29 Şubat 2008 Cuma

Değişiklik

Sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorum,yalın ayak yere basmak istiyorum
Ne eksiğimiz var ? çiçekten böcekten,tabiat misali çoşmak istiyorum....

Ne kadar güzel bir şarkıdır bu canım Sezen'imin söylediği...
Tam da son zamanlardaki ruh halime uygun....Malum bahar geliyor,her şey yenileniyor...Bende bloğumun şablonunu yeniledim,daha güzel oldu sanki....

Davranış Psikolojisi

Eve geliyoruz,anahtarla sokak kapısı açılacak....ilk önce sen ben kavgası,galip çıkan Eren.Bir 10 dk.kapının önünde bekliyoruz anahtarı deliğe sokup açması için...Arada Elif elinden almaya çalışıyor...Bir kaç çığlık işi bitiriyor...Tabii apartman boşluğunda o çığlıklar opera etkisi yapıyor.

Sıra Elifte aynı seramoni onun içinde tekrarlanıyor...Bu arada kendi evinin kapısının önünde 20 dk.dır bekleyip içeri giremeyen anne kafayı yemek üzere sabır üstüne sabır çekiyor....Bir şeyleri kendi başlarına yapıp başardım duygusunu tatmalarını istiyor çocuklarının çünkü anne...

En sonunda Eren'in Elif'in elini ısırmaya çalışmasıyla yaşanan son çığlıktan sonra anneye geliyorlar...Anahtarı kaptığı gibi kapıyı açan anne,çocukları da kaptığı gibi içeri sokuyor...Emrivakiden hiç hoşlanmayan zuzular tek ses,tek çığlık...Gözleri, kızgın anneyi takipte...

Davranış 1 Eren: Annenin çok kızgın olduğunu anlayınca...Konuyu değiştirme taktiği;
Evimize geldiik,hadi montumuzu çıkaralım...Evif ciiiim hadi sende çıkar...

Davranış 2 Elif : Her ne kadar annenin kızgın yüzünden çekinsede ağlamaya devam...
İstediğini elde edemeyincede teselliyi yine gelip annenin kollarında arama.

Davranış 3 Anne:Bağırdığı için vicdan azabı içinde; ama madem çocukları onun için
zuzu (yani kuzu)...o zaman;
Ya bu sürüyü gütmesi,ya bu diyardan gitmesi gerek:)))))))))

28 Şubat 2008 Perşembe

Lost

İki haftadır akşamları, zuzuları uyuttuktan sonra saat 21:30-01:30 arası ada'dayız ??
Hangi ada olduğunu bilmiyorum zira onlar da bilmiyor :))

Evet,sonunda bizde LOST' a sardık,vatana millete hayırlı olsun... Uzun zamandır çevremizden duyuyorduk,çok güzel mutlaka seyredin diye ama biz zaten 3 yıldır zuzularla doğal bir kayboluş yaşadığımız için erteliyorduk izlemeyi...
En sonunda kavuştuk cd'lerimize...Ve herşey böyle başladı...Acele yenen yemekler,acele uyutulan çocuklar,acele hazırlanan çay,meyva,su vs....Ve sözleşilen yerde ve saatte (yani 21:30'da salonda) aşkımla buluşma...Meğer ne çok ihtiyacımız varmış,sanalda olsa bir kaçış yaşamaya....Artık geceler daha uzun çünkü 4 saat dizi seyredince zombi kıvamına gelen bedenler,çocuklar içinde sabaha kadar 2-3 kere kalkınca, kıvamdan çıkıp direk zombi'ye bağlıyor:))
Ama olsun biz çok memnunuz...Dün sabah Aşkıma kahvaltıda türkü söyledim;
''Lost Lost diyee nice niceesiine sarıldım,
Benim sadık yariiim Sawyer olandır............diye:)))))
Güldü, güldük..... sağolsun oda ses etmiyor artık benim bu hallerime:)))

25 Şubat 2008 Pazartesi

Melis'e...

23.Şubat Cumartesi günü yine bir doğum günündeydik :))

Dostum, arkadaşım, sırdaşım,ve benim için kardeşten farksız olan Melis'im...
Artık oda bir anne ve annelik serüveninin 1.yılını geride bıraktı.
Allah ona tam da istediği gibi Duru ama hareketli, dünya güzeli bir melek verdi.
Dilerim nice nice yıllar, birlikte kutlarız doğum günlerini ve birlikte büyütürüz meleklerimizi...
Ve dilerim Elif ve Eren'de, benim seni bildiğim gibi kardeş bilirler Duru meleği.

24 Şubat 2008 Pazar

Kar ve Diğerleri...

Hiç yazasım yoktu kaç gündür...Böyle oluyor bazen 'içimden gelmiyor' dönemlerimden birindeydim...Oysa yazılıp yaşatılacak ve unutulmayacak bir çok şey yaşadım...
16 şubat cumartesi günü; hafiften yağan kar eşliğinde Can'ın doğum günü için yola çıktık...Arabada yol boyu 'iyi ki doğdun caaaan' diye yaklaşık 30 kere şarkı söyledi kuzularım.
Bursalı annelerim ve onların zuzuları herkes oradaydı...İde'cim ve sevgili oğlu can beraberliklerinin 5.yılını kutladılar,umarım daha nicelerini kutlarlar.Çok güzel bir doğum günü idi.Her zamanki gibi pasta faslı,tekrar tekrar her çocuk için- ki yaklaşık 25 çocuk vardı-yakılıp üflenen mumlar...Mutlu çocuklar,mutlu anneler....Dostluklar ilerliyor,hayat daha güzelleşiyor...
Ve benim meleklerim her geçen gün benim sevincim ve gururum olmayı sürdürüyorlar...
Doğum günü bitti,evimize döndük...Djl.yengeniz ve Ysf amcanız bizimle idi...Güzel geçen gün onlarla birlikte güzel bir geceyede dönüştü..

Ertesi sabah,yani pazar günü gözümüzü bembeyaz bir Bursa'ya açtık...Uzun zamandır böylesine çok yağmamıştı kar...Pazar,pazartesi ve salı kardan dolayı tatil olan okulların da etkisi ile evde kalınca meleklerimin kar için verdikleri tepkiler süperdi...

1.gün : Aaa her taraf bembeyaz olmuuuşş...Ne kadar güzelll kaaar...

2.gün : Yine kar vaar,ağaçlar,arabalar kar olmuuuuşşş.

3.gün : Kar çok soğuuuk,pis olmuuş,erimiiişş.Gitsin artıık.

Bu arada bugünlerde çok fazla kavga ediyor zuzular...Küçükken kızım daha asi ve yaramazdı,oğlum sakindi...Şimdi ise durum tam tersi, bir de üstüne 3 gün zoraki kar hapsi...

Sonuç : Kızımın ısırılan yanağı, oğlumun yolunan saçları ve bir annenin çaresiz anları...

10 Şubat 2008 Pazar

Faaliyet

Mutfak'tan gülüşmeler geliyor...
Kızım : babacım tutkalı veyiymisin?...
Oğlum: ben de yapıştıracağım, o düğme benim, aaa makas, çok tehlikeliii??!!
Kızım :Ben Apopot yaptıım( ahtapot)
Okulumuzdan verilen hafta sonu ödevimiz var ailecek düğmeler ile etkinlik yapıyoruz...Yapıyoruz derken bu işin çoğunu babamız üstlendi,ben yarın için çantalarını ve kıyafetlerini hazırlıyorum,arada da gelip kontrol ediyorum:))
Mutfak masasının üzeri kalem,uhu,makas,düğme,renkli ve parlak kağıtlar ile dolu...O küçüçük ellleri ile kızım kelebek ,oğlum da ahtapot şekilleri çıkartıp,boyayıp,süslediler...Nasıl bir heves,nasıl heyecan...düğme yapıştırırken veya boyama yaparlarken,dünyanın en ciddi işini yapıp, aynı zamanda en mutlu insanı olmayı başarabiliyor bizim çocuklarımız:)) böyle ilgili bir baba,böyle tatlı çocuklar...şükür etmekten başka ne yapar ki insan?
23-24 Şubat'ta Korumax'ta Biliş Anaokulu'nun,dolayısı ile bizimkilerin elişi faaliyetleri sergisi var.Bekleriz efendim...
Aşağıda meleklerimin eserleri:)) 1-Ahtapot Kral 2- Kelebek ve Dostları

Lorke Lorke....

Gkhn'ı da everdik:)) Cumartesi akşamı, küçük dayımın oğlunun nişan töreni vardı...
Gkhn ve Çğdm mutluluk yolunda ilk adımı attılar...güzel bir geceydi...işin ilginç yanı törenin, Aşkım ile evlendiğimiz mekanda olmasıydı... Dile kolay tam 8 yıl, nasıl geçmiş...şu kapıdan girmiştik,şu masada şunlar oturuyordu...Ağustosun 26'sında gümbür gümbür yağan yağmur neticesinde güzelim bahçede yapılacak düğünümüz,aynı mekanın kapalı kısmına taşınmış ve tüm misafirler gayet samimi:)) oturmuş,eğlenmişti... Düğünümüzü yâd ettik...Kalkıp kalkıp dans ettik:))
Bu arada Balıkesir'den abimlerde geldiler,meğerse onlarında birbirlerine ilk 'alo' dedikleri günmüş o akşam...bunu da kutladık tabii:))Bu arada bir şeyi fark ettim,sevgili abim kendisi için rekor sayılabilecek kadar çok dans etti,oynadı...evlilik ve aşk insanı gerçekten değiştirebiliyormuş,onlar adına bizde çok mutlu olduk.
Abim oynar da ben dururmuyum? lütfen! benden bahsediyoruz:) itina ile oynanır:))))
Bir ara, Lorke çalmaya başladı, birden Matrix'teki neo gibi sanki oyunun figürleri beynime yüklendi, aldım elime masadan bir pecete başladım aşkımla karşılıklı oynamaya biz oynarken herkes oturmuş, ikimiz kaldık pistte...Alın size tam bir film karesi;Cahit Berkay'ın müzikleri eşliğinde karşılıklı dans eden Türkan Şoray ve Kadir İnanır,film de Devlerin Aşkı...Tabii biz oynarken çalan Lorke olunca uzaktan çok romantik görünmeyebilir ama,eşimin bana bakışından anladım ki biz en romantik danslarımızdan birini yapıyoruz....Mekanın da etkisi oldu tabii...nostalji yaptık:)) ve oyunumuz bittiğinde salondan büyük bir alkış aldık.
Bu arada nişan bizim taraftan olduğu için haliyle bizim akrabalar çoğunlukta,acaba kafalardan şöyle bir düşünce geçmişmidir? Bizim kız ''koca köylü'' olmuş artık diye? malumunuz Lorke, Bitlis yöresine ait,gerçi bunu bende bu gün öğrendim...dedim ya birden oldu herşey:)))

1 Şubat 2008 Cuma

Paylaşım...

Eren'in yemek yediğini duyunca ilk seni aramak istedim biliyormusun Annem...Ben hala sen hayattaymışsın gibi seninle paylaşıyorum sevinçlerimi, üzüntülerimi...
Bunun üzerine bir de Candan Erçetin'den ANNEM'i ekledim bloğuma,ama üzülme sakın...Arada bir ağlamak da iyi geliyor insana.