29 Mayıs 2008 Perşembe

TATİL'E GİTTİM...GELİCEM :))

Uzanmışım kumsala, güneş damlar içime...

Kurumuş dudaklarımda, unutulmuş bir beste yaşıyorum aheste...
Kapılmışım rüzgara, savrulup gidiyorum...

Şimdi çok uzaklarımda, nafile telaşlarım...Hayattan çalıyorum...


Ni la bombe atomique, Un amour platonique...
Umudum yarınlarda; tatildeyim...

Bir elimde ayna var, şair beni kıskanır...

Yanmışım sereserpe; sahildeyim Ooo...


Artık iyice tatil havasına girdik...Zuzularımızın doğumundan beri arada 1-2 günlük kaçışları saymazsak ilk uzun soluklu tatilimize çıkıyoruz inşallah,hadi hayırlısı :)))




SÜRPRİZ

'Babalar günü' yaklaşıyoooorrr....
Sevgili babamıza çok güzel bir sürprizimiz olacak bu sene...
Ama adı üstünde sürpriiiiiz,söylemem ??? :)))))

FİYASKO ???

25 Mayıs Pazar...
Bursalı annelerim,eşleri çocukları hep beraber Kocayaylaya piknik yapmaya gittik...Gittik'te sağanak yağmur eşliğinde...Aslında yağmur uzun sürmedi ama sevgili Ayşe'nin hazırladığı harika süslemeler ve masalar kullanılamaz duruma geldi haliyle...
Kestel'de bir köfte salonunda yaklaşık 60 kişi :)) doyurduk karnımızı...Sonrada oralara yağmur'un hiç yağmadığını farkettiğimiz Dağakça girişindeki bir mesire yerinde kestik doğum günü pastamızı ve yine yaptık pikniğimizi:))Bozamadı moralimizi hiç bir şey, önemli olan bir arada olmaktı ve muhabbetimiz, gülüşlerimiz,valeybol maçlarımız ve bizimkiler de dahil tüm çocukların neşe ile koşturmaları ile çok güzel geçirdik günümüzü:))
Ve o gün çok üzülen Ayşem için tekrar yazıyorum;
Ayşe'cim...Üzme kendiniiiiii...Bence her şeye rağmen çok güzel bir gündü... Tamam yağmur olmasa, çimlerin üzerinde ve masalarda yemekler yense tam süper olurdu ama...Vardır bunda da bir hayır...
Belki de; o yağan yağmurlar , keneleri kaçırdı :))
Belki bir yerlerde başlayan yangınları söndürdü :))
Belki de; yağmur olmasa, hepimiz duman altında köfte kokulu parfümden sürünemeyecektik:))Ve mahallenin kedileri peşimizden gelmeyecekti:))))))
Ve belki de; toz toprak veya kum her ne dersen adına piknik ve plaj tadını aynı anda yaşayamayacaktık:)))))
Ve belki de en önemlisi bu kadar eğlenmeyecektik:)))
Ne demişler kirlenmek güzeldiiiirrrrrrrr:))))))))))))))) Öptüm seniiiiii arkadaşııımmmmmmmmmmm,üzülmeeeeeee:))) Keşke tüm fiyaskolar böyle olsa :))

İNDİ...

Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı...
Steven Spielberg’ün yönettiği fimde Harrison Ford’a Shia LaBeouf, Karen Allen ve Jim Broadben eşlik ediyor...Indy ve yakın dostu Mac, uzaklardaki bir hava meydanında Sovyet ajanlarıyla sıcak temastan güç belâ kurtulmayı başarmışlardır. Şehir dışına çıkan Indiana, genç Mutt ile tanışır. Mutt’a yardım ettiği takdirde büyü, batıl inanç ve korkunun efsanevi objesi olarak tanınan Akator’un Kristal Kafatası’nı ele geçirebilecektir...
Gittik,gördük,beğendik???
Yönetmen ve oyuncuların kurtardığı,serinin diğer filmleri gibi aksiyonu bol,bazen saçma,bazen komik sahneleri ile eh işte bir yapım...
Tabii ki zevkler ve renkler tartışılmaz :))

Not:Bu arada aslında bir türk oyuncunun oynamasını çok daha fazla arzu ederiz ama , olurda bir gün Atatürk'ümüzün filmi çekilirse,Harrison Ford bizce çok uygun olur...Aşkım da bende özellikle şapkalı sahnelerde çok benzettik Ata'mıza...Yaşlanmış ta zaten:))

19 Mayıs 2008 Pazartesi

SAHİBİNDEN HABERSİZ...

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA,GENÇLİK ve SPOR BAYRAMI...
Günü yazacaktım...Elif ve Eren'imin ellerinde bayraklar bugün bayram diye koşturmalarını...
Onları gördükçe umutla kabaran yüreğimizi..

Sonra sevgili abim'den bir mesaj geldi...Aslında tam da bu güne uygun resimlerdi:((

Ben de, koymak istedim bloğuma...Hem her daim hatırlamak,hem de hatırlatmak için...
İleride çocuklarıma anı kalacak olan bu sayfalardan...Türkiye'min bu günkü durumuna dair acı hatıralar...

FİLM,KİTAP,CD = PAZAR

Tom Vaughan’ın yönetmenliğini yaptığı bu komedinin başrollerini Cameron Diaz, Ashton Kutcher paylaşıyor...
Jack ve Joy, Las Vegas’ta paylaştıkları bir hafta sonu üç milyon dolar kazanırlar, ancak kazanan belli değildir. Aralarındaki tartışmayı Yargıç Whopper altı aylık zorunlu bir evlilikle çözümleyecektir. Evliliğin feshini kabûl etmez, ganimetin paylaşımını dondurur ve çiftin hazırlıksız yakalandıkları bu evliği yürütmek için her şeyi denediklerini kanıtlamalarına karar verir.

Demiştim....Pazar bizim günümüz...Ve bugün daha önce tanıtımlarını görüp mutlaka izlemek istediğimiz bir film olan bu komediye gittik aşkımla...

Uzun zamandır bu kadar-tabiri caiz ise karnım ağrıyana kadar- gülmemiştim:)))))Çok beğendik filmi...İzlemek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.....

Film'den önce D&Rdan, Ferhat Göçer'in son Cd'sini ve Çağatay Şahin'in 'Çağatay Yolda' adındaki 18 ülkeyi kapsayan gezi kitabını aldık...Benim gözüm diğer gezi kitaplarında da kaldı...Bu da demektir ki benim-bizim artık şiddetle bir yerleri gezmeye ve tatile ihtiyacımız var...

Akşam eve dönünce de ; çocuklarımızı evimizin önündeki parka çıkardık...Nasıl mutlu oluyorlar,nasıl eğleniyorlar...Çocuk olmak ne güzel...Yok yok aslında böyle güzel ve harika iki meleğin anne ve babası olmak çok güzel:))))

Yarın 19 mayıs , tatil... Ailecek evdeyiz...Bakalım yarın nasıl ve nerelerde geçecek????

ANNELER GÜNÜ YEMEĞİ :))

16 MAYIS CUMA...Bursalı annelerim ile buluşacağımız mekan, evimizin 3 sokak ilerisi Havuzlu Konak...Daha bir içime siniyor sanki bu yalnız dışarı çıkış...Evime yakınım hiç olmazsa:))
Çok güzel bir mekan...12 kişiyiz...En güzel annelerden oluşan uzun bir masa, yüzler gülüyor,muhabbet kıvamında...Önce gitar,ardından da fasıl eşliğinde yenilen yemekler...

Evet evet, geçti huzursuzluğum..Konuştum aşkımla çocuklar da uyumuş,her şey yolunda...
Alkol almıyorum,zaten sigara alışkanlığımda yok...En yeşilay'cı benim yani:))
Ama alkol almamam, eğlenmeme ve eğlendirmeme engel değil...Böyle ortamlarda aldığım tepkiyi alıyorum yine dostlardan; ' Kola ile sarhoş olmuş olabilir misin?' :))))))
Yok be dostlar....Ben böyleyim...Ufak şeylerden bile mutlu olabilen...Gülen, gülmeyi ve hayatı seven... Harika geçiyor gecemiz...'Anneler günü 'kutlaması böyle olur işte...Evde eşler çocuklara bakıyor bu sefer, hanımlar gezmede...Gülüyoruz halimize:))Romantik şarkılara eşlik ediyoruz el ele, kol kola,gönül gönül'e...Elçin'in istediği yar saçların lüle lüleyide söyledik en son... Unutmadık seni de arkadaşım:))
Ve tabii ki oynuyoruz da...Ben bildim de koydum bloğuma en çok da 'Hadi hadi' de oynadık hatun hatuna:))...Çok eğlendik çooookkkkk:)))))
.
Ben alt yazıda aşkım olmadan 'eğlenemem' mi demiştim???????




YEMEK & YEMEK

Cuma sabahı erken kaltım,her sabah ki tatlı telaşımız, çocukları okula gönderdik...
Sonra yemeklerimi yaptım,bu sefer miktarlar biraz daha fazla,malum evimizin ve babamın yemekleri benden...Çarşamba'dan beri kayınvalidem biraz rahatsız, hastanede. Bu nedenle kayınpederim içinde yemek yaptım iki çeşit ve aşkım ile gönderdim...Yaşlılıkta yalnızlık hiç kolay değil:((

Neyse, günün geri kalanı da olağan koşturmalar,arada kısaca yapılan kahve içimi dost ziyaretleri ve akşam ki yemek organizasyonu için kuaför faslı ile sona erdi...

Hem sevinçliyim,hem heyecanlı... Hatta biraz içim huzursuz? Keşke aşkım'da gelseydi:(
Alışmamışım ki ben böyle tek başıma eğlenmeye...

Neyse geldi koçiş...Ben hazırdım zaten, çocukları doyurmuş, pijamalarını giydirmiştim...Tehlike arz edebilecek her türlü kesici alet vs.eşyayı ortadan kaldırmıştım...Sütler biberonlar hazırdı...Aşkımın yemeği de öyle...Son ayarlamalar,zuzularıma bu gece anne dışarıda yiyecek yemeğini, siz baba ile uyuyacaksınız diye açıklamalar... Öpüşüp ayrılma faslı...Sonrasında gecenin sözü aşkım'dan;

'Çok güzel olmuşsun canım, iyi eğlenceler...Aman sakın fazla dağıtma??????'

Haydaaa gören,duyan da her gece bir yerlerdeyim ,gezip dağıtıyorum zannedecek :))))))

Alem şu erkekler:))

14 Mayıs 2008 Çarşamba

TEŞEKKÜR...

Aşağıdaki harika yazı... 'En anlamlı hediye aşkımdan' başlıklı yazımdan sonra, eşimin sevgili dayısından geldi bana...Çok sevindim, çok memnun oldum...İlgisine ve desteğine çok teşekkürler...
Hayatımızın gerçekleri,ailemizin yaşadıkları... Doğum,yaşam,neşe,ölüm,hüzün...Öyle güzel yazmış ve kurgulamış ki; sizlerle de paylaşmak istedim ve kendisinden de iznini aldım :))

Ey genç bursalı anne; blog içeriğini izledim, Semiha yengene okudum.Sevindik,güldük,üzüldük.
Olcay (aşkın)ın hazırladığı entel sürpriz pek hoşumuza gitti.Onun adam olacağı zaten küçüklüğünden belliydi...Zuzular ne enfes şeyler üretiyorlar! Bizi azıcık otuz kadar yıl öncesine taşıdınız...

''Çok kocaman bir salonda bir gösteri izlen-mekte...Ön sıralarda en küçümenler, arkalara doğru yaşların akışına uyumlanmış tüm tanıdıklar dizi dizi oturmaktalar,kimse en küçük bir ayrıntıyı kaçırmadan izliyor ve alkışlıyor..

Birinci perdenin bir sahnesinde benim bir tiradım var, bir gölgenin salondan çıktığını farkediyorum,babam!!

Bir sahne sonrasında: Olcay ve Yusuf sünnet yatağında yatıyor,aralarında Barış oyuncaklarıyla,yan tarafta canını kurtarmış olmanın keyfi içinde Turgay hınzırca sırıtıyor...Evde herkes mutlu...

Salonun büyük kapısı aralanıyor, annem sendeliyerek çıkıyor... Cahide,Nahit hepimiz şaşkın kalıyoruz öyle..Perde ağır ağır kapanıyor üstümüze...

İkinci perde kalabalık guruplar sahneye geliyor, halk oyunları-halaylar düğün sahneleri oynanıyor giderek kalabalıklaşıyor sahne, oyunlarda Semiha , kardeşleri, Sevgi, kardeşleri, Mustafa,Gürol herkesin rolü var.Salondakiler oyuna bayılmış,alkışlar sürüyor...

Bir ara Semiha nın annesi yorgun, kalkıp salondan çıkacağını işaret ediyor. Behice yenge,Gürol' un annesi elleriyle biz de çıkacağız anlamında elleriyle beklemesini işaret ederken Mustafa nın annesi de katılıyor onlara bir takım halinde yandaki kapıdan usulca çıkıyorlar.Başka gölgeler de görür gibi oluyorum.Bazı erkek izleyiciler de terkediyor...

Bu harika oyunu niçin terkettiklerini anlamak güç doğrusu...

İkinci perdenin bir başka sahnesinde... Küçükler sanki ilköğretim ya da yarısı anaokulu yaşlarında... Ahacık ta sizin zuzular, hem de Ezel Bebe'nin ellerinden tutmuşlar...Tuğçe,Çağlar,Gökay,tüm gençler orta gençler orta saha forvet ordalar. Rontlar oynanıyor...

İki sesli koro yükleniyo; ''daha dün annemizin kollarında...'' O sırada senin annen gülümsüyor...Güçlükle doğrulup diğer yandaki kapıya yöneliyor...Sen bakıyorsun, diğer izleyicilerden de bakanlar var. Anlam veremiyor kimse!!

İkinci perde daha sürüyordu, oyunun en coşkulu anlarıydı, sahnedeki oyuncular uçmaktaydı bu eğlenti içinde.Oyun alabil-diğine renkleniyordu çünkü...

Çocuktu onlar, gençti; yeni bir şarkıya geçtiler; ''benim annem,güzel annem...'' gülüyor sahne-kiler,küçüklerden katıla katıla gülenler var. Öyle 'donup kalan' yok size öyle geliyor...

Arka sıralardan yine arada bir kalkıp terkedenleri görüyorum...

Bu içten, doyumsuz ahenkli ve renkli oyun bırakılır da gidilir mi a gözüm?

Dışarı da, salonun dışında, yaşamın ötesinde...

Anneler bir araya gelmiş tanıdık birinin ''gününe'' gitmeye hazırlanıyorlardı... Arkalarında Babalardan bazılarını seçebiliyordum....Gölgeleri suya düşmüştü...Annelerin gülümsemeleri sıcaktı,içtendi...Onlar birinin 'gününe' gideceklerdi...''


Hüseyin dayı ve Semiha yenge sizi öpüyorlar.

11 Mayıs 2008 Pazar

EN ANLAMLI HEDİYE, AŞKIM'DAN...


Bu ANNELER GÜNÜ'nde en güzel hediyeyi aşkım'dan 1 gün öncesinden aldım...:)))

TÜKD, ÇEK yararına Korupark'ta ANNEM konulu bir fotoğraf sergisi düzenlemişti...Hafta başında gitmiştim,çok beğenmiş hatta gözlerim dolu dolu ayrılmıştım oradan...Hafta içi bir gün ben de resim bırakmayı istemiştim Elif ve Eren'im ile beraber çekilmiş...Ama bir türlü olmadı araya başka işler ve Bursalı Anneler'imin Fuar organizasyonu girdi vs. ....


Cuma sabahı fuar standında görevli bendim...Babam ve aşkım'da geldiler...Bir çayımızı içip ayrıldılar yanımızdan...Bir kaç saat sonra aşkım aradı ve sergiyi gezdiğini ama fotoğrafımı göremediğini söyledi...Bende bırakamadığımı anlattım vs...


Neyse, dün ikimiz birlikte gittik Korupark'a hem alışveriş için,hem de fotoğrafımızı bırakmak için...Ben artık gerek yok 2 gün sonra zaten bitecek sergi derken, aşkımın ısrarından anlamalıydım aslında...

Fotoğrafı teslim ederken, çağırdı aşkım yanına , bak şurası boş buraya asabiliriz diyerek...

Gittim...Önce hayal görüyorum sandım...Sonra anladım...Ve bu sefer hem hüzünden hem
sevinç'ten karışık elim ayağım titreyerek ve aşkıma teşekkürler ederek ağladım...

Benim aşkım, meğerse kaç gün öncesinden başlamış süprizi için çalışmaya....Açmış benim çocukluk albümümü, seçmiş içinden annem ile benim muhtemelen 7 veya 8 yaşına girdiğim bir doğum günümde çekilmiş fotomu....Büyüttürmüş...Sergiye getirmiş....


Ve anne ile kızını böyle güzel ve anlamlı bir günde bir araya getirmiş...

Yanağıma öpücük kondurup söylediği ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN AŞKIM' dan sonrasını hatırlamıyorum...:)))))


Ahh Annem...Mekanın cennet olsun...İçin huzurlu olsun...

Bil ki küçük kızın emin ellerde...

.
ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN....

5 Mayıs 2008 Pazartesi

3 KADIN

Neredeyse unutuyordum :)) Sevgili 'durutarifler' beni mim'lemiş....
'Yakınlarımız ve akrabalarımız dışında bizi etkileyen 3 kadın' ....

1-SEZEN AKSU : Sezen'im ne denir ki ....Ömrümün her döneminde...Bazen mutluluğum,bazen hüznüm oldu şarkılarıyla.... Genç kızlığımda; ilk heyecanlarımın gizli ortağı ( Bir çocuk sevdim uzaklarda, Küçüğüm,Sarışınım,Bir kış masalı...)Aşık olup,eş olduğumda; aşkımın tek şahidi,her şarkısı ve sözü ile ispatı ( Onu alma beni al,Erkek güzeli,Belalım,İstanbul istanbul olalı...)Anne olup,çifte mutluluk yaşadığımda;çocuklarıma ninniler ile birlikte söylediğim sezen şarkıları;(Kınalı kuzum,İkinci Bahar,Ninni )Sevdiklerimi kaybettiğimde terapi etkisi yapan şarkıları;( Gidemem,Eskidendi çok eskiden)....Kesinlikle etkilendiğim en önemli kadın.
-----------------------------------------------------------------------------------------------

2-İCLAL AYDIN : Hayata karşı duruşu,her daim gülümseyen yüzü ve pozitif düşünce yapısı ile seyretmekten, yazılarını okumaktan çok zevk aldığım ve kendisini örnek aldığım bir kadın...
-------------------------------------------------------------------------------------------------

3-BUKET UZUNER : Kitaplarının hepsini büyük bir zevkle okuduğum (ROMAN: İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri (1991) Balık İzlerinin Sesi (1992) Kumral Ada, Mavi Tuna (1997) Gelibolu,Uzun beyaz bulut,İstanbulllar( 2007) ÖYKÜ: Benim Adım Mayıs (1986) Ayın En Çıplak Günü (1988) Güneş Yiyen Çingene (1989) Karayel Hüznü (1993) Şairler Şehri (1994) GEZİ: Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları (1989) Şehir Romantiğinin Günlüğü (1998) New York Seyir Defteri (2000).... Yazım sitilini çok beğenip,hayal gücüne hayran kaldığım sayılı kadın yazarlardan...
----------------------------------------------------------------------------------------------
Ben de eğer arzu ederlerse ,
.

DAĞAKÇA KÖYÜ

4 Mayıs Pazar; Bursalı Anneler ( http://www.bursalianneler.com/ ) gurubumuzla birlikte yeni bir yardım organizasyonunu daha başarı ile tamamladık...Evimizden, eşten, dosttan,çevremizden topladığımız giyilebilir ve kullanılabilir durumdaki her türlü kıyafet,ayakkabı ve kitapları ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık...
Pazar sabahı hava yağmurluydu, soğuktu...Ama bizim için problem olmadı bu durum...Yaklaşık 10 araba konvoy oluşturup yola çıktık...Harika bir doğa, harika manzara, yeşilin binbir tonu, yağmurun ve temiz toprağın o mis kokusu...
Önce Dağakça köy meydanına sonrada, ilk öğretim okuluna gittik...Yardımlarımızı teslim ettik...Öğretmen bey ve eşi çok sıcakkanlı ve misafir perver olarak karşıladı bizleri...Davranışları ve Atatürkçü düşünceleri ile yaptığımız yardımın doğru yere gittiğini görünce bir kere daha mutlu olduk...
Sağ olsunlar kendi elleri ile bizlere harika poğaçalar ve kekler yapmışlar...Doğruyu söylemek gerekirse çok makbule geçti bu ikramlar...Muhabbetimiz eksik olmadı....Özellikle köydeki çocukların gülen gözleri ve güzel yüzleri eşliğinde sürünce bir de...Dönüşte de odun fırınında pişmiş Sultan teyzenin bizim için bir gün önceden özel olarak yaptığı köy ekmeklerini de aldık..Yardımlarımız devam edecek...Yeter ki yürekler bir olsun..

Ayrıntılar ve resimler;

http://www.bursalianneler.com/koseide62.asp

ve http://www.bursalianneler.com/kosebanu18.asp de...Lütfen tıklarmısınız....

.

UZUN YAZI

3 Mayıs cumartesi,
Sabah erken kalktım...Uyku tutmadı...Oysa bir gece öncesinde 2,5 da yatmıştım...Akşama misafirlerim vardı...3 aile,çocukları bizimkiler vs.13 kişi....Bir gün öncesinden çoğu ikramımı hazırlamıştım...Bir kaç ilaveyi daha yaptım...Sema hn.'a çocuklarımı emanet ettim...Aşkıma hoşçakal dedim...

Dağakça yardımı için Senem'le buluşup eşyaları aldım...Oradan Ati'ye gittim...2 haftadır uğramamıştım...Merak ettiklerini ve beni özlediklerini söyledi...Hatta aralarında en son Banu hn.'a kim fön çekmişti diye tartışıp şüpheye düşmüşler, beğenmedimde ondan mı gelmedim acaba diye:)))))
Oradan çıktım doğru Nilay'cığıma...Arabanın bağajı ağzına kadar dolu...Bir kaç posta eşyalar taşındı...Bursalı Annelerimle merhabalaşıp öpüşüldü...Sonrası zevkli mi zevkli bir çalışma...Eşyaları ayırdık,torbaladık...İmece usulu olunca işimiz 2 saatte bitti...Ertesi günü beylere taşıtmak:)) üzere poşetleri yine Nilay'cığımın evinde bıraktık....
Veee işin en keyifli kısmına geldi sıra....Fatoş'cuğumun harika bahçesinde aldık soluğu...Sağ olsunlar Jale hn. sevgili Nuray ve Fatoş döktürmüşler yine...Afiyetle yedik içtik:))
Bu arada sevgili Deniz'in doğum günüydü ve onuda kutladık hep beraber...O da sağolsun kendi doğum gününde bizler için hediye hazırlamış ve hepimize üzerinde bizim ve çocuklarımızın isimlerinin yazdığı kalp kurabiyeler yapmış, ince düşünceli arkadaşım....

Muhabbet uzun,tatlı,güzel,bırakılası değil ama yapılacak işler var....Hepimiz aynı anda zengin kalkışı yaptık Fatoş'cumdan ayrıldık...
Eve döndüm...Aşkım ve Sema hn.la birlikte çocukları parka gönderdim...Kalan 2 saatte ikramları tamamlayıp,evimi bir kere daha topladım....
Akşamına yolu gözlenen dostlar evimizi şenlendirdi...Tek kelime ile harika bir geceydi :))))))

Çocuklarda dahil olmak üzere saat 1:00'e kadar muhabbeti tavana vurdurduk...Ve her güzel şeyin bitişi gibi hüzünle ve yine bekleriz dilekleri ile misafirlerimizi gönderdik...Çocukların yatma hazırlıkları,ortalığın toplanması vs.derken saati 3 yaptık...Ve ertesi günü Dağakça köyüne gideceğimiz için en sonunda yatağın yolunu tuttuk:))

YAĞMUR

Nasıl geçiyor günler, nasıl hızlı, nasıl verimli...
Yine bir sürü şey birikti yazacağım...Çocuklarım,eşim,dostlarım...Yeni maceralar...

Ama şu yağmur bırakmıyor peşimi...Allah aratmasın berekettir tabii de...
Puslu havalar sıkıyor beni...Güneş çocuğuyum ben, sıcak kanlıyım....
Ama şu yağmur... Ah şu yağmur...
Hüzünle dolduruyor içimi...

Blog müziğimi değiştireyim dedim, yeter artık 'Gidemem'....(Bazen gitmekte gerekiyor çünkü...Boşuna üzüyorum kendimi...)

Mutlu şarkılar aradım 'Mutluluk' başlığı altında....

Veee yine bula bula hüzünlü , 'Mutluluk' film müziklerinden birini seçtim ?????

Bitsin bu yağmuuuuurrrrrrr !!!!!!!!!