mu söyledim diye?Çünkü farkında olmadan bir çok done veriyorduk çocuklara ve onlarda bu bilmedikleri hayat puzzle'nı kendilerince tamamlıyorlardı....
Sonrasında oğlumu gözlemlemiştim bir süre;aradan kaç gün geçmişti ve muhtemelen ne sorduğu soruyu,ne de verdiğim cevabı hatırlamaktaydı...
Yada zamanı gelince çıkarıp kullanmak üzere o taptaze biliçaltının kıvrımların da derinlere saklamıştı...
Bu da benim için tam bir muammaydı...

Yaa işte böyle blog...
Gelin ata binmiş ya nasip demişten buralara kadar gelen bu uzun,karışık ve bir türlü sonunu istediğim gibi bağlayamadığım yazıyı okuyan olduysa eğer sabrına teşekkürler...
Yok okumadıysanız yine teşekkürler...
Ne yapalım kısmet bu işler?
Eeee ne demişler?
Gelin ata binmiş..............:)))))))))))))))))))))))))

21 Ekim 2009 Çarşamba

SIR...

Babalar gitti bu sefer önden...
Geride anneler ve kızlar kaldı...
Her giden yeni bir hayata yelken açtı...
Kalanlar elde kalanlara sarıldı...

Hayat dışarıda olanca hızıyla aktı.
Akıttıklarını peşine taktı...
Arada dönüp,dönüp peşine takılanlara baktı;
Bir sürü insan vardı;Kadın,erkek,genç,yaşlı...

Zaman gerek dedi hayat;Sadece biraz daha zaman...
Zamanı gelince bırakırlar peşimi,

Oysa hayatın peşindekiler,peşin hükümlüydüler...
Hayat tatlıydı,bırakılmazdı!Hem kim isteyerek sevdiklerinden ayrılır dı?

Zordu çok zor....Düşünmediler,bilmediler,belki de bilmek istemediler?

O yüzden de,hiç bir zaman çözemediler...
Esas aleme giden iyilerin yüzündeki o 'gülümseme'nin sırrını...


***
Geçen 5 gün...
5 güne sığan 2 ölüm...
Biri eltimin babası,biri arkadaşımın...
Yazasım yoktu,hayat boştu,hüzün çoktu vs.vs.vs.
(Mekanları cennet olsun)

16 Ekim 2009 Cuma

DÜŞÜNÜYORUM....ÜŞENİYORUM...

Dün ne yaptım inanmazsın blog...
Etli lahana sarması? Vallahi bak:)
Eeee ne var bunda? diyebilirsin tabii;Bir şey de yok zaten....
Hep bilinen tarifin,pul biberli ve sumaklı hali.Yani;hafif acılı,ekşili.
Koca bey'in sevdiği şekilde(annesinin usulu:)
Sadece;benim gibi aynı yerde yarım saat sabit duramayan,hareketli birisi için bu sarma vs. işlerinden daral geliyor!O ayrı...(işte burası da işin;Ne var bunda?kısmı:)
Neyse nihayetin de dün akşam;hem koca bey,hem de babacığım tarafından mutlu mutlu,'güzel olmuuuuşşş'diyerek yenince sarmalar...
Üzerine bir de dün doğum günü olan babacığımın pastası mideye indirilince...
Kiloları boş verin değmeyin keyfimize:))
Sonuç:
Bir tek sarma yaparsın...
Sevdiklerince 'sarılıp sarmalanırsın' diyorum:)
Başka da bir şey demiyorum blog:))))

Bugün de; arkadaşlarla 'Zaman Yolcusunun Karısı'nı izlemeye gideceğiz...İşin ilginç tarafı yaklaşık 3 hafta önce D&R'da kitabını görmüş,arka kapaktaki methiyeleri okumuş,konusuna bakmış ve'Hımmm ilginç tam filmlik bir aşk hikayesi kesin bu hikayenin filmini yaparlar,almayayım ben bunu şimdi 'demiştim kendi kendime.Bir hafta sonra sinemada'Suretler'i izlerken,yeni filmler arasında tanıtımını görünce de şok olmuştum...Bazen şu 'malum olma' hallerimden ürküyorum?:)

Aslında daha bir çok konu vardı aklımda ama,bugünlük bu kadar olsun...Daha aşkımı uyandırmam,kahvaltısını yaptırmam:P,evi derleyip toparlamam ve kendimi dışarı atmam lazım...
O zaman ne yapıyoruz? Yazıyı şöyle bağlıyoruz...

DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM...ÜŞENİYORUM ÖYLEYSE YARIN:)))

14 Ekim 2009 Çarşamba

Günaydın blog...
*İlk domuz gribi Ankara'da bir ilk öğretim okulun da görülmüş,hadi bakalım:(
Nimet hn.eğer okullara yayılırsa,eğitim öğretimin Tv'den devam ettirileceğini söylemiş??Sonra bir de aşı vs. diyorlar ama,pek güvenemiyorum ben -Allah muhtaç etmesin bize gelene kadar,bir sürü kodaman var!?-
Bol bol el yıkayalım,çocuklarımıza yıkatalım...
Sıcakkanlı milletiz malum ama ölünce insan çok kötü soğuyor unutmayalım!!!
O yüzden de,sevecen olacağız diye,özellikle tanımadığımız kişilerle öpüşmeyelim,
içten bir el sıkışma yeterli olur kanımca!
*Yine Ankara'dan Ulustan...82 yıllık Bronz Atatürk heykelini altın sarısına boyamışlar:(Atam rahat uyuyor musun?)!!!!!Çok yorum yapmıyacağım bu konuda sinirliyim!!!

Kişisel ara not:Zaten çok sinirli,ya da çok kırgın olduğum da hiç konuşamam ben nutkum tutulur,sessizlik olur..Bunu ev ahalisi ve koca kişisi de bilir,sessizce mekan terk edilir...
Zamana bırakılır,zaman gelir bekler,bekler,bekler....
Zamanı gelince de sinirimi alır gider:))


*Bu gün maç var Bursa'da...Türkiye-Ermenistan....Yoğun güvenlik önlemleri vs.vs.vs...
Bir kaç bilirkişi(Tnzl sen değilsin:)aman dışarı çıkmayalım bugün,ne olur ne olmaz vs.şeklinde görüş bildirdi...Saygı duyuyorum ama uygulamıyorum zira millet olarak bu tırsaklığımızdan sıkıldım artık!!!İstanbul da bir 'şerefsiz'(kusura bakma blog ama daha farklı bir tanımlama getiremiyorum ben o bebek katillerine!) bomba patlatır,
onun etkisiyle Bursa'da ve benzer büyük şehirlerde 'AVM'lere kalabalık yerlere gitmeyin,gitmeyelim vs. tadında bir panik yaratılır...Halbuki o ş.siz lerin istediği de budur,böylece göbeğini kaşıyan adam biraz daha sırıtır!!!! vs.vs.
Ha bir de Özdil sahibi yazmış yine günün anlam ve önemine,Bursa'da olunca işin içinde ,bir içim su olmuş...Okumadan geçmeyin TIK

Neyse sözün özü:Bugün arkadaşlarla tam da öyle bir AVM'de buluşup kaynatacağız?Üstelik eminim ki arabayla girişte güvenlik önlemleri daha bir artmış olacak ve sadece gözle? yaptıkları bagaj kontrolleri sayesinde her seferinde beni acı acı gülümseten ve artık onlara X MAN dediğim güvenlik görevlileri bagaja yine kızıl ötesi bakış fırlatıp 'temiz geçebilirsiniz' havası atacak:))
Neyse kaynatacağız demiştim,tahmini kaynatma konuları:
-Ne olacak bu memleketin hali?
-Ne olacak çocuklarımızın geleceği?
-Ne olacak bu kocaların hali?
-Ne olacak halimiz?
-Ve son olarak tüm bu ne olacaklarla nasıl baş edebiliriz?:))))))))))))))

Bak şimdi ne olacak bu memleketin hali demişken aklıma geldi...Hani hep söyleniyoruz kızıyoruz vs.ya ilgili kişilere,bir şey yapmalı ama ne? deyip duruyoruz...
Tepkiyse tepki işte alın hepimize örnek...

Marmariste bir gezi teknesi,saygı duydum...
ALKIIIIIŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ.

Hadi gittim...Güzel bir gün olsun hepimize:)

...

Lodos'um deli rüzgarım...Huzur bozanım...
Oldu mu istediğin?
Bak gör...
Huzursuzum...

Sıcak esersin bilirim...Estin mi de dağıtırsın...
Yeterli oldu mu? Sindi mi içine?
Bak gör...
Dağıldım...

Sana değmez bilirim...Bilirim ki sadece baş ağrıtırsın...
O da oldu zaten, bak,bak yine gör...
Ağrıttın...

Ama ne bulutum ben, yolsuz yönsüz dönüp durayım rüzgarınla...
Ne de salkım söğüt ağacım,eğilip büküleyim hışmınla...

Yeni,dingin,huzurlu bir sabaha uyandım ben...
Sense...
Damlalara yenik düştün...
Bir yağmura, bir de göz yaşlarıma...

13 Ekim 2009 Salı

:))))))))))))))))))

S: 35'ten sonra çocuk yapmak doğru mudur?
Y: Hayır, 35 tane yeterli görünüyor.

S: Bebeğin cinsiyetini öğrenmek için en güvenilir yöntem nedir?
Y: Doğurmak.

S: Doktorum bana doğum yaparken hissedeceğim şeyin acı değil sadece normal bir baskı olacağını söyledi, bu doğru mu?
Y: Tabii, bakiniz meteoroloji uzmanları da kasırgayı normal bir doğa olayı olarak tanımlar.

S: Bebeğimiz gecen hafta dünyaya geldi. Karim ne zaman kendini yeniden iyi hissetmeye ve normal davranmaya başlayacak?
Y: Çocuklar ayrı eve çıktıkları zaman.

S: Ben ve kocam çok çekiciyizdir. Eminim bebeğimiz de reklamlara çıkmak için yeterince güzel olacak. Bu konuyla ilgili olarak kiminle bağlantı kurabiliriz?
Y: Terapistinizle.

S: Kusmalarımın hamileliğin sabah bulantılarından mı yoksa grip olduğumdan mı kaynaklandığını nasıl bilebilirim?
Y: Eğer gripseniz iyileşirsiniz.

S: Hamile kaldığımdan beri göğüslerim ve hatta ayaklarım bile büyüdü. Hamilelikte küçülen bir şey var mı?
Y: Evet, idrar torbanız.

S: Hamileliğim ilerledikçe, yabancılar bana daha çok gülümsemeye başladı. Neden?
Y: Çünkü onlardan daha şişmansınız.

S: Hamileliğin son zamanlarındaki birliktelik, hangi şartlarda doğumu başlatır?
Y: Eğer bu olay, kocanızla başka bir kadın arasında olursa.

S: Doğum hemoroit sebebi olabilir mi?
Y: Doğum, bahane bulmak istediğiniz herşeyin sebebi olabilir.

S: Anne sütünü saklamak için en uygun yer neresidir?
Y: Göğüsleriniz.

S: Meme pompalarının güvenli bir alternatifi var mı?
Y: Evet, bebek dudakları.

S: Bebeği sütten ne zaman kesmek gerekir?
Y: Dişleri çıkmaya başladığında.

S: Bir anne emzirirken hamile kalabilir mi?
Y: Evet, ama önce bebeği memeden ayırıp uykuya yatırırsanız işiniz daha kolay olur.

'Fırlama bir jinekoloğun cevapları' yazıyordu gelen mailde başlık olarak...
Çok güldüm:))Çoğunluğu anne olan blogger arkadaşlarımla ve hamilelik süreci boyunca bu sorulardan en azından bir kaçını mutlaka sormuş olan tüm hemcinslerimle paylaşmadan edemedim:)))

12 Ekim 2009 Pazartesi

YAZDAN KALMA...



Yazdan kalma bir günden...Dün'den...(12.10.2009)

YENGEÇ KABUĞU & GÜNDEM & TATLI SÖZ HALLERİ :))

Bu aralar pek ses etmiyorum farkındayım blog...Ama Yengeç'im ben alış buna...Dönem dönem girerim kabuğuma...
Dinlerim hem kafamı hem kendimi...Soyutlanırım...Öyle bir ruh halindeydim kaç zamandır...
Pc'de takılıp duruyordu zaten;Virüsün biri bin para!
O zaman sinirden ben de takılıyordum sabit gözlerle ekrana bir müddet???
Baktım gidişat iyi değil...Bknz:Çektim fişi:))

Gündem yine takibim de...Okuyorum,izliyorum,dinliyorum...Memleketin hali üzerinden genellemeyle çoğunlukla ilgili şahsa ve icraatlara söyleniyorum...Haberleri izlerken midem ağrıyor ama olayları da bilmek gerek;icraatlerine mecburen tahammül ettiklerimizi izliyorum içim acıya acıya:(Sonra insan hallerine geliyor sıra.Kayıp çocuklara,cinayetlere,salak Tvprogramlarına,onların konuklarına..
En son Seda Sayan bir röportajın da Türkiye'nin yeni Anchor Woman'ı olacağım diyordu da...Bir müddet güleyim mi?Kızayım mı? Karar veremedim:( Elimden söylenmekten başka bir şey gelmiyor.İçim acıdığı midem ağrıdığı ile kalıyor:(

O yüzden 'insan ne yaparsa kendine yapar' diyor kendi gerçek gündemime yoğunlaşıyorum ben de...
Şimdiler de incik boncuğa sardım yine,bir de fotoğraf çekiyorum bol bol.(Sadece dün pazar kaçamağımızda 210 kare çekmişim,abartmışım birazcık,koyarım bir ara,yoksa bende ayrı bir blogmu açsam sadece fotoğraflar için?)
Sonra kitaplarım var okuduklarım,okuyacaklarım(Üstün Dökmen'in 'Miyasenin Kuzuları'nı aldım cumartesi,hem Üstün Dökmen hem de kuzu???Kaçınılmazdı sanırım)
En son BUNU izledik.Sadece çok güldüğümüzü hatırlıyorum...
Spor'a az kaldı...Koca bey zaten başladı(sorma blog bu aralar hem rejim yapıyor,hem spor? Maşallah,Maşallah:)

Ona koş,buna koş,arkadaşları,akrabaları,eşi dostu ve lafın gelişi olmayan gerçek eşi de ihmal etme...Çocuklarla kaliteli zaman geçir(+ kalitesiz de bir sürü zaman,çok şükür:)Babanı ihmal etme,yalnızlık,yaşlılık zor malum elim hep üstünde...
Yani kısaca yaşa!
Yada en azından günü kurtar,tadını çıkar...Çıkmazsa suyunu çıkar vs.vs.vs...

Peki...

Peki Koca? Eş? Aşık olunan adam? İki çocuğumun babası? O ne olacak?
10 yıllık evlisin...Dile kolay 10 yıl...

Her bakışını,davranışını ezberlemişsin,nerede ne diyecek,arkasından ne gelecek,şu durumda hangi tepkiyi verecek anlamışsın...
Söylenmemiş sevgi sözcüğü kalmamış,kalanları da evir çevir, alla pulla, tekrar yolla alışmış,alıştırmışsın:)

Arada bir iki buse,iki çift tatlı söz gelirse; Aşkım,hayatım,güzel karım,sarışın hatun:P vs.vs.şeklinde 'eh en azından bunları unutmuyor:) dersin ama aslında değişik tatlı söz olarak 'kesme şeker'olmaya bile razısın:)

Ahh ne diyeyim blog...Allah bunları aratmasın:)
(Okuyorsan -ki okuyorsun- alınma sakın...Sana söylediklerimden farklı bir şey yok bu satırlar da...Bak şimdi...Yerim ben senin Ego'nu...Kıyamam...Tamam,tamam)
Hadi bu da senin değil, erkek doğasının ve şu malum meşhur günah keçisi genlerinizin suçu olsun:)

Ama ben yine de merak ediyorum; çocuk büyütmek çok zordur 'Ah o vazgeçilmez sevgileri ve annelik duygusu olmasa' vs. derler ya hani bu işleri bilenler...

Koca sevgisi nasıl oluyor o zaman acep? Hangi kategoriye giriyor o kısım?
Zaman için de çocuklarına gösterdiği o sabrı, kocasına karşı nasıl geliştirebiliyor kadın kişisi?:))

Yok bilmediğimden ve sabır duygumu geliştirmediğimden değil de, herkes bilsindir maksat,herkes faydalansın:)
Vallahi bak:P

Dün bir gelin arabasının üzerindeki yazı geldi şimdi aklıma;
'Annemin ilk ve son gelini' ?????
Ya bir insan en özel günün de arabanın üstüne -ki zaten adı'Gelin Arabası'dır onun- bunu yazar mı? Sanki annesi evleniyor damat bey'in!!!
Ay ne bileyim kızdım işte, bana neyse?
Alem şu erkekler!

Eh en azından bize bu versiyon denk gelmedi:)
Hadi hep birlikte o zaman...
Çok şükür çoooookkkk:))))

Bak şimdi....
Ben ne dedim ki?:)))

7 Ekim 2009 Çarşamba

Aslında nasıl uykum var...Oğlumu uyutacağım diye yanına uzanmıştım bir 10 dk.lağına ama 10 dk.olmuş 1,5 saat...Zor kalktım,kaltım çünkü şu saatte oturup bir kaç satır yazmazsam biliyorum ki yarın yine vaktim olmayacak hafta kaçacak,ses vermek lazım vs.vs.vs.:)
Yaz dostuuummmmm....Yazalım bakalım...Hafta sonu yoğundu malum,doğumgünü;
Arkadaşlar,dostlar,abimler,kuzenler,dedeler,büyükanneler derken aynı kadro evde de devam edince gece 24:00 de ben artık ayaklarımın üzerine basamıyordum:)Yorgundum ama mutluydum çünkü;doğum günü partimizde her şey tam da bizim ve meleklerimizin istediği gibi geçti çok şükür...Uykusuzdum zira; Cuma gecesi 1,5 da yatan bendeniz cumartesi sabahı kızım sayesin de sabah ezanında ayaktaydım(kuzumu uyku tutmamıştı doğum günü heyecanından:)
Neyse Ertesi günü Pazar olunca ve Sema hn.da yardıma koşunca hem uyku,hem kahvaltı, hem de sinema keyfi yaptık koca beyle:)

Filmimiz SURETLER...Suret sahibi;Bruce Wıllıs...
İlk genç kızlığımın yamuk gülüşlü muzip bakışlı yakışıklısı,şimdilerin yaşını başını almış,onun yerine saçını feda etmiş ama yine de deli bakışlarıyla ben buradayım diyen kişisi...
Film konu olarak ilginçti...Sanal alemde hemen her gün yapılan,gerçekte 'kel fodul' ama sanalda 'Kıvanç Tatlıtuğ'olma hallerinin biraz daha gelişmiş versiyonunu (robot hali)ve harika gibi görünen bu yaşamın artıları eksileri vs...
İzlenilebilir mi? Evet! Şu an için vizyondaki diğer filmlere göre en iyisi...(Tabii ki her filminde olduğu gibi Bruce yine dünyayı kurtarıyor o ayrı:)

Film çıkışı AVM'de dolaşırken aşkımla baş başa,her çocuksuz çıktığımız da olduğu gibi gözümüz hep başka çocuklar da...2-3 saatliğine de olsa ayrı kalıyorken ve en azından eve gittiğimizde onlara kavuşacağımızı biliyorken bile duyulan bu özlem ve sevgiyi konuşuyoruz aşkımla...Bir de kayıp çocukları,insanın yavrusunun nerede olduğunu bilememesinin tarif edilemez acısını...Düşünmek bile istemiyor insan:(
Yalnız eve dönüşte daha bir sıkı sarıldık çocuklara onu fark ettim...

Hafta keyifli haberlerle başladı ve başından bu yana,hem evde hem de dışarıda işlerim vardı,halen de var,biraz yoğunum o yüzden yarın da yokum...Önce aylardır görmediğim ve özlediğim bir arkaşıma gideceğim, sonra da bizim kızlarla yakında Plates'e başlıyoruz onun için buluşup bir kaç spor salonundan fiyat almaya gideceğiz vs.vs.vs....
Cumaya Allah kerim....Arada uğrayabilirsem yine ses veririm...
Kendine iyi bak blog:)
Neyse ki halen uykum var...E hadi birde iyi geceler olsun:)

6 Ekim 2009 Salı

Güzel,çok güzeldi...Yoruldum-yorulduk-ama değdi...Herşey meleklerimizin yüzün de oluşacak gülücükler içindi...
Allahım sizi bizden, bizi sizden ayırmasın meleklerim...İşte bir doğum günü böyle geçti...

2 Ekim 2009 Cuma

KELEBEK KANADIN DA HAYALLER...



KELEBEK,KELEBEK HEP MUTLU OL...

KELEBEK,KELEBEK UÇ ŞU DALA KON...

İki gündür komşuculuk oynuyoruz Melis'le...
Önce ben ondaydım,dün de o ben de...
Çok sesli bir ilişki bizim ki?

Ama hemen aklına kötü şeyler getirme ey ahali..
Birbirimizin sesini duymazsak olmuyor:)

İki kadın bir araya gelince -sanılanın aksine- her zaman çene çalmaz!

Çalsa da -rabbimin erkekleri es geçip:p- sadece kadınlara lutfettiği bir kaç işi aynı anda yapabilme yeteneği ile bunu ekarte edebilir:)

Evet itiraf ediyorum; Konuştuk,dertleştik,gülüştük...Hatta çok gülüştük:)
Çizdik,kestik,yapıştırdık...Yaptık bozduk, yeniden yaptık vs.vs.vs.

İki 'Marifet Ana'dan :P yukarıda ki;Lolipop şekerli kelebekler çıktı ortaya...
Önce bizimkiler sevindi...Yarın da başka çocukların ellerine konacaklar...
Ve belki de o çocuklar bir kelebeğin kanadın da hayallere dalacak ve mutlu olacaklar...

Hem bizim kelebeklerin ömrü 1 gün değil!
Arzu eden bir ömür saklayacak bir köşesin de...
'Şu gün' 'Şu tarihte' 'ELİF ve EREN'in doğum gününden hatıra' diye:)

Evet;Yarın doğum günü partimiz var...

Ailemiz,büyüklerimiz,dostlarımız,arkadaşlarımız,bizi sevenler,bizim sevdiklerimiz ama en çok da ZUZULARIMIZI seven herkes bizimle olacak...

Güzel bir hafta sonu ve güzel bir gün olsun...
HEPİMİZE:)))

MERAKLI MELEKLER...


DÜNYAYI MERAK EDEN MELEKLER GELİRLER,
ÇOÇUK KILIĞINA BÜRÜNEREK BİRER,BİRER...

(Dilsiz Ketum-Ahmet Ş.Doğan)

Çok hoşuma gitti bu cümle,sanırım bir çocuğu anlatabilecek en güzel ifadelerden birisi...
Neden? Nasıl?Ne zaman?Neden? Niçin? Neden? Neden? Neden?:))