31 Mart 2008 Pazartesi

Bursalı Anneler 1.yıl ve Romantik Aşkım

Biz çok gezenti olduk :)) Ne olacak halimiz bilmem?

Her gece barda gönlüm hovarda olmasakta hemen hemen her hafta sonu bir program ayarlıyoruz...Tak tak tak (tahtaya vurdum nazar değmesin:)))

Elif ve Eren'im benim canım çocuklarım artık o kadar büyüdüler ki ???Biz yemeğe eğlenmeye gidiyoruz diyoruz öpüp ayrılıyoruz, söyledikleri laf şu; Tamam bizde evde eğleneceğiz..Güle güle iyi akşamlaaaarrrr:))))))Tabii bu olgun cümlelerin ardında Gizoş ablalarının ve o gece bizde kalan babaannenin rolü çok...

Ha bu arada babaanne bizde kalınca oğlum şöyle bir laf etti ' Senin evin yok mu babaanne? 'Çocuğa öğretsen demez...Anne bir yandan( alt yazıdaki 'yok canım düzelir o ' gafı ) oğlu bir yandan...Ne yapalım en azından içimiz dışımız bir :)))))))

Neyse Kırcı-Vizon Bar'daydık...Bursalı Annelerin 1. Yıl dönümü kutlaması için...Çok eğlendik,çok güldük ve oynadık...Canım arkadaşlarım ve eşleri hepinizi çok seviyoruz.

Ben Aşk Yeniden'i boşuna yazmamışım,aşkım o gece süperdi...
Biz bayanlar peçetelere yazılan istekleri görünce eyvah dedik bir ormancı daha geliyor!! Ama günahını almışım aşkımın istediği şarkı 'Tanju Okan'dan KADINIM'dı...Gözümün içine baka baka oda eşlik etti şarkıya... Ben makyajım akmasın ağlamayayım diye içten dudaklarımı ısırdım şarkı boyunca...Canım benim aşkım kocam...

Bir ara klasik kadın erkek muhabbeti başladı masada,ve her zamanki gibi tartışan taraflar kendi kendilerini haklı bularak bitirdiler tartışmayı...Bir sona ulaşmadı yani:))

Sonra yine şarkılar türküler ve şok şok şok!!! yok aştı kendini artık bu sefer de 'Kayahan'dan BİZİMKİSİ BİR AŞK HİKAYESİ'geldi aşkımdan bana armağan....

Allah allah ???? Tamam her zaman düşünceli,sevgi dolu, ilgili ama bu sefer ????Ah hayır olamaz... Nayır nolamaz...Yoksa yoksa içkiden mi oldu bu romantizim...? 3 kadeh rakı 8 senelik emeğin ve sevginin yerini alabilir mi ?

Sordum; değil dedi, içimden geldi dedi...Karıma iki şarkı armağan edemez miyim dedi....
Rahatladım sevindim...Şimdi en azından romantik kocalığa giden yolun haritasına sahibim...

Sen iste ben sana her akşam bir çilingir sofrası kurarım be kocacım:))))))

26 Mart 2008 Çarşamba

AŞK YENİDEN

Aşk yeniden...Akdenizin tuzu gibi
Aşk yeniden...Rüzgarlı bir akşam vakti
Aşk yeniden...Karanlıkta bir gül açarken


Aşk yeniden...Ürperen sahiller gibi
Aşk yeniden...Kumsalların deliliği
Aşk yeniden...Bir masal gibi gülümserken

Gözlerim doluyor aşkımın şiddetinden ağlamak istiyorum...
Yıldızlar tutuşurken gecelerin şehvetinden kendimden taşıyorum.

Aşk yeniden...Akdenizin tuzu gibi
Aşk yeniden...Rüzgarlı bir akşam vakti
Aşk yeniden...Karanlıkta bir gül açarken

Aşk yeniden...Bitti artık bu son derken
Aşk yeniden...Aynı sularda yüzerken
Aşk yeniden...Rüya gibi bir yaz geçerken

Gözlerim doluyor aşkımın şiddetinden ağlamak istiyorum...
Yıldızlar tutuşurken gecelerin şehvetinden kendimden taşıyorum.

Aşk yeniden...Unutulmuş yemin gibi
Aşk yeniden...Hem tanıdık hem yepyeni
Aşk yeniden...KENDİNİ YARATTI KENDİNDEN.

(Bazen yazılacak bir şey bulunmaz, durumu anlatmak için tek şarkı yeter...))

24 Mart 2008 Pazartesi

Kaçış

Pazar günü Sema hanım sağ olsun bizden önce uyanıp çocukların kahvaltısını yedirmiş,onlarla oyunlar oynamış...Biz de uzuuuuun zamandır pazar sabahları yapamadığımız bir şeyi yaptık ve öğlen 12:00 ye kadar uyuduk :))))))
Kalktık, çocuklarımızla kahvaltı ettik ve günün kalan yarısı için aşkım ile evden ayrıldık.
Sinemaya gittik... M.Ö. 10.000'i seyrettik...Yemek yedik, gezdik ve yine son durak D&R dan yeni kitaplar aldık...Okudum:Kadınlık Törenleri.
Bu kaçışlar bize çok iyi geliyor....
Dönüş tabii ki evimize ve zuzularımıza :))

Düğün

22 Mart Cumartesi akşamı Barış ve Güneş evlendi...Birbirlerine çok yakışan harika bir çift oldular...Hepimizin çok eğlendiği muhteşem bir de düğünleri oldu...Dilerim bir ömür boyu mutlu olurlar.

Ekmek ve Erkek erkeğe...

Cumartesi sabahı yardımcımız geç gelince Biliş'teki toplantıya katılamadık :(( Bu satırları okuyan sevgili öğretmenlerimize özürlerimizi bildiririz:))Gözlerimiz yolda Sema hn.'ı beklerken öğlen oldu neyse ki geldi sonunda,bazen ona da acıyorum,kadıncağız haftanın her günü çalışıyor...Kolay değil:((
Neyse onu evde bıraktık ben tırtılım kızımla Bursalı Annelerimin, Pasto ile beraber düzenlediği ekmek-kurabiye yapma etkinliğine katılmak üzere yola çıktım...Bize bu olanağı sağlayan Ayşe,İde ve Hakan bey,büyük bir özveri ve sabır ile hem çocuklarımız hem de bizim ile ilgilendiler sağ olsunlar...Ama sonuç muhteşemdi...Kalp şeklinde ekmeklerimiz,çikolata parçalı kurabiyelerimizi o küçücük eller büyük bir hevesle yaptı:))

Ayaklarımıza galoşları geçirdik, ama iş başa takılacak bonelere gelince durum değişti...Elif'im hiç hoşlanmadı bu işten ve Ece ile beraber o steril ortamda başı açık olarak sadece ikisi dolaştı:))

Pek bulaşmadı kızım neden bilmem ne hamurlara dokundu, ne una ne çikolatalara...Öyle uzaktan teftiş etti yapanları....Oysa çok sever öyle,unlar,sular,hamurlar.... Benim hala binbir gayretle temiz tutmaya çalıştığım evimizde icra edilmiş türlü türlü maceraları var:))

Ekmekler,kurabiyeler pişti...Sevgili Canay ve Ayşe üzerlerinde çocuklarımızın isimlerinin yazdığı küçük bayraklar hazırlamışlar,düşünceli arkadaşlarım...Kızım çok sevdi bu bayrak işini,bir de üstüne Pasto'dan verilen boyama kitabı ve oyun hamurları ooooh deymeyin keyfine:))Yandaki ekmek Elif'imin....

Vee tabii ki pastamız...Bursalı Anneler'e özel...
Sildik süpürdük diyeyim, gerisini siz tahmin edin:))

Bu arada oğlum paşam Eren'im de babası ile erkek erkeğe gezmeye gittiler... oğlumun deyişi ile 'arka arkaya' :))
İkisi de çok mutlu...Biz onlar dan mutlu:))
Çok güzel geçti o gün çok.



21 Mart 2008 Cuma

Kaşık Kafalar

Annem rahmetli ne zaman rejim yapmaya başlasam,daha rejimin 2.gününde dayanamaz ve kaşık kadar kaldı suratın neren şişman vs. şeklinde cümleler kurardı...

Bir tek bu durumda kullanılmazdı aslında 'Kaşık kadar kalmak'...Bundan başka yorgun olsam,üzgün olsam da söylenen söz aynı olurdu:))

Çok beğendiğim,el becerileri ve hobi dergisi olan Kağıt vesaire'de gördüm onları... Hah işte tamam demim KAŞIK KAFA' lar :)) Aldım tahta kaşıkları ben de kendimce yaptım...

Fena olmadı da sanki...Hatta biraz da bir takım siyasilere benzedi ikisi :)) Aslında niyetim o değildi ama bilinçaltı dedikleri bu olsa gerek:(((((((


Aslında Vudu bebekleri olsalar ben hazır elimdeler iken şu milletimi bazılarından kurtarsam??????

Neyse...


Esas Elif ve Eren' imin tepkisi süperdiiii....Aaaaa kaşıklar İNSAN olmuuuuuşşşş :))))))))


Bilgi için: http://www.kagitvs.com.tr/ yi gezebilirsiniz.

19 Mart 2008 Çarşamba

İnsan Olmak

Yok yok artık vazgeçtim uğraşmaktan...

Herşeyi, her olayı ve ince yedirmelerle atılan her lafı alttan alıp, yok canım o niyetle yapmamıştır, kesin ben yanlış anlıyorum diyerek...Başkalarını yaptıklarından dolayı kurtarmaktan....

Şarkı da koydum bloğuma, -İncelikler Yüzünden- belki anlarlar diye....Yine yok..

Hala bir kaçak güreş tutturmuşlar gidiyorlar ve artık sadece komik oluyorlar...

İşleri, menfaatleri olduğunda yüze gülen ve arayan...İki tatlı sözle nasıl olsa yola getiririm diye düşünüp kendilerini vazgeçilmez ve akıllı zanneden akrep dostlarıma yine de selam olsun.

Bir bilgeye " Nasıl insan oluruz ?" diye sormuşlar..

"Üç adım atlama" gibi bir cevap vermiş bilge kişi:

Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir, İnsanlığa attığın ilk adım budur...

Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.

Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun

17 Mart 2008 Pazartesi

İncelikler Yüzünden

İncindim, incitildim derinden...Terk ettim kendimi
Tesadüfen karşılaştım içimde...Kendimle yeniden

Bir minicik kız cocuğu bak,duruyor orada hala
Anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa

Artık beni asla yaralayamaz hayat... Eğer istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz... Ben durup beklemezsem

Siz yinede incelikli davranın.... Benim kadar değilse de
Ben bu yüzden, incelikler yüzünden...
Belki daha çok üzüldüm.

Bana Özel

Pazar günü, Melis'ler le yaptığımız kahvaltı sefasının ardından öğleden sonra Müdür dede'ye gittik...

Köyde, hava süper, manzara süper, zuzularımın, aşkımın, babamın keyfi süper...

Bir tek ben evin her köşesinde onu görüyorum ????

Ve düşüncelerimi yansıtan o şarkı hep dilimde...

Nerden başlasam ? Nasıl anlatsam ?
Kaç kişiydik o zaman bak ? Kaç kişi kaldık şimdi ?

Yazdım,yazmak istedim...Siz anlayın diye değil,bana özel.

Hamamlıkızık-Dağyeli

Pazar günü 10:30 çıktık yola,11 de Korusu'nun önünde buluştuk ve 4 araç ver elini Hamalıkızık / Dağyeli:))
Yaklaşık 15 kişi,uzuuuun bir masa,harika insanlar ve harika bir kahvaltı tabağı:))Sayısız,peynir,reçel,tereyağ,sucuklu yumurta,domates,biber vs.vs.vs. Köylülerin kendi yaptığı süper domates salçası ve yine sıcak sıcak masaya gelen pofidik ekmekler...
Sonuç sanki hayatımızda hiç peynir,tereyağ vs.görmemişiz gibi şuursuzca ama bir o kadar da zevkli göbek şişiren bir kahvaltı...
Herkes çok keyifli,çocuklarda öyle...Bir de 'Hun' vardı ki, evlere şenlik:)) Tam çocuklar için,hayatımda böyle sakin bir hayvan görmedim...Tabii bu durum en çok oğlumun işine yaradı zira,kızıma nazaran hafif tırsak:))olan paşam da sevdi Hun'u ve koca günü Eren korkmaz,Eren büyüdü artık diyerek gurula dolaştı:))Sonra Duru'yu salladılar,uyurken başında beklediler...Artık büyüdülerde işe de yarıyorlar:))

15 Mart cumartesi

Cumartesi saat 11:00 Bursa Hayvanat Bahçesine gittik zuzularımla...Çok güzel bir gün geçirdik...

Çocuklarım benim canlarım, her geçen gün birlikte tatile çıkma ve alnımızın akıyla tatilden dönme umutlarımızı çoğaltıyorlar bizim:)))

Bir yerlerimizi mi kaşısak? Dilimizi mi ısırsak ? Yoksa tahta objeler bulup tak tak tak takırdatsak mı? Karar veremedik, bizde hepsini yaptık:))

Daha arabadan iner inmez annecim elimi tutar mısın?diyen bir kızım:)))...( Zamanın da çarşı pazar vs dış bir mekanda gezerken,değil elini tutmak, hırkasının kapişonundan bile hafifçe tutsak çığlığı basardı)

Aaaa ne kadar güzel pis su ??? diyecek kadar sevecen bir oğlum var benim :)))

Neyse; gezdik dolaştık...Çoğu hayvanın yeni doğmuş yavruları vardı...Ağaçlar tomurcuklanmış,çoğu rengarenk çiçek açmış....Bizimkiler bir oraya bir buraya koşturuyorlar, ben bir yandan,aşkım bir yandan her anlarını ölümsüzleştirmek istiyor ve fotoğraflıyoruz zuzularımızı:))
3 gibi döndük,ben üst kat komşuma gün'e çıktım. Kahraman aşkım zuzularımızla evde kaldı...Yarım saate kalmaz çağrılırım derken, 2 saat oturdum misafirlikte...Süper bir aşkım ve çocuklarım var benim:))

1 YAŞINDAYIZ:)))))


BURSALI ANNELER GRUBUMUZ 1 YAŞINDAAAAAAAAAA:)))))))))))

14 Mart 2008 Cuma

Köşe'lerim, Aşkım ve Ben

Daha önce http://www.bursalianneler.com/ da köşe yazılarıma başladığımı paylaşmıştım sizlerle...

Şimdi de http://www.ikizanneleriyiz.biz/ de de yeni bir köşem var:)) Haydiii bakalıııııımmmm:)))??????

Bu güne kadar takipçim ve destekçim olan herkese çok çok teşekkür ederim.


Ama en çok, bir çok, çok çok çok da Aşkım'a :)))

Ben bunca işimin arasında, yetiştirebilirmiyim endişesi içinde kurum kurum kurarken:))

Bana olan ilgisi,sevgisi ve cesaret dolu sözleri ile her daim destekçim oldu.

Yazma hevesimi sağlayan aşkına, bu güne kadar ve bundan sonra bana verdiğin ve vereceğin en büyük armağanım olan zuzularıma karşılık...

Hayatımızın, zuzularımızın ve aşkımızın yazılı tarihi olan bu satırlar ve sayfalar benden sana armağan olsun.

13 Mart 2008 Perşembe

Kalp



Yandaki melek, kimin zuzu'su bilmiyorum...

Sadece o minik elleriyle oluşturduğu kalp şekli öyle hoşuma gitti ki, sizlerle de paylaşmak istedim.

Fotoğraf; bir çok duygu ve düşünceyi tek bir kare ile anlatabileceğiniz yegane araç.

Ve bu foto'nun anlattığı da bence;

Çocuk = Sevgi ve Aşk...

11 Mart 2008 Salı

Gittik-Diktik-Geldik

Vee 9 mart PAZAR

Ordaa bir köy var uzaktaa, o köy bizim köyümüzdüüür :))))

Yine Pınarcık'tayız...Hem Tukd'nin programı için, hem de Bursalı Anneler olarak daha önce diktiğimiz 300 adet ceviz fidanlarının gelişimini görüp grubumuzun tabelasını dikmek için...

Hava güzeldi,köy de öyle...Öğlen klasik menümüz olan Kiremitte Tereyağlı Alabalık yedik yine...Balık ta, muhabbet te çok güzeldi...

Sonra sıra geldi çalışmaya, Aşkım nehirden kova kova su taşıdı harç için ve diğer eşler de öyle...Kimisi harç kardı,kimisi taş taşıdı...

Ve tabiki tabelayı da taşıdılar...Tabela dediysem bir hayli büyüktü aslında...

Allahtan güçlü, kuvvetli, çalışkan ve yakışıklı ( sayfa benim yazı benim, kocama ve dostlarımın kocalarına kıyak geçebilirim:)) ...eşlerimiz var da elbirliği ile diktiler tabelemızı kahramanlarımız....

Hepsine ve tabii ki kendi eşime de, bizlere verdikleri destek için bir kere daha teşekkürler....

Dün-Bugün

Eveeet nerde kalmıştık?

8 mart cumartesi günüm vardı...Hani şu pastalı börekli ve dedikodulu olanlarından:))
Uzun yıllar banka da beraber çalıştığım arkadaşlarım,dostlarım...Geldiler,ağırladım.

Artık hepimiz evliyiz,çocuklarımız var...Yılların ne kadar çabuk geçtiğini en güzel çocuklar anlatıyor insana, çok çabuk büyüyorlar çünkü...Çocuklarımız büyüyor ama bir yandan da yıllar hayatlar bitiyor...

Ne yapalım sağlık olsun...
Dün bizler yeni arkadaş iken,artık çocuklarımız arkadaşlık ediyor birbirleri ile:))

5 Mart 2008 Çarşamba

1408

Oyuncular John Cusack (Mike Enslin) , Samuel L. Jackson (Mr. Olin) , Mary McCormack (Lilly) , Jasmine Jessica Anthony (Gracie) , Kim Thomson (Mrs. Palmer) , Andrew Lee Potts (Jackson) , Walter Lewis (Patrick)
Mike Enslin, doğaüstü olaylar üzerine kitaplar yazan başarılı bir yazardır. Yine doğaüstü olaylara odaklanan son kitabı için araştırma yaparken Dolphin Oteli'nin 1408 numaralı odasında bir takım gizemli olayların olduğunu keşfeder.Geçmişte kitapları için yaptığı çalışmalardan elde ettiği bilgilerden, 1408'in önemli bir mit olduğunu anlayacaktır. Otel yöneticisi Mr. Olin'in de olaylara karışması ile herşey ürkütücü bir boyuta varır. 1408'in korkutucu geçmişini çözmeye çalışmak, hiç de kolay olmayacaktır.

-Hafta sonları fırsat buldukça aşkımla mutlaka bir sinema keyfi yaparız.(Zaten kışın çok fazla seçenek de yok)
En son pazar günü ''120'' yi seyretmiştik...Ruslara karşı savaşan sınır birliğine cephane taşırken hayatını kaybeden Vanlı çocukların dramını. Konu güzeldi ancak anlatış yavan sahneler çok kopuktu..Seyirciyi ağlatmak için elinden geleni yapan yönetmen çoğu sahnede muradına erdi.Yine de gerçek ve tarihi bir olaydan uyarlandığı için izlenebilir.

Ve gelelim 1408'e....Bendeniz korku filmlerini hiç sevmem...Gerçek hayatta yeterince stress yaşıyoruz, birde üstüne para verip streslenemem düşüncesinde olduğum için pek seyretmem.Dün akşam aşkımın ısrarı üzerine beraber seyretmeye başladığımız filmi ilk 20 dk. dan sonra bıraktım...Bana ne canım, siz seyredin cinleri, perileri, şeytanları...Benim hiç işim olmaz:))))))))

Bu arada aşkımın dediğine göre film gayet güzelmiş...Bu türü seven ve izlemeyen var ise tavsiye edebilirmişiz.

4 Mart 2008 Salı

Kitap Kokusu

Bilgi;Tüyap ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile Bursa TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Bursa 6. Kitap Fuarı, 1-9 Mart 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.
Yaklaşık 204 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen Bursa 6. Kitap Fuarı’nda geniş bir konu yelpazesi içinde gerçekleştirilecek konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi ve okuma saati gibi 85 kültür ve edebiyat etkinliğinde 300 yazar, sanatçı, bilim adamı, gazeteci ve politikacı konuşmacı olarak yer alacak; yaklaşık 500 yazar okurlarıyla buluşup, kitaplarını imzalayacak.
Pek çok değerli yazar okurlarıyla buluşuyor.Dokuz gün sürecek olan fuarda Ayşe Kulin, Mustafa Balbay, İskender Pala, Zeynep Oral, Vural Savaş, Ali Sirmen, Ataol Behramoğlu, Sennur Sezer, Server Tanilli, Muzaffer İzgü, Deniz Kavukçuoğlu, Ercan Karakaş, Aydın Cıngı, Erdal Atabek, Orkun Uçar, Aydın Ilgaz, Beşir Ayvazoğlu, Buket Uzuner, Nevzat Çelik, Hasan Bülent Kahraman, Ali Nesin, Ahmet Şerif İzgören…
TÜYAP Çocuk KulübüTÜYAP Çocuk Kulübü kapsamında, yazarlarla söyleşi, okuma saati ve çocuk tiyatrosu gibi 15 çocuk etkinliği yer alacaktır. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği fuarda, Muzaffer İzgü, Nur İçöüzü, Ferda İzbudak Akıncı, Hamdullah Köseoğlu, Süleyman Bulut, Zeliha Akçagüner Sennur Sezer, Nilay Yılmaz Muhsine Helimoğlu Yavuz, Gülten Dayıoğlu gibi pek çok değerli yazar yer alacaktır. ( Alıntı)

Bugün kitap fuarındaydık...Melis ile beraber en sevdiğimiz şeyin yani kitap kokusunun peşinden gittik:))

İyi ki de gitmişiz...Çok güzel bir gün geçirdik.Fuar her geçen yıl daha kalabalık oluyor...Bugün hafta arası olmasına rağmen çok yoğundu...En çok özel okullar-ilk,orta,lise öğrencileri vardı.Bu çok sevindirici zira 'ağaç yaşken eğilir' misali kitap okuma alışkanlığı da küçükken kazandırılmalı diye düşünüyorum.

Fuarda bir çok yeni yayın evi vardı, islami tarz yayın evleri geçen yıllara göre oldukça fazlaydı??Ben tercihimi; Gürer yayınları,YKY ve Cumhuriyet Kitapları,yayın evlerinden yana kullandım.Erdal Atabek'in 'Dürüstlük,Sevgili Çocuğum' adlı kitabını ve zuzularıma hikaye,boyama vs.tarzı kitaplar aldım.

Ve bir kere daha fark ettim,ne mutlu bize ki okumayı seven ve bunun neticesinde de evine her ay en azından 2-3 kitap giren bir aile mensubu olarak, ben bunu okumuştum,aa bunu da ! nidaları ile dolandım durdum:))

Bu sene nedendir bilinmez Remzi Kitabevinin standı yoktu,aradık bulamadık:((

İki sene önceki fuarda; Aydın Boysan ve Metin Uca'ya denk gelmiş, kitaplarını imzalatmıştık.Bu sene olmadı ne yazıkki:((

Ama yine de çoooook güzeldiiiii...Bence sizde bitmeden gidin ve kitaplar arasında kaybolun:))