27 Mayıs 2009 Çarşamba

SENDEN BAŞKA...

 
Posted by Picasa
Benden sorsan ummanlardır derdim
Hani gözlerin var ya
Bülbülleri susturup dinlerdim
Tatlı sözlerin var ya

Katmer katmer gül açar gönlümde
Hani gülüşün var ya
Daha mutlu olamam ömrümde
Beni öpüşün var ya

Senden başka, senden başka
Gözüm görmez hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Duyamam ben hiç kimseyi

Senden başka, senden başka
Sevemem ben hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Olamam senden başkasıyla

Dizlerim titrer sen görününce
Hani o gelişin var ya
Aklımdan çıkmaz bütün ömrümce
O çapkın gülüşün var ya

Bir ilkbahar yağmuruydu sanki
Ardından güneş doğar ya
Yaktı bir ateş gibi inan ki
O kor dudakların var ya

Senden başka, senden başka
Gözüm görmez hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Duyamam ben hiç kimseyi

Senden başka, senden başka
Sevemem ben hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Olamam senden başkasıyla

Göksel'in en son albümü...Kurşuni Renkler...Mektubumu buldun mu...Senden başka..vb...
Çok beğendim albümü...Tavsiye şiddet oranım çoook yüksek:))
Eski şarkıların bir çoğunu ezbere bilmem ise düşündürdü beni?:(
Hayat...Eskiyoruz gün be gün...

İSMİNE !

Klasik akşam keyiflerimizden bir an...
Ben gazetelere,aşkım mizah dergilerine bakıyor...
Birden gülmeye başlıyor ama ne gülmek? Konuşamıyor bile ve okumam gereken köşeyi bana uzatıyor...Okuyorum...Anlıyorum...
Gülmekten yaş gelen gözlerinin içine,artık bende gülen gözlerle bakıyorum,çünkü aynı duyguları paylaşıyorum...
Hiç konuşmadan kalkıyoruz...Uyumakta olan zuzuların yanına gidiyoruz.Birer öpücük o bal yanaklara...
Ama odadan çıkarken kız olanına daha bir sevgiyle bakıyoruz bu sefer...
***
Bahadır Boysal.L-Manyak çizerlerinden.Bu aykı sayıda;İSMİNE diye ufak bir köşe...
Allahım sanki bilmişte yazmış...
Eminim ki boş değildir,mutlaka bir yaşanmışlık vardır ama özellikle,bir adette bizim evde bulunan 'ELİF' için bu kadar mı doğru tespitler yapılır?:)
Hele son cümle işte budur dedirtti bize:)

İSMİNE!!
İnsanların kendi isimlerine göre şekillendiğine kimse hayır demez sanırım...
'Ecem' adlı kızlar şahane gibi gözüken ama çok zor çiçeklerdir hep mesela.Öte yandan
bütün,Zeynep'ler süper iyidir niyeyse? Kötü veya çirkin antipatik Zeynep bilmeyiz hiç. Hande'ler de şaibelidir. Alımlı,zalim,karanlık gibi işveli.Nihayetinde iyi ve güzeldirler.Ama yorarlar işte.
 
Posted by Picasa
Elif'lere gelince...Bakın onlar daha acayiptirler...Süper iyi gözükürler...Ama tedbirli olmak gerekir.İllaki bir bela gelebilir...
Elif arap alfabesinde ilk ve biriciktir...Kendisidir çünkü Elif...
Elif senin olamaz...Sen Elif'in olursun...:)))

TÜRK USULÜ BAŞARININ SIRRI...

Başlamadan Önce……………………………......İNŞALLAH
İşe Başlarken…………………………………......BİSMİLLAH
Şaşırırsak…………………………………………......ALLAH ALLAH
Kendimize Güvenirsek………………......EVELALLAH
Azmedersek………………………………………...... ALİMALLAH
İşten Vazgeçersek………………………………......EYVALLAH
Sonuna Kadar Gitmek İstersek…………………......YA ALLAH
Taahhüt Edersek…………………………………......VALLAH BİLLAH
Canımızı Sıkarlarsa………………………………......FESUBHANALLAH
Daha da Sıkarlarsa………………………………......HASBÜNALLAH
Pes Edersek………………………………………......İLLALLAH
İşe Coşku ve Heyecanla Sarılınca………………......ALLAH ALLAH ALLAH
İşi Başarıyla Bitirince……………………………......MAŞALLAH
Eğer İşi Başaramazsak…………………………......HAY ALLAH
Ve bir ilave;
Ampul başımızda hep kalsın mı?..........MAZALLAH!!!!

25 Mayıs 2009 Pazartesi

VİCDANININ SESİNİ DİNLE BAK NE DİYOR?

Ne kazandığımız mı?
Ne yitirdiğimiz mi önemli?????
Bizi biz yapan seçimlerimizdir...
Çok etkileyici...Lütfen TIK

YEŞİLMİŞİK...

Güzel bir hava,mis kokan çiçekler...Yeşil yemyeşil bir ortam...
'Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık
Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin'

Keyfi yerinde cıvıl cıvıl oynayan çocuklar...
Dağ havasının serinliğinde,sırtımıza vuran güneşin içimizi ısıtan sıcağı...
Fonda kuş cıvıltılarına karışan Sezen Aksu,Leman Sam ve Yeni türkü...
Ve bu oldukça romantik sayılabilecek ortamda birbirine göz süzen iki kişi....
Ama göz süzmenin sebebi bir dahaki hamleyi tahmin etmek???
'Tavla tavla beni tavla
Salla pulları zarları'

Tam tamına 5 yıl sonra dama ve tavla oynuyoruz aşkımla:)
En son Ören'de oynamışız,5 sene önce! Hayret ettik geçen zamana?
Ve'Kumarda kaybeden aşkta kazanır' lafını dün daha bir sevdim desem sanırım sonucu anlarsınız:)
Fotoğraflar bendenizin objektifinden...

DİLEK & AYSEMA HN.

Aysema hn.hatırlarsanız bir arkadaşınız için ricada bulunmuştunuz benden...
Ben etrafıma,arkadaşlarıma ve gurubumuza mail attım...Bir kişiden dönüş oldu.
Sanırım doğru kişi ve irtibat sağlayabileceğiz gibi görünüyor:)
Bilgileri size yorum olarak bırakmaya çalışıyorum ama sabahtan beri bir kaç kez denememe rağmen başarılı olamadım:( Yorum gönderme kısmında sanırım benden kaynaklanan bir problem var...Mail adresinizide bilmediğim için buradan haber vermek istedim...Bu yazımı okuduğunuzda bana dönerseniz çok sevinirim...Sevgiler:)

22 Mayıs 2009 Cuma

ANLAYAN BERİ GELSİN?

Kaç gün geçti aradan ayrı ayrıııı...
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrıııı:)

Bitti...Vallahi bak!:) Geldim döndüm yine sana(size)benim beyaz sayfam...

Yazar konuya giriş yapar...(ya da öyle zanneder)...
Niyeti,blog dünyasına atım attığından beri,tanıdığı tanımadığı kimselere ve hatta kendisine karşı garip bir hesap verme duygusu içerisinde yoğrulduğu ve bunu illaki belgeleme arzusunda olduğu için,neler olup bittiğini blogdaşlarına anlatmaktır...
Sanki yaşadıklarını yazmazsa eksik kalırmış!gibi...

Ancak...Tam neler olduğundan dem vurup 'neler oldu' derken???

Neler oldu? Ruhun duuuuymaz, gözün görse gönlün bilmeeeez...
Her ayrılık bir başlangıç, bu gidişle sonum olmaz yaaaarrrr...
Ama dön desem?Seviyorum seni gel desem?
Seni nasıl özledim bir bilseeeeeeeeeeeeen...Heeeen heeeen heeeen heeen.....


Diyerek; Bir Özcan Deniz patlatayım mı size? diye sorar?

Okuyucu:Vah vah! Durum cidden vahim Özcan Deniz?
Gerçi bu şarkısını severiz ama sizi bu durumdan ve ruh halinden nasıl çekip alabiliriz?

Yazar: Tamam yaa panik yapmayın hemen sayın okuyucu,sayın eş,dost ve sayın kendim...
Ben yine de her durumda kendimi eylemesini,teselli etmesini ve acılarımla yüzleşmesini bilirim...

Yıllar yılıııııığğğ...Dert yolundaaaaağğğ...
Ne ilk nede sonuncuyum...
Kahrediyooooor, hayat beniiiiiğğğ
Ben acılaaaaaaar,çocuğuyum...(kadınıyım)...


Okuyucu: ????? Yorum yazalım arkadaşlar,destek olalım.
Yanındayız diyelim,hepimizin başında!diyelim...Bırakma kendini böyle,üzülme diyelim...Çabuk yazalım çabuk...
Gitti-Gidiyor zuzuların annesi:(

Yazar,artık direk şarkı modundadır,üstelik karışık takılmaktadır;

Sende yaz yaz yaz bir kenara yaz,bütün sözlerimiiii....

Yaz doosstuuuuuuummmm...


Okuyucu:Hımmm bak daha niyet ettik,hayata geçirmedik ona bile hemen tepki verdi,yaz diyor...

Yazar;Sıla'yla noktayı koyar:)

YENİ BİR HAYAT KURDUM... İÇİNE HUZUR KOYDUM...
YASLANDIM ARKAMAAAAAA DÜNÜ KOVDUM!:))


HAYDİ HERKESE EN HUZURLUSUNDAN GÜZEL BİR HAFTA SONU GELSİN....

DENİZ SUYU ISINDI MI?



Havaların ısınması ile birlikte,zuzular her gün denize ne zaman gideceğiz? diye sormaktalar...Her türlü açıklamayı yapmamıza rağmen; Evet güneş var ama, ışınlarını yeryüzüne biraz daha kuvvetli göndermesi gerekiyor,böylece deniz ve havuz suyuda ısınacak biz de denize girebileceğiz vs. söylemlerimizi dinleyip,'Hııı tamam o zaman' deyip,on dk.sonra yine aynı şeyi sormalarına büyüüüük bir sabır ile dayanmaktayız...Hatta dün sabah artık,oynatma belirtileri gösterince bünye...
Dur o zaman dedim oğluma Antalya'ya telefon açalım bakalım ısınmışmı denizin suyu?
Çocuk işte nihayetinde...İnandı kuzum,tamam dedi heyecanla arayalım bakalım...
Babamız 'Antalya' oldu tabii ki:)
O salonda biz köşe odada,yani duymuyorlar birbirlerini...
Ben cepten aradım Antalyayı? Başladılar konuşmaya bizimkiler...
-Antalya merhaba ben Eren Durgunlu nasılsın?
-Babamız sesinini değiştirerek konuştu; İyiyim efendim siz?
-Bende iyiyim...Deniz ısındı mı?
-Hayır daha ısınmadı efendim,deniz suyunun ısınması için,buraya gelecek olan çocukların yemeklerini yemesi,yaramazlık yapmaması,kardeşi ile kavga etmemesi ve anne babasını üzmemesi gerekiyor...
-????? O zaman biz izmire gidelim...Hoşçakalın
-???:)))
Blog sayfana ve başkaca sayfalara gir,oku,şöyle bir göz gezdir...
Yorum bile bırakama:(
Sana gelen yorumları onayla ama onlara bile 2 satır cevap yazacak vakti bulama:(
Mail kutun dolmuş taşmış,cevaplanacak bir sürü yazışma var...
Onlar sana bakar, sen onlara:(
İpin ucu bir kaçtımı toplamak zor oluyor, garip?
Niye garip ki? Hayat gibi burası da ilgi alaka ister,en sanalından olsa da...
Birde suçlu hissediyorum kendimi,gelenlere,yorum yazanlara gidemezsem,bana gelen yorumlara hemen cevap yazamazsam...
Adab-ı muaşeret kurallarından biri,sanki iade-i ziyaret gibi...
Yok,yok! Ne yap ne et, bir daha sakın 2-3 gün bile olsa yazmayı boşlama...

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Çok fazla söze gerek yok...Sadece burayı okumak gerek...
19 Mayıs Atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun!

18 Mayıs 2009 Pazartesi

YÜZDE 3.BOYUT ?



Yandaki fotonun burayı TIK lamanız ile elde edeceğiniz görüntü ile bir ilgisi yok...
Ama yüz varya içerisinde koydum gitti...
İlginç bir site,fotoğrafınızı kanlı canlı 3 boyutlu hale getirip birde üstüne yaşlandırıp,gençleştirip,onunda üstüne ifade ekliyorsunuz vs...
Deneyin oldukça keyifli...Hatta komik ve hatta ürkütücü?

AŞK...

AŞK'ı bitirdim...
Uzun zamandır bu kadar keyifli ve su gibi bir kitap okumamıştım.
Elif Şafak gerçekten çok başarılı.Okumadığım hemen hemen hiç bir kitabı kalmadı.
En son malumunuz Siyah Süt...Otobiyografik tarzda farklı ve hoş bir kitaptı ama AŞK, bitirdi beni...
Öyle dolu dolu ki ve bana öyle iyi geldi ki...
Şems'in Kırk Kuralıni listelemek,altını çizdiğim satırları hayata da geçirmek,hatta tüm kitabı yeniden okumak istiyorum.
Hala okumayan varsa da şiddetle tavsiye ediyorum...
Ve Şems'in hatırda kalması gereken kurallarından bir kaçını yazmadan olmaz diye düşünüyorum...Arada dönüp dönüp okumak ve düşünmek için...

1.kural: “Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende bu vasıflardan bolca mevcut demektir.”

2. kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !

14. kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

16. kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. unutma ki kişi birşeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.”

17.kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.”

27. kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

33. kural : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir

36. kural : Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !

40. kural : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde...

GÜNLERİN GETİRDİĞİ

İyiyim:)
Hafta sonu ailecek geçirilen keyifli ve bol hareketli saatlerime kavuşunca gözüm açıldı,vücüt ritmim yerine geldi:) Yani yine,iki ayağım bir pabuca sıkıştı ama bu bana çok iyi geldi.Vücüt yorgunluğu oluyor elbet ama ruhumda aksine enerji dolup şarz oluyor sanırım...Normalde çok konuşmayı sevmem ama yorgun olduğum zamanlarda aksine çenem düşer benim,konuşurum da konuşurum:)
Pazar akşamı 23:51 itibari ile kaleme alınan bu yazı da konuşma isteğimin yazıya dökülmüş hali olsun...

Cumartesi günü,sezonu bizim Koca Ev' de açtık...
Bahçe değişmiş,ağaçlar daha bir büyümüş,gül fidanları ağaca dönüşmüş,domates fideleri yeşermiş,hatta babam bir köşeye sırf bana özel karpuz bile dikmiş:)
Çatıya kuşlar yuva yapmış,koca kış kapalı olunca ev bir hayli batmış...
Bir köşede anneme ait bir kaç parça eşya kalmış...
O bir kaç parça eşya,okşanmış,koklanmış...
Alt katta, bahçede gülüşleri duyulurken zuzuların.Anne üst katta anılara dalmış,ağlamış,ağlamış...
Kimseler görmemiş,bilmemiş,duymamış...
Sonra aynı günün gecesi,buluşmuş rüyasında 'hasretiyle'...
Gencecik,mutlu ve çok sağlıklı görmüş annesini,gülümsemiş,konuşmuş,huzur bulmuş.

Pazar günü,film günümüz olamadı(hafta içi bir kaçamak lütfen:)
Onun yerine gün,biraz alışveriş,biraz da uzun zamandır gidemediğimiz aile büyüklerimizi ziyaretle bitti...

Son olarak,Pazar gecelerimizin değişmezi...
Battlestar Galactica yeni sezon başladı;Hepimiz Saylonuz:))

Pazartesi,çarşamba;Bursalı Anneler olarak katıldığımız fuar organizasyonunda görevliyim...Salı malum 19 mayıs tatil,zuzular evde...
O yüzden bir kaç gün yokum yine buralarda...İyi bakın kendinize...

15 Mayıs 2009 Cuma

HİÇ BİR ŞEY YAPMA !

Bu aralar 'hiç bir şey yapma' yasım var!
Bu aralar sadece, uzun uzadıya yollara çıkıp,alıp başımı gidesim var...
Ama başımın yanına,üç baş daha ekleyip...
'dört başı mağrur' ailemle mutluluğa doğru uzanasım var!

Bu aralar 'hiç bir şey yapma' yasım var!
Ne blog okuyasım? Ne yazı yazasım? Ne de diyet yapasım? Ne de???
Yani bu aralar...Canım...
HİÇ BİR ŞEY YAPMAK İİİSSSTEEEEMİİİYOOOOORRRRR!

Geçtiğimiz haftalarda oldukça yoğun geçen günlerden,ona buna koşturmaktan,dışarıda ve evdeki onca işime rağmen, çocuklarıma,eşime,babama,sevdiklerime,arkadaşlarıma ayırdığım dar zamanlarda çok daha verimliydim sanki?
Oysa bu hafta böylesine boş vaktim var iken???
Kolumu kıpırdatmaya üşeniyorum...
Vucut ve beyin bakıyorlar 'bu bizim sahibin duracağı yok!'
Nadasa çekiyorlar,korumaya alıyorlar sanırım kendilerini...
O yüzden kaç gündür...Bir kaç eş dost,bir kaç yalap şap yapılan aş ve iş...
Gerisi bolca pestil kıvamında gezmece,kafayı koyacak yer aramaca...
Arada dellenip ipleri elime almaya çalışsam da..Boşa gayret...
Yoook yok,dedim ya... Canım hiiiiç istemiyor:(

Sadece...Bir kitap,iki film...Ama az...Ayrıntılar sonra...

*AŞK'a takılmış durumdayım? Boş bulduğum her an gözüm kitapta...Çok az kaldı...
Süper! ve güzel bir yazıyı hak ediyor...O yüzden bu kadar yeter...

*Melekler ve Şeytanlar hafta sonu vizyonda...Heyecanlıyız,mutluyuz:)
Daha önce burada yazmıştım sebebini...Zaman su misali,çok şükür Mayısı da gördük...Umarım bir aksilik olmaz da izleyebiliriz...

*'Marley ve Ben'...Jeniifer Aniston'lu bir film...
Geçen akşam izlerken uyumuşum koltukta:(
Oysa pek bir hevesle izlemeye başlamıştık,hatırladığım kadarıyla güzel filmdi?
Daha zuzuların gelmesine var,yemeğimde hazır...Onu izleyeyim bari...
Romantik komedi tadında...E uyursan böyle,romantizmide tek başına yaşarsın tabii...

Off ya okudum da şöyle bir, karışık oldu bu yazı...
Neyse, açıldım sanki biraz... Yazarım yine...Böyle olsun bu da...

12 Mayıs 2009 Salı

HEPSİ ve HIMMMMMM...




1.Soru:Yandaki görüntünün Pc başında hemen her gün görülmesi ve içeriğinin okunması ile elde edilen alışkanlığa ne denir?
a)
Beyin yıkama... Ör:Çok iyi,mükemmel vs.
b)Şartlı refkleks...Çevreden gelen etkilerin belli bir süre tekrarlanması sonucu organizmanın da hep aynı tepkiyi vermesi...Ör:Mükemmel Mehmet Olcay!
c)Emir tekrarı:Askerlikte uygulanan verilen emirin anlaşıldığına dair tekrar söylenmesi...Ör:Mehmet Olcay bağlantısına bağlan!
d)Hepsi:)

2.Soru: Sinyal gücü,çok iyi olan 'Mehmet Olcay' bağlantısının gerçek kişisi ile özdeşleştirilmesinin sonuçları aşağıdakilerden hangisi olabilir?
a)
Alışkanlık
b)Sevgi
c)Aşk
d)Bağlılık
e)Hepsi:)

3.Soru:Bu soruları ve şıkları yazan blog sahibinin şu anki durumuna aşağıdakilerden hangisi örnek oluşturur?
a)Hava güzel,bu sıcakta çok gezmiş, güneşte kalmış:)
b)3 beyazı kestiğinden beri bir garip? Biraz şekerli gıdalar fena olmaz:)
c)Yapacak bir sürü işi var iken gelip yine PC başına oturdu...Şartlı refkles vs. diye kendine bahane arıyor:)
d)Hepsi:)

4.Soru:
Bu yayıyı okuyan ilgili,ilgisiz kişiler yazar hakkında ne düşünür?

a)Çatlak
b)Yazacak şey bulamamış
c)Kendisi ile barışık
d)Acil hava değişimi ve tatil gerekiyor
e)Hepsi:)

5.Soru:Bu yazıyı okuyan koca(benimki:)yazar hakkında ne düşünür?

a)Hımmmm
b)Hımmmmm
c)Hımmmmmm
d)Hımmmmmmm
e)Sanırım bu hatun beni çok seviyor:))))))

11 Mayıs 2009 Pazartesi

BAŞLIKSIZ OLSUN BU DA...

Yorgunuuuuuummmmm...
Ama???
Mutluyuuuuuummmmm:)
Klasik oldu bu giriş cümlesi dimi?
Ama öyle vallahi:)
Cuma gecesi defile:Olurdu olmazdı derken bu çılgın ikiz annesi,bu etkinlikten de geri kalmayarak:p zuzuları ile birlikte podyumda yerini aldı:)Çünkü;T-shırt Dükkanı 'nın katkıları ile hazırlanan gecede satışlardan elde edilen gelirin bir kısmı yine burslu öğrencilerimiz için kullanıldı...TIK
Cumartesi gecesi: anneler günü yemeğimiz vardı- ki harika geçti- :)
Pazar Anneler günü: Zuzularımın okullarındaki aileler günü,mutluluktan gözlerimi yaşartan anne şiirleri ve 23 Nisan gösterileri...
Pazar öğleden sonra:Burslu öğrencilerimiz Bursalı Anneler Kermesimiz...Günlerdir emek verip yaptığımız takı vs.eşyaların kapış kapış gitmesi,sevincimiz:)
Ve bunca keyifli koşturmaca içerisinde...
Annesiz geçen bir anneler gününü daha,az biraz hüzün ile ama anne,hemde iki kere anne olmanın gururu ve sevinci ile kazasız belasız geçirdim ki,sanırım en çok buna memnun oldum...
Bu vesile ile geç te olsa bu sayfalarda benimle buluşan tüm blogger annelerimin de Anneler Günü'nü kutlarım:)
Önce,şu an itibari ile savaş alanı görünümde olan evimi toplamam gerekiyor...
Sonra da en kısa zamanda sizler de komşuluktayım:)

8 Mayıs 2009 Cuma

NELER OLUYOR BİZE? ELİNİN KÖRÜ OLUYOR!

Bıkmadım...Bıkmayacağım...Ne okumaktan...Ne okutmaktan...
Bu harika adamın uzun ve sağlıklı bir ömrü olması için duacıyım...
İnsanların ruh eşi oluyor da?
Söylemek istediklerini,düşüncelerini bir başkasından dinlemek,okumak ve hiç tanımadığın bu kişileri,bir abi veya baba gibi sevmek nasıl oluyor?(o duygudayım)
Yada bu duruma ne deniyor?
Yoksa bir zamanlar deprem korkusundan ve çaresizlikten Ahmet Mete Işıkara'nın en seksi erkek!? seçilmesi gibi bir durum mu söz konusu???
Yok vallahi...
Hani malum yönetimle ilgili kızgınlıklarımızı ve ümitsizliklerimizi bu kadar güzel dile getirince bu ÖZDİL sahibi... İnsan sadece,nasıl teşekkür edeceğini bilemiyor:)
Döktürmüş yine...TIK

7 Mayıs 2009 Perşembe

YÜRÜMEK...

yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...

Nazım Hikmet Ran



Fotoğrafı görünce aklıma Nazım Hikmet'in bu güzel şiiri gelmişti-ki çoook severim-
Yazıma eklesem mi diye düşünmüştüm...(Ve nitekim ekledim)
Refloksoloji ve masaj kavramı ile bir ilgisi yok ama ayak var ya işin içinde,
Hem de ayakların baş olduğu bir dönemde...
Olur dedim yaz sen bunu,fotoğrafı ve konuyu daha bir edebi kılar,yakışır,kurtarır:)

Yazı ve fotoğraf benim gibi masaj delisi bir hatun için çok faydalı bilgiler içermekte.O yüzden sevgili Elif'ten gelen bu bilgiyi paylaşmak istedim.
E malum ayağımızın altı.Kendi masajını kendin yapabilme lüksü çok önemli:)

*Vücudumuzdaki organlarımızın en hassas,duyarlı uçları ayağınızın altında yer alır. Bu noktalara masaj yaparsanız, ağrılarınızdan ve acılarınızdan kolayca kurtulursunuz. Gördüğünüz gibi kalp ile ilgili uçlar sol ayak altındadır.
Hangi organının nasıl bağlı olduğu nokta ve oklarla gösterilmektedir.
Bu organlara bağlı bütün sinirlerin burada sonlandığı gerçekten doğrudur.
Allah vücudumuzu öyle mükemmel yaratmış ki bunu dahi düşünmüştür. Bu sistem ile bizim yürümemizi sağlamış ve yürütmüştür ki bu noktalara her baskı yaptığımızda bütün organlarımız harekete geçsin ve düzgün çalışabilmesi için...

O zaman ne yapıyoruz?
Yürümeye devam ediyoruz:))

ANNEDİR YÜREĞİ...

Annedir yüreği fazla dayanamaz.
Herkes bıksa benden annem bana doymaz.
Öper besler beni unutur kalbinde.
Annem burda olsun bana bişey olmaz..

Hergün bakar bana kusurumu görmez.
Günler gece olsa o ışığı sönmez.
Ellerim büyüdü avuçlarında.
Bi tek annem olsun bana bişey olmaz...
Lütfen buraya TIK

6 Mayıs 2009 Çarşamba

AŞUK İLE MAŞUK ...



Ve bu sabah,aşkımdan bana...
Gerçi o öyle olduğunu söylemedi ama?
Sanki erkenden alınmış bir 'anneler günü hediyesi' tadında.

Aldım....Sevgiyle,aşkla,sevinçle kabul ettim...
Öyle mutlu oldum ki,verdiği sözü unutmamasına...

Dün gecenin bir yarısı ben uyurken...
Hemde önden 4.sıra...
4 Haziran Perşembe saat:21:00 da,
Kültürpark Açık hava Tiyatrosun da...
Aşkım,ben ve SEZEN:)

***

Ey sözünün eri,romantik sevgili...
Ben şimdi sana,unutmadığın ve beni hiç bir zaman yanıltmadığın için....
Yine yine yine teşekkür etsem...
Üstüne birde kocaman SENİ SEVİYORUM desem....
Allasam pullasam,yazsam,döktürsem...
Ya da hiç bunlarla uğraşmasam,

Sen her zaman ki gibi,sadece akşama eve gelsen...
Aşkımı görsen...Sevgimi işitsen...Elimi tutsan...Kokunu duysam...
Aşukla,Maşuk olsak...

Ama?
Ooffff yaaa!!!
Daha akşama çok var:))

CANLI ve HEYECANLI:)

Alttaki postu yazmış ama yayınlamamıştım? Neden bilmem?
Belki de yazdıklarımın gerçek olmasından korkmuştum?
Ama artık bir önemi yok!:))
Zira,hayırlısı ile kazasız belasız bunu da atlattık...
Heyecandan buz kesen ellerimizi ve titrediğimizi belli etmeden programımızı yaptık:)
Allahım o nasıl bir heyecan?(Ki ben zaten acayip müsaitim,yürek elde gezen bir tip olarak:)tarifi yok? Sudan çıkmış balık gibi hissediyor insan kendini,canlı yayında canımız çekildi sanki,kelimeler ağzınızdan çıkıyor ama siz duymuyorsunuz gibi:)
Çok fazla örneklendirdim ama bilmem anlatabildim mi?
Dolayısı ile dün programdan çıktıktan sonra...Ne,ne söylediğimizi nede nasıl davrandığımızı hatırlıyorduk...Katılımcılar olarak toplu bir Amnezi yaşadığımızı söyleyebilirim:)
O yüzden bu sabah,sabah ezanında(05:30)ki!program tekrarını seyretmeden içim rahat etmedi...Neyse ki,fazla pot kırmadan genel olarak güzel konuşmuşum,konuşmuşuz:)Cümleler havada kalmamış,anlatmak istediklerimizi anlatabilmişiz vs.
Geçti,bitti,gitti,çok şükür...
Ama bundan sonra TV'de canlı yayındaki hiç kimseye laf söylemeyeceğim...
'İki lafı bir araya getiremiyorsunuz ne işiniz var orada!' filan derdim,bir daha tövbe:))
Neyseki, Allahım korktuğum şeyle sınamadı beni,çok şükür:))
(Fotoğraf yayın sonrası çekildi...Biz ve program sunucusu Serpil hn.)

4 Mayıs 2009 Pazartesi

KORKU+HEYECAN = BELİRSİZLİK?

Sabah önce kuaföre gideceğim,sonra dostları alacağım evlerinden.Tek araba gideceğiz yani...Kaç saattir -farkında olmadan- kendi kendime konuşurken yakalıyorum kendimi...Aklım yarın sabahta,program da...Allahım ne yapacağım ben orada?
Benim gibi,çoğunlukla yazmayı konuşmaya tercih eden,heyecanlı bir tip için zor.
Gerçi konuştuğum diğer arkadaşlarım da aynı durumda ama? Bu teselli olurmu ki bana?
Çok önemli değil biliyorum...Hatta bizim (Bursalı Anneler)katılımımız söz konusu olmadan önce,ne malum kanalı nede o programı biliyordum...
Sadece işte ne bileyim? İyi kötü duyduya insanlar,yakınlar...
Çok fazla seyredilmese bile en azından onlar olacaklar...
Eh birde canlı yayın,yani bir şaşırdın mı, canlı canlı mahçup olacaksın...
Hayır işin kötüsü birde gülme krizine de girebilirim oralarda,çünkü öyle bir yakın olduk ki diğer dostlarla...Bir bakış,bir ifade,yeter vallahi...Ayy düşünmek bile istemiyorum:p
Allahım ne olur korkularım gerçek olmasın.

MAYIS?

Mayıs ayı sürprizlerle başladı...
Takvime bakıyorum da neredeyse her günde bir şey işaretli...Güzel,çok güzel:)
*1 Mayıs itibari ile abimleri kucakladım:)

*5 Mayıs Salı,Bursalı Anneler grubumuzla birlikte,Olay TV'de Yaşadıkça Programına canlı yayına çıkıyoruz...Ama heyecandan o saate kadar canlı kalırmıyız bilmem?:)

*8 Mayıs cuma akşamı Zafer Plaza'da,Anneler gününe özel bir podyum etkinliğimiz olacak ama ben hala kararsızım?...Çünkü benim zaman zaman iki melek,zaman zamansa iki küçük canavar kıvamındaki zuzular ile oralarda arzı endam etmek? Çok riskli çok:)

*9 Mayıs Cumartesi gündüz, zuzularımızın anaokulunda 'aileler günü' var...
Bahçede yeşillikler içinde çocuklar ile birlikte,oyunlar oynayıp,dans ediyoruz vs...
Birde 23 Nisanda hava muhalefeti dolayısıyla iptal edilen 23 Nisan gösterisi var ki, kızımın ve oğlumun şarkılar,şiirler söyleyeceği...Onlar sahneye çıkıp 'aaaa' deseler bile bizim için çok önemli:)O yüzden güzel bir gün olacağı şimdiden garanti...

*Ve 9 mayıs Cumartesi akşamı,Anneler günü yemeğimiz var...Sadece annelere özel...Çocukları evde eşlerimize emanet edip,kadın kadına eğlendiğimiz ve bütün bir yılın stresini attığımız...Ama ne atmak?:)Geçen seneden notlar burada ve burada...

*10 Mayıs Pazar,Korupark Kipa girişinde Bursalı Annelerin Kermesi var...2 haftadır harıl harıl takı kolye vs.yapıyoruz...Başka ürünlerde olacak elbet ama pasta börek işine girmiyoruz...Umarım ilgi olur ve bunca emek boşa gitmez...Zira oradan elde edilecek gelirler daha önce burada,burada ve burada bahsettiğim öğrencilerimize gidecek...

Şimdilik bu kadar yeter...Bakalım zaman daha neler gösterecek?

3 Mayıs 2009 Pazar

GİDENLER YİNE GELİR...


Habersiz çıkıp gelen canlarımla birlikte geçen güzel 2 gün...
Gelenlerin şerefine bozulan diyet...
Üstüne birde uzun keyifli bir brunch...Brunch sonrası ayrılık hüznü...
Peki hüzne ne iyi gelir? Tabii ki,deniz kokusu...
Keyif yerine gelir,moral düzelir..
Ne yapalım? Sağlık olsun yeter ki...Gidenler yine gelir...
Deniz yıldızının hikayesidir hayat misali...Kıyıya vurmuş bir deniz yıldızı kurumadan denize geri gönderilir...
Evin küçük adamı,sahil doldurma işinde belediyeye denize taş atarak kendince destek verir...
Evin küçük kızı,güvercinleri besler,yem verir...Sevinir,sevindirir...
Gün akşam olur, mutlu çekirdek aile, yeni hafta için evine geri gelir,hayata kaldığı yerden,yeni heyecanlar eşliğinde devam edilir:)
Hiç bir şey demesem...Burası desem:(

2 Mayıs 2009 Cumartesi

HİÇ HABERSİZ...

Hiç habersiz geldiler...
Huzur getirdiler,neşe getirdiler.
Hiç habersiz geldiler...
Özlem giderdiler, özlemimi giderttiler.
Ve,
Öyle bir zaman da geldiler ki?
İsyanıma ferman,derdime derman olduklarını bilmediler.
Dedim ya,
Hiç habersiz geldiler...
Ne iyi ettiler,ne iyi geldiler:)