31 Ekim 2008 Cuma

HATİCE,MELEK,MUSTAFA

Biri Hatice...Biri Melek...İkiside pırıl pırıl,çalışkan,zeki.
Artık benim diğer kızlarım onlar...Bugüne kadar olduğu gibi,bugünden sonrada elim(ellerimiz)üzerlerinde olacak...Beni onlarla tanıştıran,buluşturan sevgili komşum, öğrtmn Glsm Hn'a çooook teşekkürler:))Şu gülen yüzlerine ve güzel gözlerine baktıkça huzur buldum,mutlu oldum...
Onlar ve diğer 10 öğrencimiz ile birlikte gittik,MUSTAFA'ya...Cumhuriyetimizin 85.yılında Atatürk sevgilerini pekiştirmek niyetiyle...Çok güzel duygularla ayrıldık filmden...Bence çok emek verilmiş ve daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu... Bugüne kadar bize anlatılanlardan çok daha sahici bir Atatürkle karşılaştık...Onun insani yönünü,korkularını,maneviyatını,üzüntülerini izlerken daha da yücelttik gözümüzde...Ama güzel ülkemde yapılan her işe çamur atmak adet haline geldiği için,filmle ilgili spekulasyonlarda başladı hemen...Eminim mail listelerinize gelmiştir bile eleştiriler...Ben yazmayacağım ne tarz şeyler olduğunu!Sadece nacizane tavsiyem,lütfen gidin seyredin,olmadı DVD'sini alıp arşivinizde saklayın...Tarafsız bir gözle bakabilenlerdenseniz eğer,kararı siz verin...
Ben, Sarı Zeybek'ten sonra Mustafa'yıda gururla DVD koleksiyonumuza katacağım...Çocuklarım için, kendim için...Film boyunca 'Beni hatırlayınız' diyen Atam için.
O gün Bursalı Anneler gurubumumdan dostlarım,Tukd'den arkadaşlarım,bizim öğrencilerimiz ve Pınarcık köyünden gelen 40 öğrenci ile birlikte koca bir salonu doldurduk...Ama esas yaptığımız işin manevi boyutu ve bize kazandırdıkları sayesinde ruhlarımızı besleyip,kaplerimizi, birilerine faydalı olmanın sevinci ile doldurmaktı :))))
Ve aynı günün akşamı,Cumhuriyet yürüyüşü için buluştuk dostlarla...
Marşlarla,şarkılarla,elimizde ay yıldızlı bayraklarla kutladık 85.yılı:)Niceleri olsun inşallah.

28 Ekim 2008 Salı

YAŞASIN CUMHURİYET

Yarın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı... 'Bursalı Anneler' gurubumuz ile, Tükd derneğinden dostlarında katılacağı çok güzel bir organizasyona imza atacağız inşallah...Gurubumuzca yardımcı olduğumuz öğrencileri, Pınarcık köyü ilk öğretim öğrencileri ile birlikte Can Dündar'ın 'Mustafa' filmine götüreceğiz...Deniz yıldızı hikayesindeki gibi;Kaç hayat kurtarırsak kar...

Ve aynı günün akşamı yürüyoruz...Cumhuriyet için,yarınlarımız için,çocuklarımız için...
Bursalı Annelerim ile birlikte ailecek FSM deyiz...
Evimize,balkonlarımıza astığımız Atatürk fotoğrafları ve Türk bayraklarına ilaveler yaptım..Meleklerimin boyuna göre küçük bayraklar ve Atatürk resimleri aldım...Hevesle bekliyorlar bayrama gidecekleri anı...Yarın akşam,YAŞASIN CUMHURİYET diye bağırırken sesimize onların çocuk sesleride eşlik edecek:) Umarım herşey arzuladığımız gibi olur.

MUTLUYUM:)


Aklın yolu bir!!!!! Nihayet bu sefer- şaşırtıcı bir şekilde- uzun sürmedi blogların kapatılma uygulaması...Demek ki hala güzel vatanımda, doğru dürüst işler yapanlar var...Zaten ne gerek var canım, bir kaç kendini bilmez için herkesi mağdur etmeye:))
Yedek blog yaratmıştım ama, hiç içime sinmemişti ne yalan söyliyeyim:))(Nuray'cım haber verdiğin için sağol canım bu arada:)
Ohhh be rahatladım vallahi...Çok mutlu oldum beeeeennnnn:))))))

SADECE AŞKIM İÇİN:))

Seneler Geçsin...Sen Beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğun kadar dostlarının...Dostlarının olduğun kadar, benim ol istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım,yaşayalım ki...
Öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı....
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız....
Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin....
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız...Öyle ki,yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim.
Güzel günlerimizi, evimizde, bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek….Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuklarımız olmalı...Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırasıyla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın.Ve ben söylenerek sıranı almalıyım.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım...Söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, Herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden.
Mutluda olsa...Kötüde olsa...Yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce yada gidince aklar,çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
Kavgasız,her sabah cinayetle uyanılmayan,sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip,sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip benden kahve istemelisin....
Çocuklar gelmeli ziyaretimize....Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
Öyle sevmelisin ki beni,bu yazdıklarım korkutmamalı seni,
Tebessümler açtırmalı yüzünde...Birgün bu hayatı bırakıp giderken,
Sadece mutluluk olmalı yüzümüzde...
Ve birbirimizi sevmenin gururu olmalı “HERŞEYDE”…..
CAN YÜCEL

23 Ekim 2008 Perşembe

SEYİR DEFTERİ :SEVGİ FIRTINASI

Adrienne çevresini saran çatışmalar üzerinde düşünebilmeye çok ihtiyaç duyduğu için, Rodanthe’de sükunet bulmaya gelir. Genç kadının sıkıntılarının kaynağı eve dönmesi için direten kocası, ve verdiği her karardan nefret eden kızıdır. Adrienne’in Rodanthe’ye varışından çok kısa bir süre sonra, büyük bir fırtınanın yaklaşmakta olduğu bildirilir. O sırada Dr. Paul Flanner da (Richard Gere) kasabaya gelir. Motelin tek konuğu olan Flanner bir haftasonu kaçışı için orada değildir. Onun amacı kendi vicdan hesaplaşmasını yapmaktır. Şimdi fırtına da yaklaşırken, bu ikili huzuru birbirlerinde ararlar. Bu büyülü haftasonu Adrienne ile Paul’un hayatlarının kalanına yansıyacak, hayatlarını değiştirecek bir aşkı beraberinde getirir.
***Çarşamba günü dostlarla, buluşma günümüz...Güzel film varsa sinemaya,yoksa da oturup muhabbet edip kaynatmaya ayırdığımız gün...Dün de güzel vede romantik bir filme gittik...Sinema katında gişeye doğru gelen kadın gurubunu gören bilet satıcısı, kesin bunlar Rıçırt'ı izlemeye geliyordur diyerek daha biz söylemeden, koltuk seçimi için 'Sevgi Fırtınası' ekranını açmıştı bile :)) E bunca kadın başka kimi izleyecekti? :)))
Yıllar elbetteki Rıçırt'a da acımamış ama, çekicilik ve karizmasını da hiç etkilememiş:))Aslında bakacak olursanız çipil çipil iki küçük göz, yuvarlak vede büyükçe sayılacak bir burun...Ama,bembeyaz dişleri ile öyle bir gülüyor ki...Bütün o gözünüze garip gelen kusurlar kaybolup gidiyor o anda:))Haa filme gelirsek...İyiydi,çok romantikti..Gidin,gidin...Bizde vallahi ondan gittik :P :))

DÜŞ BAHÇELERİ


Yürüyorum düş bahçelerinde...
Gördüm düşümden büyük bahçe yok...
Yüreğimin kuşları konmuş telgrafın tellerine...
Neşesi, gurbet selamlarından çok.
A benim, dilsiz dillerim...
A benim, sessiz ellerim...
Yakala saçından, tut hayatı çevir yüzüne... Öp öp...
Duruyorum vaktin seherinde...Değiştirdim takvimleri, gece yok!
Yüreğimin kuşları konmuş telgrafın tellerine...
Neşesi, gurbet selamlarından çok...
A benim, dilsiz dillerim...
A benim,sessiz ellerim...
Yakala saçından,tut hayatı çevir yüzüne...Öp öp.
***Geldiler yine:((((
Biraz, havaların dengesizliği...Çokça, insanların densizliği!
Zaten bünye müsait hüzüne, acıya, kedere:(((
Buyrun alın şimdi.... Yine Sezen ve bağıra çağıra, evde şarkı söyleyen ben...
YAKALAAAA SAÇINDAN TUT,HAYATI ÇEVİR YÜZÜNE ÖÖÖÖP ÖP:(((((((((

ÖNERİ


Bob The Buılder,Fireman Sam,Barney,Train Thomas...
http://www.hitstoreuk.com/

Eğer sizinde zuzularınız yukarıdaki kahramanların müdavimiyse lütfen tıklayın...
Yok ben internetten alışveriş yapmam diyenlere ise,şimdilik sadece Bob the Builder(Tamirci Bob)un ürünlerini bulabileceğiniz Koru Max'ın içindeki C&A yı önerebilirim...Geçen gün tesadüfen buldum ve tabi ki Tamirci Bob fan'ı oğluma hemen bir kaç tshırt vs.aldım...
Çok sevindi kuzum:)))))

21 Ekim 2008 Salı

BALERİN :))


Kızımmmm,güzel perim...Prensesim,balerinim:)) Okulda bale derslerine başladı...İlk zamanlar -Sevdin mi kızım baleyi? sorumuza: Hem sevdim, hem sevmedim gibi gayet açıklayıcı? yanıtlar veriyordu :)))
Geçen gün öğretmenleri ile konuşurken duydum ki,Bale dersleri için şöyle demiş öğretmenine;
-Ben baleyi sevmedim...Burada hiç erkek yok? :))))))))))))))))))))
Meğerse derdi başkaymış benim kızımın,aslında bale yapmayı dans etmeyi,harketlerini filan çok seviyormuş ama, hepsi kızmış oradakilerin...
Ama o da haklı... Doğduğundan beri birlikte olduğu kardeşi ve en yakın arkadaşı erkek...
Haliyle oyunlar,oyuncaklar paylaşılıyor..Kız oyunu,erkek oyuncağı kavramı kalmıyor...
Tabi birde, bir başka önemli faktör varki, oda gönül ilişkilerine dayanıyor...
İkiz, ikizi çekiyor mu bilmem ama sınıflarındaki ,tek yumurta ikizi erkek kardeşlerden birisini pek beğeniyormuş benim kızım:))Ama karıştırıyormuşta bazen ikisini:)))
Geçen gün oğlum,o ikizlerden birisiyle kavga etmiş ve kızım, bizimkinin(oğlumun) üzerine panter Emel gibi atlamış ve kurtarmış sevdiceğini....O derece yani:)))))
Çok güldüm öğretmenlerinden bu haberleri alırken...Hani küçükler daha anlamıyorlar diyeceğim...Ama ben İndigo Çocuklara çok inanırım ve her çocuğun belli bir yaşamışlık ve olgunlukla dünyaya geldiğine inanırım...Bakışları,davranışları ile küçükte olsalar onlarında duyguları var ve saygı görmeyi hak ediyorlar:))
Neyse; Saygı duyuyorum şimdilik:)) Ama umarım 4 yaşında başlayan bu maceralar, alıştıra alıştıra ve uzun aralıklarla gelir...Yoksa...Yandık....Vallahi yandık:)))))
Not:Yazdım yazdım...Birde baktım,iki melek yerine, zuzular annesine yazmışım:((
E silmedim artık bu saatten sonra...Çeşit olsun ne yapalım:))

20 Ekim 2008 Pazartesi

ÖDÜLÜMÜ...


Sevgili arkadaşım Nilay ( Duru Tarifler ) beni seçmiş bu blog arkadaşlığı ödülü için...
Bu ödül aslında İspanyolca yazılmış ama İngilizcesi "Proximidade Award" ve "Friendship Around The World Award" ( Uluslararası Arkadaşlık Ödülü ) anlamında. Dünya çapında arkadaşlarınız olan bloggerları tanıtmak amaçlı.
Benim henüz dünya çapında yabancı blogger arkadaşım yok...
Ama dünyalara bedel Türk blogger dostlarım var :))))))))
Çok teşekkür ederim Nilaycım:))))

Ödülümü... Bu günlere gelmemi sağlayan siz sevgili okuyucularıma, dostlarıma,
aşkıma, zuzularıma, anne ve babama... Ayrıyeten...Elektriği bulan Edison'a...İnterneti bulan Vinton Cerf'e... Vede bana sabreden sizlere ithaf ediyorum :P :))))))))))))
(Sayın okura not: Bir gece önce Altın Portakal Film Ödülleri Töreni izlenmiş ve fazlasıyla etkisinde kalınmıştır :))))))

Ödülü en son alan kişi, kendine gönderenden 1 fazla kişiye yollamalıymış efendim....
O yüzden bende bu ödülü; sevgili arkadaşlarım; Gökkuşağının Rengi'ne, Böğürtlen Göz 'e ve Mutlu&Umutluya göndermek istiyorum:)))

17 Ekim 2008 Cuma

MUSTAFA...

10 Kasım 2008, Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümü…Türkiye 70 yılda Ata’sı için dört başı mamur bir film yapamadı. Onu Türkiye’ye, dünyaya, yeni yetişenlere tam anlatamadı.Yapılan belgeseller, Türkiye ölçeğiyle sınırlı, belli bir dönemle kısıtlı ve resmi bir dilde tutsak kaldı.Selanik’ten Dolmabahçe’ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi.“Mustafa”, işte bu ihtiyaca cevaben hazırlandı. 15 yıldır Atatürk belgeselleri yapan, “Sarı Zeybek”le seyirciyi Ata’nın insani yüzüyle tanıştıran Can Dündar ve ekibi şimdi onun bütün hayatını sinema diliyle anlatıyor.“Mustafa”, seyirciyi, özellikle de yeni nesli Atatürk’ü yeniden keşfe davet ediyor.
***Can DÜNDAR 'ın yönetmenliğinde muhteşem bir film...29 ekimde vizyona girecek...Daha 1 haftadan fazla zaman var aslında...Ama ben şimdiden hatırlatayım dedim...Gitmek lazım...Çoluk çocuk, genç yaşlı seyretmek, hatırlamak lazım...Gitmeseniz, gidemeseniz bile bilet alıp sahip çıkmamız, ATATÜRK TÜRKİYE' sinin sesini duyurmamız lazım...
http://www.mustafa.com.tr/

OKUL ÖNCESİ ve EVİMDEKİ YUVA

Türkiye'nin en geniş içerikli ve sadece OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLAR için hazırlanmış olan ilk eğlence ve eğitim sitesi....Zuzularca test edildi, onaylandı :))))
http://www.okulöncesi.com/ ilgilenenlere....

Ayrıca; http://www.evimdekiyuva.com/ adlı bir site daha var...
Kurucusu hanım, yıllarca Kanada'da yaşamış ve oradaki 0-3 yaşa yönelik "doğru oyun" sistemini Türkiye'ye getirmiş.... Çocuklar hem ev ortamının rahatlığını hem de yaşıtlarıyla bir arada olmanın keyfini yaşama fırsatı buluyorlar, hem de uzman kişiler eşliğinde...İlgilenenlere...

BİZİM SEVDAMIZ :))


Son bir kaç gündür sıkça dinlediğim-izlediğim harika bir konser CD'si...
Hele bir de, yanınızda elinizi tutan biri varsa...Çocuklar uyumuşsa...Bütün bir gece anne ve babaya kalmışsa...Gece yıldızlı, ay parlaksa...
Hele hele birde....Gözler ve diller birlikte;
DUYAN DUYSUN, BİLEN BİLSİN GÜLÜM...BÖYLEDİR BİZİM SEVDAMIZ diyorsa :))))))))))))))))))))))))

KISMETTEN ÖTEYE...


Bu cumartesi...Bakırköy Capacity Midpoint' te kocamaaan bir buluşma vardı...İkiz anneleriyiz biz'in üyeleri,yazar kadrosu vs. herkes davetliydi..Kanal D canlı canlı'nın kameraları da orada olacaktı...Sevgili Pi'cim beni de aramış İki saatlik yol atla gel demişti...
Onca zamandır yazıştığım dostlarımla yüz yüze gelecektim...Üstelik aşkımla program bile yapmıştık o beni buluşma yerine bırakacak, duruma ve muhabbete göre ya yanımda kalacak yada otoshow'a gidip oda orayı gezecekti...
Amma velakin kısmet olmadı...Nihayetinde hayatımızda artık zuzularımız vardı..Yoktu öyle kafamıza göre plan program yapmak:)) Ana okulunda toplantı var, önce ona katılır oradan yola devam ederiz vs.derken....Bir de Sm. hn. faktörü çıktı ki bu hepsinden önemliydi....Çokça kızdığımız ama iyiliğini ve yılların emeğini göz ardı edemediğimiz yardımcımız bizi bu hafta sonuda yine çok önemli! bir sebepten dolayı ekmişti!!!!!!
Çare yoktu...Bütün plan program iptal edildi haliyle...Belli ki kısmet değildi, zorlamanın alemi yoktu..Kısmet başka buluşmalaraydı....
Şimdi...Anne, cumartesi sabahı, zuzuların anaokulundaki toplantıya katılacak...Baba, evde çocuk bakacak:)) Sonra da bütün aile bir hafta sonunu daha cümbür cemaat nerede ne yapsak?diye kafa patlatarak ve zuzulara faydalı ve eğlenceli saatler geçirtecek mekanlar arayarak geçirecekti:)))))))))

GÖNÜLLÜ OLMAK...

'Dayan Koca Adam' kampanyası çerçevesinde, Anıl için veya uygun bir verici ve ilik bekleyen binlerce hasta için, kan örneği vermek üzere perşembe sabahı Uludağ üniversitesine gittik dostlarla...Bir gün önce buluştuğumuzda karar vermiştik böyle bir şey yapmaya,gönüllü bağışcı olmaya...
Hastane çalışanları genel olarak uygulamadan habersiz ve ne yazık ki ilgisiz ama biraz ısrarcı olup ilgili kişilere ulaştığınız zaman işlemler oldukça hızlı hallediliyor...
Kan merkezinde,önce bir 'Kemik iliği-Kök hücresi verici rehberi' ni okuyup, 'bağış formu' nda da gerekli yerleri dolduruyorsunuz...Ardından da yaklaşık 10 ml.'lik kan örneği alınıyor ...Hepsi bu kadar...Umutla uygun bir verici haberi bekleyen milyonlarca hasta için, sadece yarım saat ayırmanız yeterli...Belki sizlerde???? Belki....
Sonrası, inşallah bir yararı olur ve inşallah bir yerlerde birilerine şifa olur dualarına kalıyor...
İlgilenen ve bilgilenmek isteyenler için... http://www.kemik-iligi.org/ lütfen tıklayın.

*Fakülteye uzun zamandır gitmemiştim...Bir tek Duru'nun doğumu için:)
Öncesinde de annem için:(( Her köşesinde ve neredeyse her bölümünde ayrı hikayemiz ve acı hatıralarımız var...Sevmiyorum hiç, hastaneleri,hastahane ortamlarını:(( Öffff...Neyse...Yazı bitti.

14 Ekim 2008 Salı

GÜNAHIMIZI KAÇ AĞAÇ TEMİZLER ?

KARBONMETRE....

Dünya'ya ne kadar zarar veriyoruz? Günahımızı kaç ağaç temizler?
http://yesil.ntvmsnbc.com/CevreTesti/Test.aspx Tıklayın...

DAYAN KOCA ADAM...

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımdan gelen bir mail...Ve onun yakın bir arkadaşı ne yazık ki Lösemi ile savaşmakta...
http://www.dayankocaadam.com/ sitesinde ilgili telefonlar ve yapılması gerekenler var...
Bize düşen sadece gidip 1 tüp kan vermek ve belki de bir hayatın kurtulmasına yardımcı olmak...
UludağÜniversitesi de Anıl için kan almaya başlamış. Kanlar kargo ile Çapa Tıp Fakültesine gönderilecekmiş. İnşallah aradıkları ilik en kısa zamanda bulunur.
Anıl'ın kız arkadaşı Müge'nin de benimguzelblogcugum.blogspot.com adlı bir bloğu var ve orada anlatmış son gelişmeleri...

13 Ekim 2008 Pazartesi

YOLU YARILAYAN KADINLAR...

Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir.
Onunla olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
'Yaş otuz beş, yolun yarısı eder' deyince şair, yolu yarılayan kadınlar aklıma gelir.
Ne aradığını ya da ne aramadığını bilen kadınlar.
Aşkı, sevdayı mutlaka tatmış olurlar.Bu nedenle onları yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir.
Aşkın da aşksızlığın da kokusu bu kadınlara sizden önce gelir.
Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından bilinçleri doruğa yükselir.
Akıl ve bedenle birlikte girdiği ortama renk ve ışık verir.
Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat iç içedir.
Sevgisinde de,öfkesinde de cömerttir.
Evet anlamına gelen kadınsı hayırlarla kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir.
Erkeğin ne ardından gelir, ne de ilerisinde olmak için didinir.
Yan yana ,can cana duruşlar tercihidir.
Bazen bir anne şefkati, bazen de bir aslan kükremesi ile şaşkınlığa çevirir.
Onunla birlikte olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
Yolu yarılayan kadınlar duygularını yaşamasını bilir.Davranışları sebepsiz değildir.
Kalbi kırıldıysa ağlar, ağlayışının sebebi erkeğin ona sunacağı sevgi değildir.
Mutluysa kahkahalar atar, gülüşünün sebebi dikkat çekmek değildir.
Seviyorsa kıskanır, kıskanç oluşunun sebebi kendine güvensizlik değildir.
Üzgünse omuz arar, destek istemesi çaresizliğinden değildir.
Suskunsa sebebi vardır, kendi haline bırakılması gerekir.
Yolu yarılayan kadınların hissiyatı kuvvetlidir.
Aldatıldığını sezgilerini kullanarak gün ışığına çıkarır.
Veda vakti geldi demenize bile gerek yoktur.
O verdiğiniz mesajı çoktan anlayıp kendi yolunu tutmuştur.
Her gidiş kadını daha da kadınlaştırır.
Gidenin ardından bakacak kadar hayatın uzun olmadığını anlamıştır.
Ve gizem kadına en çok bu yaşlarda yakışır.
ÖZDEN HORAN

***Öhö öhö :)) ben de tam bu yaştayımda,yolu yarıladım yani :)) o yüzden pek hoşuma gitti bu yazı, paylaşmak istedim:))

ŞÜKÜR :))



Allahım sana şükürler olsun...
Şükürler olsun ki; Çocuklarımın, eşimin, ailemin, kendimin sağlığı yerinde...
Şükürler olsun ki; Seviyorum,seviliyorum...
Şükürler olsun ki; Sevdiğim,aşkım,eşim, her zaman yoldaşım,sırdaşım,destekçim...
Şükürler olsun ki;Dünya tatlısı iki meleğimin annesiyim...
Şükürler olsun ki; Hırslarım olmadı hiç, hayatı kendime zehir ettiğim...
Şükürler olsun ki; Mutluyum,huzurluyum...
Şükürler olsun ki; Kendime yetiyorum:))
Şükürler olsun ki;Takılmıyorum artık oltalara (geç te olsa:))
Şükürler olsun ki;Onca üzüntüye rağmen, kendimi büyütebildim...
Şükürler olsun ki;Buna da şükür diyebiliyorum:))
Şükürler olsun ki; Şu hayatta yokluğuna üzüldüğüm her şeye er veya geç sahip oldum...
Şükürler olsun ki; Bir abim var, çok sevdiğim,uzun,mutlu ömürler dilediğim...
Ama bir kız kardeş özenirdim hep...
Şükürler olsun ki ;Şimdi Melis'im var, kendime kardeş bildiğim :))
Çıkarsız ,yalansız,dolansız dostluklar özenirdim....
Şükürler olsun ki; Şimdi onlarca dostum var hepsini çok sevdiğim :))

KISACA...( kısası buysa:))

Cumartesi günü, zuzularımın muhteşem doğum günü partisinden sonra, Amı Vıtale'nin sergi açılışına gitmeyi planlıyorduk aşkımla ama, öyle bir gün geçti ki, bol eğlenceli :))(Ayrıntılar,ikimeleğin hikayesinde:) Günün sonunda yeterince eğlendiğimize ve yorulduğumuza karar verip, ertesi günü gezeriz diyerek gitmedik açılışa..
Pazar öğlen saatlerinde beraber çıktık evden...
Önce, baro şeçimleri için oyunu kullandı aşkım:)))
Sonra, Zafer'e bıraktık arabayı ve uzun zamandır fırsat bulup yapamadığımız bir şeyi yaptık ...
Havanın da güzel olmasını fırsat bilip el ele, yürüdük uzun uzun...Eski günleri yad ettik:))
En sonunda BUFSAD da ortak dostlarımız ve aynı zamanda benim hocalarım olan C ve U ile muhabbet ettik:)) Bufsad'ın 2008 onur konuğu, Amı Vıtale'nin fotoğraf sergisini gezdik...Ve tek kelime ile bayıldık...
Amı Vıtale,Belgesel fotoğrafçısı...Hintli bir anne ve amerikalı bir babanın kızı...Çok sıcak çok samimi, güleryüzlü...O ufacık boyuna ve çıtıpıtı hallerine bakınca insan inanamıyor...Bu kadın mı dünyayı gezen, üstüne üstlük çok zor koşullarda çalışıp, yaşayıp( kendisi Hindistanda yaşıyormuş) bu harika kareleri, fotoğrafları çeken? Ve okurken yorulduğumuz sayfalar dolusu ödüller kazanan? diye...İmrendim:))
Veee günün bombası....Açılışı kaçırdık belki ama,benim gibi bu işte daha çoook amatör olan bir kişi için büyük şans sayılabilecek bir fırsat yakaladık:))
Ami Vitale'nin 'Sınırların Ötesine Ulaşmak' konulu atölye çalışmasına katıldık aşkımla:))
Bilhassa belgesel fotoğrafta çok önemli olan, insanların arasında varolan görünmez sınırları aşmak ve samimi, dürüst, derin fotoğrafları ortaya çıkarmak üzerine kurulu bu atölye çalışmasından, konuyla ilgili önemli bilgiler aldık Ami'den :))
Ve sanırım, Kasım ayı içinde bana yine BUFSAD yolları görünecek:))
Kısaca.... Güzel.... Ama çoook güzel bir gün ve hafta sonu geçirdik:)))))))))))

10 Ekim 2008 Cuma

AMİ VİTALE BUFSAD'da...


AMI VITALE BUFSAD'da !
Dünyaca ünlü fotoğrafçı Ami Vitale, "Full of Grace / Sadece Zerafet" sergisi ile BUFSAD'lılar ve Bursa'li fotoğrafseverlerle buluşuyor. Full of Grace, insanların zor koşullarda herşeye rağmen taşıdıkları güzelliğe odaklanan bir çalışma. Orhan Holding'in işbirliği ile hazırlanan serginin açılışı, Ara GÜLER, İzzet KERİBAR, Yusuf TUVİ, Ahmet Öner GEZGİN, Melih Zafer ARICAN gibi fotoğraf ustalarımızın da katılacağı kokteylle 11 Ekim Cumartesi Günü saat 20:00'de BUFSAD Dernek Merkezinde gerçekleştirilecek. Açılış kokteyline tüm fotoğraf dostları davetlidir. Saygılarımızla, BUFSAD Yönetim Kurulu
***Biz gidiyoruz:)) Gelmek isteyenler,lütfen tıklayın... http://www.bufsad.org/

9 Ekim 2008 Perşembe

HAYAT ÇETELE TUTMAK DEĞİLDİR...

Hayat;Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
Hayat;Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyen,
ondan daha acizi ise dost kaybedendir.

Yazan:Charles Eguone

7 Ekim 2008 Salı

EVDE NEFRET DURUMLAR :))

Sevgili 'Kitap Kurdu' beni MİM' lemiş :)) Teşekkürler:))
''Evde nefret edilesi durumlar''
Benim gibi evini seven birine zor gibi geldi? Neler çıkar bilmem ?
O yüzden genel olarak neleri sevmediğimi yazayım bari...
Hadi yine buyrun bakalım :)
-Ütü yapmak( ben almıyayım:))
-Şıp şıp şıplayan çeşme(çok sinir bozucu benim için)
-Misafir için özene bezene yapılan yemek,pasta,börek vs'nin yanması,kabarmaması vs.'si....
-Koyduğum eşyayı aynı yerde bulamamak.
-Evde beslenen kedi ve tüyleri( kedi,köpek vs.hayvanı çok severim ama o tüy olayına dayanamıyorum)
-Gece geç saatte, matkapla duvar delen komşular...( ev ile ilgili sayılır dimi:)
-Dağınıklığa alıştım sayılır...İki çocuk olunca eskisi kadar zorlamıyorum kendimi...Koyverdim gitti:)) Tüm gün toplanan ev yarım saat içinde,oyuncak cennetine dönüyor:))

Benden bu kadar...
Bende sevgili, http://bogurtlengoz.blogspot.com/ u, MİM' liyorum :)) Kolay gelsin.

ÖNERİ

Küçük çocuklar için bir oyun önerisi....
Milli Eğitim Bakanlığının sitesinden de tanıtımı yapılan oyun, 7-10 yaş arası çocuklar için Avrupa Konseyi tarafından kurulmuş ve Türkçe dahil birçok dilde çevirisi yapılmış, internetin faydaları-zararları ve doğru kullanımı hakkında bilgiler de veren çok hoş bir oyun.
http://www.wildwebwoods.org/

SOBE :))

Sevgili arkadaşım, http://gokkusagininrengi.blogspot.com/ beni SOBE' lemiş :))
Buyrun bakalım...

İsminiz? Banu Durgunlu

Nerelisiniz ? Bursa

Yaşadığınız yer? Son 15 yıldır ve halen Bursa... Öncesinde, Adana ve Ankara...

Mesleğiniz ? Emekli Bankacı (Ama genç emekli olanlarından:)) Şimdilerde, ev hanımı,ufak çapta köşe yazarı:))

Hobileriniz? Ne kadar hobi sayılır bilmem ama? :)) Yazmak...Ve yazmak için tabi ki bolca okumak...Film izlemek,fotoğraf çekmek,müzik dinlemek, pasta, kurabiye vs. tarzı değişik tarifler bulmak ve denemek, çocuk bakmak:))

Evlimisiniz? Evet:))

Kaç çocucuğunuz var ? 2 adet zuzum var :))

En sevdiğiniz yemek? Hiç seçici değilimdir...Afiyetle her bir şeyi yerim:)) Zeytinyağlı yemekler favorimdir... Ama bir eleme yaparsam...Dolmanın her türlüsü( yaprak sarma,biber,lahana) diyebilirim...

Sevdiğiniz müzik? Ruh halime göre değişiyor aslında...Ama bu arabesk dinliyorum demek değil tabii ki :))) Ben sanatçı ismi söyleyeyim,müzik türüne siz karar verin:)) Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, Şebnem Ferah,Evenesance,Kıraç,Sertap Erener,Gülay,vs.vs.vs...

Nerelere gitmekten hoşlanırsınız ? Bendeniz tam bir gezi tutkunuyum...Güzel ülkemin bir çok şehrini ve güzelliklerini gördüm...Daha çok yer var...Mesela bir Karadeniz Turu önümüzdeki sezon için planımız dahilinde...Yurt dışında ise ,öncelikli tercihim ve en çok görmek istediğim yer İtalya...Ve mümkünse tüm dünya:))
****************************
Eveeet şimdi genel kuralı bozmuyor,bende sevgili arkadaşlarım...
Mutlu ve Umutlu'yu, Gamzeli Anne'yi ve Kitap Kurdu'nu SOBE'liyorum :)))
Hadi size kolay gelsin :))

6 Ekim 2008 Pazartesi

SÖZ BİTER :((



Teröre lanet yağar...
Şehitler dualarla uğurlanır...
Yürekler yanar... SÖZ BİTER :((
Tüm şehitlerimize, minnet ve duayla...

DENİZ KIZI ARİELLE & DOLPHINPARK


*Tatilimizin 4. , Bayramın 1.günü bir gösteri izledik ailecek...DENİZ KIZI ARİELLE...
Normalde çocuklar için ama bende çok beğendim??:)) ...E tabi bunda,her ne kadar yaş alsamda, çocuk tarafımım hiç büyümemesinin etkisi büyük:))) Zuzularımda çok beğendi ve ilgiyle sonuna kadar izledi.Konusu için 2.fotodaki yazıyı tıklayabilirisiniz...Ayrıntılı fotoğraflar İKİ MELEĞİN HİKAYESİ' nde.....
*Ve bayramın 3.günü yani perşembe günü Alanya'ya DOLPHINPARK' a gittik...Yunusların harika gösterilerini izlemeye... Çok güzeldi....Çok fazla fotoğraf çektim ama bir kaç tanesi yeterli olsun konuyla ilgili :)) Amatör fotoğrafçı bendenizden şip şak kareler :))
Bilgi için; http://www.sealanya.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

GELDİM BEN...YETTİM GARİİİİ :))

Bir bayramı ve bayramdaki uzun tatil fırsatını, dolayısı ile sonbaharda sıcak geçen son güneşli günleride kaçırmamak için çıkılan bir tatili daha bitirdik ve evimize geldik :))))İnsan evini de özlüyor ama yaaa:)) Lüks otelerde de kalsanız, çadırda da tatil yapsanız, bir andan sonra alıştığı düzenini arıyor insan...Evinin kokusunu, koltuğunu, yatağını, terliğini, masasını,yaşanmışlıkları,anılarını, herşeyini...Hele birde benim gibi Yengeç burcu olup, kabuğunda, dolayısı ile evinde mutlu bir ev kuşuysanız, ne dediğimi daha iyi anlarsınız:))
Güzel geçti bu tatil+bayram...Dostlarla olunca hele birde...Melislerle birlikte:))))
Tatil... Adı üstünde 'Tatil' :)) Kötüsü olur mu hiç?
En fazla şöyle olur...
İki çocukla biraz hızlıca yaşarsınız herşeyi ve belki biraz da, hem dinlenir, hem yorulursunuz :))Ama yine de değer herşeye...
Onların gülüşlerine,sözlerine,hareketlerine,inatlarına,ağlamalarına,herşeye....
Gece çocuklar uyurken, aşkımla seyrederken meleklerimizi ve içten içe ne güzel çocuklar yaptık biz diye düşünüp, (çoğunluklada dile getirip,birbirimizi tebrik edip :)))))Ardından da hemen, aman allahın gücüne gitmesin diye, (bir de böyle bir şey varya hani:) Allahımıza sonsuz şükürler edip dururuz :))
Neyse konuyu dağıtmayalım...
*Birazdan tatil fotoğraflarından ' halka açılabilecek gibi olanları :P ' koyacağım sayfalara görürsünüz halkım :P :))
*Sonra sevgili 'GÖKKUŞAĞININ RENGİ' beni,SOBE' lemiş, MİM'lemiş...Teşekkür ederim...Yazacağım birşeyler bende :))
*Ve cumartesi büyük gün.... Meleklerimin doğum günü partisi var...Hazırlıklar son sürat devam...
*Başlıkta da dedim ya.... GELDİM BEN....YETTİM GARİİİİİ:)))))))))))))))))))))))