31 Ağustos 2008 Pazar

40.6

Cumartesi akşamı,çok güzel bir bahçede dostalarımız ile birlikte harika bir mangal keyfi yaptık. Herşey çok güzeldi,çok teşekkür ederiz:))

Amma velakin,biz sadece 2 saat kalabildik,çünkü Eren'imin,oğlumun ateşinin çıktığı haberi geldi evden:( Gün içerisinde biraz keyifsizliği ve çok hafif ateşi vardı ama başkaca bir hastalık belirtisi yoktu...Biz haberi aldığımızda ateşi birden 39,5 a kadar yükselmiş...Allahım o nasıl bir paniktir?Bulunduğumuz yer ile evimizin arası 10 dk.lık yol ama bize çooookk uzun geldi...Binbir şey geçti aklımızdan,binbir hastalık senaryosu yazdık ardından...

Eve vardık, yavrum başını kaldıramıyor hastalıktan:( Gözler küçülmüş ufacık kalmış,kızarmış...

'Ben çok hasta oldum anne' derken içim eridi benim,o ağladı ben ağladım...Biz ağlıyoruz diye Elif yanımıza geldi ve'Tamam tatlım geçti ağlama,birazdan iyileşeceksin' diyerek bize sarıldı...

Allahım dedim annelik çok güzel ama,hep iyi olsun yavrularım ben dayanamam,dayanacak gücüm kalmadı artık:( ...Dualar ettim-Hayırlısını sen bilirsin ama, ben artık sevdiklerime bir şey olsun istemiyorum, sen sağlık ver tüm çocuklara...Hüüüüü:((((

Hadi ben ağlıyorum diye aşkımda sulandı....Sema hanım zaten bir köşede ağlıyor:((

Herkesin bir şeylere sinirleri bozuk belli ki, fırsat bu fırsat içini boşaltıyor....

Tamam,sonuçta bir ateş ama,yürek kaldırmıyor ki...Ne aşılardan sonra, ne de virütik hastalıklarında hiç böyle ateşlenmemişti oğlum.

Zorla çıktık evden gittik dr.a...Viral enfeksiyon dedi...Bugün 2.gün yarın 40 dereceyi bile bulabilir dedi...Zaten pazar akşamı 40.6'yı da gördük ne yazık ki :((((((((

Cumartesi ve pazar...Ateşten yandı,eridi bitti oğlum:((( Hep birlikte sabahladık:((

Bugün göndermedim,Elif'im ilk defa yalnız başına gitti okula...

Evdeydik bütün gün paşamla, öğleden sonra biraz düştü ateşi ,gözü açıldı ve tabii çeneside :))

Şimdilik şükürler olsun sana Allahım,umarım akşama ağırlaşmaz, çıkmaz yine...

Carrefour'a alışverişe gittik oğluşumla...Şimdi daha iyi...Uyuyor bende yazıyorum işte...

Bir yandan da, çok kuvvetli bir yağmur başladı...

Ey Allahım sen ne büyüksün...Onca sıcak günden sonra mübarek ramazan ayının ilk gününde ,yine rahmetini esirgemedin kullarından...

İşte bir şükür sebebi daha...

Neyse, yazarım sonra yine, şimdilik bu kadar.

KUTLAMA


28 Ağustos 2008 Perşembe

MARS OLDUK :))

Eski dostumu gördüğüm için mutlu...Eskiye döndüğüm içinde üzgün geçirdiğim garip bir gün oldu...Akşamına Melislerle birlikte birde çocukları starparka götürdük...Haliyle eve dönüş, çocukları yatırış derken saat 23:00'ü buldu...
Ve bizim MARS sevdamız ...
Mis gibi kokan tertemiz çift kişilik bir yatak ve yumuşacık yastıklara teslim oldu,uyuduk:)))))))))))))))))
Madem bu hayatta biz bir daha göremeyeceğiz Marsı bu kadar yakın...Bir daha ki yaşama o zaman, ne yapalım?
Evli ve çocuklu iseniz inanın...Uyumak daha güzeeeelllllll :)))))

NEDEN ?

Hayaaaat beni neden yoruyoosuunnn ????
Serdar Ortaç'ın şarkısı (ki hiç hazzetmem kendisini)...Ama takıldı dilime işte:(

Dün yaklaşık 1 yıldır görüşemediğim bir dostumla buluştuk...Necla...Ah Necla...
Melis, Necla,ben...

Bir zamanlar bende çalışıyordum ve o çalışma dönemlerinden kalan bir dostluktu bizimkisi...Bankada ilk işe başladığımda yetkilimdi benim...Önceleri ciddi, çalışkan, işinden taviz vermeyen disiplinli bir çerkez kızı...Yıllarca kendi kendine okumuş,çalışmıştı.Ailesinden ayrı Bursa da gurbet ellerde savaş veriyordu kendince...
Sonra geçen zamanla, o beni ben onu tadıdıkça gördüm ki, o ciddi görüntünün ardında aslında şımartılmayı bekleyen bir çocuk yüreği bulunmakta...

Uzun yıllar birlikte çalıştık...Dost olduk...Sonrasında da irtibatımızı hiç koparmadık...
Ama şu son 1 senedir arayamıyordum onu...
Hani olurya bazen aramak istersin,arayamazsın...
Şimdi ne söyleyeceğim ben? Ne soracağım? diye çırpınırsın...
Böyle iç hesaplaşması yaparken nihayetinde koca yılda 2 veya 3 telefon görüşmesi ancak yapabilmiştik onunla...

Neyse sonuda beklenen telefon pazartesi günü geldi?
Canım arkadaşım, canının yarısını kız kardeşini lanet bir tümör yüzünden kanserden kaybetmişti...
Seni şimdi daha iyi anladım Banu dedi bana...Ağlıyordu telefonda ve kelimeleri güçlükle seçiliyordu...
Görüşelim dedi ,hatta hemen bu hafta içi...Nihayetinde buluştuk üç arkadaş yine yıllar sonra.
Korumax'a gittik...Anlatacak paylaşacak öyle çok şey birikmiş ki...Önce güzel bir yemek,ardından kahve faslı...Kahve kara...Bizim içimiz kapkara:(

Anlattı...Ağladı...Ağlattı...

Belli ki uzunca bir dönem, kardeşinin hastalığı sırasında hem onu, hem de anne ve babasını hoş tutmak ve daha fazla üzülmelerine engel olmak için rol yapmış, güçlü ve mutlu kadını oynamıştı...

En çok da bu durumun tanıdık gelmesi koydu bana...Kendimi görür gibi oldum,benzer tepkileri bende vermiştim...Kahkaha ile gülerken arkamı dönüp odadan çıktığımda da gözyaşlarımı koyvermiştim:(

'Büyüdüm ben artık' dedi...Acılar insanı olgunlaştırıyormuş dedi...
Senin yaşadıkların gibi aynı...Tarifi yokmuş bunun dedi...

Keşke demeseydi...
Keşke tüm bunları yaşamasaydı...
Keşke böyle olgunlaşmak zorunda kalmasaydı:((((

Şimdi yine dilimde işte yine aynı ruhsuz şarkı...'Hayaaaatttt beni neden yoruyosuuuuuuunnnn???' :((

27 Ağustos 2008 Çarşamba

MARS

Mars gezegeni Agustostan itibaren geceleri gökyüzünün en parlak cismi olacak. Mars çiplak gözle dolunay kadar büyük görünecek. 27 Agustos'ta Mars dünyaya 34,65 milyon mil yaklaştiginda en büyük göründügü gün olacak.

27 Agustos gecesi 00.30’da gökyüzünü izleyin.

Dünyanin iki ay'i varmiş gibi görünecek. Mars'in dünyaya bu kadar yakin geçecegi bir sonraki tarih 2287 yili. Bunu dostlarinizla paylaşin. Bugün hayatta olan hiçbir kimse bu olayi tekrar göremeyecek.

( Tabii, şehirde evlerin, caddelerin ışığından ve apartmanların arasından ne kadar görebilirsiniz
bilinmez ama eğer konumunuz müsait ise kaçırmayın bence.)

26 Ağustos 2008 Salı

EŞİME, AŞKIMA, KARIMA

Sevgili Eş'im. 'Eş' olarak seçtiğim.
Benim seni, senin beni seçmenin üzerinden tam 8 yıl geçti.
Bugün evlilik yıldönümüzüz.
Bürodayım, kısa bir mola anında,baktım blog sayfana, senden bir şey yok?
Ben de sana süpriz olarak bu yazıyı yazıyorum,
Biliyorum ki, çok yazmadığım için kırılıyorsun bana,
Ama sen beni bilirsin, öyle çok süslü laflarla ifade edemem aşkımı,huzurumu,mutluluğumu,sadece şundan emin ol ve unutma ki...
Her ne kadar çok fazla tekrar etmesemde,
SENİ ÇOK SEVDİĞİMİ VE SEVECEĞİMİ BİL BİRTANEM.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

MELİİİİSSSS

DÖN ARTIK ŞU TATİLDEN , ÇOK ÖZLEDİM BEN SENİİİİİ :(((

19 Ağustos 2008 Salı

DUA

Bir gün, dünyaya ait büyük bir derdin olursa...
Rabbine dönüp,
'Benim büyük bir derdim var!' deme,
derdine dönüp
'Benim büyük bir Rabbim var!' de.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

FİLM

Cumartesi gündüz , yarım günlük tatilimizi fırsat bilip sinemaya gittik aşkımla:)) Genel olarak Adam Sandler'in filmlerini beğeniriz, bunuda beğendik, gülmedik mi ? Güldük :))
Ama özellikle belirtelim ki film 13+ yaş sınırını kesinlikle hak ediyor:)) Fazlası ile bel altı ve cinsellik var...Çocukları ile gitmeyi düşünenlere duyurulur.
ZOHAN'A BULAŞMA!

Filmde bir İsrail komandosu, başka bir deyişle kalifiye bir mossad ajanını canlandıran Zohan (Adam Sandler) aksanı ve enterasan saç tarzıyla karikatürize edilmiş bir kahramana hayat veriyor. Kurşunların havada uçuştuğu bir İsrail askeri, komando eğitimi almış, her türlü silahı kullanacak yetkinlikte, yükseklerden atlayıp sıçrayacak kadar da hünerli.Operasyondan operasyona koşturan kahramanımız günün birinde asıl isteğinin saç kesmek olduğunun farkına varıyor ve kendini ölmüş gibi gösterip, soluğu New York'ta alıyor. Saç stilisti olarak kendine müşteri bulmakta zorlanmıyor ama sorunlar da peşini bırakmıyor.

CUMALI KIZLI :))

Cumartesi akşamı abimlerle birlikte köye babama gittik...Tam da, bu sıcaklarda serin serin veranda da oturmak gibisi yok...Pazar günü de daha önce gittiğimizde giremeden döndüğümüzü yazdığım Cumalı Kızık'a gittik hep birlikte...Meğer o zaman , pek saygıdeğer bir bakanımız? köyü ziyaret buyurdukları için , 2-3 km. aşağıda bıraktırıyorlarmış arabaları:(( Neyse ki gitmiş :))))))

Yol boyu nereye gittiğimizi sorup en sonunda CUMALI KIZLI 'ya gittiğimize karar veren zuzular ise ayrı bir yazı konusu:))

Neyse,hava çok sıcaktı ama yine de Fatoş'cum için gezdik köyü...Tam böğürtlen zamanı..Köylü pazarından biraz alışveriş ve sonrasında uzun zamandır böylesine lezzetlisini yemediğimiz bir mantı ziyafeti çektik kendimize...Önümüzdeki yıllarda da hep birlikte bir karadeniz turu yapmak içinde sözleştik:))

Sonra veda zamanı geldi ve hayır dualarımız ile birlikte uğurladık yolcuları:(

ÇİĞDEM ve GÖKHAN :))


Haftamız çok hızlı başladı, bir hafta içerisinde 1' nikah 3 düğüne katıldık... Ama bizim için en özeli sevgili kuzenim Gökhan'ın düğünü idi... Bir gece önce ben kına gecesine katıldım, aşkım çocuk baktı evde :)) Ertesi günü abimler ve babam da geldiler ve hep birlikte Çiğdem ve Gökhan'ın düğününe gittik...Uzun zamandır görmediğim ve görünce ne kadar özlediğimi fark ettiğim akrabalarımızla hasret giderdik, e tabi ki bir güzel oynadık:))

Çok güzel bir düğün ve birbirine çok yakışan bir çift oldu Çiğdem ve Gökhan...
Umarım tıpkı düğün şarkınızdaki gibi -Gülü susuz, birbirinizi aşksız bırakmaz- bir ömür boyu mutlu olursunuz canlarım :))

15 Ağustos 2008 Cuma

KALBİM EGE'DE KALDI

Gittik, gördük, gezdik, geldik:)))))))) İzmir- Çeşme ve Alaçatı da idik :))
Çok güzel yerler bir kere daha , şu vatanımızın cennet olduğuna inandık...Ama kalbimiz Ege'de kaldı:(
Pazartesi sabahı giriş yaptık otelimize ve bir haftayı su gibi neşe içerisinde geçirdik...
Çocuklarımızla çocuk olduk,oyunlar oynadık, kumdan kaleler yaptık...Bolca yüzdük...Her ne kadar istemesem ve o kadar şapka gözlük korunsamda yine yandım güneşte çünkü çocuklarıma kıyamadım...Öyle güzel oynuyorlar ve annecim sen de gel diye yalvarıyorlar ki, amaan dedim yanarsam yanayım,çocuklarımdan değerli mi?
Saç rengim sarı olunca, tenim kara sevmiyorum öyle roman vatandaşlarımız gibi:))
Ama neyse ki açıldım bir hayli geldiğimizden beri, normale döndüm :))))

Ha bir de dövdürdük kendimizi aşkımla...Zaten bir dövme'miz eksikti, o da oldu hayırlısıyla:))))
Fotoğraf koyamıyorum, malum tatil ortamı olunca bikinili filan :)) Bizim de kendimize göre bir Rtük'ümüz var evimizde :)) Kısaca Eşim diyorum ben ona:))İzin çıkmıyor kendisinden :))
Anlatmam gerekirse, birbirimizin ve çocuklarımızın baş harflerinden oluşan dövmelerimiz de var artık:)))))))
Günü birlik olarakta Çeşme ve Alaçatıyı ziyaret ettik...İkimizde özellikle Alaçatıyı çok beğendik...
Hele o taş evler, daracık sokaklar...Bayıldık...Hele o meşhur Çatladı Kapı çarşısı ve benim bayıldığım Cıngıl cıngıl dükkanlar...Bir sürü hediyelik eşya aldık dostlarımıza, azıcıkta kendimize:)) Çoğu yerde harıl harıl inşaat çalışmaları vardı, hep aynı usul taşlardan yeni yeni binalar evler yapıyorlar...Öyle olunca da bütünlük bozulmuyor ve çok güzel bir gürüntü çıkıyor ortaya...Umarız Bodrum'un düştüğü duruma düşmez burası ve uzun yıllar korur doğallığını.
Allahım ne olur her zaman tatil olsa:)))))))))))))))
Kısa notlar ve resimlerle tatilimiz....


Çeşme-Altınyunustan kareler...

Alaçatıdan kareler...
Biraz daha ayrıntılı yazı ve de resimler için lütfen tıklayın:)

KALBİM EGEDE KALDI...
Cigaramı sardım karşı sahile
Yaktım ucunda acıları
Ağları attım anılar doldu
Ağlar hasretimin kıyıları
Yareme tuz diye yakamoz bastım
Tek şahidim aydı
Aman aman
Bir elimde defne, bir elimde sevdan
Kalbim egede kaldı
Kadehimi vurdum karşı yakaya
Efeler kalktı şerefe
Sevgimi attım dostlar tuttu
Bir ağıt yaktı kadere
Yareme tuz diye yakamoz bastım
Tek şahidim aydı
Aman Aman
Bir elimde defne, bir elimde sevdan
Kalbim egede kaldı
Aman efendim Ayrılık ölümden beter
Canım efendimYeter bu hasretlik yeter
Aman efendimBana bir merhaba gönder
Canım efendim

NERGİS'E....

03.08.2008 Pazar...

Canımm, kardeşimmm, rahmetli amcamın kızı Nergis'im geldiler ailecek abimlere...
Sevgili eşi Ufuk ve güzeller güzeli kızları,Hayal ve Rüya ile birlikte...
Hani hiç bir şey söylemesende bir bakıştan veya davranıştan karşınızdakini anlarsınızya işte biz aynen öyleyiz onunla...
Çok acı çekti şu hayatta, çok sevdiklerini çok erken kaybetti ne yazık ki...
Ama her acıyla daha bir güçlendi, eşine, çocuklarına sarıldı, tıpkı benim gibi....
Dertleştik, konuştuk,güldük,ağladık...Ortak acılarımızı paylaştık...


Canım kardeşim...Dilerim allahımdan son olsun bu acılar...
O güzel yüzüne hüzün düşmesin bundan sonra...
Hep gülsün...Hep güldürsün seni eşin,çocukların...
Ve öte dünyadan görünce mutluluğunuzu...
Mutlu olsun,huzur bulsun, rahmetli abin, annen ve babacığın.

BALIKESİR

Merhaba yeniden...Uzunca bir aradan sonra yazıyorum yine... Kazasız belasız, zararsız, ziyansız bir yolculuğu ve tatili tamamlayıp evimize, yuvamıza döndük çok şükür...Özlemişiz valla:)

02.08.2008 Cumartesi sabahı Balıkesir'e sevgili abimlere doğru yola çıktık...Babam'da bizimle birlikte idi...Varışta sevinçle ve hasretle karşılandık...Sevgili abim ve sevgili Fatoş bizi çok güzel ağırladılar, gezdirdiler, yedirdiler, içirdiler...

ilk okulu Balıkesirde okudum ben...Atatürk İlk okulunda...Tam cadde üstünde, tren garının yanında...Her gidişimde önünden geçerken bakarım hala,bahçesine,koridorlarına...Nostalji yaparım kendimce:)) Çok gelişmiş buldum bu sefer şehri...Oysa yıllarca Bursa ve Bandırma arasında kalmanın ezikliği ile hiç ilerlememişti...Bir çok yeni alışveriş merkezi açılmış, bizim Zafer Plaza tarzında şık mekanlar...Parklar var ayrınca büyük göllerin kenarında,yemyeşil çimenler üzerinde oturup gölü seyreden aşıklarda:))(Çimlerin üzerinde oturmak serbest bu arada,aynı yurt dışında ki çoğu parkta olduğu gibi)...Ha bir de KIR BAHÇESİ adında çok güzel bir mekan vardı...Kendin pişir,kendin ye tarzında.Her yer yemyeşil çim, civcivler, ördekler, tavşanlar, ortalıkta, Elif ve Eren peşlerinde koşturup durdu:))

1 Ağustos 2008 Cuma

TATİL NEDENİYLE KAPALIYIZ :))


Yukarıda fotoğrafı görülen cennet mekanı,İzmir/Çeşme/Altınyunus'un plajı...
Allah kısmet ederse, pazartesi günü kızgın kumlardan serin sulara atlayacağız ailecek :)))))
Umarım bir önceki gibi, bu tatilimiz de güzel geçer... Güzel anılarla döneriz yine....
Çok daha keyifli,huzurlu ve hazırlıklı gidiyoruz bu sefer...
Allahım kazasız belasız hayırlısı ile evimize dönmeyi de nasip eder inşallah...
Başlıktaki gibi...02-12 ağustos tarihleri arasında tatil nedeni ile kapalıyız:))
Hoşçakalın....
Şimdi aklıma geldi yazmam lazım :) Eskiden Olacak O kadar da, Oya Başar'ın bir veda sözü vardı...Bence tam yeri....
ÖZLEYİN BENİ ANACIM :)))))))))))))))))))))))))))))))))))))

BEN DE, BANA DA :))))))

Benim, güzeller güzeli fıstık arkadaşım Tenzile'cim yazmış MSN'de...

Eskiden altını çizdiklerimin,şimdi üstünü çiziyorum... diye...

BEN DE:)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))

Demek ki, öyle veya böyle herkesin bir kırıklığı var şu hayatta...
Belki de çok acele ediyoruz, insanlara bu kadar çabuk kalbimizi ve içimizi açmakta :(
Aslında cevabımız, Sezen Aksu'nun Menajer şarkısında...

Sanırdım beni yanlış anladılar...
“Dost kazığı” derdim, olmaz ki bu kadar
Bir baktım aynı cümle, herkes helak
Herkes aynı dertten muzdarip canlar

Bize yeni menajer lazıımm....
Bana yeni menajer lazııııım....

BANA DA :))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))


ATATÜRK TSHİRTLERİ

Harika...İlgilenenlere...

http://www.modernisttshirt.com/index_tr.asp

UYANDIRIN

Sn.Erdal Atabek öyle güzel yazmış ki katılmamak mümkün değil...Vatanı ve çocuklarının geleceği için birşeyler yapmak isteyenler ve ümidini kaybetmemiş olanlar için...

Uyandırın...
Korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın,takside taksiciye konuşun,apartmanda kapıcıya konuşun,sakallı gazete bayinize konuşun,eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın... Eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise, neden Amerika'da yaşıyor ? neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiy di 25 yıl o cami senin bu cami benim salya sümük ağlayarak FAİZ haram diyen ? sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Önce alıştırmanız gerekir. Görüntüye.Seslere.Hareketlere. Sessizliğe.
Çevrenizde olup bitenlere. Yavaş yavaş alıştırırsınız.
Alışırlar.Türbana. Çarşafa, peçeye.Taşyapı'ya. Oğulların gemilerinin olmasına.Çocukların televizyon kurmasına.Yakınların yolsuzluklarına.Sevgililere alınan evlere.Çok eşliliğe. Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına. Ramazanda öğle yemeği verilmemesine.Beyaz takkeyle gezenlere.
Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye başlar.
Bizde böyle deyip geçmeye başlarsınız.
'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye kuşkulanırsınız.Sonra da uyuşursunuz.
Yavaş yavaş uyuşursunuz. İçinizden bile tepki duymaz olursunuz.
'En az üç çocuk yapın' derler, dinler geçersiniz. 'Bizi azaltmaya çalışıyorlar' derler, gülme duygunuz bile kaybolmuştur.'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler durursunuz. Uyuşturmuşlardır sizi. Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız. Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra kaybettiğinizi bile fark etmezsiniz. Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar.
Siz burdan dinlersiniz.Amerika Ankara'yı işgal etmektedir. Siz İngilizce öğrenmeye çalışırken durumu göremezsiniz.
Alışırsınız ve uyuşursunuz.Geçmişe dalıp gitmişken, geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark edemezsiniz.Plan da bunun için yapılmıştır. Önce alıştırma.Sonra uyuşturma.
Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler.
Yüzünüze çok kültürlülük derler, arkanızdan bölerler.
Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar.
Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar.
Alışırsınız. Uyuşursunuz. Tehlikenin farkında mısınız?
Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma...
ERDAL ATABEK