30 Eylül 2009 Çarşamba

DOLMA...

Dolma var bugün menüde;Kıymalı Biber dolması...
Elimde bıçak içlerini temizliyorum,özenle çekirdeklerini çıkartıyorum,kenarlardaki lif'e benzer çıkıntılarını da...
Çekirdekler;sözler,söylenenler...Çıkıntılar ise;İçim de birikenler...
Önce bol suda yıkıyorum için(m)i,dışın(m)ı...
Sonra soğanı soyuyorum, göz yaşlarıma en uygun kılıfı...
Maydonoz,olmazsa olmaz? Her işe karışan ve kendine paye çıkaranları da katıyorum içine...
Sırada domates veya salçası; İkisi de gözlerim gibi kan kırmızı...
Pirinç taneleri de ettiğim dualar oluyor...Sayısı yok,göz kararı...
Kıyma az yağlısından...Kıyım,kıyım içim gibi...
Acısı,çeşnisi tadı,tuzu...O yüzden en son da,biberi,yağı,tuzu...
Şimdi hepsini karıştırma,karışma zamanı...
Dolma içleri dolarken bir, bir...
Ben içimi boşaltıyorum, ağlıyorum...
Yok,yok nedenini anlatmıyorum...
Yaptığını yaparsam? Farkım kalır mı?
Susuyorum...Rabbim,bir tek sana sığınıyorum.

*Az önce ard arda,hem aşkım,hem can arkadaşım aradı.
Koca bey kıyamıyor bana,sinmedi içine sabah ki konuşmadan sonra 'nasıl oldun?'diye yine aradı.Ah koca adam;Allahım seni benden,beni senden,çocuklarımızı da bizden ayırmasın inşallah.Hem sevdiğim,hem kızdığım,hem güldüğüm,hem ağladığımsın...İyi ki yanımdasın.
Ve can arkadaşım,bal arım,Melis'im...
Kesin hissediyor,malum oluyor kesin...Şimdi'O'na gidiyorum,bugünlük bu kadar,yarın hala buralardaysam ve bunu da atlattıysam daha yazılacak çok yazım,yapılacak çok işim var...
'Tek gerçek yazılanların doğruluğu,yalan ise her şeyin yazılmış olduğu' biliyorum.

29 Eylül 2009 Salı

NE OLACAK HALİM ?

Geçenler de yanlış bir yola girmiş ve arabamızı bir güzel ziftlemiştik:(
Malum güzel yurdumun güzel belediyeleri böyle durumlar için bir uyarı levhası koymadığından farkettiğimiz de iş işten geçmişti...Neyse konu o değil tabi, olan oldu,araba servise verildi şu gün şu saatte alınacak diye sözleşildi.Dün sabah için saat 10:00 demişler di,-ki ben 10:30 da gittim- birazdan hazır olacak dediler, oturttular bir köşeye bekliyorum...Yarım saat,bir saat,uzadı da uzadı...Dükkanın yeri de öyle ters hani çıkıp dolaşayım desen gidilecek bir yer yok,izmir yolu üstünde...Gazete,kitap ne bulursam okudum hatta araba cilalarının kutularını bile:( Üşüdüm,acıktım ve başkaları? vs....Sinirlendim tabii;saat 13:00'e geliyordu artık!Ben içimden nasıl söyleniyorum ama? Mutlaka iki çift laf söylemeliyim!Böyle sorumsuzluk olmaz!Burada beklediğim saatte neler yapardım,hiç olmazsa iş uzayacak diye haber verseydiniz vs. vs.vs!!!!!
Neyse sonunda beklenen oldu ve 13:15 itibari ile araç geldi...Ben gayet ciddi bir ifadeyle hatta biraz somurtuk çıktım beklediğim odadan,emin adımlarla ilerledim ilgili şahsa doğru ve...

-Elinize,emeğinize sağlık ne güzel olmuş...dedim?
-Biraz beklettik ama... dediler
-Olsun canım ne olacak? Zaten araba da çok batıktı.... Diyerek bir de suçu üstlendim??


Servisten ayrılıp yola çıktığımda bu sefer kendime söyleniyordum!!!!!!!

Tabii öğlen oldu,mide aç,gözüm döndü...Hesapta rejimdeyim -ya da en azından dikkat ediyorum diyelim-ama deli gibi bir şeyler yemek istiyorum...Gideceğim yerden önce bir kafe-pastane tarzı bir yere uğrayıp tatlı bir şeyler yemem lazım,hatta ilk tahanlılar ilişti gözüme...Hah dedim budur battı balık yan gider,sonra tam yerime geçecektim ki;Kumru yapıyorlarmış?Alllaaah boş ver tahanlıyı kumru olsun:)
Kumru sandıvıçim geldi?İçinde sadece kırpık sosis parçaları ve 3 ince dilim domates var!Ne mayonez+ketçap,ne de en önemli malzemesi salatalık turşusu???!!!!
Bu sefer kesin susmayacağım ne bu yaa?
Tipimden mi anlıyorlar? O kadar mı ses çıkarmaz görünüyorum? vs.vs vs.

5 dk.sonra; o garip şeyi bir güzel yemiş, kasada hesabı ödeyip,hayırlı işler diliyordum:((

Ama ben hep böyleydim,böyleyim...
Ve biliyorum ki değişmeyeceğim.

Şimdi dert mi bu? Ya da buralara yazılacak konu mu?
Belki evet,belki hayır...

Sadece tek bir soru;Ne olacak halim?

KÜLTÜR MANTARI :)

*Ey blog işte döndüm...Anlatamamıştım ya hani uzun,uzun,ancak şimdi fırsat buldum.Cuma sabah erken çıktık koca beyle evden.Yeni bir heyacan var son günler de içimiz de ve o heyecanla ilgili keyifli işlerimiz.Allahım kısmet eder ve bir aksilik vermezse eğer siz deyin 3 vakit,ben diyeyim 5 vakit:)Neyse şimdilik bu kadar olsun,rabbim nazarlardan korusun:)

*Kaç gündür harıl,harıl,zuzularımın doğum günü partisi için çalışıyorum.Mekanı ayarladım,eski ve yeni fotoğraflarından slayt hazırlıyorum.Her kare de geçmişe dönüp kah gülümsüyorum kah sulanıyorum,nasıl geçti seneler bazen inanamıyorum...Bir yandan da yine onların sevdiği şarkılardan CD hazırlıyorum.En başta da son favorileri Göksel ve Senden Başka:)(Oğlumun annesiyle dans için sözü var bu şarkıda:)Şimdi sayılı günler geçsin,gurbettekiler gelsin,ailemiz,dostlarımız ile İki Meleğimin Hikayesine yeni kareler eklensin istiyorum.

*Bir sürü yeni kitap aldım...
Daha önce(Kasım-2005,kitaplara alınış tarihi yazmanın faydası:);S.Paktuna Keskin'in'Çocuklarla doğru iletişim'ini almıştım,çok başarılıydı,halen elimin altındadır...
Şimdi ise yine aynı yazarın'Çocuk çizgilerindeki Giz,Çöp Çocuk'u var elimde.Çocuk resimleri neyi anlatır? O kocaman gülümseyen güneş, kargacık burgacık evler ve çöp adamlar neyin simgesi?Çocuk resimlerinin çocuk nöroloğundan yorumları.Resimlerdeki evrensel figürler yardımıyla çocuk dünyasının ipuçları... Ellerine kalem aldıklarından beri resim yapmayı çok seviyor kuzularım...En çokta Elif'im...Az çok bilgim vardı aslında bu konuda-mesela mutlu evlerin çatılarının kırmızı olduğunu,etrafında çiçekler bulunduğunu,evin tüten bacasının yaşamı belirtiğini vs.figürleri tahmin ediyor ve anlamlar çıkartabiliyordum ama yine de yetkili bir ağızdan tüm bunları ve dahasını okumak hoşuma gitti...

Bana seni anlat anne've'Bana seni anlat baba'....Anne ve babamız en değerli varlıklarımızdır...Onlarla geçirdiğimiz günler hiç bitmeyecekmişcesine zamanı hoyrat kullanırız.Bu küçük anı defteri size annenizi(ve babanızı)gözden kaçırdığınız yönleri ile tanıtacak.O'nu daha çok sevecek,daha çok yakınlaşacak hatta gelecek kuşaklara anı olarak bırakacaksınız...Diyor kapakların arka yüzünde.365 gün 365 anı...Her gece yatmadan önce bir kaç satır not düşmek için.
Bu kadar bloglar yazan,fotoğraflar çeken,kamera kayıtlarında orada bura da,kendini,derdini,kederini,mutlu halini mutsuz halini,ailesini,dostlarını, çocuklarını ne çok sevdiğini anlatan,yazan,döktüren,yani 5 yıldır maşallah çocuklarının hayatında yeterince yer eden biz:)yetmedi bir de bunları dolduracağız:) Abartıyor olabilir miyiz? Belki? Bilmem?
Bildiğim tek şey;aileden birini kaybetmenin ne demek olduğu ve elde kalan bir kaç parça fotoğrafın yıllar süren özlemlere yetmediği...(Rabbim ayırmasın)


*Ve son kitap;sevgili komşum Elif'imin tavsiyesi;Gittim buldum aldım:)
Uğur Ataseven'den 'Hatalıysam Ara'...
Çok keyifli,konuşma diliyle yazılan ifadeler sıcak ve samimi,İletişim, insan ilişkileri, motivasyon, kişilik gibi konularda çok farklı bakış açıları var.
Yüzlerce ilginç ifade var kitapta ama benim en çok hoşuma giden ve gülümseten ise şu cümle oldu:'Kendinizle barışın etrafınızda kavga edecek kimseyi bulamayacaksınız':)))))
Bu mudur? Bu dur!Denenmiş midir? Evet! Tavsiye midir? Evet!
Ha birde yazarın sloganı var ki yazmasam olmaz;Hayattan umduğunuzu bulun!


*Aslında daha sıra da;Hayatımı değiştiren kadının kitapları var.Psikiyatr dr.Gülseren Budayıcıoğlu...Muhtemelen bir çoğunuzun tanımadığı,yeni duymaya başladığı ya da belki de tanıdığı bir isim...Ben de canım arkadaşım Melis sayesinde tanıştım bu harika kadınla(17.06.2009 da almışım kitabı:)Hani Bursa'da olsaydı kesinlikle gider tanışır,hatta hastası:)olurdum gururla...Olurdum vallahi,hiiiiiç kimseyi ve ne diyeceklerini de düşünmezdim:))Anlatır anlatır dururdum artık...Aaaah ah!:))
Neyse konu uzun,kitap(kitaplar)güzel hatta bana çoook iyi geldiği için harika,o yüzden şimdilik bu kadar olsun,sonra en kısa zaman da bir kaç örnekle birlikte yazarım mutlaka bulunsun sayfalarım da...

*Az sonra çıkacağım evden,öğlen bizim gurupla daha önce burada sözünü ettiğim öğrencilerimiz için komisyon toplantımız var,sonrasında da bir kaç işim daha...

O yüzden şimdilik bu kadar blog...Okuyalım şimdi ne yazmışız en baştan...
Hıımmmm...
Çok kültür mantarı gördüm kendimi?:)

25 Eylül 2009 Cuma

CUMA :)




Şimdi uzun,uzun yazardım ben bu 'cuma'yı?

Ama vaktim yok,çıkmam lazım...

Şimdilik fotoğrafla idare etmek gerek.

Sonra belki bir ara,blog...

Belki bir ara:)


Hayırlı Cumalar....

24 Eylül 2009 Perşembe

FİŞİMİ ÇEK...

Geçen gün gelen bir yazı...Okuyun...
Sanırım kadın veya erkek pek çoğumuz kendimize pay çıkartabiliriz....

Sevgilim ile konuşuyoruz; ''Eğer bir gün iş yapamaz hale gelir,fişlere bağlı bir hayat sürer ve sıvılara mahkum olursam sakın tereddüt etme ve buna bir son ver''dedim.

Sevgilim kalktı,bilgisayarın fişini çekti,şarap kadehini saksının içine döktü ve kapıyı çekip gitti....

Şerrreeffsiz!!!!!!!



Ben çok sevdim...Umarım sizleri de gülümsetebildim...
Gününüz güzel geçsin:))))))))))))

23 Eylül 2009 Çarşamba

BUGÜN....O GÜN :)))))



Bugün 23 EYLÜL...
ZUZULARIMIN DOĞUM GÜNÜ:))
Birini birinden daha farklı veya daha fazla sevmemim,sevmemizin imkanı olmayan canlarımızın doğduğu gün...Öyle bir duygu ki bu ancak yaşayan anlar...Her daim eşitlik duygusu...Yüce rabbim bilmişte öyle kısmet etmiş gibi doğum tarihiniz de yılda iki defa karşılaşılan gece ve gündüz eşitliğine denk geliyor.
Ekinoks adı verilen gece ve gündüzün eşitlenmesi durumu her yıl 21 Mart ve 23 EYLÜL'de meydana geliyor.... Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur.
Bugün sonbaharın başlangıcı sayılır...
Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.
Bu tarih Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar, Güney Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.
Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

BUGÜN...O GÜN'DÜR...O GÜN...BUGÜN.

BUGÜN...O GÜN...ANNE VE BABAYIZ.

BUGÜN...O GÜN...YÜREĞİM PIR,PIR ANILARDAYIM.

BUGÜN...O GÜN...'İKİ MELEĞİMİN HİKAYESİ' BAŞLADI.

BUGÜN...O GÜN...'ZUZULARIN ANNESİ' OLDUM.

BUGÜN...O GÜN...'ÇİFTE KAVRULDUM'.

BUGÜN...O GÜN...YARADANIMA BİNLERCE ŞÜKRAN DOLUYUM.

BUGÜN...O GÜN...
ONLAR 5 YAŞINI DOLDURUYOR...
BEN ÇİFT HESAP YAPARSAM ANNELİĞİMİN 10.YILINDAYIM:))

AH ÇOCUKLARIM...MELEKLERİM...KUZULARIM...ZUZULARIM...
AŞKIM...AŞKLARIM....

BUGÜN... O GÜN...
ASLINDA O GÜN DEN BERİ HER 23 EYLÜL DE BEN(BİZ)YENİDEN DOĞMAKTAYIM :)

19 Eylül 2009 Cumartesi



İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞUN BAYRAM SEVİNCİ HİÇ BİTMESİN...

BAYRAMINIZIN ŞEKERİ BOL OLSUN...

MUTLU ANLAR...

MUTLU ANILAR DİLERİM...

16 Eylül 2009 Çarşamba

HAYATIMIN BİR KAÇ GÜNÜ...

Eh hafta bitiyor ben, 'ben'i bir tarafa bırakıpta yine benden yazamadım bir türlü:)O kadar çok biriktim ki;
İftar davetleri son sürat devam.Ramazan ayının en çok bu yönünü seviyorum desem günah olur mu? Yemek içmekten çok,o gidip gelmeleri,o birlik beraberlik ruhunu seviyorum ben...
Büyükler sofra başındayken balkonda Ezan'ı bekleyen oğlumun minarenin ışıklarını görüp 'ezan okunmak üzere,hazır olun' deyişini,ezan başlayınca da heyecanla 'Okunduuuuuu'diye bağırışlarını....
Gelen misafirlere siz RaZaman diye mi geldiniz?deyişini bir de...
Sonra kızımla geçen ömre bedel konuşmalarımızı:)
-Anne sen Horuçlumusun?
-Evet annecim oruçluyum:)
-Ho zaman yine yemek yemeyeceksin.
-Evet canım akşama yiyeceğim ben...
-Hıı tamam Ho zaman.
-:)))
****
Cuma akşamı,bizim gurupla birlikte Park Izgara'ya iftara gittik.Kelimenin tam anlamıyla kalabalık bir iftar sofrasıydı bizimkisi:)Yaz dönemi boyunca sık görüşemediğimiz için de hepimize ilaç gibi geldi.İnsanın arkadaşlarının olması ve o arkadaşların içerisinde kendisine yeni dostlar kazanması çok güzel bir duygu...Bu konuda şimdiye kadar hiç zorlanmadığımı belirteyim, neysem oydum,neyim varsa açık seçik ortaya koydum.Ve çok şükür ki;karşıma hep güzel yürekler çıktı:)
Yemekti,çaydı,muhabbetti derken saat 22:00 civarı dediler ki;kapatacağız mekanı...
Dedik ki;daha çok erken:(
Dağıldık haliyle...Ama bizim zuzular,Sema teyzeleriyle evde,üstelik o da bu gece bizde...Eh bu fırsat kaçmaz bir şey yapmalı? Sinema!gece seansı.Güzel film var mı acaba? Ver elini Korupark.Yok,güzel film yok:( Olsun.Biraz D&R ,biraz kahve keyfi...
Gece yine de çok güzel:)
***
Cumartesi;kapalı havaların ve Bursamızın vazgeçilmezini, hamam ve masaj keyfimizi yaptık koca beyle.Akşam üstü evimize dönmek için dışarı çıktığımız da ise arabaya kadar ikinci kez yıkanmış olduk!O nasıl bir yağmur yarabbim? Nasıl şimşek? Gök gürültüsü? Holiday ınn'den bizim eve(ki en fazla 10 dk.lık mesafe)yollar dolup taşmış,trafik felç:(
Aklıma ister istemez bir kaç gün önce İstanbul da yaşanan felaket geliyor ve o anda tek istediğim çocuklarımın yanında olup onlara sarılmak:(
Başka bir şey düşünemiyorum bir yandan dua et,bir yandan yolu gereksiz yere tıkayanlara ?!/?!!!....!!!??? et.!
Şükür ki;kazasız belasız vardık evimize...
Ben düşünüyorum ki;çocuklar cam da,pencere de, her gök gürültüsün de,şimşekte korkarak annelerini beklemekte?
Ama görüyorum ki; bu duygular sadece bana has ve beni ürkütmekte:)Zuzuların keyfi yerinde,kovalamaca oynamışlar hepsi ter içinde!
İstikamet banyo!
Ve aynı gün içinde 3.kez suyla buluşma:)
***
Pazar sabah miskinliğimiz gelen bir telefonla çoook uzaklara kaçıyor...Telefonun ucundaki ses,rahmetli amcamın kızı.Malum ramazan,malum babam yalnız...
'Ben herşeyi hazırladım,akşama amcama iftara gelmek istiyoruz ama hava nasıl çok yağmur var mı?'diye soruyor.Konuşup,anlaşıyor ve akşam için sözleşiyoruz...
Akşam üstü beklenenler geliyor ve kaynaşıyoruz...Nasıl da büyümüş kızları(2ve10)nasıl güzelleşmiş hele Hayal:)Babamın sevinci yüzünden okunuyor:)
Gönüller bir olunca mesafeler önemini yitiriyor.Kaybettiklerimizi rahmetle anıyor,elimiz de kalanlara sıkıca sarılıyoruz.
***
Dün;Allah kabul ederse,hatim indirtmiştik annem için.Onun duasını yaptık kabri başında.Yerine ulaşır inşallah.
***
Ve bu sabah her zamankinden daha huzurlu kalktım yatağımdan...Malum hissi senetlerim yülselişteydi:)moralim iyiydi -halen iyi- :)
Ben de oturdum yazdım işte hayatımın bir kaç gününü daha...Ve yazarken yine yeni yeniden farkettim sahip olduklarımın,eşimin,çocuklarımın,ailemin,dostlarımın,hayatımın kıymetini...
Şükürler olsun yaradanıma:)
Şükür...Çok şükür:))))

P.S:Bir tek şu blogger'a bozuluyorum:((( Ne zaman düzelecek acaba ?!!!!!

HİSSİ SENETLERİM...



Dün özel bir gün olmasının da etkisiyle ufak çaplı bir düşüş yaşayan HİSSİ senetlerim,bu sabahtan itibaren yerini pozitif duygulara bırakarak yükselişe geçti...

Uzmanlar genellikle kadın duyguların da gözlemlenen bu iniş çıkışların,hissi senetlerde ki etkisinin dönem dönem görülebileceğini ancak olumlu bakış açısı ve eş dosttan alınan manevi destek ile bunun da üstesinden gelinebileceğini belirttiler.

Bugün kü psişik? endekslere göre,yükselişe geçen pozitif duygular haftayı keyifli kapatacak gibi görünüyor:)

15 Eylül 2009 Salı

DUA...



Aşağıdaki postta yazmıştım ama yine hatırlatmak isterim...

Bu gece Kadir gecesi...
Bu gece bin aydan hayırlı bir gece...
Bu gece yaptığımız ibadetlerin,ettiğimiz duaları kabul olma olasılığı çok yüksek...

O zaman ne yapıyoruz?
Kendimiz,çocuklarımız,ailemiz, sevdiklerimiz için hayırlı dualar ediyoruz....

Sonra da yandaki karikatüre bakıp bir dua daha ediyoruz...

''Allahım sen vatanımızı,milletimizi,görünür?görünmez?tehlikelerden koru...
Çocuklarımıza,torunlarımıza ve gelecek nesillere bırakacak vatan toprağı nasip et bizlere yarabbim!''

AMİN.
Ey blog!
Sen bakma benim bu hallerime,takılma fazla, alış hatta bu duruma...
Ben ki bunca sene eşlik ettim, bende ki 'ben'e...
Yine de çözemedim bu iniş çıkışlar niye?

Madem yazıyoruz,okuyoruz,paylaşıyoruz bu hayatı...
Yaşıyoruz işte var mı dahası?
O zaman...
Beni idare edeceksin...
Gülleri seviyorsan dikenleri de seveceksin...
Ve
Bugün ağlıyorsan,yarın güleceksin...
tarzı söylemlere sinir olduğumu da bileceksin!!!

Hayat tam da böyle bir şey işte...
Elbetteki ağlıyoruz,gülüyoruz vs.
Bir kere de bilmediğim bir şey söylesene!

Off tamam bugün kapalıyım...Gelmeyin üstüme!

KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN...
GÖNÜLLERE HUZUR,YÜZLERE NUR,KALPLERE MERHAMET DOLSUN.
HEPİMİZİN DUALARI KABUL OLSUN.

İLLA ANLAMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ....

Hüzün...
Hüzün var elbette...O hiç bırakmaz ki beni...Ya da ben onu bilemem?
Uzun zamandır birlikteyiz...Çok,çok uzun zamandır...
O bana alıştı, ben ona geçinip gidiyoruz...
Herkes kadar iyiyim işte...Çok şükür!

Şükür et tabii ya...
Neler var hayatta? Ne acılar? Ne kayıplar?
Senin kine 'kaşınmak' derler bizim oralar da bilir misin?
Bilir misin ki?; Elindeki mutluluğun yarısına,hatta daha bile azına sahip olmak için çırpınan,dualar eden nice yaşam var?
Bilir misin ki?;Senin dert dediğin? Niye ben? diye sızlandığın o sınavlardır,seni sen yapan,ayrıcalıklı kılan...
Bilir misin ki?;........................???????????................??????????

Evet bilirim elbette...
Bilirim ki;yaşadığım her 'kayıp',aslın da 'ben'i tamamlıyor...
Bir 'ben' doğuyor,büyüyor içimde ben den habersiz?...

Sadece...

Bir akşam üstü,cicili bicili mutfağın da oturmak tek başına...
Fırında kabaran kek'e bakarken, kabaran göz yaşlarını silecek kimse olmayınca çok zor oluyor...
Çok zor oluyor anne tarifi kek'i 'annesiz' tek başına....
Ama 'anne olmuş' halde yemek...

Vay anam,vay anam unutulduk...
Defter araların da kurutulduk...


Acılar paylaşdıkca azalmıyor aslında...Yalnızca önemini yitiriyor bir dönem...Çok canımız acıdığın da, ya da bir sevdiğimizi kaybettiğimiz de o kadar çok söz duyuyor ki insan,öyle çok teselli ediliyor ki.Bir müddet sonra acısını yaşamaya utanır oluyor.
Sonra da böyle hiç ummadığın bir anda 'hey ben buradayım!' diyor o acılar...
Her şey tamam oluyor!
O zaman içimdeki yengeç çekiliyor kabuğuna,ses etmiyor bir müddet...
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi?
Oysa ben kalabalık sofralar da yalnız olmak yerine...
İki kişilik sofram da baş başa olmayı yeğliyorum sevdiğimle...
Anlamıyorlar:(

Yazıyorum...Biliyorum ki bu duygular pek çoğunuza tanıdık geliyor ve siz de belki ondan okuyorsunuz...
Herkes bir şekilde bir yerlerden yaralanıyor şu hayatta...
Yoksa kime ne benim iç sıkıntılarımdan...Size ne hayal kırıklıklarımdan?
Aslında herkes başkasının acısın da kendinden bir şeyler arıyor....Ve buluyor.

Mümkün olduğunca 'iyiler' yerini alıyor anılarda...
'Kötüleri'yazmazsam,okumam.Okumazsam hatırlamam.Hatırlamazsam da içim acımaz diye düşünüyorum.(Kendimi kandırıyorum)

Ve söylemdeki kadar da kolay olmuyor 'Biliyorum ki;' deyip bildiklerini hayata geçirmek...
Hayata geçirmek????
Evet aslında tam olarak istediğim bu oluyor bazen...
Hayata,suratının ortasına şöyle okkalı bir yumruk geçirmek....
Oysa bilirim ki; her yumruk bana yol,su,elektrik,olarak fazlası ile dönecek:(
Dönecek ki; kesilsin faturalar,ödensin hesaplar...
Ya da verilecek hesabı olanlar düşünsün bir tek...
Ben düşündüm...Düşünüyorum...Ve düşünürüm hepimizin yerine,işim ne?
Elbet benim de vardır,her kulun olduğu gibi; Günahlarım,sevaplarım,hatalarım,doğrularım...
İllaki anlamak ve anlatmak için;
'Sevdiklerin kadar iyisin,nefret ettiklerin kadar kötü'yü mü söylemek lazım?

Sırtımı kendime dayadım...
Ailemi,eşimi,çocuklarımı,dostlarımı yanıma aldım...
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?
Diye?Ağlaya,ağlaya Sezen'e eşlik etmiştim uzunca bir dönem...
Yürünürmüş...
Yürüyorum....
Anladım.

Ama siz;Ne bu yazıyı...Ne de benim ne anladığımı anlamak zorunda değilsiniz.
O yüzden...
Anlamazsanız...
Ben de sizi anlarım.

10 Eylül 2009 Perşembe

ÇAMUR...

Ekranda ki;O pis sırıtış?

O pis sırıtış mıydı? İnsanın,insanlığının bittiğinin resmi?

Yardıma koşmak yerine yağmaya koşmak nasıl bir tükenmişliğin sebebiydi?

'Herkes yapıyor abi!Ben de yaparım!' bahanesi oluyordu işlenen suçun...

İnsan topraktan yaratılmıştı ve çamurlaşması kolay oluyordu!

Çamura bulanmış eşyalar arasın da...

İnsan çamur olmuş...

Suça çamur karışmıştı artık...



Oysa;
Kirlenmek sadece küçükken güzeldi...
Üzerimize yapışan her türlü çamur!
Yalnız,
çocukken temizlenirdi...

Sanılanın aksine...
Aslında,'İnsanlık' tı sele kapılan...

Ama çamurdu her yer,
Kimse görmüyordu gerçeği.

9 Eylül 2009 Çarşamba

ONUNCU KÖY?

Kaç gündür aklımdaydı? Meraktaydım? Hatta bu sabah sordum eşime?
O da bilmiyordu? Aklımıza gelen kötüleri savuşturup,büyük bir iyi niyetle 'belki tatildedir?'diye düşündük...
Ama az önce Öykü'den duydum...
BEKİR COŞKUN Hürriyet'ten istifa etmiş:((
Üzüldüm...Hem de çok:((
Önce Emin Çölaşan...Şimdi Bekir Coşkun...Belki de ileride Yılmaz Özdil?
Sebepleri vardır?Kendileri gitmek istemiştir elbetteki...
Ama yine de!
'DOĞRU SÖYLEYENİ DOKUZ KÖYDEN KOVARLAR'ı bilirdik ve bilirdi Bekir Coşkun...
Bilmese köşesinin adını 'ONUNCU KÖY' koyarmıydı hiç?
Ama onların bilmedikleri bir şey var!
Dokuzuncu,onuncu veya onbirinci köy fark etmez! Ne kadar engelleseler de doğruları söyleyecek ve onları nerede yazarlarsa yazsınlar okuyacak birileri daima bulunur!!!
Dedim ya çok üzüldüm:(
Memlekette yeterince üzülecek şey yokmuş gibi!

8 Eylül 2009 Salı

ZAMANIM GELDİ BENİM...HOŞ GELDİM :))

Önce işaret parmağı ağıza sokulup ıslatılır,sonra da o parmak,tercihan tozlu bir sehpaya o da yoksa düz bir zemine hayali bir çizik atmak için kullanılır.
'Bak şuraya yazıyorum...........???????..........?????' :))))

Ben öyle yazmıyorum ama elimden geldiğince buraya yazıyorum.O yüzden de bazen boşluyorum, vakit ayıramıyorum...
E hep Pc başında oturmakla olmaz değil mi?
Yazmak için de,anlatmak için de yaşamak ve yaşanmışlık gerekir.
Günü yaşamazsam,kenarından bile olsa azıcık tadına bakmazsam ne anlamı olur ki geçen saatlerin?
O yüzden hayata karışmak yine de barışmak,yeni canlar tanımak,candan olmak,can katmak,güzele,sevgiye,aşka sahip çıkmak ama tüm bunların tadını daha bir kavrayabilmek için de; Hüzünlere yer açmak lazım.

Mevlana'nın dediği gibi;
<''Her gün bir yerden bir yere göçmek ne güzel,bulanmadan dupduru akmak ne hoş''
“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım''


Evet artık yeni bir şeyler söylemek lazım:)

İşte yazıyorum...Hayat olanca güzelliği ve bereketi ile devam ediyor.Dostlar bize geldi,biz dostlara gittik iftarlar açtık.Akrabaları ağırladık,ağırlandık.İnsanın sevdikleriyle yaptığı her güzel şey gibi hiç birisinin tadına doyamadık.
Zuzularım okula döndü.(Onlar okula gidince nihayet ev düzene girdi,toplandı:P)
Geriye,birlikte yapılan bolca resim,puzle,eğlenmece,koşturmaca,keyifli gülüşler kahkahalar bir de küçük insanlarımın kavga anlarının çığlıkları kaldı.Oyun parkları sebebiyle AVM'ler 2.evimiz oldu.Zuzular oralar da oynarken ben,kah koca bey ile baş başa iftarımı açtım,kah gündüz can arkadaş ile muhabbet edip çarşı da dolaştım.
Arada koca beyle kaçtık,soluklandık.'Yeni'nin heyecanın da, neşesin de ortak hayallere daldık,kendimiz,zuzularımız için keyifli planlar yaptık.Konuştuk anlattık,dinledik,paylaştık,en sonun da anlaştık:)

Şimdi şu satırları yazdığım sabahın kör saatlerin de yağmur yağıyor...
Yağmur bereket getiriyor...Her bir yağmur damlasını gökten yere bir melek indiriyor...Balkona çıktım az önce,yüzümü verdim gökyüzüne,tenime değen her damla sevincim oldu.Yan apartman da oturan ve yağmur yağdığı için? aceleyle camlarını kapılarını kapamaya çalışan meraklı komşum yine meraklı ve anlamsız gözlerle baktı bana.Anlam veremedi zahir ne ediyor bu kadın yağmur altın da?
Oysa bilseydi içimde ki coşkuyu?
(Yağmurun sesine baaaak,aşka davet ediyor:)

Aklımdan geçenleri?
(Bir yerde okumuş,yuh! ile karışık gülmüştüm o kişinin mantığına;''Rahmet yağmur oluyorsa, Rahmetlikte yağmurluk olur o zaman.''demişti şahıs?

Ya da;
Tertemiz havayı içime çektiğim her nefeste yenilenişimi?Sonbaharın ilk yağmur damlalarına merhaba deyişimi...

'El alem ne der?'i dert etmese?
Denese?
Bilse?
Ve tıpkı benim gibi; 'Kendini aşma' zamanı gelse:)))
O da yapardı kesin...


Zamanım geldi benim...
Ben de geldim...
Hoş geldim:)

6 Eylül 2009 Pazar




Her şey yolun da çok iyiyim,çok teşekkür ederim arayıp soranlarıma.
Sadece yoğun bir haftaydı.
Ve o yoğunluğun içine tam 17 kişi sığdı(Ama çok tatlıydı:)
Özledim...Geliyorum...Yakında...Az kaldı...

P.S:Fotonun yine konuyla bir ilgisi yok...Allah kaza bela vermesin,muhtaç etmesin ve de kullandırmasın kimseye ama ilginç geldi,gülümsetti.
Öyle bir durumda akla gelir mi? Gözü görür mü insanın bilmem?
Yine de işi garantiye almak için;Eşhedü en la İlahe İllallah ve eşhedü........................

Mutlu pazarlar diliyorum herkese:))))))

3 Eylül 2009 Perşembe

OLUR ÖYLE...

Olur öyle bazen...

Canı istemez insanın...

Yazmaz,söylemez,okumaz,dinlemez...

Olur öyle bazen...

Vakti olsa da? Vakit bulamaz! Sıra gelmez!

Gelse de tercih edilmez?

Olur öyle bazen...

Bazenlere bahane de gerekmez!

Olur

öyle

bazen...